24.02.2020  23:16

Temurci: 'Pelikanvari' darbe söylemleri, kopmakta olan kitleyi birleştirmek için kullanılıyor

Gelecek Partisi Sözcüsü Selim Temurci, çevre duyarlılığı üzerinden başlayan Taksim Gezi Parkı olaylarının ilk görüntüsüne kimsenin itiraz edemeyeceğini, ancak kitleleri terörize edenleri unutmadan olayları değerlendirmek gerektiğini söyledi. Olası bir darbe girişiminin karşısında duracaklarını belirten Temurci, "Ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz; darbeden değil, adaletsizlikten, hukuksuzluktan korkun. Darbenin panzehiri güçlü bir demokrasi ve hukuk devletidir" diye konuştu.

+
-

Gündeme dair açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Sözcüsü Selim Temurci, kamuoyunda tartışılan 'pelikanvari' darbe söylemlerinin, AK Parti'den kopmakta olan bir kitleyi yeniden birleştirmek için kullanıldığını söyledi. Ülkeyi yönetenlerin asıl adaletsizlikten ve hukuksuzluktan korkmaları gerektiğini belirten Temurci, darbe kalkşması olması halinde Gelecek Partisi'nin buna karşı duracağını ifade etti.

Temurci, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Osman Kavala'nın Taksim Gezi Parkı davasından beraat etmesini 'manevra' olarak değerlendirmesinin, talihsizlik olduğunu söyledi.

Gelecek Partisi Sözcüsü Selim Temurci'nin açıklamaları şu şekilde:

"YETER ARTIK!"

İdlib'de şehitlerimiz vardı. İçimiz yakmıştı. Dün de yine Rus jetlerinin hava saldırısı neticesinde iki askerimizi, Mehmetçiğimizi şehit verdik. Rabbim onlara rahmet eylesin. Aillerine, yaınlarına Rabbim sabırlar versin. Milletimizin başı sağolsun. Bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz. Elbette 'yeter artık' diyoruz.

Soçi süreci dedik, Astana dedik, İstanbul dedik. Ama gel gör ki şu anda 'Dostum Putin' diye hitap ettiğimiz bir ülke Suriye rejim güçlerini destekleyerek bizim Mehmetçiğimize bomba yağdırıyor ve 14 Mehmetçiğimizi şu geçen birkaç hafta içerisinde Suriye topraklarında şehit verdik.

"RUSYA İLE BİR ARPA BOYU YOL ALAMAYIZ"

Tabii daha da önemlisi Türk ordusu yine Soçi'de mutabakat dikkate alınarak 12 gözlem merkezi kurmuştu Suriye'de. Ve bu 12 gözlem merkezinin 6 tanesi şu anda çepeçevre kuşatılmış ve Mehmetçiğimiz şu anda orada yine o gözlem noktalarını tutmaya devam ediyor.

Özellikle ilk şehitlerimizi İdlib'de verdikten sonra İstanbul'da ve Moskova'da masalar kuruldu. Gördük ki Rusya ile bizim bir arpa boyu yol alabileceğimiz asla mümkün değil.

"DIŞ POLİTİKA TAM BİR TRAVMA"

Düşünün, şu geçen birkaç ay içerisinde S400'ler konuştuk. Şu anda Patriot konuşuyoruz. Uluslararası ilişkilerde hep şunu söyledik; hamaseti bırakalım. Şu anda da aynı şeyi söylüyoruz. Yapacağımız şeyi yapalım. Ama hamasetle orada kullandığımız dilin iç siyasette kullanılması belli bir dönem ülkeyi idare edenler için pozitif bir gelişme olabilir. Ama türk dış diplomasisi için tam bir travmaya dönüşmüştür. İdlib tekraren aklı selimle çoktan yol yürüme zamanı geldi, geçiyor bile.

"TÜRKİYE'NİN LİBYA'DA YAPTIKLARI TAKDİRE ŞAYAN"

Libya'da 19 Ocak'ta Libya ile ilgili olarak Berlin'de malum bir konferans düzenlendi. Ve bu konferansta Ulusal Mutabakat Hükümeti, General Hafter'in ki meşru bir hükümet olarak kabul edilmemesine rağmen o konferansta denildi ki, ülkeler bu iki yapıya da silah ambargosu uygulayacak, kimse bunlara silah vermeyecek. Şu anda geldiğimiz noktada ki yine Berlin'de bir çatışmasızlık ve silahların susturulması konusu gündemdeydi. Şu bir hafta içinde sadece yaşananlara baktığımızda dünyanın, Birleşmiş Milletler'in (BM) tanımadığı Hafter, en son yapmış olduğu iş Trablus Limanı'nı bombaladı.

Hafter defalarca ateşkesi ihlal etti. En son Trablus Limanı'nın bombalanması büyük bir savaş suçudur. Çünkü Trablus, Libya'nın can damarıdır. İnsanların en temel ihtiyaç maddelerinin alındığı bir yerdir orası. Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin başında Serrac, çarşamba günü Trablus bombardımanından sonra müzakere masasından çekildi. Dün ikna edildi, tekrar o masaya oturtuldu BM tarafından. Ve Türkiye'nin bunda katkıları var. Bu konuda Türkiye'nin yaptıkları da takdire şayan doğrusu.

"HAFTER, BELA OLMAYA DEVAM EDECEK"

Ama burada bizim sormamız gereken asıl soru, BM'nin tanımadığı bir Hafter yönetimi var. Bu Hafter ateşkese uymadı, bunu yeniden bozdu. BM bu konuda ne yapacak? Niçin BM hâlâ ikazla, uyarılarla bu işi geçiştiriyor. Doğrusu ülkemizin Libya politikası anlamında da önemli olduğu için bu basın toplantısında özellikle ifade etmek istiyorum; Hafter bu şekilde BM tarafından ve özellikle altını çizerek söylüyorum, başta Fransa olmak üzere Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından bu şekilde şımartılırsa, Hafter asla ve asla ateşkese uymayacak. Ve bu Türkiye'nin başına da bela olmaya devam edecek.

"GEZİ OLAYLARININ İLK GÖRÜNTÜSÜNE LAF ETMK MÜMKÜN DEĞİL AMA TERÖRİZE EDENLERİ DE GÖRMELİYİZ"

Türkiye'de Gezi olaylarıyla ilgili olarak, 2013 Mayıs'ına giderek bugünden o günü tahlil edenlere baktığımızda gerçekten bazı haksızlıklar ve bazı yanlış değerlendirmeler yapıldığına şahit oluyoruz.

Bir meseleyi değerlendirirken önce adil bir duruş sergilemek lazım. 2013'ü sadece İstanbul'da değil, Gezi olaylarının İstanbul'dan Türkiye'nin başka şehirlerine nasıl yayıldığını da biliyoruz. Ve şunu da biliyoruz; Gezi olayları öncelikle bir çevre duyarlılığı, bir masumiyet üzerinden başlamış, ilk görüntüsüne Türkiye'de kimsenin bir laf etmesi de mümkün değil. Ama bir de Gezi içinde başka bir Gezi var. Yani biz ülkenin seçilmiş hükümetini devirmek için aşırı sol örgütlerin de işin içine karıştırarak vandalizmi, her türlü şiddeti, yakarak, yıkarak ve bunu ve Türkiye'nin her tarafına taşıyarak Gezi'yi terörize edenleri eğer görmezsek, adil bir değerlendirme yapmamış oluruz.

"GEZİ OLAYLARINDAN DERS ALMALIYIZ"

Gezi olayları bize ne anlatıyor? Yeni iktidarıyla, muhalefetiyle biz nasıl ders alacağız bu Gezi'den? Bence bu Gezi'nin karar duruşmasının akabinde Türkiye'nin ilk konuşması gereken meselelerden bir tanesi de budur. Gezi Parkı'ndaki olaylar, Gezi Parkı'nın kaldırılıp oraya bir Topçu Kışlası yapılacaktı. Ve sonuç itibariyle bu olay nerelere evrildi, bunu görüyoruz.

"ŞEHİRLE İLGİLİ ORTAK ALINMALI"

Biz Gelecek Partisi olarak bundan bir ders aldık ve bu dersimizi de kendi programımıza yazdık. O dersin adı şu idi; idarecilerimiz, yerel yöneticilerimiz, ülkeyi idare edenler mutlaka şehir yönetimiyle ilgili, şehir planlamasıyla ilgili bir karar alacaklarsa katılımcı, paylaşımcı ve adil kararlar alması lazım. Gelecek Partisi'nin programında biz bunu yazdık. "İsteseniz de istemeseniz de yapacağım" demek, demokrasilerde uygun bir davranış şekli değildir.

"CUMHURBAŞKANIMIZIN 'MANEVRA' CÜMLESİ TALİHSİZDİ"

Osman Kavala'nın bir manevra ile beraat ettirildiğini söyledi Sayın Cumhurbaşkanımız. Doğrusu inanılması güç bir cümle. Yani bu ülkede rahip Brunson olayını yaşadık. Deniz Yücel olayını yaşadık. Bu kişilerin, hiç içeriden çıkamayacak gibi düşünülen kişilerin bir anda gitmek istedikleri ülkelere nasıl gittiklerini de gördü bu millet. Ama biz başka bir şey daha gördük bu Kavala olayında; eğer devlet, maalesef hukuk sistemimiz bu hale geldi. İçeride biri varsa ve ona kafayı takmışsa, onun dışarı çıkmasını da istemiyorsa işte bu olayda olduğu gibi o kişiler dışarı çıkamayacak demektir.

Onun için, ülke hepimizin. Ülkemizi seviyoruz. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın 'bir manevra' cümlesi hakikaten çok talihsiz bir açıklama olmuştur.

"GELECEK PARTİSİ DARBENİN KARŞISINDA OLACAKTIR"

Ülkeyi yönetenlere sesleniyoruz; darbeden değil, adaletsizliktem, hukuksuzluktan korkun diyoruz. Ve darbenin panzehiri güçlü bir demokrasi ve hukuk devletidir. Ülkeyi idare edenler şunu tekraren söylüyorum, bilsin; Gelecek Partisi'nin içerisinde öyle kardeşlerimiz var ki, nasıl 15 Temmuz'da milleti sokağa döküp şehitliği önemli bir mertebe olarak görüp ölümü göze almışlarsa, milletin seçtiği insanlara, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, eğer birileri darbe yapacaksa, ülkeyi yönetenler bilsin ki şu an yanlarında olanların bir kısmı yine yanlarında olmayacak. Ama Gelecek Partisi'nde bu mücadeleyi vermiş insanlar demokrasi için yine onların yanında olacak.

" 'PELİKANVARİ' DARBE SÖYLEMLERİNİ MİLLETİMİZİN TAKDİRİNE BIRAKIYORUZ"

Peki darbe çığırtkanlığı niye yapılıyor? Darbe çığırtkanlığının yapıldığı bir dönemde eğer hukuku tartışıyorsak, demokrasiyi tartışıyorsak, demektir ki birileri gündemi değiştirmeye çalışıyor, insanların sesini kısmaya çalışıyor. Ve en önemlisi bütün bu ekonomide, adalet sistemimizde yaşanılan ilkelerde yaşanılan problemlerden dolayı, kendi ana kitlesinden kopmakta olan bir büyük millet topluluğunu tekrar konsolide etmek için darbe adeta kullanılıyor, darbe ismi. Onun için bunu hep birlikte görüyoruz. Hele hele bunun darbe söylentilerinin 'pelikanvari' yaklaşımlarla servis edilmesinin özellikle milletimizin takdirine bırakıyoruz. Ve diyoruz ki Gelecek Partisi olarak; bu ülkede darbe ancak sandıkta olur. O sandık da inşallah milletin önüne geldiğinde ülkeyi yönetenler, gerçek darbenin ne olduğunu o zaman görecekler.

DİĞER HABERLER
Katar uçağını da bağışla
Ziyaretçi yasağı uzatıldı
Hepimiz eşit şartlarda değiliz, lütfen destekleyin
Yasalaştığında göreceğiz
Koronavirüse karşı brandalı önlem
'Burada bir terslik yok mu?'
‘Korona bilgilerini çocuklara basitçe anlatın’