“Innovation in Ageing” dergisinde yayımlanan çalışmada, İngiltere’den 3 bin 500’den fazla kişinin verileri incelendi. Araştırmada kronolojik yaş yerine, hücre ve organların yaşını yansıtan biyolojik yaş esas alındı.
Biyolojik yaşın belirlenmesinde DNA üzerindeki kimyasal değişimleri ölçen yedi farklı epigenetik biyobelirteç kullanıldı.
SANAT VE KÜLTÜRLE GÜÇLÜ BAĞLANTI
Araştırmacılar, sanat ve kültürel faaliyetlerin yaşlanma süreciyle ilişkili olduğuna dair ilk güçlü kanıtların elde edildiğini belirtti. Bulgular, bu aktivitelerin sağlıklı yaşlanmaya katkı sağlayabilecek önemli bir unsur olabileceğini ortaya koyuyor.
Çalışmanın, halk sağlığı stratejilerine kültürel etkinliklerin de dahil edilmesi gerektiği fikrini desteklediği ifade edildi.
Yaşlanmak istemiyorsanız yastığa sarılın: Kötü uyku beyninizi yiyip bitiriyor!
“İLK KEZ BİYOLOJİK YAŞLANMA İNCELENDİ”
Çalışmanın ortak yazarı Feifei Bu, CNN’e yaptığı açıklamada daha önce kültürel katılımın zihinsel sağlık, depresyon ve ölüm oranlarıyla ilişkisine dair çalışmalar bulunduğunu ancak bunun biyolojik yaşlanmayı inceleyen ilk araştırmalardan biri olduğunu söyledi.
SANATIN ETKİSİ ÇOK BOYUTLU
Araştırmada sanatın yalnızca estetik bir deneyim olmadığı, aynı zamanda duyusal uyarım, fiziksel katılım ve sosyal etkileşim gibi farklı “aktif bileşenler” içerdiği vurgulandı.
Ekip, gelecekte farklı ülkeler ve topluluklar üzerinde benzer analizler yapmayı planlıyor. Ayrıca kültürel etkileşimin diğer biyolojik süreçler üzerindeki etkisinin de araştırılacağı belirtildi.
