Kurt Kanunu’ndaki tahrifattan Selimiye’deki korsan projeye kadar her skandalı gün yüzüne çıkardık. Bu seneki almanağımız sadece bir yılın dökümü değil, sessizliğe karşı hakikati savunanların hafıza kaydı.
SALİHA SULTAN

Mimar Sinan’ın ‘ustalık eseri’ Selimiye Camii’nin kubbesine bilim kurulunun onayladığı restorasyon projesi yerine, kurulun reddettiği korsan bir projenin kabul edilmesi yılın en çok konuşulan restorasyon skandallarından biri oldu.
Türkiye’de kültür sanat dünyası, son birkaç yıldır pençesinde olduğu ekonomik krizin gölgesinde zorlu bir yılı geride bıraktı. Sektör, artan maliyetlere ve daralan imkânlara rağmen özellikle sinema festivalleri ve arkeolojik keşifler açısından yoğun bir takvimi tamamlamış görünse de, madalyonun öteki yüzü derin bir ‘kültürel kuraklığı’ işaret ediyor. 2025 yılı, sadece eserlerin değil, bizzat sanat kurumlarının ve entelektüel zeminin birer birer sessizliğe gömüldüğü bir dönem olarak da kayda geçti.
Yıl boyunca tanıklık ettiğimiz skandallar, restorasyon faciaları ve tahrifat vakaları karşısında; özerk olması beklenen sanat kurumlarının, resmi mercilerin ve konuya dair yetkin isimlerin birçoğunun ortaya koyduğu ‘stratejik sessizlik’, eleştiri kültürümüzün iflas ettiğinin en somut belgesi oldu. Kemal Tahir’in mirasına yapılan tahrifattan, Mimar Sinan’ın Selimiye’sine vurulmaya çalışılan korsan neştere kadar her olayda, kamuoyunu aydınlatması gereken merciler adeta kabuğuna çekildi. Sanatın ve edebiyatın vicdanı olması gereken isimlerin sustuğu bir ortamda, kültürel mirasımız popülist hamlelerin insafına terk edildi.
Bu almanakta sadece 2025’in olaylarını değil, aynı zamanda bu sessizliğe karşı KARAR’ın açtığı parantezleri bulacaksınız. Kurumların sustuğu yerde gazeteciliğin ‘fikri takip’ gücüyle nasıl birer koruma kalkanına dönüştüğünü; Ayasofya’dan Selimiye’ye, tozlu raflardaki yazma eserlerden bir romanın orijinal satırlarına kadar her değerin nasıl birer varlık mücadelesi verdiğini yıl boyu titizlikle kayda geçirdik. 2026’nın; kurumların sesini bulduğu, eleştirinin yapıcı gücüyle sanatı ayağa kaldırdığı ve hakikatin daha gür çıktığı bir 'kültürel bahar' olması dileğiyle.

Ferdi Tayfur-Selim İleri-Muazzez Abacı
MÜZİĞİMİZİN VE EDEBİYATIMIZIN ÇINARLARINI YİTİRDİK
2025’in daha ilk günlerinde 2 Ocak’ta arabesk müziğimizin ‘baba’larından Ferdi Tayfur’un, 8 Ocak’ta ise edebiyatımızın usta kalemlerinden Selim İleri’nin vefatıyla sarsıldık. Müzik dünyasının Edip Akbayram, Volkan Konak, Balık Ayhan, İlhan Şeşen, Güllü, Muazzez Abacı gibi parlak yıldızlarını kaybettik. Beyaz perde ve tiyatro sahnesi Osman Sınav, Engin Çağlar, Bedia Ener, Ahmet Gülhan gibi ustaları yitirdi. Edebiyatın önemli kayıpları Pınar Kür, Nihat Genç, Yavuz Bülent Bakiler, Handan İnci Elçi gibi isimler olurken, geleneksel sanatlar camiasından Etem Çalışkan, sahaf dünyasından Lütfi Seymen’de bize veda eden ustalar arasındaydı. 2025 sanat dünyamız için büyük kayıpların yılı oldu.

AYASOFYA’DA TONAJ SINAVI: KAMYONLU RESTORASYON SKANDALI
1500 yıllık dünya mirası Ayasofya, 2025 yılında tarihinin en tartışmalı restorasyon süreçlerinden birine sahne oldu. Yapının içine ağır tonajlı kamyonların sokulduğunu gösteren görüntülerin sosyal medyaya sızması, koruma kurullarını ve bilim insanlarını ayağa kaldırdı. Mimarlar ve sanat tarihçileri, "Mimar Sinan’ın dokunmaya kıyamadığı, statik dengesi hassas bu devasa yapıya ağır vasıta sokmak, zihinsel bir yoksullaşmanın ötesinde bir kültürel cinayettir" diyerek tepki gösterdi. Bakanlık yetkilileri görüntülerin dezenformasyon olduğunu ve kamyonların sadece moloz taşıma amaçlı sınırlı alanlarda bulunduğunu savunsa da, uzmanlar zemindeki sarsıntının ve egzoz gazının tarihi dokuya vereceği kalıcı zararların altını çizdi. Olay, evrensel restorasyon ilkelerinin açık bir ihlali olarak dünya mirası listesindeki yerimizi de tartışmaya açtı.

KLIMT’TEN TARİHİ REKOR: 236 MİLYON DOLARLIK PORTRE
Modern sanat dünyası, 2025’in Mayıs ayında New York’ta gerçekleşen Sotheby’s müzayedesinde tarihi bir ana tanıklık etti. Gustav Klimt’in fırçasından çıkan ve İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı yangınlarından mucizevi bir şekilde kurtulan ‘Elisabeth Lederer’nin Portresi’ adlı eser, tüm zamanların satış rekorunu kırdı. Yaklaşık 20 dakika süren ve telefon hatlarının kilitlendiği kıyasıya artırmanın ardından tablo, 236,4 milyon dolara alıcı bularak modern sanat tarihinin en pahalı eseri unvanını ele geçirdi. Sanat eleştirmenleri, bu devasa rakamın sadece bir sanat eserine değil, aynı zamanda Avrupa’nın kayıp bir dönemine ve Klimt’in eşsiz estetiğine ödenen bir bedel olduğunu vurguladı. Eserin yeni sahibinin gizli tutulması ise sanat piyasasındaki ‘şeffaflık’ tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi.

LOUVRE’DA VİNÇLİ SOYGUN: MÜZENİN GÜVENLİK DUVARI ÇÖKTÜ
Dünyanın en çok ziyaret edilen ve ‘geçilemez’ kabul edilen müzesi Louvre, 19 Ekim gecesi Hollywood filmlerini aratmayan bir yöntemle sarsıldı. Sepetli bir vinç yardımıyla müzenin üst kat pencerelerinden birini etkisiz hale getiren hırsızlar, Napolyon dönemine ait paha biçilemez mücevher koleksiyonunu çalarak kayıplara karıştı. Soygunun, müze içinde ziyaretçilerin bulunduğu bir saat diliminde fark edilmeden gerçekleştirilmesi, Avrupa müzecilik tarihinin en büyük güvenlik zafiyeti olarak kayda geçti. Olayın ardından Fransız hükümeti istifa çağrılarıyla karşı karşıya kalırken, çalınan eserlerin sömürgecilik dönemine dayanan kökenleri, ‘çalıntı miras’ tartışmalarını yeniden tetikledi. Birçok sanat tarihçisi, bu soygunun Avrupa müzelerinin ‘güvenli sığınak’ imajını yerle bir ettiğini ve iade süreçlerini hızlandırabileceğini belirtti.

EUROVISION’DA BOYKOT SKANDALI: MÜZİĞİN SAHNESİNDE VİCDAN SINAVI
Viyana’da düzenlenecek olan 70. Eurovision Şarkı Yarışması, müzikten çok siyasi tartışmaların ve geniş çaplı boykotların gölgesinde kaldı. İsrail’in yarışmaya katılımının Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından onaylanması, kıta genelinde büyük bir infiale yol açtı. İzlanda’dan İspanya’ya kadar pek çok ülkenin sanat çevreleri, yarışmanın "soykırımı aklamak için bir araç" haline getirildiğini savunarak çekilme çağrısında bulundu. EBU, organizasyonun "politik olmadığını" iddia etse de, sokaklara taşan protestolar ve pek çok sanatçının yarışmaya katılmayı reddetmesi, Eurovision’un birleştirici gücünü kaybettiğini gösterdi. 2025 yılı, Eurovision’un sadece bir müzik yarışması değil, aynı zamanda Avrupa’nın "çifte standartlar" ve "sanatsal etik" konusunda verdiği en zorlu vicdan sınavlarından biri olarak tarihe geçti.
HEYECANLANDIRAN KEŞİFLER, YURT DIŞINDAKİ ZAFERLER
KARAHANTEPE’DE 12 BİN YILLIK BAKIŞ

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ekim 2025’te insanlık tarihini kökten değiştirecek bir keşfi müjdeledi: Karahantepe’de insan yüzü betimli ‘T’ biçimli bir dikilitaş gün yüzüne çıkarıldı. Neolitik çağ insanının kendi suretini taşa kazıdığı bu ilk örnek, arkeoloji dünyasında büyük heyecan yarattı. Keskin yüz hatları, derin göz çukurları ve belirgin burnuyla 12 bin yıl öncesinden bugüne bakan bu heykel, medeniyetin şafağına dair ezberleri bir kez daha bozarak tarihin karanlık noktalarına güçlü bir ışık tuttu.
MARCUS AURELİUS 65 YIL SONRA EVİNDE

Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nden 1960’lı yıllarda kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un bronz heykeli, yarım asırlık ayrılığın ardından Türkiye’ye döndü. ABD’deki Cleveland Sanat Müzesi’nden iade edilen eser, 2025’in en önemli kültürel diplomasi zaferi olarak kayda geçti. 65 yıl sonra vatan toprağına kavuşan heykel, Anadolu’nun talan edilen mirasının geri alınması noktasında yeni bir umut olurken, eserin sergilenme biçimi kültür sanat çevrelerinde geniş yankı buldu.
İZNİK’TE VATİKAN ZİRVESİ VE KURAKLIK
İznik Gölü’ndeki su seviyesinin iklim krizi nedeniyle 50 metre çekilmesi, 1500 yıllık Aziz Neophytos Bazilikası’nı bütünüyle gün yüzüne çıkardı. Suların çekilmesiyle kıyıyla birleşen bu teolojik miras, 28 Kasım’da tarihi bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo, İznik’i ziyaret ederek bazilikada incelemelerde bulundu. Bu ziyaret, İznik’in Hıristiyanlık tarihindeki kurucu rolünü dünyaya anımsatırken, göldeki çekilme ekolojik felaketin kültürel mirası nasıl tehdit ettiğini belgeledi.

KARAR’IN ÖZEL HABERLERİ YILA DAMGA VURDU
EDEBİYATTA TAHRİFAT SKANDALI: KURT KANUNU ASLINA DÖNDÜ
KARAR’ın Mayıs ayında Doç. Dr. Nuri Sağlam’ın sarsıcı iddialarıyla başlattığı bir haftalık haber dizisi, Türk edebiyatının dev ismi Kemal Tahir’in mirasına nasıl sahip çıkılmadığını gözler önüne serdi. ‘Kurt Kanunu’ romanının yazarın sağlığında yapılan son baskısının on yıllardır okura ulaşmadığını, metnin tahrif edildiğini belgeleriyle ortaya çıkardık. Romanın, 1969 ve 1972’deki Bilgi Yayınları nüshalarının ardından, 1981’de Tekin Yayınları tarafından sansürlenerek basıldığını; bu hatanın 2005’ten itibaren İthaki, 2022’den sonra ise Ketebe Yayınları tarafından sürdürülerek okura ulaştırıldığını kamuoyuna duyurduk. Başlarda sessiz kalan Ketebe Yayınları, KARAR’ın ısrarlı yayınları ve edebiyat kamuoyunda oluşan büyük tepki üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. Haberlerimizin oluşturduğu bu fikri takip süreci, yılın son günlerinde Kemal Tahir’in ‘Kurt Kanunu’ romanının nihayet aslına uygun, eleştirel bir baskısının yapılmasıyla meyvesini verdi. Bu zafer, Türk yayıncılık tarihinde edebi mirasın korunması adına bir dönüm noktası olarak kayda geçti.

SİNAN’IN MİRASINA ‘KORSAN’ MÜDAHALE: SELİMİYE’NİN KUBBESİNİ YARGI KURTARDI
Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camii, KARAR’ın gündeme taşıdığı ‘korsan proje’ skandalıyla 2025’in en çok tartışılan restorasyon davası oldu. Bilim Kurulu’nun üç kez reddetmesine rağmen Yüksek Kurul’dan onay alan korsan projenin detayları, kültürel mirasa yönelik büyük bir tehdidi açığa çıkardı. Proje, restorasyonu bitmiş 18. yüzyıl süslemelerinin kaldırılmasını, kubbenin beyaza boyanmasını ve Karahisari ekolü hattın silinerek yerine ‘yeni bir yorum’ yapılmasını öngörüyordu. Kurulun bu girişimi "Osmanlı-Sünni medeniyet tasavvuru ile bağdaşmama" gibi ideolojik gerekçelere dayandırması, ICOMOS Türkiye Milli Komitesi ve Edirne Kent Konseyi gibi kurumları ayağa kaldırdı. Bir vatandaşın KARAR’ın haberlerinin ardından konuyu yargıya taşıması üzerine mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kültür Bakanlığı’nın derin sessizliğini koruduğu bu süreçte, KARAR’ın haberciliği Sinan’ın mirasındaki tarihi kazıma operasyonundan kurtaran en güçlü kalkan oldu.

KİTAPLIKLARA HACİZ DÜZENLEMESİ: KARAR YAZDI, BAŞKANLIK GERİ ÇEKTİ
Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TYEK) tarafından hazırlanan ve 5 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlanan tartışmalı yönetmelik, KARAR’ın 8 Eylül’deki "Kitaplığınız başınıza dert açabilir" manşetiyle Türkiye’nin gündemine oturdu. 1928 öncesi basılmış tüm kitaplara ‘tescil zorunluluğu’ ve ‘el koyma hakkı’ getiren düzenleme, sahaf ve koleksiyonerleri adeta birer suçluya dönüştürüyordu. 11 Eylül’de ‘Bu yönetmelik iptal edilsin’ başlığıyla sürdürdüğümüz yayınlar, kitabiyat dünyasında büyük bir direnç hattı oluşturdu. Kişisel kütüphaneleri dahi denetim altına alan, sahafları ticari olarak bitirme noktasına getiren bu hukuk dışı girişim karşısında TYEK, KARAR’ın yarattığı toplumsal tepkiye daha fazla direnmedi. Sevindirici haber geldi ve kurum, mülkiyet hakkına aykırı bulunan yönetmeliği tashih etmek zorunda kaldı. KARAR, bu süreçte sadece bir haber merkezi değil, Türkiye’nin entelektüel hafızasının ve kitap kültürünün koruyucusu olduğunu bir kez daha ispatladı.
