İstanbul'da Kadıköy Belediyesi tarafından organize edilen kurum içi eğitimler kapsamında çalışanlara yönelik koruyucu sağlık oturumları gerçekleştirildi.
Türk Böbrek Vakfı (TBV) ile yapılan iş birliği çerçevesinde sahneye çıkan Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, "Sağlıklı beslen, hareket et, hastalığı önle" ilkesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Toplumda yaygın görülen rahatsızlıkların sinsi bir seyir izlediğine dikkat çeken Gökçen Efe Aydın, bacaklarda oluşan şişliklerin veya ciltteki döküntülerin çoğunlukla göz ardı edildiğini ifade etti.
Tecrübeli uzman konuşmasında, "Ayaklarda, bacaklarda ödem çoğumuzda var. Ciltte kuruluk ya da kaşıntı da. Bu belirtileri yaşıyoruz ama 'böbrek hastası mıyım' demiyoruz. Yılda bir kere kan tahlili yaptırarak hastalığın önüne geçebiliriz" sözlerine yer verdi.
BELEDİYE BÜNYESİNDE PERSONELE YÖNELİK REHBERLİK FAALİYETLERİ
Kadıköy Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen personel bilgilendirme programları devam ediyor.
Sürdürülen kurumsal çalışmalar kapsamında düzenlenen son oturumda, böbrek fonksiyonlarının korunması için hayati beslenme modelleri ve günlük yaşam alışkanlıkları masaya yatırıldı.
Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte Gökçen Efe Aydın, salonu dolduran belediye çalışanlarına yol gösterecek nitelikte pratik tavsiyeler sundu.

KRONİK RAHATSIZLIKLAR ARTIK ÇOCUKLUK ÇAĞINI TEHDİT EDİYOR
Organ sağlığını güvence altına almanın temel anahtarını dengeli gıda tüketimi oluşturuyor.
Bununla birlikte şeker, kalp ve böbrek fonksiyon kayıpları kalıtımsal faktörlerle de yeni nesillere aktarılıyor.
Sağlık Bakanlığı verilerinde de işaret edilen bu kronik problemlerin artık çok küçük yaşlardaki bireylerde bile gözlemlendiğini aktaran Gökçen Efe Aydın, kötü beslenme alışkanlıklarının yaygınlaşması ile fiziksel aktivite yetersizliğinin bu olumsuz gidişatı tetiklediyi dile getirdi.
BİLİNÇSİZ BESLENME VE İLERLEYEN YAŞLARDA KEMİK HASARLARI
Boşaltım sisteminin merkezinde yer alan bu organlar, kan plazmasındaki zararlı elementleri filtreleyerek idrar kesesine sevk ediyor.
Temizleme işlevinin yanı sıra kan basıncının dengelenmesi, organizmadaki su ile mineral oranlarının ayarlanması gibi hayati mekanizmalar da bu organlar vasıtasıyla kontrol ediliyor.
Kemik yapısının güçlenmesine destek veren ve kemik iliğindeki alyuvar üretim süreçlerini uyaran bu sistemde aksama yaşandığında, hastalarda şiddetli kansızlık tabloları baş gösteriyor.
Erken evrede organ kaybı yaşayan bazı danışanlarının gelişim geriliği sebebiyle yetişkin yüz hatlarına sahip olmalarına rağmen çocuk bedeniyle kaldıklarını söyleyen Gökçen Efe Aydın, uzun vadeli diyaliz tedavisi gören kişilerin iskelet sistemlerinin aşırı hassaslaştığını, ufak çarpmalarda bile ciddi çatlaklar meydana gelebildiğini anlattı.

SİNSİ SEYİR VE KREATİN DEĞERİNİN ERKEN TEŞHİSTEKİ GÜCÜ
Filtrasyon kapasitesinin zaman içinde azalmasıyla ilerleyen bu kronik süreç; sürekli yorgunluk, uyku esnasında bacaklara giren ani kramplar, alt ekstremitelerde sıvı toplanması ve deri yüzeyindeki kuruluk hissiyle kendini belli ediyor.
Çoğu insanın bu sinyalleri gündelik yorgunluklara bağladığını belirten uzman, farkındalık düşüklüğü yüzünden vakaların son aşamada ancak diyaliz ünitesine ya da organ nakli listelerine ulaşabildiğine dikkat çekti.
Toplumdaki organ bağışı bilincinin yetersiz kalması sebebiyle hastaların büyük kısmının makineye bağımlı yaşamak zorunda kaldığını vurgulayan Gökçen Efe Aydın, teşhis sürecinin kısalığını, "Hastalığını önüne geçmek aslında çok kolay. Yılda bir kere kan vermeniz yeterli. Kandaki kreatin değerine bakılarak rahat anlaşılır. Lütfen baktırın ve doktorunuza sorun" ifadeleriyle hatırlattı.
GÜNLÜK TUZ TÜKETİMİ SINIRLARI VE GİZLİ NİŞASTA TEHLİKESİ
Beslenme rejiminde sodyum elementinin fazlalığı doğrudan bu organı yıpratıyor.
Ülke genelinde bireysel günlük tuz alımının 12 gram düzeyine ulaştığını, oysa tıbbi üst sınırın 6 gram olduğunu belirten uzman diyetisyen, bu gizli sodyumun kaynağının işlenmiş paketli gıdalar olduğunu açıkladı.
Çay veya kahve gibi içeceklerin saf sıvının yerini dolduramayacağını, paketli gıdalardaki nişasta bazlı glikoz ve fruktoz türevlerinin normal kristal şekere kıyasla üç kat daha tehlikeli olduğunu ve tokluk mekanizmasını bozduğunu ekledi.
Tüketicilerin etiket okuma alışkanlığı kazanması gerektiğini, tarım ilacı yani pestisit kalıntılarından korunmak adına mevsim dışı ürünlerden uzak durulmasını ve gıdaların kabuklarının soyularak yenmesini önerdi.
Ayrıca potasyum kısıtlaması olan hastaların porsiyon kontrolüne gitmesi, ev yoğurdu tüketimi, günde bir avuç çiğ kuruyemiş alınması ve karaciğer fonksiyonlarını bozabilecek aşırı bitki çayı tüketiminden kaçınılması gerektiği bildirildi.

VÜCUDUN SIVIDAKİ GİZLİ AYNASI VE PROTEİN ALARMI
Hidrasyon seviyesinin en belirgin göstergelerinden birini boşaltım sıvısının tonları oluşturuyor.
Açık tonların yeterli su alımına, koyu tonların ise acil sıvı ihtiyacına işaret ettiğini belirten Gökçen Efe Aydın, gece boyunca susuz kalan bünyenin sabah uyanır uyanmaz su ile desteklenmesini tavsiye etti.
Sıvıda gözlenen kahverengi, kırmızı renk değişimlerinin veya ağır kokuların taş, kum ya da enfeksiyon habercisi olabileceğini vurgulayarak, sürekli köpüren bir yapının protein kaçağı açısından mutlaka laboratuvar ortamında incelenmesi gerektiğini söyledi.
BİLİNÇSİZ İLAÇ TÜKETİMİ VE KONTROLSÜZ GIDA TAKVİYELERİ
Fiziksel egzersizlerin rutin hale getirilmesinin önemine vurgu yapan uzman, denetimsiz medikal ürün tüketiminin organ iflaslarına yol açabileceğini ifade etti.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) standartları çerçevesinde hekim reçetesi olmaksızın veya çevre tavsiyesiyle ağrı kesici ve benzeri maddelerin kullanılmaması gerektiğini kaydetti.
Evlerde atıl bekleyen ambalajı açılmamış ilaçların sağlık kuruluşlarına ulaştırılması çağrısında bulunurken, popüler kolajen desteklerinin ve bitkisel zayıflama kürlerinin rastgele tüketiminin de geri dönülmez yapısal hasarlar oluşturabileceğini hatırlattı.
Gereksiz ağrı kesici ilaç kullanımı, ileride diyalize mahkum edebilir
