İlahi gündemi tatlı da gerçekler acı
'Gerçek gündemler bahane, ilahi gündemi şahane' korosuna katılmayı ben de isterdim.
İftar sofrasında siyasetçinin fotoğraf verdiği, belediyenin baktığı milyonlarca fakir azalacağına daha da çoğalmasa... Fakir dostu iktidarın başarılarını hazmedemeyen CeHaPe zihniyetine hep birlikte nanik yapmayı kim istemezdi?
Devletin okullarında milletin çocuklarına dini örgüt, cemaat talimi yaptırmanın yeni FETÖ'lere, IŞİD'lere militan yetiştirme tehlikesi ortada olmasa.... Akıllanmadınız mı hiç, diyenlere karşı kim istemez, CHP'lilerin laiklik damarına basarak çileden çıkarmaca oyunu oynamayı?
Karşıtlarını kudurtmak için okullarda ramazan etkinliklerini bile şirazesinden çıkarmayı kim istemez yahu? Hele ilahi okuyup dinlemeyi bir muhalif çıldırtma eylemine çevirmenin tadına doyulmaz.
İş ona kalsın, rahat ve huzur fazlalılığından ne yapacağımızı şaşıralım, birbirimizin sinirlerini zıplatacak yapay krizler çıkarıp provokatif pozisyonlar alalım, karşılıklı rahatımızı kaçırmakla oyalanalım, Allah başka dert keder vermesin, can sıkıldığında oyun oynaş istenmez mi hiç?
Fakat gelin, bakalım toplumsal gerilimleri kızıştırarak eğlenecek hâlde miyiz, keyfimiz beyde bile o kadar yok mu?
2002'de devletten sosyal yardım alan hane sayısı 1 milyondu.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiğimiz 2018'de 3 milyona ulaştı. Sonra hızla katlandı, şimdi 5 milyonu aşmış durumda.
İktidar, "AK Parti teşkilatlarının daha önce olduğu gibi bu ramazanda da yoksulları, kimsesizleri, garip gurebayı gözetiyor olması"yla gurur duyuyor.
Ramazanda belediye, parti, bakanlık yardımıyla iftar eden, sahur yapan yoksul sayısı azalmayıp artmış. Yoksullukla mücadele vaadiyle iktidara geldikten 24 yıl sonra, AK Parti'nin gurur duyacağı bir başarı mıdır?
Sebebi, kötü yönetim ve yanlış politikalar değil de CHP ile dış güçlerse... Hans'la George'u kıskançlıktan çatlatmaya, CHP'yi sinir küpüne döndürüp hasetten delirtmeye durmak yok, aynen böyle devam.
Ama keyifleri yerinde mi, onlar da eğleniyor mu; destekle ayakta duran 5 milyon haneye, sosyal yardımla karnını doyuran 20 milyonluk nüfusa da soralım bir.
Bozuk ekonomi yüzünden yardıma muhtaç hâle gelenler, yardımsız geçinecek hâle yıllardır gelemeyenler, yani o yardımı mecburiyetten alanlar ne düşünüyor?
Ona inat, buna nispet ramazan etkinliği yapanların toza, dumana boğduğu acı gerçeklerden biri bu işte.
İFTAR GÖTÜRECEĞİNE FAKİRİ ZENGİNLEŞTİR
İktidar siyasetçileri, fakir evlerine böyle mi gider, yoksulun sofrasına böyle mi oturur? Propaganda afişi ve lider posteriyle yemek götürüp iftar fotoğrafı çektirerek mi? Yoksa ekonomiyi iyi yönetip, büyümeyi adil paylaştırıp fakirin sofrasını zenginleştirerek mi?
Fakirleşen halka sorsan; bırakın dünyada yüzyılını başlatmanızı, şanlı tarih sahnesine yeniden çıkarmanızı, şahlandırıp başını göğe erdirmenizi, uzayda dahi rüzgarını estirmenizi, dünyaları ayağına sermenizi... Barış Manço'nun "alla beni pulla beni" şarkısındaki gibi dağları delip, güneşleri söndürüp, yıldızları gökten koparıp başına taç yapmanıza gerek yok. Hepsi yerinde dursun. Sakin olun, yok öyle abartılacak beklentileri. Çocuğunun aç kalkmayacağı sofrayı kurdurun, bir çeşit fazla tabağı da koydurun, iktidardan başka bir şey istemez.
Zahmet edip iftarlarda fakir sofrasına oturmanız da şart değil. Helâlinden kazanç kapısı açıp sofrasını zenginleştirin, yılın her akşamı oradasınız.
Zaten 30 gün, her akşam 10 bin eve dağılsanız 5 milyon hanenin kaçına yetişebilirsiniz? Hem ramazanda iftar programıyla bitiyor mu, diğer 11 ay taş mı yiyorlar?
Dün yazmaya söz verdiğim sorulardan biri şuydu: Ramazan etkinlikleri ve ilahi üzerinden zıtlaşma üretip toplumu kutuplaştırmak, yoksul sofralarının gündemini unutturur mu? Orası anlaşılmıştır sanırım.
İkinci soru da yarına artık: Peki, laik- dindar kavgası kaşıyarak gündemi oyalamak, Öcalan'ın çözülecek statü sorunu gibi konuların üstünü örter mi?
