SALİHA SULTAN
Klinik psikolog Hatice Keltek ve editör Nihal Reyhan’ın hazırladığı ‘Ruhun Kadrajları’ programının yeni bölümü yayında. İkili bu kez Türk sinemasının auteur yönetmeni Zeki Demirkubuz’un birbirini tamamlayan kült yapımları ‘Masumiyet’ ve ‘Kader’i masaya yatırdı. Karakterlerin saplantılı bağlanma modellerinden çocukluk travmalarına kadar pek çok konunun klinik bir gözle irdelendiği analiz, modern insanın içsel sancılarına ışık tutuyor.
DEMİRKUBUZ RUHUN KARANLIĞINI DEŞEN BİR GÖZLEMCİ
Hatice Keltek, Zeki Demirkubuz’un yönetmen duruşuna dair sarsıcı bir tespitte bulunuyor. Keltek’e göre Demirkubuz, kendi varoluşsal sancılarını karakterleri üzerinden bir laboratuvar titizliğiyle inceliyor:
"Demirkubuz, insan ruhunun en kuytu, en karanlık dehlizlerini cesaretle deşen bir gözlemci. Karakterlerine bir cerrah gibi mesafeli ama onların acısını iliklerinde hissedecek kadar merhametli yaklaşıyor. Onun sineması, aslında insanın kendi trajedisiyle yüzleşme alanı."
OTEL BİR FON DEĞİL, BİR KADER MATRİKSİ
Klinik psikolog Keltek, ‘Masumiyet’ filmindeki meşhur İzmir Basmane otelini sadece bir mekân değil, Yusuf, Bekir ve Uğur gibi toplumda savrulan insanların birbirine düğümlendiği bir ‘mıknatıs merkezi’ olarak tanımlıyor. Resepsiyonistin tuttuğu kayıtları, kaderimizle ilgili tutulan defterlere benzeten Keltek, karakterlerin aslında kendi hapishanelerini bizzat yarattıklarını vurguluyor.

“MAĞDURİYET BAZEN EN GÜVENLİ ALANIMIZDIR”
Özellikle ‘Kader’ filminde Bekir’in Uğur’un peşindeki amansız takibini ve mağdur pozisyonundan beslenme halini ele alan Keltek, günümüz insanı için de geçerli olan şu saptamayı yapıyor:
"Karakterlerin mağduriyetten beslenme hali aslında çok tanıdık. Bazen şikâyet ettiğimiz o mutsuz hayat, bizim en güvenli alanımızdır. Kişi o saplantılı masadan kalkmıyor çünkü 'kurban' rolünde kalmak, gerçek dünyadaki sorumluluklardan kaçmanın en maliyetsiz yolu."
ERGENLİK 32 YAŞINA KADAR SÜRÜYORSA; ÇOCUKLUK MAZERET Mİ, ZEMİN Mİ?
Programda, karakterlerin (özellikle ‘Kader’ filminde Uğur’un parçalanmış aile yapısı ve Bekir’in mizaç özellikleri) nasıl mayalandığı sorgulanırken; Hatice Keltek, güncel bilimsel tartışmalara da dokunarak mazeret kültürüne dair ezber bozuyor. Ergenliğin artık 32 yaşına kadar sürdüğünün kabul edildiği modern dünyada, genç kuşakların travmalarını geride bırakmama eğilimini şu sözlerle analiz ediyor:
"Çocukluk travmaları bir mazeret değil, bir zemindir. Ancak insan yetişkin olduğunda hâlâ 'mayam böyle karma' diyerek yerinde sayıyorsa, burada bir ikincil kazanç vardır. Demirkubuz karakterleri gibi modern insan da bazen kendi hapishanesinin anahtarını elinde tutar ama kapıyı açmaya cesaret edemez. Çünkü o hapishaneden çıkmak, mazeretsiz kalmak ve gerçek sorumlulukla yüzleşmek demektir."

RUHSAL MIKNATIS ETKİSİ: AYNI KAPI, AYNI ACI
Hatice Keltek, Masumiyet ve Kader karakterlerinin (Yusuf, Bekir, Uğur) şikâyet ederken aslında hallerinden ne kadar "memnun" olduklarını ve kimsenin o masadan kalkmak istemediğini şu sarsıcı cümleyle özetliyor:
"Zihnimizin içi de o otel odası gibi; sürekli aynı kapıdan girip aynı acıya uyanıyoruz. Benzer yaraları taşıyanlar, birbirlerinin kader matriksine çekilirler. Şikayet ettikleri o döngü, aslında onları ayakta tutan tek şey haline geliyor."
BU DERİN ANALİZİ KAÇIRMAYIN!
‘Ruhun Kadrajları’ programının bu sarsıcı bölümünü ve sinema-psikoloji eksenindeki diğer tüm analizlerini, programın resmi YouTube kanalı (Ruhun Kadrajları) üzerinden izleyebilirsiniz.
