ABD'li bilim insanlarının yürüttüğü son nörobilim çalışması, nefes alma biçimimiz ile beynin stres mekanizmaları arasındaki doğrudan bağı gözler önüne serdi. Deneylerde, burun kanallarından giren hava akımının doğrudan beynin duygu merkezlerini etkilediği özel bir sinir devresi saptandı.
KOKU HÜCRELERİ HAVA AKIŞINI DA HİSSEDİYOR
Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneyler, burundaki koku nöronlarının sadece koku moleküllerini değil, içeri çekilen havanın hızını ve basıncını da algıladığını gösterdi. Burundan geçen havanın oluşturduğu ritim, koku soğancığı (olfaktor bulbus) aracılığıyla beynin korku ve kaygı merkezi olan amigdala bölgesine iletiliyor.
Unutkanlık başlamadan 20 yıl önce beyinde başlıyor: Alzheimer tanısında yeni dönem!
HIZLI NEFES STRESİ, YAVAŞ NEFES SAKİNLİĞİ TETİKLİYOR
Araştırma sonuçlarına göre:
- Hızlı ve yüzeysel nefesler: Beyne stres sinyalleri göndererek deneklerde kaygılı davranışların artmasına yol açıyor.
- Yavaş ve düzenli nefesler: Sinirsel iletimi dengeleyerek vücutta ve zihinde bir sakinleşme etkisi yaratıyor.
Bilim insanları, söz konusu bulguların şimdilik hayvan modelleriyle sınırlı olduğunu ve doğrudan insanlar için kesinleşmiş bir tedavi yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Ancak uzmanlar, ağız yerine burunu kullanarak kontrollü ve derin nefes almanın, günlük yaşamda stresi ve kaygıyı yönetmede son derece etkili ve doğal bir destek mekanizması olabileceğini belirtiyor.
