Mikroskobik boyutları nedeniyle çıplak gözle fark edilmesi zor olan, ancak dayanıklılık konusunda yeryüzündeki tüm rakiplerini geride bırakan Tardigradlar, bilimsel adıyla "Su Ayıları", biyolojinin sınırlarını zorluyor. DNA'larını özel proteinlerle koruyan ve hasar anında kendi kendini onarabilen bu muazzam canlılar, dünyanın en zorlu koşullarında bile yaşamı sürdürebilme yeteneğine sahip. Bilim insanları, bu süper canlıların hayatta kalma mekanizmalarını çözerek gelecekte insanlık için tıbbi devrimler yaratmayı hedefliyor.
-270 DERECEDE HAYATTA KALIYOR
Su Ayıları, laboratuvar ortamında yapılan testlerde inanılmaz bir direnç sergiliyor. -270°C gibi mutlak sıfıra yakın dondurucu soğuklarda bile hayatta kalabilen bu canlılar, aynı zamanda 150°C sıcaklıktaki kaynar ortamlarda yaşamını sürdürebiliyor. Okyanusların en derin noktasındaki basıncın kat kat fazlasına, tam 6000 atmosferlik basınca dayanabilen Tardigradlar, bir insanın dayanabileceği radyasyon miktarının tam 1000 katına karşı direnç gösteriyor.

HAYATTA KALMAYI BAŞARDILAR
Bilim camiasını en çok heyecanlandıran olay ise 2007 yılında yaşandı. Uzay boşluğuna, hiçbir koruma olmaksızın gönderilen Su Ayıları, tam 10 gün boyunca vakum ortamında ve doğrudan güneş radyasyonuna maruz bırakıldı. Dünyaya geri döndüklerinde, çoğunun hayatta olduğu ve hatta üremeye devam ettikleri gözlemlendi. Bu deney, bir canlının uzayın ölümcül koşullarında korumasız bir şekilde hayatta kalabileceğini kanıtlayan ilk çalışma olarak tarihe geçti.
BİR DAMLA SUYLA YENİDEN DOĞUŞ
Su Ayılarının en büyük sırrı, "kriptobiyoz" adı verilen bir duruma geçebilmeleri. Vücutlarındaki suyu neredeyse tamamen boşaltarak bir toz tanesine dönüşen bu canlılar, tüm metabolizmalarını durduruyor. Bu halde tam 30 yıl boyunca aç ve susuz kalabiliyorlar. Ortama tek bir damla su eklendiğinde ise dakikalar içinde uyanarak normal yaşantılarına ve beslenmelerine geri dönüyorlar.

ÖZEL PROTEİNLERLE KORUNAN GENETİK MİRAS
Tardigradların radyasyona ve hasara karşı bu kadar dirençli olmasının arkasında, DNA'larını adeta bir zırh gibi saran özel bir protein tabakası yatıyor. Bu proteinler, hücrelerde oluşabilecek kırılmaları önlerken, olası bir hasar durumunda ise hücrelerin hızla kendisini tamir etmesini sağlıyor. Bu mekanizma, kanser araştırmalarından uzay yolculuklarına kadar pek çok bilimsel çalışma için umut ışığı olmaya devam ediyor.
