Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, psikolojik baskılar ve uyku düzensizlikleri, toplumda yaygın ancak gizlice ilerleyen bir sağlık problemini tetikliyor. Çoğu zaman fark edilmeden, özellikle uyku sırasında gerçekleştirilen diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı, yalnızca ağız ve diş sağlığını tehdit etmekle kalmıyor; çene eklemlerini, yüz kaslarını ve doğrudan günlük yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor. Uzmanlar, tedavi edilmeyen vakaların kronik ağrılara ve geri dönüşü olmayan kalıcı hasarlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
SABAHLARI BAŞ AĞRISIYLA UYANMANIN NEDENİ "BRUKSİZM" OLABİLİR
Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, tıbbi literatürde "bruksizm" olarak adlandırılan diş sıkma ve gıcırdatma eyleminin, bireyler tarafından genellikle geç fark edildiğini belirtti. Birçok kişinin dişlerini sıktığını ancak sabah uyandıklarında ortaya çıkan somut belirtiler sayesinde durumun ayırdına varabildiğini ifade eden Prof. Dr. Durmuşlar, hastalığın en tipik göstergelerini şu şekilde sıraladı:
Sabahları kronikleşen baş ağrısıyla uyanmak,
Gün başlangıcında hissedilen belirgin çene yorgunluğu,
Yüz kaslarında meydana gelen ağrılar,
Dişlerde oluşan hassasiyet hissi,
Kulak çevresinde rahatsızlık ve baskı hissi.
TEDAVİ EDİLMEZSE ÇENE EKLEMİNİ KİLİTLİYOR, DİŞLERİ KIRIYOR
Bruksizmin zaman içinde diş yapısı ve çiğneme sistemi üzerinde ciddi bir tahribat yarattığını vurgulayan Prof. Dr. Durmuşlar, sürekli olarak uygulanan kontrolsüz baskının dişlerde aşınma, çatlak ve kırılmalara yol açabileceğini kaydetti.
Söz konusu alışkanlığın sadece diş yüzeylerine değil, çene eklemleri üzerine de aşırı miktarda yük bindirdiğini aktaran Durmuşlar, "Tedavi edilmeyen diş sıkma alışkanlığı, çene ekleminde şiddetli ağrıya, ağız açmada zorluklara ve çiğneme fonksiyonlarında bozulmalara yol açabiliyor. Hatta bazı hastalarda bir türlü geçmeyen, kronikleşen baş ağrılarının temelinde de bu problem yatabiliyor" bilgisini paylaştı.
EN BÜYÜK TETİKLEYİCİ: YOĞUN STRES VE MODERN YAŞAM
Diş sıkma eyleminin ortaya çıkmasında ve sıklığının artmasında çoklu faktörlerin rol oynadığını belirten Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, özellikle yoğun stres ve kaygı (anksiyete) düzeyinin en önemli tetikleyiciler arasında yer aldığını vurguladı. Modern hayatın bireyler üzerinde yarattığı psikolojik baskıların ve buna bağlı gelişen uyku düzensizliklerinin diş sıkma vakalarını doğrudan artırdığına dikkat çeken Durmuşlar, bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca dişlerin değil, hastanın genel yaşam alışkanlıklarının da bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ: GECE PLAKLARINDAN MASSETER BOTOKSUNA
Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, bruksizm tedavisinin standart olmadığını ve tamamen kişiye özel olarak planlanması gerektiğini ifade etti. Erken dönemde klinik olarak alınacak önlemlerin, diş ve çene yapısında oluşabilecek kalıcı hasarların önüne geçebileceğini aktaran Durmuşlar, güncel tedavi yaklaşımları hakkında şu teknik detayları paylaştı:
GECE PLAKLARI: Uyku esnasında dişlerin birbirine temasını ve sürtünmesini engelleyen bu plaklar, dişler üzerindeki mekanik baskıyı azaltarak aşınmaları ve kırılmaları önlemeye yardımcı oluyor.
STRES YÖNETİMİ VE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM: Gerekli görülen vakalarda, hastalığın psikolojik kökenlerini ortadan kaldırmak adına stres yönetimi süreçleri ve farklı uzmanlık alanlarının desteği tedaviye entegre ediliyor.
MASSETER BOTOKSU: Son yıllarda diş sıkma şikayeti ile başvuran uygun hastalarda, "masseter botoksu" uygulaması da alternatif bir tedavi seçeneği olarak değerlendiriliyor. Bu yöntem, ana çiğneme kası olan masseter kasına uygulanarak, kasın aşırı bir kuvvetle çalışmasını engelliyor ve çeneye binen yükü hafifletiyor.
