Yozgat’ın Aydıncık ilçesine bağlı Baştürk Mahallesi’nde ikamet eden Abdullah Özkan, asıl mesleği olan elektrik teknisyenliğinin yanı sıra geleneksel el sanatlarına duyduğu tutkuyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 7 yıl önce çalıştığı fabrikanın atölyesinde elindeki basit bir eğe ile bıçak formu vermeye çalışan Özkan’ın yeteneği, dönemin birim amiri Münir Bey’in dikkatini çekti. Yöneticilerinin alet ve malzeme desteğiyle iş yerindeki küçük bir tahta kulübede ilk denemelerini yapan Özkan, usta isimlerden edindiği tecrübelerle zanaatını her geçen gün bir adım ileriye taşıdı.
Zamanla evinin altındaki eski odunluğu kendi imkanlarıyla baştan aşağı yenileyip bir demir ve çelik işleme atölyesine çeviren usta, gündüz mesaisinin ardından gecelerini örs ve çekiç başında geçiriyor.

HURDA KAMYON MAKASLARI SANAT ESERİNE DÖNÜŞÜYOR
Üretiminde geri dönüşüme ve malzemenin dayanıklılığına büyük önem veren Özkan, standart mutfak bıçaklarında paslanmaz çelik kullanırken, koleksiyonluk özel üretimlerinde ise hurda metallere hayat veriyor. Atıl durumdaki kamyon makaslarını, yüksek karbonlu çelikleri ve eski daire testereleri yüksek ısıda döverek şekillendiren Özkan, üretim felsefesini şu sözlerle anlattı:
"Elektrik teknisyeniyim. Bıçak işine 7 yıl önce iş yerimde eğe ile törpü yaparak başladım. Müdürüm Münir Bey bendeki hevesi görüp destek oldu, malzeme sağladı. Patronlarımın izniyle tahta bir kulübede çekiç sallamaya başladım. Zamanla Yusuf Aktan ustam gibi değerli ustalara danışarak kendimi geliştirdim. Evin altındaki eski odunluğu 3 yıl önce atölyeye çevirdim. Burada mutfak bıçaklarının yanı sıra kamyon makasları ve eski testereler gibi hurda malzemeleri geri dönüştürüp sanata dönüştürüyorum. Bakanlara, milletvekillerine ve çevre illerden talep eden koleksiyonerlere özel siparişler hazırlıyoruz."

BİR BIÇAĞIN YAPIMI BAZEN BİR HAFTAYI BULUYOR
Standart mutfak bıçaklarını bir günde tamamlayabildiğini belirten Özkan, özel tasarımlarda ise sürecin büyük bir titizlik gerektirdiğini vurguladı. Çizim aşamasından başlayarak avuç taşlama ile kesim, ağız açma, ısıl işlem, menevişleme ve kabza montajına kadar uzanan zincirin 4 ila 7 gün arasında sürdüğünü ifade etti.
Gündüzleri işinde çalışan, akşamları ise soluğu doğrudan atölyesinde alan Özkan, mahallenin gençlerine de kapısını açık tutuyor:
"Mesai biter bitmez atölyeye iniyorum, gece yarılarına kadar çalışıyorum. Köyümüzün gençleri de yanıma geliyor; hem onlara bu zanaatı öğreterek faydalı bir uğraş kazandırıyorum hem de birlikte vakit geçiriyoruz. En büyük hedefim, bıçak sektöründe nesilden nesile aktarılabilecek özgün ve tamamen koleksiyonluk parçalar bırakabilmek. Atölyemiz Aydıncık Baştürk Mahallesi’nde; bu sanata merak duyan, ziyarete gelen herkesin çayı bizde hazır."
