İçeriğe değil sızdırana bakın siz
Sorarsanız, ana muhalefet CHP’yle değil yolsuzlukla mücadele ediliyor.
Ama nasıl oluyorsa...
Uşak Belediye Başkan’ı Özkan Yalım’ın Ankara’daki otel odasına gece yarısı polis baskını görüntüleri sızdı.
Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in eski gelini gözaltındayken, telefonundaki mahrem yatak odası görüntüleri sızdı.
Bu ikilinin etkin pişmanlık ifadelerinden Özgür Özel’i zorda bırakacak kesitler, soruşturmanın gizliliğine rağmen sızdı.
Sözde etkin pişmanlık ifadelerinden suçlamalarla ilgisiz, CHP’li kadın siyasetçilerin namusuna, iffetine dil uzatan belden aşağı hamam dedikoduları sızdı.
CHP’li Ali Mahir Başarır’ın gözaltına alınıp bırakılan arkadaşının telefonundan Özgür Özel’le teknede aile ortamı görüntüleri sızdı.
En son dün, Özkan Yalım’ın Özgür Özel’le WhatsApp yazışmalarından ekran görüntüleri sızdı.
Üstüne bir de sızıntılarla oynandığı, kurgulanarak servis edildiği iddiası var.
CHP, içeriklerin manipüle edilerek dolaşıma sokulduğunu savunuyor.
Habbeyi kubbe yapmak için doğruya yalan, gerçeğe sahte, bire bin katılmasından mı başlarsınız...
Soruşturmayla, suçla alakâsız özel hayat detaylarının ifadelere nasıl yazılmış olabileceğinden mi...
Bazı soruşturmaların gizliliği yayın yasaklarıyla, gözaltılarla korunurken bu soruşturmaların gizliliğinin göstere göstere ihlâl edilebilmesinden mi...
El konmuş, polis ve savcılık emanetindeki telefonlardan görüntü sızabilmesinden mi...
Hangisinden başlarsanız başlayın, sonuç değişmiyor, aynı kapıya çıkar.
15 yıl önce, paralel örgütlenmiş bir yapının siyaseti dizayna dönük bel altı kaset kumpaslarında suç nasıl içerikte aranmadıysa... Kumpasla, kurguyla, özel hayat ifşasıyla rezil etmenin bir suçla mücadele yöntemi olmadığı, kabul edilemeyeceği o gün nasıl söylendiyse... Burada da tartışılacak suç, sızdırmalarda aranmalı.
Gerisine yargı zaten bakıyor, devam eden soruşturmaların konusu. Pespaye sızıntılar, ciddiyetini sulandırıp inandırıcılığına gölge düşürerek onlara da zarar veriyor.
İçeriklere değil sızdıranlara bakmalıyız yani. Kirli, karanlık yöntemlerle yıpratma ve itibarsızlaştırma kepazeliklerine başvuranların amacı, yolsuzlukla mücadele değildir. O mücadele hukuk içinde, kanuni yollarla yürütülür. FETÖ tecrübesinden almadık mı bu dersi?
Aksi hâlde, Adâlet Bakanı Gürlek de sızıntıların ahlâksızca ve kanunsuz olduğuna hak vermezdi. AK Parti’li Şamil Tayyar’a sızıntıların kaynağını araştıracaklarını, üzerine gideceklerini, buna izin vermeyeceklerini açıklamış.
İlk sızıntıdan beri kaynağı soruşturuluyor, göz yumulmayacağını bildirdiler ama bulmaları çok uzun sürmez inşallah. Dereye su gelene kadar kurbağanın gözü pörtlemesin de...
Geçen şubatta densizin biri, AK Parti’li Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’ü rencide etmişti. Yöresel şalvarını bir belediye başkanına yakıştırmayarak horlamış, hakir görmüştü.
İYİ Parti üyesiymiş, derhal ihraç edildi. Müsavat Dervişoğlu, Akgün’ü arayıp destek verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sahip çıktı, AK Parti dayanışma kampanyası düzenledi.
Hepimiz edepsizi ayıpladık, şalvar aşağılamasını kınadık. Onunla kalmadı. Kanun geniş yorumlanarak süratle gözaltına alındı, halkı kin ve düşmanlığa tahrikten de tutuklandı.
Ayrıca Akgün, kendilerini bu haksızlıklardan koruyacak yeni bir Anayasa istedi.
CHP’liler yeni bir Anayasa da istemiyor. Namus ve iffetlerine dil uzatılmasına karşı lekelenmeme hakları korunsun, aynı hukuka tabi olsunlar, yetiyor onlara. Mevcut kanuna da razılar.
BU YAPIŞKAN ENFLASYONA NASIL BULAŞMIŞTIK?
Merkez Bankası, güya enflasyonu indirmek için 2021’de faizleri yüzde 17’den 19’a çıkardığında enflasyon da yüzde 17 dolaylarındaydı.
Lâf dinlemeyen başkanlar gönderildi, lâf dinleyenler getirildi. Faizler yüzde 8 buçuğa kadar düşürüldü.
Sonra faizler yüzde 50’lere çıkarıldığı hâlde enflasyonu kontrol altına almak bir daha mümkün olmadı.
Oysa en başta faizler yüzde 19’dan 8 buçuklara düşürülmese enflasyon da faizle kur da kontrolden çıkmayacaktı. O gün bugündür dikiş tutmuyor, üçü birden patladı.
Bugün faiz yüzde 40’larda tutulmasına rağmen Merkez Bankası, enflasyon tahminlerini tutturamıyor.
Tahminler dün yine güncellendi. 2025’te tek haneye indirilecekti ya, 2028’e ertelendi. 2026’daki yüzde 16 hedefi de seneye 2027’de gerçekleşirse büyük başarı sayılacak.
Hangisi tuttu ki bu tutsun, diyecekseniz... Kurtulamadığımız bu yapışkan enflasyon belâsına nasıl bulaştığımızı aklınızdan çıkarmayın.
Lâf dinleyen Merkez Bankası başkanları aranacağına, liyakatli başkanların lâfı dinlense üstümüze böyle yapışmayacaktı. Siyaset lâf dinlemeye başlamadıkça da bu enflasyondan kurtulmamız zor.
