19.01.2020  19:52

İki savaş arası üç monolog ve Avrupa

İki dünya savaşı Avrupa’da büyük sınıfsal değişimlerin yanısıra etkileri bir asır sürecek toplumsal fay hatlarının da kırılmasına neden oldu. Bu da Avrupa edebiyatı için en verimli alanlardan birini doğurdu. Macar yazar Sandor Mara ‘İşin Aslı Judit ve Sonrası’ kitabında yeni bir savaşın sisi arasında kaybolan sıradan ama etkileyici bir aşkın öyküsünü yüzümüze çarpıyor.

+
-

SEDAT PALUT

Sanayi inkılabı bu toprakları teğet geçtiği ve sermaye sınıfının olmamasından dolayı bizde burjuva sınıfını anlatan romanlar pek yazılmadı. Bu alanın bizde eksik olduğunu düşünüyorum. Oysa burjuvaların mali açıdan yükselme süreçlerine, bunun büyük aile içindeki çalkantılarına, karı-koca ilişkilerine yansıması Batı edebiyatını zenginleştirmiş ve büyütmüştür. Türk okuru da bu konu ile ilgili okuma isteğini ister istemez Batı edebiyatı ile tamamlamakta.  

Yakın zamanda burjuva hayatını konu edinen bir roman yayımlandı: ‘İşin Aslı, Judıt ve Sonrası’. Yapı Kredi Yayınları arasından çıkan roman Macar yazar Sandor Marai’ye ait. Sandor Marai 1900 yılında Avusturya- Macaristan İmparatorluğu sınırları içindeki Slovakya’da doğmuş. Gençlik yıllarında Budapeşte’de gazetecilik yapmış. Fakat kitapta belirtilen hayat hikâyesine göre ‘önce faşist rejimle, sonra da komünist rejimle uzlaşamadığı için 1948’de Macaristan’ı terk ederek ABD’ye yerleşmiş’. Elliden fazla romana imza atan Marai eserlerini hep Macarca yazmış. Romanlarında daha çok kadın- erkek ilişkilerini, aşkı ve bunların uzantısındaki tutkuyu irdelemeyi seven, bunu yaparken de karakterlerin psikolojisini yansıtmayı seven ve fona da kahramanların yaşadığı şehri yerleştiren bir yazar. Çok yazdığı için döneminde eleştiriler alan romanlarından bazıları diğerlerinin önüne geçiyor. ‘İşin Aslı Judıt ve Sonrası’ adlı roman yazarın önemli eserlerinden birisi.  

Marai bir evlilik hikâyesi anlatıyor okurlarına. 3 monoloğun birleşmesinden oluşan roman iki dünya savaşı arasında Macaristan’da geçiyor. İlk bölümde Ilonka kocası Peter ile tanışmasını ve ilişkisini, ilişkisinin nasıl geliştiğini, sorunlarını, eşinin kendisinden uzaklaşma nedenlerini ve evliliklerinin neden bittiğini anlatıyor. İkinci bölümde Peter’i okuyoruz. Onun gözünden eşini, Ilonka ile yaşadıklarını ve bu yaşanmışlıkların Peter’a yansımasını öğreniyoruz. Ardından romana adını veren Judıt ile tanışmasını görüyoruz. Bu bölümde burjuva kültürünün Peter’ı nasıl sardığını ve onu nasıl değiştirdiğini, fikir dünyasındaki kırılmaları görüyoruz. Son bölümde ise Judıt’in bu kesişen ilişkideki rolü ve evliliğin dağılmasındaki etkisini, onun gözünde öğreniyoruz. 

Marai bir evlilik hikâyesini dönem Macaristan’ını ve kültürel bir mirasın nasıl kaybolduğunu bir aile üzerinden başarılı bir dille anlatmış. İki savaş arasındaki Macaristan’da burjuva sınıfının nasıl çöktüğünü, ilişkilerin nasıl biçim değiştirdiğini, sınıf mücadelesini anlatıyor. “Ben olduğum her şeyi burjuvaziye borçluyum: Eğitimimi, yaşam şeklimi, haklarımı ve ayrıca hayatımın en saf anlarını, belli bir kültüre hep birlikte olma anlarını… Şimdilerde sık sık, işlevini yerine getiren bu sınıfın yok olacağından, geçmiş yüzyıllarda elinde tuttuğu lider rolüne artık uygun olmadığından söz ediliyor,” (S.111) diyerek aslında burjuva sınıfının Macaristan’da nasıl güç kaybettiğinin ipuçlarını okura veriyor. 

Romanda Marai’nin kadın karakterleri güçlü. Özellikle ayakta kalma, var olma mücadelesi veren Judıt’ın çabası ve özgüveni yazarın okura yansıttığı psikolojik detaylarla daha değerli. Ayrıca Marai’nin çok klasik olan aile içindeki karı koca ilişkisini, yani güncel bir konuyu, okurlarına canlı bir şekilde yansıtıyor, kahramanların değişen ruh hallerini başarılı bir şekilde okuruna aktarıyor. Bunu yaparken ilişkilerdeki çatışmaları, aşkın çıkmazlarını devlet-toplum-sistem eleştirisiyle beraber ele alıyor. Sandor Marai’nin ‘İşin Aslı, Judıt ve Sonrası’ adlı romanı 20. yüzyıl başlarında Macaristan’da burjuva sınıf ahlakının bir aile üzerindeki değişimini başarılı bir şekilde anlatan, Budapeşte’nin roman kahramanlarından sayıldığı önemli bir edebiyat eseri. 

 

GÜNÜN VİDEOSU

Annesiz kalan kuzular için ağladılar

Türkiye’nin İran sınırında meydana gelen iki deprem nedeniyle Van’ın Başkale ilçesinde sayıları binlere varan hayvan ölmüştü. Hayvan sahipleri öksüz kalan yavruları için gözyaşı döktü

DİĞER HABERLER
Nefes kesen operasyon
"HDP'nin kapatılması gerekir"
Kadınlardan 8 Mart talebi
Macera için kaçmışlar
'Yapmak zorunda kaldık'
Sahte polislerden milyonluk vurgun
Kadına şiddet mazur görülemez