Prof. Dr. Bülent Ertuğrul: Bağışıklık yetmezliği olanlarda ölüm oranı daha yüksek

Maymun Çiçeği nasıl bir hastalık? Belirtileri neler, nasıl bulaşıyor, nasıl korunmalıyız? Türkiye'de salgına döner mi? Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Ertuğrul KARAR TV'nin sorularını yanıtladı.

BİRGÜL TEKÇE | KARAR

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, sosyal medya hesabından maymun çiçeği virüsünün ilk kez Türkiye'de görüldüğünü açıklaması üzerine ülkede salgına döner mi telaşı başladı. Peki kimler risk altında? Maymun Çiçeği nasıl bir hastalık? Belirtileri neler, nasıl bulaşıyor, nasıl korunmalıyız? Türkiye'de salgına döner mi? Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Ertuğrul KARAR TV için yanıtladı.

Prof. Dr. Bülent Ertuğrul'un sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Bağışıklık yetmezliği olanlarda ölüm oranı daha yüksek

Sağlık Bakanı ilk maymun çiçeği olgusunu açıkladı ve ne yazık ki bağışıklık yetmezliği bulunan bir birey, 30'lu yaşlarında. Neden Ne yazık ki çünkü biz biliyoruz ki maymun çiçeği hastalığı özellikle bağışıklık yetmezliği olan, altta yatan hastalığı bulunan kişilerde bunlar risk grubu olarak kabul ediliyor ve ölüm oranını diğer gruba göre bunlar da biraz daha yüksek

Maymun çiçeği nasıl bir hastalık?

Bu 1970'lerden beri bildiğimiz bir hastalık, ilk kez 1958'de laboratuvar maymunlarında hastanede rastlanan bir hastalık, oradan virüs izole edilmiş. 1970'te ilk insan olgusu Afrika'da Kongo Cumhuriyeti'nde saptanmış yine bilgilerimiz orta ve batı Afrika'da yoğun olarak bu hastalığın bulunduğu, endemik bölgesinin orası olduğu. Aslında maymun çiçeği denmesine karşın kemirgenler aracıyla yayıldığını biliyoruz. Bir DNA virüsü, çiçek hastalığının birisiyle benzer veya sığır çiçeği, at çiçeği diyebileceğimiz türleri var. İnsanlarda genellikle Afrika'da orta ve batı Afrika'da genç erişkin ve çocukluk grubunda yaygın olarak görülüyor. Çünkü 1980'lere kadar yapılması devam eden çiçek hastalığı aşısı o hastalığa karşı da belirirken yüzde seksen gibi bir koruyuculuk sağlıyor. O nedenle genellikle yaşlı bireylerde görülmüyor, belirli bir yaşın üzerindeki bireylerde çokça görülmüyor.

Belirtileri nelerdir?

Hastalığın belirtileri, ateş, şiddetli baş ağrısı, eklem kas ağrısı ve hemen bunun ardından çıkan yüzden başlayıp vücuda doğru yayılan içi su dolu kesecikler diyebileceğimiz su çiçeği benzeri bir döküntü. Ama şunu karıştırmamak gerekiyor. Bu hastalık su çiçeği hastalığıyla hiç ilgisi olmayan bir hastalık ve ayrı etkenlerin olduğu bir hastalık. Su çiçeği geçirmiş ya da su çiçeğine karşı aşılı olanlar bu hastalığa karşı bağışık değiller.

Hastalığın süresi yaklaşık 2 ila 3 hafta arasında değişebilir. Hastalık aslında kendini sınırlayabilen bir hastalık. 2 haftayla beraber lezyonlarda bir gerileme ve döküntülerde bir kurulma olur ve lezyonlar ortadan kalkar. Bağışık yetmezliği olanlarda ya da altta yatan ağır bir hastalığı olanlarda nadir de olsa ağır hasta tablosuna yol açabilir.

Salgına döner mi?

Bizim tedirginliğimiz temel nedeni bugüne kadar orta ve batı Afrika'da görülen bu hastalığın özellikle o bölge ile iletişim nedeniyle hasta olanların ya o bölgeye gidip ya da dünyanın diğer bölgesine gidenlerde görülüyordu ya da o bölgeden gelen insanlar da görünüyor. İlk kez birkaç yıldır ve özellikle 2022'de hastalık orada bağlantısı olmayanlarda da yayılmaya başladı. Bugüne kadar 50 civarında ülkede 4000'e yakın hastaya tanı konuldu. Bu şu anlama geliyor Dünya Sağlık Örgütü de bu nedenle uyarıyor. Hastalık kendi endemik olduğu bölgeden çıktı ve dünyada yayılmaya başladı. Artık dünyanın geri kalan bölgelerinde de rahatlıkla görülebilecek bir hastalık haline dönüştü. Bizi sıkıntıya sokan bu yani aslında bu hastalıktan uzakken birdenbire bu hastalıkla artık yan yana olma durumumuz oldu.

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Hastalığa karşı bir aşı mevcut, bu aşı bugüne kadar sadece o bölgeye giden sağlık çalışanlarına ve askeri personele yapılan biri aşıydı. Bugün kitlesel bir aşı programı hiçbir zaman olmadı. Bir antiviral tedavisi de mevcut.

Nasıl bulaşıyor, nasıl korunmalıyız?

Özellikle klinik semptomlar başladıktan sonra damlacıklar aracılığıyla yani konuşurken çevremize yaydığımız damlacıklar veya veziküler lezyonlar dediğimiz o keselerin patlaması sonucu çevreye yayılmasıyla bulaşır çok yakın temas gerektirir veya ortak kullanım malzemeleri havlu gibi çarşaf gibi elbise gibi ortak kullanılan eşyalar aracılığıyla bulaş söz konusu olabilir. Bizimde de bu nedenle hasta kişiyle temas etmekten, onun eşyalarını kullanmaktan kaçınmamız gerekecek. Çünkü klinik tablonun başlamasıyla beraber bulaştırdığından dolayı Covid 19'dan ayrı olarak hastalığın yayılması o kadar hızlı olmuyor. Çünkü hasta olan bireyin veziküler döküntülerini görüyorsunuz ve izole edebiliyorsunuz. Bu anlamda hastalık dünyada Covid 19'da olduğu gibi birden bire on binlerce yüz binlerce insanı etkilemeyecektir.

Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN