Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York kentindeki Columbia Üniversitesi bünyesinde çalışan bilim insanları, uyku süresinin insan sağlığı ve biyolojik yaşlanma süreci üzerindeki etkilerini inceleyen kapsamlı bir araştırmaya imza attı.
Yürütülen bilimsel çalışma, yetersiz uyku kadar gereğinden fazla uyumanın da biyolojik yaşlanmayı hızlandırdığını ortaya koydu.
Bilim dünyasının saygın yayın organlarından Nature dergisinde yayımlanan bu benzersiz araştırma, ideal uyku süresinin dışına çıkılmasının vücudun yaşlanma hızını doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Verimli bir günün sırrı çözüldü: Sabahları asla yapmamanız gereken 5 alışkanlık
YAPAY ZEKA DESTEKLİ SAATLER ORGANLARIN BİYOLOJİK YAŞINI HESAPLADI
Uzmanlar, Birleşik Krallık Biyobankası (UK Biobank) veri tabanında yer alan 500.000 kişinin sağlık verilerini mercek altına aldı.
Araştırma ekibi, yapay zeka ve makine öğrenimi yöntemlerini kullanarak yaşlanma saatleri adı verilen özel dijital ölçüm araçları tasarladı.
Bu araçlar, bireylerin kronolojik yaşlarından bağımsız olarak organlarının biyolojik yaşını ve yıpranma hızını hesaplıyor.
Ölçümlerde kandaki protein seviyeleri, metabolizma belirteçleri ve tıbbi görüntüleme sonuçları gibi somut veriler temel alınıyor.
17 ORGAN SİSTEMİ İÇİN 23 FARKLI DİJİTAL SAAT GELİŞTİRİLDİ
Mevcut biyolojik yaşlanma göstergelerinin büyük kısmı insan vücudunu tek bir bütün olarak değerlendirirken, ABD merkezli araştırma ekibi daha detaylı bir yöntem izledi.
Ekip, vücuttaki 17 farklı organ sistemini kapsayan toplam 23 adet özel yaşlanma saati üretti.
Geliştirilen bu yeni sistem sayesinde, her organın kendine has yaşlanma ritmi çok daha net ve ayrıntılı bir biçimde gözlemleniyor.
Herkes telefondan sanıyordu ama gerçek uykusuzluk nedeni uykuları kaçırdı
YAŞLANMAYI YAVAŞLATMAK İÇİN MÜDAHALE EDİLEBİLİR EN ÖNEMLİ UNSUR UYKU DÜZENİ
Araştırmacılar, bu dijital göstergelerin sadece hastalık veya ölüm riskini tahmin etmekle kalmamasını, aynı zamanda müdahale edilebilir alışkanlıklarla bağını da bulmayı hedefledi.
Çalışmanın başyazarı olan Columbia Üniversitesi Radyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Junhao Wen, bu durumu şu sözlerle açıkladı:
"Yaşlanma saatlerinin hastalık ve ölüm riskini öngörme kapasitesi ilgi çekici.
Asıl dikkat çekici soru ise bu saatlerin yaşlanmayı yavaşlatmak için zamanında değiştirilebilecek bir yaşam tarzı faktörüyle bağlantılı olup olmadığını anlamaktı."
Bu doğrultuda, bireyler arasında ciddi değişiklikler gösteren ve genel sağlık durumunda merkezi bir rol oynayan uyku süresi ana inceleme konusu seçildi.
EN YAVAŞ BİYOLOJİK YAŞLANMA GECELİK 6 İLE 8 SAAT UYUYANLARDA TESPİT EDİLDİ
Katılımcıların günlük uyku süreleri ile oluşturulan 23 yaşlanma saati arasındaki ilişkiler analiz edildiğinde istikrarlı bir grafik çizildi.
Elde edilen veriler, doğrusal bir hat yerine U şeklinde bir dağılım ortaya koydu.
Bu durum, uyku süresinin her iki ucunda da yani çok az uyuyanlarda da çok fazla uyuyanlarda da organların daha hızlı yaşlandığını gösteriyor.
En yavaş biyolojik yaşlanma süreci ise gecelik 6 ile 8 saat arasında uyuyan uykusever kitlede tespit edildi.
Bu zaman diliminin altına inildiğinde veya üzerine çıkıldığında organ sistemlerinin yaşlanma hızı ivme kazanıyor.
Geri dönüşü çok zor: Uykusuz geçen her saatin kalbinize zarar veriyor
KESİN BİR NEDEN SONUÇ İLİŞKİSİ OLMASA DA TÜM ORGANLARDA AYNI GRAFİK VAR
Bilim insanları, elde edilen bulguların uyku süresinin organ yaşlanmasına doğrudan neden olduğunu kesin olarak kanıtlamadığını hatırlatıyor.
Uzmanların görüşüne göre, çok az veya çok fazla uyuyan insanlarda hızlı yaşlanmaya zemin hazırlayan farklı kronik sağlık sorunları bulunabiliyor.
Buna rağmen vücudun neredeyse tüm organ sistemlerinde aynı istikrarlı tablonun görülmesi araştırmacılar tarafından dikkate değer bulunuyor.
Junhao Wen, yetersiz ve aşırı uykunun hemen hemen her organda daha hızlı bir yaşlanma süreciyle ilişkili olduğunu ifade etti.
YETERSİZ UYKU SÜRESİ RUH SAĞLIĞINDAN KALP RAHATSIZLIKLARINA KADAR BİRÇOK TEHLİKEYE DAVETİYE ÇIKARIYOR
Araştırma sonuçları, uyku sürelerindeki düzensizliklerin çok geniş bir hastalık yelpazesiyle bağlantılı olduğunu gösterdi.
Az uyumanın depresif dönemler ve anksiyete bozuklukları ile ciddi bir ilişkisi olduğu belirlendi.
Bu durum, ruh sağlığı ile uyku arasındaki bağları inceleyen eski çalışmalarla da paralellik gösteriyor.
Yetersiz uyku aynı zamanda obezite, tip iki diyabet, yüksek tansiyon, iskemik kalp rahatsızlığı ve kalp ritmi düzensizliklerine de yol açıyor.
Yetersiz uyku, otokontrol mekanizmasını kaybettiriyor
HEM AZ HEM DE ÇOK UYUMAK SOLUNUM VE SİNDİRİM SİSTEMİNİ ÇÖKERTEBİLİR
Araştırma ekibi, hem kısa hem de uzun süreli uykunun kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), astım gibi solunum yolu rahatsızlıkları ile gastrit ve reflü gibi sindirim sistemi sorunlarıyla bağlantılı olduğunu saptadı.
Bu geniş etki alanı, uykunun yalnızca beyin fonksiyonlarını korumakla kalmadığını, tüm vücut mekanizmasını yakından ilgilendirdiğini kanıtlyor.
GEÇ YAŞ DEPRESYONUNDA AZ VE FAZLA UYKU TAMAMEN FARKLI YOLLARI KULLANIYOR
Çalışmada öne çıkan en çarpıcı detaylardan biri, ileri yaşlarda görülen depresyon vakaları ile ilgili oldu.
Bilim insanları, uyku ile hastalıklar arasındaki bağı daha derinlemesine incelemek amacıyla aracılık analizi adı verilen bir istatistik yöntemi kullandı.
Elde edilen bulgular, az uyumanın ve çok uyumanın geç yaş depresyonuna tamamen farklı biyolojik yollar üzerinden etki edebileceğini gösterdi.
Kısa uykunun depresyonun yarattığı hastalık yükü üzerinde doğrudan bir etkisi bulunurken, uzun uykunun ise beyin ve yağ dokusundaki yaşlanma saatleri üzerinden dolaylı bir etki yarattığı değerlendirildi.
Junhao Wen, uzun ve kısa uyuyan bireylerde geç yaşta depresyona çıkan farklı biyolojik yollar bulunduğunu vurgulayarak, "Bu nedenle iki grubun aynı şekilde ele alınmaması gerekiyor" dedi.

