Yüz yetmişten fazla sarsıntı kaydedilmişti: Deprem Bilim Kurulu'ndan beklenen İstanbul depremi değerlendirmesi

Yüz yetmişten fazla sarsıntı kaydedilmişti: Deprem Bilim Kurulu'ndan beklenen İstanbul depremi değerlendirmesi

AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri, Marmara Denizi ve Adalar fayı çevresinde son günlerde peş peşe yaşanan 170'i aşkın mikro deprem hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Son günlerde denizin derinliklerinde ardı ardına kaydedilen yüzlerce küçük sarsıntı, milyonlarca vatandaşı gece gündüz tedirgin etmeye yetti. Fay hattındaki bu alışılmadık hareketliliğin, beklenen o büyük yıkımın ayak sesleri olduğu yönündeki iddialar dijital platformlarda hızla yayılırken, gözler konunun en üst düzey yetkililerine çevrildi. Bilim dünyasının önde gelen isimlerinden oluşan heyet, nihayet sessizliğini bozarak herkesin aklındaki o korkutucu soruya çok net bir cevap verdi. Peki, yerin kilometrelerce altında cihazların saniye saniye kaydettiği bu hareketlilik aslında ne anlama geliyor?

ADALAR FAYI ÖLÜ MÜ?

Deprem uzmanlarını bile kendi içlerinde ikiye bölen ve kamuoyunun kafasını karıştıran bir diğer detay ise doğrudan Adalar fayının güncel karakteriyle ilgili. Kimi yer bilimciler bu fayın çoktan ömrünü tamamlamış, yaşlı ve büyük bir felaket üretemeyecek kadar ölü bir hat olduğunu; yaşanan hareketliliğin ana fayın değil küçük kolların stresiyle oluştuğunu savunuyor. Buna karşın bazı uzmanlar çok daha farklı ve sinsi bir mekanizmaya dikkat çekiyor.

6a876c5bb2a5f522-w1200xh675.webp

Derinlerden gelen veriler, fayın üst kısmının kilitli olabileceğini ancak aşağısında çok yavaş bir sürünme, yani jeoloji dilindeki adıyla creep hareketi yaşandığını işaret ediyor. Bu sessiz sürünme hareketi sırasında faydaki kilitli bölgelerde kopan küçük parçalar, cihazlara mikro deprem olarak yansıyor.

Uzmanlar, bu durumun fayın aktif olduğunu kanıtladığını ancak doğrudan büyük bir kırılmanın hemen yarın olacağı anlamı taşımadığını, bilimsel olarak sadece hareketliliğin devam ettiğini gösterdiğini belirtiyor.

MARMARA DENİZİ ALTINDAKİ DERİN HAREKETLİLİK DEVAM EDİYOR

Salı gününden bu yana Marmara'nın serin sularının altında kelimenin tam anlamıyla sismik bir fırtına yaşanıyor. Yerin üç yüz metre derinliğine kadar inen son teknoloji gözlem istasyonlarının hassas radarlarına takılan ve sayıları yüzleri aşan bu minik sarsıntılar, özellikle belirli bir fay hattı üzerinde kümelenince herkesin yüreği ağzına geldi. Büyüklüğü oldukça düşük olan ve insanların hissetmekte bile zorlandığı bu sismik faliyetler, kısa sürede devasa bir panik dalgasına dönüştü. Özellikle Adalar fayı çevresinde yoğunlaşan bu kıpırdanmalar, akıllara hemen o karanlık senaryoları getirdi.

deprem.jpg

İSTANBUL'DA BÜYÜK DEPREM OLACAK MI?

Söylentiler kulaktan kulağa yayılarak bir korku imparatorluğu yaratırken, bilim insanları ellerindeki somut verilerle duruma el koydu. Ekranlarda dolaşan ve büyük bir felaketin kapıda olduğunu savunan senaryoların aslında hiçbir bilimsel temele dayanmadığı ortaya çıktı. Uzmanlar, fay hatlarının doğası gereği zaman zaman bu tarz enerjileri küçük küçük boşaltabileceğini, bunun hemen arkasından devasa bir sarsıntı geleceği anlamına kesinlikle gelmediğini vurguluyor. Hatta bu küçük hareketlerin, fay üzerindeki stresi belirli ölçülerde azalttığı gerçeği, pompalanan paniğin ne kadar yersiz olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

İSTANBUL DEPREMİ REDEDİLDİ

İşin en can alıcı noktası ise sismolojinin altın kurallarından birinde gizli. Bugün yaşanan küçücük bir sarsıntının, ileride yaşanacak dev bir felaketin habercisi yani öncüsü olup olmadığını o anki teknolojiyle önceden bilmek tamamen imkansız.

Bilim dünyası, bir hareketliliğin öncü olduğunu ancak asıl büyük sarsıntı yaşandıktan sonra geriye dönüp bakarak söyleyebiliyor. Bu yüzden ellerinde kesin bir kanıt olmadan panik yayan söylemler, uzmanlar tarafından sadece sanal alemde etkileşim toplama çabası olarak değerlendiriliyor ve kesin bir dille reddediliyor.

ASIL HAZIRLANMAMIZ GEREKEN SINAV AÇIKLANDI

Tüm bu tartışmaların arasında yetkililerin ısrarla parmak bastığı çok daha hayati bir nokta var. Fayın tam olarak ne zaman ve nasıl kırılacağı üzerine yapılan sonu gelmez tahmin oyunları, bizi asıl yapmamız gereken hazırlıklardan hızla uzaklaştırıyor. Bilim insanları enerjimizi fay hatlarının sırlarını çözmekten çok, içinde yaşadığımız binaların direncine ve kişisel acil durum planlarımıza harcamamız gerektiğini haykırıyor. Doğanın kendi ritmi içinde ne zaman harekete geçeceği bilinemezken, can ve mal kaybını önlemenin tek yolunun sağlam yapılar inşa etmekten geçtiği bir kez daha yüzümüze çarpıyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN