Çekmecelerde ve depolarda unutulan eski cep telefonları, bilgisayarlar ve tabletler hem çevre kirliliğine yol açıyor hem de milli servetin heba olmasına neden oluyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Sıfır Atık Enstitüsü, Okan Üniversitesi ile atık yönetimi sektörünün uzman isimleri, atıl durumdaki teknolojik aygıtların çöpe atılmaması veya evlerde saklanmaması yönünde kritik çağrılar yapıyor.
Elektronik atıkların barındırdığı altın, gümüş, bakır, paladyum ve nikel gibi değerli madenlerin geri dönüşüm süreçleriyle sanayiye kazandırılması, Türkiye'nin hammadde bağımsızlığı ve çevre koruma politikaları için stratejik bir önem arz ediyor.
Otomotiv devleri devasa bataryalarla şov yapıyor
1 MİLYON ADET ATIK TELEFONDAN 35 KİLOGRAM SAF ALTIN ÜRETİLİYOR
Kaynakların verimli bir şekilde yönetilmesi noktasında geri dönüşümün oynadığı rolü vurgulayan İTÜ Sıfır Atık Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Börte Köse Mutlu, çarpıcı veriler paylaştı.
Her gün tonlarca atığın açığa çıktığını ifade eden uzman isim, devasa hacme sahip bu malzemelerin düzenli depolama sistemlerine sokulmadığı takdirde doğaya karıştığını bildirdi.
Çevreye salınan bu kirleticilerin besin zinciri vasıtasıyla insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini, telefonların marka, model ya da üretim yılına göre farklılık gösterse de tek bir cihazdan ortalama 25 ila 35 miligram altın kazanıldığını açıkladı.
1 milyon adet telefon toplandığında bu kütleden yaklaşık 35 kilogram saf altın elde edildiğini belirterek, küresel ölçekte döngüsel ekonomi sistemlerinin henüz tam olarak oturtulamadığını, bu nedenle toplama ve ayrıştırma süreçlerindeki başarı oranının mutlak surette yükseltilmesi gerektiğini ifade etti.
BİRİNCİ SIFIR ATIK ADIMI: ELEKTRONİK ATIKLARI TOPLAMAK VE SINIFLANDIRMAK
e-Atık olarak nitelendirilen cihazların geri kazanım işlemlerinin basit bir süreç olmadığını, son derece kompleks katmanlar barındırdığını dile getiren Doç. Dr. Börte Köse Mutlu, tek bir cep telefonunun dönüştürülmesi için bile 4 temel adımın kusursuz uygulanması gerektiğini söyledi.
Bu aşamaların en kritik noktasını elektronik atıkların teknik olarak toplanması ve kendi kategorilerine göre sınıflandırılması oluşturuyor.
Süreçteki verimliliği doğrudan etkileyen bu odak noktası için vatandaşların cihazlarını devlet onaylı lisanslı kuruluşların teslim istasyonlarına ulaştırmaları önem taşıyor.
Bireysel olarak bu ayrıştırmayı yapmanın imkansız olduğunu savunan Doç. Dr. Börte Köse Mutlu, döngünün faydalarını şöyle özetledi:
"Bunların hepsini geri kazanmamız halinde, tekrar madencilik yapmak yerine, bu şekilde kazanım sağlanmış olur.
Ülke ekonomisine, ülkenin energy ve hammadde bağımsızlığına sosyal fayda sağlanmış oluyor, çevreye fayda sağlanmış oluyor.
Vatandaşlar için ekonomik olarak teşvik sistemleri var, bunlar da geliştiriliyor."

E-ATIKLARIN YÜZDE 100 ORANINDA TOPLANMASI 1 MİLYAR EURO DEĞERİNDE KÂR SAĞLIYOR
Doç. Dr. Börte Köse Mutlu, eski teknoloji ürünlerinin ekonomiye kazandırılmaması yüzünden Türkiye'nin her yıl devasa kayıplar yaşadığının altını çizdi.
Ülke genelindeki e-atıkların tamamının toplanıp şehir madenciliğine dahil edilmesi durumunda yaklaşık 1 milyar euro seviyesinde bir kâr elde edilebileceğini öngören uzman isim, mevcut tabloyu şu sözlerle eleştirdi:
"Şu an bu olmadığı için 1 milyar euroyu ekonomik bir kayba denk olarak görebiliriz.
Bu kaybı bir sektör olarak gördüğümüzde, yaklaşık 1 milyon turistin yazın gelmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlamasına denk bir fiyattan bahsediyoruz.
Bu yüzden önemli. Tabii biz her şeyden önce, ekonomiden önce çevre diyoruz, önce sıfır atık diyoruz."
Dünya genelindeki e-atıkların yalnızca yüzde 20'sinin dönüştürülebildiğine işaret eden İTÜ Sıfır Atık Enstitüsü Müdürü, toplumsal bilincin artırılması ve devlet ile özel sektörün ortak teşvik mekanizmaları sayesinde bu oranı hızla yukarı taşıyacaklarını aktardı.
Ayrıca, işlemler sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeli gaz ve sıvı atık riskleri nedeniyle vatandaşların evde bireysel geri dönüşüm çalışmalarından kesinlikle uzak durması gerektiğini, Sıfır Atık Hareketi projelerinin bu hususta çok büyük bir ivme yarattığını sözlerine ekledi.
EVLERDE UNUTULAN TEKNOLOJİK CİHAZLAR SANAYİNİN İKİNCİ HAM MADDESİ OLUYOR
Okan Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Enerji Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Sevil Alp de Türkiye topraklarında halihazırda 1 milyon ton civarında elektronik atık stoğu bulunduğunu ancak bu hacmin çok büyük bir kısmının kayıt dışı kalması sebebiyle geri dönüştürülemediğini vurguladı.
Vatandaşların, "Tek bir telefondan ne çıkar" diyerek hata yaptığını, tonlarca ürün bir araya geldiğinde muazzam bir mali değerin açığa çıktığını belirtten uzman isim, evlerde ve depolarda atıl bekleyen bu kaynakların sanayi, savunma sanayisi ve ileri teknoloji alanlarında doğrudan kullanılabileceğini bildirdi.
Bu metallerin üretim çarklarına sokulduğunda adeta bir 'ikinci ham madde' işlevi üstlendiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Sevil Alp, kaynakların evlerde çürümeye terk edilmesinin milli ekonominin çarklarından büyük bir servetin eksilmesi anlamına gneceğini ifade etti.

YER ÜSTÜ MADENCİLİĞİ DOĞAL MADEN OCAKLARINA ORANLA YÜZLERCE KAT VERİMLİ
Elektronik atıkların dönüştürülerek ekonomiye yeniden kazandırıldığı modern tesislerden biri olan Akademi Çevre Entegre Atık Yönetimi Endüstri Anonim Şirketi (AŞ) Tesis Müdürü Zekican Gündüz, kıymetli madenlerin en yoğun bulunduğu bölümlerin cihazlardaki elektronik kartlar, işlemciler ve sabit disk sürücüleri (hard disk) olduğunu aktardı.
Türkiye'de öngörülen 1 milyon tonluk e-atık potansiyeline karşın geçen yıl toplanabilen miktarın yalnızca 56 bin tonda kaldığına dikkat çeken uzman isim, vatandaşların kişisel veri sızıntısı korkusu veya, "Bir gün yeniden lazım olur" düşüncesiyle büyük bir yanılgıya düştüğünü, yazılım güncellemeleri kesilen bu cihazların evlerde tamamen işlevsiz kaldığını belirtti.
Yürüttükleri faaliyetleri 'yer üstü madenciliği' olarak adlandıran Zekican Gündüz, doğal madencilik ile e-atık dönüşümü arasındaki çarpıcı verimlilik farkını şu ifadelerle ortaya koydu:
"1 ton hurda cep telefonunu dönüştürdüğümüzde, yaklaşık 300 gram altın elde ediyoruz.
Maden ocağında 1 ton toprağı işlediğinizde, sadece birkaç gram altın elde edebiliyorsunuz.
Biz bu işlemi yaparak hem doğayı koruyoruz hem de ürünü tekrar elde ederek sanayimizde kullanıyoruz."
FABRİKA FIRINLARINDA ERİTİLEN ELEKTRONİK KARTLARIN KİMYASAL RAFİNASYON SÜRECİ
Zekican Gündüz, fabrikaya ulaşan atık cihazlardan saf metallerin ayrıştırılma aşamalarını detaylarıyla paylaştı.
İşletmeye kabul edilen e-atıkların ilk etapta türlerine ve sınıflarına göre titizlikle kategorize edildiğini, kartların üzerindeki plastik bileşenlerin mekanik yöntemlerle ayıklandığını, ardından malzemelerin endüstriyel rafineriye sevk edildiğini aktardı.
Rafineride fiziksel ön kırma işlemlerine tabi tutulan kartların devasa ocaklarda yüksek sıcaklıkta eritildiğini, 1 ton elektronik kart bileşeninin eritilmesi sonucunda yaklaşık 300 kilograma yakın metal kütlesi elde edilerek uygun kalıplara döküldüğünü bildirdi.
Elde edilen bu metal blokların çok büyük bir kısmının bakırdan oluştuğunu söyleyen uzman isim, sonraki aşamada devreye giren kimyasal prosesleri ve asit uygulamalarını anlattı.
'Elektronik çamur' olarak isimlendirilen çökelti katmanında diğer değerli metallerin biriktiğini belirten Zekican Gündüz, bu çamurun özel kimyasal yöntemlerle işlenmesi sayesinde altın ve gümüş gibi en kıymetli madenlerin saf olarak tek tek ayrıştırıldığını ve sanayinin kullanımına sunulmak üzere sevkiyatın yapıldığını dile getirdi.
Ayrıca, yakın geçmişe kadar Türkiye sınırları içinde bu çapta yetkin bir rafineri altyapısı bulunmadığı için söz konusu işlemlerin bir kısmının zorunlu olarak yurt dışında gerçekleştirildiğini ancak yapılan teknolojik yatırımlar ve kurulan yerli altyapı sayesinde artık tüm bu rafinasyon süreçlerinin tamamen Türkiye içinde başarıyla tamamlanabildiği bilgisini sözlerine ekledi.

