Sadık Abi’si Hafize Gaye Hanım’a ne derdi?
Merkez Bankasının eski ve ilk kadın Başkan’ıydı. ABD’den çok kazançlı işini bırakıp vatan görevine lütfederek gelmiş, rica minnetle getirilmiş, büyük fedakârlık yapmış, milletçe kendisine borçlanmışız havalarındaydı.
Nisan yağmurundan daha kısa süren ömrümüze kıyasla göz açıp kapayıncaya kadar sürdü, 8 ay Başkan kaldı. Şubat 2024’te görevden alındı, geriye ise 3 ay önce verdiği ibret dolu bir röportaj bıraktı.
Hafize Gaye Erkan bugünlerde yine kendinden bahsettiriyor, müthiş bir skandalla gündemde.
Bodrum’daki lüks sitede villa komşularına illallah ettirdiği söyleniyor. Komşularıyla ters düşmüş, ihtarname çekmişler.
Site personelini ve ortak alanları şahsi mülkü gibi aile işlerinde kullanmaya kalkmakla, tâciz ve tehditle suçlanıyor. Site ve içindeki otelin yöneticileri savcılığa suç duyurusunda bile bulunmuş.
Avukatı açıklama yaptı, aralarında hukuki anlaşmazlık yaşandığını doğruluyor ama nüfuz kullanımı ve tehdit iddialarını reddediyor.
İddialar tanıdık. “Kim olduğumu biliyor musun; bakan olunca seni içeri attırır, sürdürürüm; babamın silahı var, dua et uyanık değil” gibi klişeleşmiş kalıplar geçiyor haberlerde.
Merkez Bankasından ayrılırken de sosyal tesisi ailece kapattıkları, ailesine bankada oda tahsis ettirdiği, babasının banka işlerine karışıp emirler yağdırdığı, kamu personelini özel işlerine koşturduğu, mobbing uyguladığı iddialarıyla epey konuşturmuştu arkasından.
İddiaların doğruluğu yanlışlığını bilmem; fakat şaşırtıcı değil, doğru çıkarsa tevazusundan hiçbir şey kaybetmediğini anlarım. Komşularına sabır dilemekten başka ne gelir elden.
Asıl şaşırtıcı olansa 2 yıl önce İstanbul’da ev kiralamaya parası yetmediği için ailesinin yanına yerleşmişken şimdi Bodrum’daki lüks villasından gürültü koparması.
Gidişine 3 ay kala verdiği şu meşhur gazete röportajında şöyle demiyor muydu:
“İstanbul, Manhattan’dan pahalı olur mu? Biz İstanbul’da ev bulamadık. Müthiş pahalı. Annemlere yerleştik, onların yanında kalıyoruz...”
İstanbul’da ev kiralayamaz, pahalılıktan şikâyet edip bir kişiye 10 evi çok görürken Bodrum’daki villada zuhur ediyor. Hafize Gaye Hanım’ın İstanbul’daki apartman görevlisi Sadık Abi ne diyordur bu işe, sormak isterdim.
MB Başkanıyken enflasyonu 2025’te yüzde 14’e, 2026’da da tek haneye indireceklerini öngörüyordu. Belli ki kendi ekonomisini düzeltmiş ama milletinki onun hedeflediğinden çok uzakta hâlâ.
Görevi enflasyonla mücadele olan kurumun başındayken gerçek enflasyonu TÜİK’ten sormuyor, apartman görevlileri Sadık Abi’den sorduğunu açıklıyordu.
Gerçi Sadık Abi, Merkez’in Başkanı’na enflasyondaki düşüşü yanlış bildiğini soğan fiyatıyla ispatlıyordu. Bodrum’da milyon avroluk villa fiyatıyla değil.
‘Sandığın gibi değil, enflasyon inmedi, inanmıyorsan git de markette soğan fiyatına bir bak’ diyen Sadık Abi ne düşünüyor şimdi?
Hafize Gaye Hanım yoksulluktan geldiğini, fâkir halktan biri olarak hayata başladığını, parayı sonradan bulduğunu saklamıyordu. “Allah nasip etti sağ olsun” falsosuyla, Tansu Çiller potları kırarak sadece yabancısı olduğu muhafazakâr jargona değil, Bodrum sosyetesine de yanlış giriş yapıyormuş.
Sadık Abi’nin tavsiyesiyle market dolaşırken, tanınmamak için saçını toplayarak halkın arasına karışıyordu artık.
Siyasete mi oynuyordu, geleceğin Tansu Çiller’i olmaya mı adaydı? Şüphelenmiştim.
Uzaklardan gelip ekonomiyi kötü yönetimden kurtaran halk kahramanı edâsıyla nereye koşmaksa isterse oraya koşabilecek kadar açılmıştı önü.
Bakan olunca yapacaklarıyla etrafı tehdit ettiği doğruysa hayâllerinden vazgeçmemiş. Kurtarıcı gibi yeniden çağrılacağı günü bekliyor, güvendiği yerlerden umudu kesilmemiş demek.
Hafize Gaye Hanım’ın muhteşem geri dönüşü için Sadık Abi’si de gün sayıyor mudur? Zât-ı şahânesindeki cevheri keşfedenlere soramayınca Sadık Abi’ye soruyorum, idare etsin.
OKUL SALONU YA MUHALEFET PARTİLERİNE AÇILSAYDI
AK Parti Şişli İlçe Başkanlığı, Şişli’deki Halide Edip Adıvar ve Kuvayı Milliye ilkokullarında üye toplantısı yapmış. Haziran ayında yaşanmış.
Yeni Parti’li Suat Özçağdaş Meclis gündemine taşımasa haberimiz olmayacaktı.
Özçağdaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yanıtlasın diye soru önergesi vermiş. İzni kimin verdiğini, hangi yetkiye dayandığını, sorumlular hakkında işlem yapılıp yapılmadığını soruyor.
Bakan Tekin de yetkinin kaymakamlıkta olduğunu, yalnızca konferans salonunun kullandırıldığını, eğitimi aksatmadığını, çocukların ve sınıfların etkinlik dışında tutulduğunu belirterek okula parti siyaseti sokulmasını olağanlaştırmış.
Fakat şu soruyla cevabı eksik; aynı üye toplantısı için Yeni Parti ya da İYİ Parti okul salonu istese yine verilir miydi, veren olursa başına ne gelirdi?
Soru cevaba gerek dahi görülmemesi durumu anlatmaya yeter sanırım.
