SALİHA SULTAN
Türk sanatında birçok kurum tarafından yeniden ihya edilen Türk İslam sanatları alanında son yirmi yılda yüzlerce sergiye tanık olduk. Üstatların klasik çizgilerinden, genç ustaların çağdaş yorumlarına, hat sanatından minyatüre geleneksel sanatlarımızda birçok arayışın izini sürdük. Bugünlerde Fatih’te iki ayrı mekanda düzenlenen bir sergi var ki, bütün bu arayışları bir üst çıtaya taşıyor, geleneksel bir sanat belki de ilk kez tam manasıyla zamanın ruhuna sesleniyor. Fatih Belediyesi’nin hayata geçirdiği, proje yönetmenliğini Osman Özsoy’un, danışmanlığını Gülçin Anmaç’ın üstlendiği ‘Yerle Gök Arasında Bir Nakkaş: Nusret Çolpan’ sergisi, usta bir sanatçının eserlerini sanatseverlere sunmanın yanı sıra, sanatçının ruhunu adeta bugüne ışınlıyor. Çolpan’ın klasik eserlerinin Kadırga Sanat Galerileri’nde ziyaretçilerle buluştuğu serginin ikinci ayağı Cam Küp Galeri’de ise usta sanatçının kuşları kanatlanmış uçuyor, dalgaları gerçek manada dalgalanıyor, kendine has kadırgaları o dalgaların üstünde süzülüyor.
SANAT YOLCULUĞUNUN RESMİ
Sergiyi görmek isteyenlere tavsiyem öncelikle Kadırga’daki sergiyi ziyaret etmeleri. Kadırga’daki sergiyi birlikte gezdiğim, serginin danışmanı aynı zamanda günümüzün önemli minyatür sanatçılarından biri olan Gülçin Anmaç, hocası Çolpan’ın klasik eserlerinin yer aldığı serginin bu bölümü için şu bilgileri veriyor: “Sergide Çolpan’ın 42 minyatür eserini kullandık. Bu eserleri tarih sırası ile yerleştirdik. Bu kısmı çok önemli, çünkü sergide sanatçının yalnız eserlerini değil yıllar içindeki gelişimini de görebiliyorsunuz. 1970’lerin başındaki, öğrencilik dönemindeki ilk çalışmalarından başlıyor. 1976’da Süheyl Ünver atölyesinden icazet aldığı eseri de sergide. Ustalık eserlerinin yanı sıra Çolpan’ın İstanbul’a gelmeden önce yaptığı ve eşine dostuna hediye ettiği suluboya çalışmalarını da görebiliyorsunuz.”

Anmaç’ın sözünü ettiği ‘sanatçının gelişimi’ buradaki sergide net görülüyor. İlk çalışmalarında ağaçları mimar kimliğinin bir yansıması olarak kuşbakışı görülebilen Çolpan, 1980’lerin ardından ağaçlarını artık ayrıntılandırıyor. Minyatür sanatında Çolpan mührü niteliğindeki dalgalarındaki yenilik arayışı ise ilk günden itibaren adım adım izlenebiliyor. Sanatçının olgunluk dönemi eserleri diyebileceğimiz 2000 sonrası çalışmalarında kendine özgü meşhur dalga figürü artık kendi ahengini yakalamış bir şekilde çıkıyor karşımıza. Minyatür sanatında Çolpan’a kadar nadir görülen gece, gündüz, kar gibi doğanın sosyal olaylarının bir patlama halinde çoğaldığını görüyoruz ayrıca bu bölümdeki eserlerde. Tarihi yarımadayı birçok haliyle resmeden Çolpan’ın eserlerinde gittikçe zenginleştiği görülen perspektif bakışı hakkında ise şu bilgileri veriyor Anmaç: “Minyatür okuması dediğimiz şeyde iki türlü bakış var, biri figürü kuş başı, diğeri de karşıdan görmek. Bu iki bakışı birleştirmek ise gerçekten zordur. Çolpan bir süre sonra hem karşıdan, hem yukarıdan görmeye başlıyor eserlerinde. Kapalıçarşı’yı mesela siluet gibi yukardan görüyor, camiyi ise kıble yönünden görüyor aynı eserde.” Kadırga’daki sergi geleneksel sanatta az rastlanan eskizlerle sona eriyor. Çolpan’ın aydinger üzerine çini mürekkebi ile çalıştığı orijinal eskizleri, sanatçının sanat yolculuğunun en önemli parçaları olarak ziyaretçiyle buluşuyor.
‘HİÇ TANIMAYANLAR BİLE KENDİNE YAKIN HİSSEDECEK’’
Serginin her iki mekanını gezdikten sonra konuştuğum proje yönetmeni Osman Özsoy, ilk gençlik yıllarının ardından bütün ömrünü Fatih’te geçiren Çolpan’ın sergisini yaşadığı şehirde hayata geçirmekten büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, duygularını “Bir sohbetimizde eserlerini canlandırarak hareketli tablolar haline getirmeyi arzu ettiğini söylemişti. Genç yaşta vefatından sonra onun bu düşüncesini gerçekleştirmeyi hep hayal ettim. Sonunda o hayal burada gerçek oldu” sözleriyle özetliyor. Sergideki orijinal eserlerin sekiz ayrı özel koleksiyondan toplandığını belirten Anmaç ise, sergi hakkındaki genel düşüncesini şöyle aktarıyor: “Genç bir bakışla dijital sanat ve hareket eden animasyonla sergi fikri geleneksel sanatlarımızda bir ilk. Gençlere Nusret Hocamızı daha yakın hissettirecek, onu hiç bilmeyenlerin bile kendilerine yakın hissedecekleri bir sergi olduğu için mutluyum.” Sergiyi görmek isteyenler 1 Haziran’a kadar her iki mekanı da ziyaret edebilir.
GÜL CAMİİ’NİN HUZUR VEREN KATMANLARI

Serginin ikinci durağı Cam Küp Galeri’de ise ziyaretçiler kozmik bir dünyaya adım atıyor, Çolpan’ın minyatürleri adeta canlanmış hali ile karşılaşıyor. Buradaki interaktif çalışmaların mimarı ise Numan Noyan Küçük, Yıldırım İnce ve Taha Oğuz Sartekin. Çolpan’ın Kadırga’daki orijinal eserlerinde yer alan gökyüzü temalarının altında gezilen sergide sanatçının kuşlarının seslerini duyuyor, efsane dalgalarının da sesiyle tanışıyoruz. Anadolu Hisarı tablosunun gece ışıkları üzerimize düşüyor, birçok kez resmettiği Kızkulesi figürleri ‘Derin Mavinin İncisi’ çalışmasında ufak dokunuşlarla duvarda hareketleniyor. Serginin bu bölümünü birlikte gezdiğimiz sergi küratörlerinden Küçük, Çolpan’ın ölümünden önce çalışmalarının hareketlenmesini istediğini söyleyerek, “Çalışmamızda bugünün bakışına yakın bir bakış yakalamak istedik. Sanatçının eserlerindeki çalışmaların anlamını başka yere kaydırmadan hareketlendirmeye çalıştık. Mekanın ruhunu yansıtması için evrenden yola çıkıyoruz, gökyüzüyle başlayıp yere doğru süreci ilerletiyoruz” diyor. Mekanın duvarlarında bulutların ardından kah Fatih’teki İskender Paşa Camii çıkıyor, kah hareketlendirilmiş dalgaların üzerinde gemiler salınıyor. Çolpan’ın nadide eserlerinden biri olan ve sergiye ‘Yerle Gök Arasında’ adını veren Gül Camii çalışması ise genişliyor, çalışmada yer alan göğün katmanları eserin ruhuna uygun bir ritimle yer yüzüyle buluşuyor. Sergide, Çolpan’ın gemilerinin de bir enstalasyonu da ‘Kadırga’ adıyla yer alıyor. Küratör Yıldırım bu enstalasyonu “Çolpan’ın eserlerinde çokça rastladığımız gemi, kadırga figürlerini inceledik. Enstalasyon olarak çağdaş bir yorum getirmeyi düşündük. Normalde fiberglas malzemeden yaptık ama üstadın tavrına uygun olarak kağıttan gemi formunu kullandık.” Buradaki sergide minyatür sanatını ustalıkla animasyon türüyle harmanlayan küratöryal ekip, Çolpan’ın orijinal çalışmalarının çok katmanlı yapısını ziyaretçilere başarıyla sunuyor.
BU SANAL HAZİNEYİ TIKLAMADAN GEÇMEYİN
Tarihi değerinin yanı sıra birçok sanatçıya ev sahipliği yapan bir semt olmasına rağmen bundan birkaç yıl öncesine kadar kültür sanat dünyasında adı geçmeyen semtlerden biri olan Fatih’te son dönemde gerçekleşen birçok başarılı organizasyonun ardında ise Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan’ın kararlılığı var. Serginin ardından bir araya geldiğimiz Başkan Turan, Nusret Çolpan sergisinden heyecanla bahsederken, şu ifadeleri kullanıyor: “Mesele sadece sergi ve etkinlikler yapmak değil tabii. Biz kalıcı işler yapmak istiyoruz. Mustafa Koç’un yayıma hazırladığı Revnakoğlu İstanbul’u bastık biliyorsunuz. Bu İstanbul için kaynak bir eser niteliğinde, böyle işleri daha çok yapmak istiyoruz. Bu sergilerimizi mesela, sadece sergilemiyoruz ayrıca bir internet sitemiz var bütün çalışmaları da oraya yüklüyoruz. Herkes istediği zaman bu çalışmaları görebiliyor ayrıca önemli de bir arşiv oluşuyor.” Turan’ın sözünü ettiği internet sitesini görmek isteyenler ‘fatih.bel.tr/tr-TR/360%C2%B0-sergilerimiz’ linkini ziyaret edebilir. Yeditepe Bienali, Yılmaz Özbek, Ali Alparslan, Aslıhan Kuşoğlu, İbnülemin Mahmud Kemal İnal gibi birçok sergisinin eserlerinin yer aldığı, benzerlerinin aksine büyük bir özenle hazırlanmış, üst kalitede fotoğrafların yer aldığı site, sanatseverler için bir hazine değerinde.
