Yalanlanamayacak bir tablo
AK Parti’den uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış önemli bir ismin yurtdışına taşınmış paralarının gazete manşetleri ile TV tartışma programlarına konu olması, pek çok yorumcuyu ümitlendirdi.
Genellikle AK Parti cephesinde ‘yolsuzluk’ sözcüğüyle tanımlanan bir gelişme yaşanmıyordu çünkü…
Bakanlar gibi belediye başkanlarında da görevden almaları AK Parti kendisi yapıyor ve bunu şahısların ‘metal yorgunluğu’ ile açıklıyordu.
Şimdi manşetlere tırmanan belediye başkanı da ‘metal yorgunu’ olduğu için zamanında görevden alınanlardan Melih Gökçek…
Bu defa devrede yargı var. Soruşturmayı Ankara Başsavcılığı re’sen başlatmış bulunuyor…
[Kırıkkale/Yahşihan ilçesinin AK Partili belediye başkanı da 2025’te görevden alındı, tutuklandı ve 6 yıl 8 ay cezaya çarptırıldı.Hem yargılaması uzatılmadı, hem de hapisliği; cezaevinde sadece dört ay kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Onu bir ‘istisnalar kaideyi bozmaz’ kuralı örneği sayabiliriz.]
Cumhur İttifakı belediye başkanları sütten çıkmış ak kaşık olmalılar ki, CHP’li ve DEP’li belediye başkanlarının başına gelenler onların kapısına uğramamış durumda.
31 Mart 2024 seçimlerinden bugüne son tablo şöyle:
CHP: Bu süreçte görevden uzaklaştırılan başkanların sayısı Ağustos 2026 itibarıyla 38’e ulaşmış durumda; tutuklanan başkan sayısı 37. CHP’li 3 belediyeye kayyım atandı.
DEM Parti: 12 belediye başkanı/eşbaşkan görevden uzaklaştırıldı; 2 eşbaşkan tutuklandı; 11 belediyeye kayyım atandı.
AK Parti: Yahşihan Belediye Başkanı dışında başka örnek yok.
MHP: 31 Mart 2024’te MHP’den seçilen belediye başkanları arasında bu kategorilerde bir vaka.
Kendimi onların yerine koyduğumda, halen görevde bulunan, kapısına sabahın erken saatlerinde polis veya jandarma gelmemiş CHP’li ve DEM Partili belediye başkanlarının dahi huzur içerisinde uyuyamadığını düşünmeden edemiyorum.
Henüz kapısı çalınmayanlar, bunca yolsuzluk ve rüşvet iddiası sonrasında, seçmenlerinin gözünde ‘potansiyel suçlu’ konumunda bile sayılabilir…
Görevlerini yerine getirebiliyorlar mı, kendilerini seçenlerin onlardan bekledikleri hizmetleri görebiliyorlar mı?
Kuşkuluyum…
Geçtiğimiz haftayı yarı-turistik sayılabilecek bir Ege kasabasında geçirdim; ilçenin bütün yolları istisnasız kazılmış ve kazılan yerlerin üstleri örtülmemiş haldeydi.
Evim, başkanı görevden alınan ve halen cezaevinde bulunan bir belediyenin sınırları içerisinde; altyapı çalışmaları durmuş, yalnızca gürültü çıkarmaya yarayan faaliyetlerle idare ediliyor…
Başkanların hepsi, seçim olsun da bu belirsizlik bitsin beklentisi içerisinde…
Seçmenler de öyle; onlar da belediye hizmetlerinin yeniden başlayabilmesi için seçimi bekliyorlar…
Gelecek yerel seçim 2029’da; bir yıl belediyeler açısından boşa geçecek…
Olan millete olacak…
Bir ara teklifim var: Yerel seçimler de, ilk genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte aynı gün yapılsın. Böylece hiç değilse yıllar daha az haba edilmiş olur…
Yukarıda verdiğim, görevden uzaklaştırılan CHP’den 38, DEM’den 12, CHP’den tutuklanan 37, DEM’den 11, yerine kayyım atanan CHP’den 2, DEM’den 11 belediye başkanı tablosu sizlere ne anlatıyor?
Türkiye bağırsaklarını mı temizliyor?
Re’sen başlatılan operasyonla birlikte “Kim yaparsa yapsın, yanlışlık yapanların üzerine gidilecek” iddiası gerçekleşiyor mu?
İnsanların doğasının kötü olduğu mu ispat edilmeye çalışılıyor?
Yoksa yalnız belli eğilimdeki insanların kötü olabileceği mi öne çıkartılıyor?
Hangisi dersiniz?
Yurdumuzdaki rüşvet ve yolsuzluk dalgasının üzerine gidildiği tablosu ilk ortaya çıktığı günden beri, bazı yorumcular, 1990’lı yılların başlarında İtalya’da gerçekleşen ‘Temiz Eller’ (İtalyancası: Mani Pulite) operasyonu ile paralellik kurmaktalar.
Operasyonu yürüten savcı Antonio Di Pietro bir ara ülkemize de davet edilmişti.
Di Pietro’nun kolları Berlusconi’ye kadar uzanmıştı. Bir de, İtalya’da operasyon ‘Chiesa suçüstüsü’ ile başlamıştı.
Halen devam eden bizdeki yargılamalarda savcılar açık-gizli tanıkların ifadelerini bolca kullanıyorlar; hatta bazı iddianamelerde açık-gizli tanık ifadeleri dışında başkaca kanıt bulunmadığı da görülüyor…
İtalya örneğinden hareketle, De Pietro’nun yolu bizde de tercih edilse ve şimdilerde açık-gizli tanık olarak ifadeleri değerlendirilen kişilerin yol göstericiliğinde, rüşvet olaylarına suçüstü yapılsa, süreç daha inanılır bir zemine kavuşmaz mıydı?
Anketlerde, iktidar partilerine oy vermiş vatandaşlardan önemli bir oranın (AK P’de %25.5, MHP’de %28.3) yargılamaların TV’den canlı yayınlanmasını istediği görülebiliyor. Parti ayırmadan verilen oranlar ise bayağı yüksek (%60.6).
Cumhur İttifakı dışındaki partilerin politikacılarının yolsuzluğa ve rüşvete meyyal olduğu algısı iyice yerleşsin isteniyor gibi…
Almanya’ya vatandaşlık almak üzere para transferi bu algıyı bozar…
