Ramazan ayında uzun süreli açlık kadar vücudun su dengesini korumak da kritik önem taşıyor. Uzmanlar, yaklaşık 12-16 saatlik susuzluk döneminde vücudun fonksiyonlarını sağlıklı sürdürebilmesi için iftar ve sahur arasındaki sürenin "doğru içme teknikleriyle" değerlendirilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.

MİKTAR DEĞİL, ZAMANLAMA ÖNEMLİ
Birçok kişinin sahurda ya da iftarda tek seferde fazla miktarda su içerek "stok yapmaya" çalışması, aslında beklenen faydayı sağlamıyor. Vücudumuz bir depo gibi çalışmadığı için, bir anda içilen yüksek miktardaki su böbrekler tarafından hızla süzülerek idrarla atılıyor.
Altın kural: İftar ve sahur arasına yayılmış, saat başı 1-2 bardaklık periyotlar halinde su tüketmek.
Hedef: Günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimini bu sınırlı zaman dilimine sığdırmak.

SUSUZLUK HİSSİNİ AZALTACAK STRATEJİLER
Sadece su içmek bazen yeterli olmayabilir. Vücudun su tutma kapasitesini artırmak için beslenme alışkanlıklarında küçük değişiklikler yapılması öneriliyor:
- Su deposu besinler: Sahurda salatalık, domates, marul gibi su oranı %90’ın üzerinde olan sebzelere yer verin.
- Kafein tuzağı: Çay ve kahve suyun yerini tutmaz; aksine idrar söktürücü etkileriyle vücuttan su atılmasına neden olur. Bu içecekleri tükettikten sonra mutlaka ekstra bir bardak su içilmelidir.
- Maden suyu desteği: Gün içinde terle kaybedilen mineralleri geri kazanmak adına iftardan sonra bir şişe doğal maden suyu tüketilmesi tavsiye ediliyor.
- Tuzdan kaçının: Özellikle sahurda tüketilen aşırı tuzlu peynir, zeytin ve işlenmiş etler (sucuk, salam vb.) gün içindeki susuzluk hissini katlayacaktır.

YETERSİZ SIVI ALIMININ BELİRTİLERİ
Vücudunuzun susuz kaldığını anlamak için bu işaretlere dikkat edin:
Ağız kuruluğu ve koyu renkli idrar.
İftar vaktine doğru artan şiddetli baş ağrısı ve halsizlik.
Konsantrasyon kaybı ve ani tansiyon düşüşleri.
