Sinsi bir şekilde ilerleyen ve yaşlılık döneminin en büyük tehditlerinden biri olan kas kütlesi kayıplarına karşı tıp dünyası geniş çaplı bir hareket başlattı.
Tıbbi literatürde sarkopeni olarak adlandırılan yaşa bağlı kas erimesi, günümüzde her dört yaşlı bireyden birinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor.
Sağlık kuruluşlarında yatarak tedavi gören hastalar mercek altına alındığında ise bu tablonun çok daha vahim bir boyuta ulaştığı ve her iki kişiden birinde kas kaybı geliştiği görülüyor.
Hareket kabiliyetinde ciddi azalmalar meydana getiren, bireylerin kendi kendilerine yetebilme gücünü elinden alan ve kişiyi başkalarına bağımlı hale getiren sarkopeni, modern yaşlı sağlığı yönetiminin en öncelikli maddeleri arasında yer alıyor.
Şifa ararken sağlığınızdan olmayın: Günlük dozu aşanları içler acısı son bekliyor
40 YAŞINDAN SONRA HER 10 YILDA YÜZDE 8 ERİME
Diken'den Mesude Demir'in haberine göre, insan vücudundaki kas kütlesi ve fonksiyonları, henüz 40'lı yaşların başından itibaren sinsi bir azalma sürecine giriyor.
Yapılan bilimsel çalışmalar, 40 yaşını aşan bireylerde kas kütlesinin her 10 yılda ortalama yüzde 8 oranında eksildiğini gösteriyor.
Süreç 70 yaş sonrasında ise çok daha tehlikeli bir ivme kazanıyor ve kas erime hızı tam iki katına kadar tırmanabiliyor.
BALDIR ÇEVRESİ ÖLÇÜM BANTLARIYLA ERKEN TEŞHİS FIRSATI
Vücuttaki kas kaybı riskini en net ortaya koyan fiziksel parametrelerden biri baldır çevresindeki daralma olarak biliniyor.
Geliştirilen özel baldır çevresi ölçüm bantları yardımıyla sarkopeni tablosunu veya risk faktörlerini saniyeler içinde tespit etmek imkan dahilinde yer alıyor.
Bantla yapılan ölçümler; bireyin yaşına, cinsiyetine ve özel yüzdelik dilimlerine göre değerlendirilerek sonuç veriyor.
Bu pratik tarama yöntemi, risk taşıyan ileri yaştaki vatandaşların henüz yolun başındayken saptanmasına ve gerekli desteklerin sunulmasına olanak tanıyor.
Yıllardır herkes bağımlı olacağını sanıyordu: Uzmanı gerçeği açıkladı
ZAMANINDA MÜDAHALE YAŞAMSAL FONKSİYONLARI GÜVENCEYE ALIYOR
Kas kaybının henüz erken evrelerde teşhis edilmesi, bireylerin kendi başlarına hareket edebilme ve bağımsız kalabilme yetilerini koruyor.
Doğru zamanda yapılan uzman müdahaleleri, kişiye özel beslenme planlamaları, fiziksel aktivite programları ve düzenli hekim takibi sayesinde hastalığın ilerleyişi büyük oranda yavaşlatılabiliyor.
Böylece ortaya çıkabilecek olası komplikasyonlar en aza indirilirken, bireylerin uzun vadeli yaşam kalitelerine de doğrudan katkı sağlanıyor.
AKADEMİK GERİATRİ DERNEĞİ VE ABBOTT EL ELE VERDİ
Türkiye'de bu tarama yönteminin yaygınlaşması ve farkındalığın artırılması amacıyla 2026 yılında önemli bir kurumsal adım atılıyor.
Akademik Geriatri Derneği (AGD) ve Abbott ilaç firması arasında gerçekleştirilen stratejik iş birliği kapsamında, özel baldır çevresi ölçüm bantları ülke genelindeki sağlık kliniklerine dağıtılarak aktif şekilde kullanıma sunuluyor.
Basit belirtiyi herkes ödem sanıyor ama arkasından sinsi hastalık var
YAŞLI BİREYLERDE HAYAT KALİTESİNİ DOĞRUDAN KASLAR BELİRLİYOR
Projenin detaylarına ilişkin resmi açıklamalarda bulunan Akademik Geriatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil ve Dernek Genel Sekreteri Doç. Dr. Cafer Balcı, yaşlı sağlığına dair çarpıcı gerçeklere ışık tuttu.
Türkiye genelinde yaşlı nüfusun hızla arttığını ve acil servisleri en çok yaşlı hastaların doldurduğunu belirten uzmanlar, temel amaçlarının bireylerin kendi işlerini yapabilmeleri ve daha bağımsız olabilmeleri için fonksiyonlarını korumak olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar açıklaması şöyle:
"Yaşlıların fonksiyonelliğini belirleyen temel nokta kasları.
Maalesef yaşlılarda hem beslenme yetersizliğini hem kas kayıplarını çok sık görüyoruz.
Eşlik eden özellikle inflamasyonlu hastalıklar yani kalp, böbrek yetmezliği, diyabet, kanser kas kaybını daha da artırıyor."
YAŞLILIKTA HIZLI KİLO KAYBI ÖLÜM RİSKİNİ TETİKLİYOR
İleri yaş grubundaki kilo yönetimi konusunda yapılan büyük bir yanlışa dikkat çeken geriatri uzmanları, yaşlı bireylerin zayıflatılmaya çalışılmasına tamamen karşı çıkıyor.
Ağırlık kaybı yaşandığında vücut kitle indeksindeki eksilmenin çok büyük bir bölümünün doğrudan kas dokusundan gittiğini açıklayan Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil ve Doç. Dr. Cafer Balcı, yaşlılar için ideal vücut kitle indeksinin 23 ile 27 bandı arasında yer aldığını paylaşıyor.
Bu indeks aralığında yer alan kişilerin daha uzun süre yaşadığı ve fonksiyonelliğini koruduğu biliniyor.
Vücut kitle indeksi çok yüksek seviyede seyretse dahi zayıflama sürecinin son derece kontrollü yürütülmesi gerektiğini hatırlatan uzmanlar, "Çok hızlı kilo kaybeden yaşlıların çok daha hızlı öldüğü biliniyor" diyerek kritik bir uyarıda bunu dile getirdi.
Yetersiz ve aşırı uykunun iç organlardaki tahribatı şoke etti
KAS TAKİBİ TIPKI TANSİYON VE ŞEKER GİBİ RUTİN OLMALI
Türkiye'deki mevcut klinik alışkanlıkları ele alan uzmanlar, geriatri dışındaki tıp branşlarında kas kaybı değerlendirmesinin yeterince yapılmadığını, genellikle sadece diğer kronik hastalıklara odaklanıldığını ifade ediyor.
Yaşlı hastaların genel sağlık durumları incelenirken tıpkı kan şekeri veya tansiyon ölçümü gibi beslenme düzeni ile kas kaybı kontrollerinin de mutlaka listeye eklenmesi gerektiği belirtiliyor.
Bu durumun önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sorun olduğunu hatırlatan dernek yöneticileri, kas sağlığının yaşam kalitesi üzerindeki doğrudan etkisine dikkat çiyor.
ÜÇ GÜNLÜK HAREKETSİZLİK BACAK KASLARINDAN BİR KİLO GÖTÜRÜYOR
Hastanede yatan hastaların en az yarısında kas erimesi tablosu gelişim gösteriyor.
Hem yatışa neden olan mevcut rahatsızlıklar hem de kişinin yatakta uzun süre hareketsiz kalması bu erimenin en temel tetikleyicileri arasında yer alıyor.
Kas kaybının ortaya çıkması için aylarca yatakta yatmaya gerek kalmadığını belirten Doç. Dr. Cafer Balcı, önlem alınmadığı takdirde bir hastanın sadece üç gün gibi kısa bir zaman zarfında bacak kaslarının yüzde 10'unu kaybedebileceğini aktarıyor.
Bu kayıp, doğrudan bacak kaslarından yaklaşık 1 kilo gitmesi manasına geliyor.
Sağlık merkezine kendi imkanlarıyla yürüyerek gidip, gelişen kas kaybı yüzünden evine yürüyerek dönemeyen hastaların varlığı klinik gözlemlerle doğrulanıyor.
Sessiz ilerleyen tehlike: Ölümcül sonuçlar doğurabilir
PROTEİNDEN YOKSUN BESLENME SARKOPENİYİ BESLİYOR
Beslenme yetersizliği, yani tıbbi adıyla malnütrisyon, ileri yaş grubunda sıkça rastlanan ve kas kaybını doğrudan besleyen en önemli faktörler arasında bulunuyor.
Yaşlı hastalarda beslenme yetersizliği oranı yüzde 30 seviyelerinde seyrederken, hastanede yatanlarda bu oran trajik biçimde yüzde 60-70 bandına tırmanıyor.
Özellikle proteinden fakir diyetlerle beslenmek kas erimesini en üst düzeye çıkarıyor.
Bu doğrultuda, malnütrisyon ile sarkopeni tabloları genellikle kliniklerde eş zamanlı olarak gözleniyor.
ASIL HEDEF YAŞLI BİREYLERİN YILLARINA YAŞAM KATMAK
Kliniklerde en çok dikkat edilmesi gereken grubu, 'kırılgan yaşlı' olarak adlandırılan hastalar oluşturuyor.
Yürüme hızı yavaşlayan, sık sık denge kaybı yaşayıp düşen ve istemsiz kilo kaybısıyla başvuran bu kişilerin en belirgin ortak paydası beslenme kalitelerinin son derece düşük olması olarak öne çıkıyor.
Bu hastaların neredeyse tamamında kas kaybı meydana geliyor.
Tıbbi müdahalelerin temel felsefesi ise bireylerin yıllarına yaşam katmak, kimseye muhtaç olmadan bağımsızca kendi işlerini yapabilmelerini sağlamak olarak özetleniyor.
Günde sadece 30 dakika ayırarak hayatınızı tamamen değiştirin
KAS DOKUSU KAN ŞEKERİNİN EN BÜYÜK TÜKETİCİSİ KONUMUNDA
Kas dokusu sadece hareket etmeye yarayan basit bir yapı olmayıp, vücudun en büyük organı olma özelliğini taşıyor.
Erkeklerde toplam vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 45'ini, kadınlarda ise yaklaşık yüzde 36'sını kaslar meydana getiriyor.
Bu dokunun metabolik süreçlerdeki rolü büyük önem taşıyor; örneğin bir diyabet hastasında sadece hastalığın kendisine odaklanmak kâfi gelmiyor.
Kan şekeri olarak tanımlanan glukozun yüzde 80'i doğrudan kas dokusu tarafından kullanılıyor.
Bu nedenle kas dokusu ciddi ölçüde azalmış bir diyabet hastasına hangi ileri tıbbi tedavi uygulanırsa uygulansın, tedavinin klinik etkinliği kaçınılmaz olarak düşüyor.
DOĞRU MÜDAHALE VE EGZERSİZLE KAS KAYBINI DURDURMAK MÜMKÜN
İnsanoğlu 65 yaşına ulaştığında, mevcut kas kütlesinin yüzde 8 ile yüzde 27'lik kısmını zaten kaybetmiş oluyor.
Bu durum kronik rahatsızlıkların seyrini kötüleştiriyor, hastaneye yatış riskini artırıyor, yatış sürelerini uzatıyor ve cerrahi operasyonların başarı ihtimalini düşürüyor.
Ancak kas kaybı ne kadar erken safhada fark edilip medikal tedavi adımları atılırsa, tedaviden elde edilen başarı oranı da o derece yükseliyor.
Kliniklerde kas erimesi saptandığı an yüksek protein içeren beslenme programları, kasları güçlendirici direnç egzersizleri ve D vitamini takviyesi ile etkili bir müdahale gerçekleştirilebiliyor.
Bu koruyucu yöntemler, sağlıklı bireylerde kas kütlesinin korunmasında da en güçlü kalkan görevini üstleniyor.
Düzenli çay içen yaşlı kadınların kemikleri daha sağlam çıktı
