CHP’lilerin cevabı var da AK Parti’li Oktay’ın niye yok?

Farkında mısınız; sadece CHP’liler değil, AK Parti’liler hakkında da iddialar ortaya atılıyor.

Fakat CHP’lilerin bu suçlamalara şöyle ya da böyle bir cevabı varken AK Parti’liler oralı bile olmayabiliyor, çıtları çıkmıyor. İnanılır şey değil.

Örnek mi?

İBB Başkanı İmamoğlu’na, kampanyacısı Necati Özkan’a, gazeteci Merdan Yanardağ’a casusluk suçlamasının arkasında Hüseyin Gün’ün etkin pişmanlık ifadesi yer alıyordu.

Gün ise mahkemede casusluğu reddettiği gibi, bilâkis FETÖ’yle mücadelede iktidar tarafından görevlendirildiğini ve devlete hizmet ettiğini ileri sürdü. Hatta dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay imzalı, 2017’ye uzanan bir tam yetkilendirme belgesi sundu.

Yer, yerinden oynamalı değil mi?

4 gün geçti, hâlâ “Gün’ün Fuat Oktay’dan aldığını öne sürdüğü belge” diye bahsediliyor. “Fuat Oktay’ın yalanladığı, sahte belge, doğrulanmadı” denemiyor.

Yenilir, yutulur şey değilken öylece havada asılı kaldı. Buna nasıl izin verilir, neden anında yalanlanmaz, yalan olmadığı için mi?

Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Yardımcısıydı. Hâlen AK Parti milletvekili, Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı. Yani çok şükür hayatta, sağlığı yerinde, aktif siyasetten de çekilmedi. Her gün X hesabında faaliyetlerini paylaşıyor. Bir cümlelik mesaja bakardı. Ama Gün’ün mahkemeye sunduğu belgeyle ilgili tek kelime etmedi.

İktidar borazanları da kulaklarının üstüne yatıyor. Yalan olsa gür naralarla yeri göğü inletmezler miydi?

Doğru olduğu için yalanlanamıyorsa görmezden, duymazdan gelerek geçiştirilebilir sanki.

CHP’LİLERİN HESAP VERMEME LÜKSÜ OLMAYINCA

Uşak ve Antalya belediye başkanları Özkan Yalım’la Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık ifadeleri çarşaf çarşaf sızdırılıyor meselâ.

Yalım; CHP Parti Meclisi komisyonu olarak gittikleri bir ilde Veli Ağbaba’nın iki kadın üyeyle otel odasına çekilip içki içtiklerini iddia ediyor. Suçla ilgisi neyse, detaylarıyla önümüze servis ediliyor.

Fakat adı geçen CHP’liler Gamze Pamuk’la Gizem Özcan daha duyar duymaz ayağa kalktı.

Yalım’ın “içine düştüğü çukurdan kendini kurtarmak için âdi, aşağılık iftiralara başvurduğu”ndan giriyor, bu rezil karalamaları CHP’yi yıpratmak için kullanıp yayanlarla çatır çatır hesaplaşmaktan çıkıyorlar.

Ateş püskürüyorlar, tepkileri zehir zemberek...

Ağbaba’yla aynı dönem Parti Meclisi’nde de o ilde de olmadıkları ve o tarihte birbirleriyle de tanışmadıkları gibi maddi bilgilerle çürütüyor, buruşturup çöpe fırlatıyorlar.

Ya da meselâ Gökhan Böcek; Genel Merkez’de filan kata, Ağbaba için para taşıdığını... Veya biri, Özgür Özel’in bahçe duvarına para bıraktığını mı itiraf etti...

Ağbaba derhal çıkıp Gökhan Böcek’le tanışmadığını, ömründe telefonla dahi konuşmadığını, o gün kendisinin Ankara’da kalmadığını, Genel Merkez’de bir odasının ve o katta kimsenin makam odasının bulunmadığını, zaten Böcek’in de binaya giriş kaydının olmadığını, ayrıca çantayla taşınabilecek bir miktardan söz etmediğini filan anlatarak yalanlıyor. Aksini tespit ve ispat, iddia sahibine düşer.

Ev duvarına para bırakma iddiasına da benzer maddi yanlışlıkları, fiziksel imkansızlık ve mantıksızlıkları gerekçe göstererek cevap veriyorlar. Akla, mantığa uydurmak iddia sahibinin sorumluluğu.

Yine meselâ Yalım, 4 Gaziantep delegesinin ismini veriyor. Çocuklarına belediyede iş vaadiyle kurultayda Özgür Özel’e destek sözü aldım, bakarsanız ne zaman işe girdiklerini görürsünüz diye.

Hemen bakıyorlar. Biri evli bile değil, bekâr. Diğerinin 5 yaşından büyük çocuğu, öbürünün belediyede çalışan yakını, sonuncusunun da Türkiye’de bir evladı yok.

CHP’liler fena tırsıyor, yalanlama telâşlarından belli de, suçlamalar terse döndüğünde AK Parti’liler pek tınmışa benzemiyor.

AK PARTİ’LİLERİN BU RAHATLIĞI NEREDEN GELİYOR?

Son bir örnek size...

İBB davasında firari hafriyatçı Gülibrahimoğlu’nun AK Parti’li belediyelerle teşkilatlara şirketinden 44 milyon liralık market kartı alıp bağışladığı, Akit zımbırtısıyla Murat Kurum’un kampanya ajansına ciddi paralar gönderdiği, Başsavcılığa 4 araç tahsis ettiği gibi hesap kaydı, çalışan ifadesi ve iddialar mahkeme gündeminde.

CHP’liler; kendi belediyelerinde dağıtılınca aynı market kartlarının tutuklu yargılama gerekçesi, örgütlü rüşvet suçu sayıldığını hatırlatıyor.

Fakat yasak savma kabilinden, cılız bir Murat Kurum yalanması dışında bana mısın, denmedi.

Yalanlayamama sessizliği mi bu, sükutlar ikrardan mı?

Yoksa bu kayıtsızlık... ‘Bırak konuşsunlar, nasılsa bize bir şey olmaz’ rahatlığından mı?

Akla ikisini birden getiriyor. En kötü açıklama bile sessiz kalmaktan iyidir. Benden söylemesi.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.