Türkiye genelinde 400 bini aşkın kullanıcısı bulunan kişiselleştirilmiş dijital önleyici sağlık uygulaması Heltia, çalışanların zihinsel esenlik haritasını ortaya koyan kapsamlı kullanıcı verilerini kamuoyuyla paylaştı.
Araştırma sonuçları, çalışanların mental açıdan en fazla zorlandıkları alanın kendi iç dünyalarıyla kurdukları bağ olduğunu gösteriyor.
Paylaşılan verilerde, çalışanların yüzde 65,8 gibi dikkat çekici bir kesimi kendisiyle ilişkisinde güçlük yaşadığını belirtirken, bu sorun incelenen bütün yaş ve demografik gruplarda diğer tüm alanların üzerinde seyrediyor.
GENÇ ÇALIŞANLARIN YÜZDE 72'Sİ KENDİSİYLE KAVGALI
Veriler, çalışanların yaşam evrelerine göre öncelikleri ve üstlendikleri roller değişse dahi kendi iç dünyalarıyla kurdukları ilişkinin ortak bir sorun alanı olarak kaldığını kanıtlıyor.
Özellikle 18-24 yaş aralığındaki genç çalışanlar arasında bu zorluk zirveye çıkıyor ve yüzde 72,2 seviyesine ulaşıyor.
Henüz meslek hayatının başında olan bu genç grubun yüzde 50,4'ü sosyal çevresiyle bağ kurarken, yüzde 38,1'i ise eğitim hayatında mental açıdan bocaladığını dile getiriyor.
Eğitim hayatında yaşanan güçlük oranının genel ortalamanın iki katını aşması, gençlerin sadece iş yerindeki görevlerle değil, kişisel gelişim ve akademik sorumluluklarla da boğuştuğunu ortaya koyuyor.
İstanbul'da çalışanların gizli feryadı: Herkes aynı dertten tükeniyor
KARİYER BASKISI 25-34 YAŞ ARALIĞINDA ZİRVEYE ÇIKIYOR
Çalışma hayatında yaş ilerledikçe zihinsel baskı alanlarının odağı da yön değiştiriyor.
Kariyer basamaklarını tırmanma, mesleki gelişim ve gelecek kaygısı 25-34 yaş grubunda tavan yapıyor; bu gruptaki çalışanların yüzde 41,1'i doğrudan kariyer kaynaklı zorlanma yaşıyor.
Aynı kaygı düzeyi 55 yaş ve üzerindeki çalışanlarda yüzde 8,8 oranına kadar geriliyor.
Yaşam basamaklarında 35-44 yaş grubuna gelindiğinde ise sahneye ebeveynlik sorumluluğu çıkıyor.
Bu yaş dilimindeki çalışanların yüzde 34,2'si çocuk yetiştirme ve ebeveynlik süreçlerinde mental açıdan zorlandığını ifade ediyor.
ÇOCUK SAHİBİ OLMAK ZİHİNSEL YÜKÜN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRİYOR
Elde edilen bulgular, aileye bir çocuğun katılmasının çalışanların zihinsel baskı yaşadığı odak noktalarını tamamen farklılaştırdığını belgeliyor.
Çocuk sahibi çalışanların yüzde 53,3'ü ebeveynlikte, yüzde 55,7'si ise aile içi ilişkilerde güçlükle karşılaşıyor.
Bu grupta aile ilişkilerinde zorlananların oranı, kişinin kendisiyle ilişkisinde zorlandığını beyan ettiği yüzde 55,9 seviyesine neredeyse ulaşıyor.
Romantik birlikteliklerde ise tablo tersine dönüyor; çocuğu bulunmayan çalışanların yüzde 56,6'sı romantik bağlarında sorun yaşadığını açıklarken, çocuk sahibi olanlarda bu oran yüzde 31,3 seviyesine kadar iniyor.
Şirketlerin farkında olmadığı dev performans kaybı: Türkiye'de çalışan bağlılığı yüzde 10'a düştü
KADINLAR TÜM ALANLARDA ERKEKLERDEN ÇOK DAHA FAZLA YORULUYOR
Cinsiyet bazlı inceleme, kadın çalışanların araştırmada ölçülen tüm alanlarda erkek meslektaşlarına oranla çok daha ağır bir baskı hissettiğini gösteriyor.
İki cinsiyet arasındaki en keskin uçurum aile ilişkilerinde göze çarpıyor.
Kadın çalışanların yüzde 49,4'ü aile ilişkilerinde zihinsel güçlük bildirdiğini vurgularken, erkek çalışanlarda bu pay yüzde 35 seviyesinde kalıyor ve aradaki fark 14,4 puana yükseliyor.
Hayatında herhangi bir alanda zorlanmadığını söyleyenlerin oranı da bu tabloyu doğruluyor; erkek çalışanların yüzde 5,7'si hiçbir konuda zorlanmadığını kaydederken, kadın çalışanlarda bu oran sadece yüzde 2,1 seviyesinde kalıyor.
"HERKESE AYNI ÇÖZÜMÜ SUNMA YAKLAŞIMI YETERSİZ KALIYOR"
Araştırma verilerini masaya yatıran Heltia Kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Alperen Adikti, çalışan esenliğine bütüncül bir yaklaşımla bakmanın zorunlu hale geldiğini vurguladı.
Çalışanların ihtiyaçlarının yaşam evrelerine göre farklılaştığına işaret eden deneyimli yönetici, resmi değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Bu verilerde bizim için en çarpıcı bulgu, yaşından, cinsiyetinden ve yaşam koşullarından bağımsız olarak her grupta en fazla zorlanılan alanın kişinin kendisiyle kurduğu ilişki olması.
Her üç çalışandan ikisinin kendisiyle ilişkisinde zorlandığını ifade etmesi, çalışan esenliğini yalnızca iş yerinde yaşanan stres, iş yükü veya kariyer kaygıları üzerinden değerlendiremeyeceğimizi gösteriyor.
Öte yandan, kariyerinin başındaki genç bir profesyonelin yaşadığı güçlüklerle ebeveynlik sorumluluklarını üstlenen bir çalışanın ihtiyaçları aynı değil.
Bu nedenle kurumların, çalışan esenliğine yaklaşırken herkese aynı çözümü sunmak yerine farklı yaşam dönemlerini ve bireysel ihtiyaçları dikkate almaları gerekiyor."

