Süleymaniye’den Selimiye’ye kadar Mimar Sinan’ın imzası olan yapılardaki ahşap kısımlar, 500 yıldır neme, ısı değişimlerine ve böceklere karşı nasıl direnç gösteriyor? Cevap ne sadece bir ilaçta ne de vernikte saklı. Eski ustaların "Neccar İlmi" olarak adlandırdığı bu sır, gökyüzünün ve Ay’ın evrelerinin ağaç üzerindeki etkisinde gizli.
DOLUNAYDA NEDEN AĞAÇ KESİLMEZ?
Doğanın biyolojik ritmini çok iyi bilen eski ustalar, ağaç kesimi için gökyüzünü takip ederlerdi. Dolunay evresinde Ay’ın çekim gücü zirveye ulaşır ve bu durum ağacın özsuyunun (şerbetinin) dallara ve gövdeye yükselmesine neden olur. Nişasta ve şeker bakımından zengin olan bu özsu, ahşap kurtları ve böcekler için adeta bir davetiyedir. Dolunayda kesilen ağaç, bu "uyanık" yapısı nedeniyle kısa sürede kurtlanmaya ve çürümeye mahkumdur.

AY KARANLIĞININ TAŞLAŞTIRAN GÜCÜ
Mimar Sinan, yapıları için kullanılacak ağaçları mutlaka "Ay Karanlığı" denilen dönemde kestirirdi. Ay’ın küçüldüğü ve ışığının azaldığı bu evrede çekim gücü düşer, ağacın özsuyu köklere geri çekilir. Geriye nemsiz, şekersiz ve adeta taş gibi sert bir malzeme kalır. Bu yöntemle hazırlanan ahşap; ne çatlar, ne döner ne de böceklenir.

ASIRLIK MİRAS: AY MÜHRÜ
Eskilerin "Ay Mührü" adını verdiği bu teknik, doğayla uyumlu çalışmanın en güzel örneğidir. Mimar Sinan’ın ahşapları, malzemenin dilini ve zamanını dinleyen bir dehaya aittir. Bu kadim bilgi sayesinde Selimiye’nin kündekari detayları ve Süleymaniye’nin kapıları, ilk günkü sağlamlığını 500 yıldır korumaya devam ediyor.
