Toplumda nesillerdir süregelen "balıkla birlikte süt ürünü tüketilmez" uyarısı, modern tıp dünyasında bir "beslenme miti" olarak kabul ediliyor. Birçok kişi bu ikilinin bir araya gelmesinin ciltte kurdeşen dökülmesine ya da ciddi zehirlenmelere neden olacağını düşünse de bilimsel araştırmalar bu iki gıdanın birlikte tüketilmesinin sağlığa doğrudan zararlı bir etkisi olmadığını kanıtlıyor. Yaşanan sorunların temelinde ise sanılanın aksine gıdaların eşleşmesi değil, bireysel sağlık durumları ve gıdaların tazeliği yatıyor.

ASIL TEHLİKE EŞLEŞME DEĞİL, BAYATLIK
Balık ve süt ürünleri birlikte yenildiğinde ortaya çıkan olumsuz reaksiyonların en büyük sorumlusu gıdaların bayatlamış olmasıdır. Özellikle bayat balıklarda oluşan histaminler, vücutta "Scombroid balık zehirlenmesi" adı verilen toksik bir etkiye yol açabilir. Bu durum;
Yüz kızarması, baş ağrısı ve baş dönmesine neden olabilir.
Karın ağrısı ve ishal gibi sindirim sistemi sorunlarını tetikleyebilir.
Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir.

Önemli bir detay olarak; balıktaki bu toksinler pişirme, dondurma veya konserveleme yöntemleriyle yok edilemez. Dolayısıyla sorun, sütün varlığı değil balığın tazeliğini yitirmiş olmasıdır.
ALERJİ VE İNTOLERANS FAKTÖRÜ UNUTULMAMALI
Tüketim sonrası yaşanan deri döküntüleri veya mide bulantıları bazen gizli bir alerjinin işareti olabilir. Yapılan araştırmalar, toplumda balık alerjisinin görülme sıklığının yüzde 7’ye kadar ulaştığını ve bu durumun süt alerjisinden daha kalıcı olabildiğini gösteriyor. Öte yandan, sütteki şekeri sindiremeyen bireylerde görülen laktoz intoleransı, süt ürünleri tüketildiğinde balıktan bağımsız olarak şişkinlik ve karın ağrısı yapabiliyor.
