Asrın depreminden ders çıkarma karnemiz

Asrın felâketi olup olmadığı tartışılırdı, 1939 Erzincan depremiyle aynı şiddetteydi. Dünya da yüzyılın daha büyük depremlerini Nepal'de, Çin'de, Şili'de görmüştü. Ama asrın yıkımına uğradığımız, tartışmasız bir gerçekti.

Üstünden 3 koca yıl geçti. Bugün, 6 Şubat 2023 Maraş depreminin yıl dönümü.

Deprem yaralarını sarma karnemizi önceki yıl dönümünde çıkarmıştım.

İlk bir yılda yaklaşık 320 bin TOKİ konutu depremzedelere teslim edilecekti.

2 yıl sonra teslim edilen konut sayısı, 200 bindi. 2025 sonunda yani 3 yıl sonra 420 bin hedefi yakalanıp geçilebildi.

Teslim edilen konut sayısının küçümsenemeyeceğini o zaman da söylemiştim.

Fakat tarihi ve kültürel dokusu, yaşantısıyla şehirleri ayağa kaldırdığımızı iddia etmekten uzağız. Hayatı alt üst olan milyonların yaralarını sarmak, konteyner kentlerle teneke çarşıları kaldırmak için önümüzde hâlâ uzun bir yol var.

Asrın felâketi, deyince 'hazırlanmak imkansız, elden ne gelirdi' sanmamız beklenmiyor herhalde.

Deprem önlenemez ama yıkım ve can kayıpları önlenebilirdi.

50 BİN CANIN HESABI SORULDU MU?

Depremler, 50 binden fazla canımıza mâl oldu. Peki sorumlular, hak ettiği cezaya çarptırıldı mı?

Adalet Bakanı Tunç'un 2 ay önce verdiği son durum bilgisi şu:

"11 vilayetimizde 2 bin 380 kişi hakkında depremle ilgili ceza soruşturması açılmıştı. Şu anda 148 tutuklu, 60 hüküm özlü, 208 kişi tutuklu durumda. Halihazırda 837 soruşturma var. 2 bin 591 ceza davası açılmış durumda. Davalar devam ediyor. 986 kişi hakkında da adli kontrol kararı verilmişti."

BAĞIŞ YÜZSÜZLERİ BULUNDU MU?

Bir de çözülememiş bağış şov sorunumuz vardı.

Depremzedeler için söz verdiği bağışı yatırmayanlar çıkmıştı, fire büyüktü.

Türkiye Tek Yürek kampanyasında taahhüt edilen toplam para, 115 milyar liraydı. 30 milyar lirasından haber yoktu.

Artık 3 yıl oldu, hâlâ ödenmeyen bağış miktarı nedir? AFAD utandıracaktı onları, bağış şov yüzsüzleri neden ifşa edilmedi? Cevap verilmiş değil.

Toplam bağışın çoğu kamu kurumlarından gelmişti. Milletin parasının, millete bağışmış gibi gösterildiğiyle kaldı.

ENKAZ SERGİLEYEREK DÜNYADAN YARDIM İSTEMENİN MALİYETİ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, "seninleyiz Türkiye" kampanyası başlatmıştı. 18 ülkede parayla seyyar, sabit ekranlar kiralayıp depremin enkazını izletmişlerdi.

5 ay önce deprem yardımı toplamak için New York'ta dolaştırılan ekranlı kamyonetler, sonra Türkiye Yüzyılı reklamlarını dolaştırmak için tutuldu.

Dünya hangisine inanacaktı; yıkıldığımıza mı, yüzyılımızın başladığına mı?

O kamyonetlerin millete kaça patladığı, dünyadan ne kadar yardım toplandığı, toplanan paraların nasıl harcandığı da bizimle paylaşılmadı.

Devleti müdahalede aciz ve yetersiz göstermektense âfetzedelere yardım ulaştırmaya çalışan muhalefet sorumlu tutuldu.

SİSTEM VAAT ETTİĞİ HIZDA ÇALIŞTI MI?

Hızlı karar alma sisteminde deprem müdahalesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arzu ettiği hıza ulaşamamıştı. Asrın felaketi' olmasına bağlandı, sistemde kusur bulunmadı.

Enkaz altındakileri kurtarmaya ve ilk yardıma gecikmenin hesabı ise depremden 3 ay sonraki genel seçimlerde muhalefetten sorduruldu. İktidar; devleti âciz, yetersiz gösterenlere sandıkta ders vermeye çağırdı.

Fakat bu muydu çıkarmamız gereken ders? Deprem ülkesinde yaşadığımıza göre bir sonrakinden bizi korumaya bu yeter miydi?

ACIMIZI BİLE UNUTTUK DA KANAL İSTANBUL'U UNUTAMADIK

Eski Çevre Bakanı Özhaseki, İBB Başkanı İmamoğlu'yla deprem işbirliği için bir araya gelmiş, İstanbul'a özel acil bir yasa hazırlığını duyurmuştu. Kapsamlı planlar olacaktı. Kentsel dönüşümü ve rezerv alanları, süreçleri düzenleyecekti. 2023 yazındaydı, gerekirse Meclis acil toplantıya çağrılacaktı. Özhaseki gitti, Kurum geldi ama yasaya ne oldu, bilmiyoruz.

Prof. Naci Görür uyarmıştı: "İstanbul’u depreme hazırlamak için Kanal İstanbul’u unutacaksın."

Unuttuk mu? Hayır, Kanal İstanbul'dan vazgeçilmedi, şimdilik uyutuluyor.

Asrın depremi, asrın seli derken yüzyılın rahatlığına ulaşmış görünüyoruz.

İKTİDARLA BELEDİYE İSTANBUL'U KORUMAK İÇİN Mİ KAVGA EDİYOR?

CHP'li büyükşehirlerin yetkilerini Ankara'ya devretme gerekçeleri ne kadar yapaysa İstanbul'u vuracak bir deprem tehlikesi de o kadar gerçek. Türkiye için acil, hayati, partilerüstü bir beka sorunundan bahsediyoruz.

AK Parti iktidarıyla CHP'li belediyeyi el ele depreme hazırlıkla yatıp kalkmaktan alıkoyan daha acil ihtiyaç her neyse, halkın ve İstanbul'un ihtiyacı değil.

CHP lideri Özgür Özel, iktidara deprem koalisyonu teklif etmişti. 2024'teki normalleşme görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bunun için ortak bir bakanlık önermişti.

Siyasi çekişme dışında tutulacak konuların başına, İstanbul depremine hazırlıktan önce ne yazabiliriz?

Ancak bu konularda bir mesafe alındığını göremedik.

Deprem yetkiyle sorumluluk kimde diye bakmayacağına, günü kurtarmak da İstanbul'u kurtarmayacağına göre.. 'Yetkiyi kendilerine alıp sorumluluğu İBB'ye bıraktılar' tartışması belki iktidarı, belki de muhalefeti siyaseten korur. Ama İstanbul'u korumayacak.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN O DEPREMDEN ÇIKARDIĞI DERS

2003'te, AK Parti iktidara geldikten 7 ay sonraydı. Memleketim Bingöl yıkıcı bir deprem yaşamıştı. Erdoğan'ın tepkisi, nasıl bir Türkiye devraldıklarını da anlatmayı amaçlıyordu. Şöyle demişti:

"Buna ihmal denmez... Herhalde bunlardan artık bu toplumun ders alması ama bunların suçlularını da tabii gerekli şekilde masaya yatırmalı... Bu olay, kamu otoritesinin devlet imkânlarını nasıl kullandığını bütün çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Olay, kader diye geçiştirilemez."

Asrın depreminden doğru ders çıkarmış mıyız, siz ona göre notumuzu verip karneyi doldurursunuz.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.