Şantaj CHP’ye sökse seçmenine sökmez
Dışarıdan seçmen ithal etmedikçe siyaset mühendisliklerinin işe yaramayacağını, hatta ters tepeceğini en iyi AK Parti bilir, kendi tecrübesinden.
Şimdi CHP’ye aynı tecrübe kazandırılıyor.
Sandık sonuçlarının mühendislik projeleriyle şekillendirilemeyeceğini CHP’ye anlatmak için hep ne denirdi:
Size de millet beğendiremiyoruz kardeşim, kendinizi seçtirebilmeniz için dışarıdan seçmen mi getirelim, başkasını ithal etmeyi düşünmüyorsanız kendinizi bu seçmene beğendiremedikçe ne yapsanız boş...
Yani oyunu alamıyorsanız seçmeni değil kendinizi, kafanızı değiştirmeye bakacaksınız.
Yine de CHP’ye yargı kıskacıyla ilgili spekülasyonların ardı arkası kesilmiyor.
Özgür Özel dün şuna cevap verdi: Mutlak butlan davası, CHP’den Terörsüz Türkiye sürecine destek almak için şantaj aracı olarak mı kullanılıyor?
Lideri diyor ki:
“CHP’ye şantaj sökmez. CHP’ye birileri şantaj mı yapıyor, bilmem ne... CHP, bu zorlu koşullarda Türkiye’yi hep birlikte güçlü kılmak için durması gereken yerde duruyor. Bunun için de bu alanı, siyasi rekabet değil bir tarihi sorumluluk alanı olarak tarif etmiştik.”
Önceki mesajıyla da uyumlu. Hani “attığımız her adımda önce Türkiye’yi, sonra partimizi, sonra kendimizi düşünürüz. Kimse bizi iktidarın çıkarcılığıyla karıştırmasın” şeklindeydi.
Yani mesele CHP’nin Terörsüz Türkiye’ye desteğini sağlamaksa... Bunu yaptırmak için öyle sanıldığı gibi şantaja, tehdide gerek yok. Ülkenin hayrına gördüğünde kendiliğinden destek veriyor zaten.
Aynı şey iktidarın yeni Anayasa gündemi için de geçerli.
Ama demokrasimizin, hukukumuzun hayrına olacağına ikna etmeyen bir değişikliğe CHP yanaşır mı?
‘Başına kayyum atanmasına razı olur, buna olmaz’ dedirtecek bir seçmeni var. Nasıl anlatacak, göze alır mı?
CHP, izah edemeyeceği bir düzenlemeye yanaşsa seçmeni yanaşmaz.
Seçmeninizi kaybedeceğinize partiyi kaybedersiniz daha iyi. Oyları küstürüp kaçırdıktan sonra tabelanın, binanın bir anlamı mı kalır?
Ana muhalefeti kimin yöneteceğine yargıda karar verilirse başına atanacak kayyumu küçük bir sorun bekleyecek; o da seçmeni orada tutmak. Dışarıdan halk ithal etmeyecekse mümkün mü başarması?
Yargı kararlarından yararlanmak, muhalefeti dizayna âlet etmek gibi bir siyasi hesap ve planlamadan şüpheleniliyor. Ancak CHP’yi bölerek, yıpratarak oylarını dağıtma ihtimaline oynayabilir. MHP lideri Bahçeli de buradan ele alıyor, izin verilmemesini temenni ediyordu.
CHP oylarını kayyumla bölme senaryosu, el bağlanacak bir umuda benziyor mu, tecrübe ne diyor, baştan bir daha okuyun.
Bana sorarsanız, Özgür Özel CHP’sinin Terörsüz Türkiye’ye destek vermemesi iktidarın daha çok işine yarar. Masaya hiç oturmamasını, oturduğundaysa kalkmasını tercih ederlerdi. Senaryo meraklılarına bir de bunu çalışmalarını öneririm.
CHP destek verince Bahçeli’nin şu uyarısı kimin üstünde kaldı, oradan başlasınlar:
“Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz.”
ÇOCUK YAPMANIN EKONOMİYLE İLGİSİ
Artık çocuk yapmıyorsak suçlusu bazı reklamlarmış gibi yapay bir tartışma başlatılınca yazmıştım.
Panaroma’nın nisan araştırmasına göre... Halkımızın yüzde 53’ü bir ay maaş almazsa ay sonunu bile getiremeyeceğini, Yüzde 17’si de en fazla bir ay dayanabileceğini söylüyordu.
Doğurganlık krizimizin yarın endişesiyle, gelecek kaygısıyla, ‘bugün bulur bugün yerim, Hak kerimdir yarına’ ekonomisiyle bir alakası yok sanki. Tutmuş reklamları tartışıyoruz hâlâ.
Yarınından emin olamazken, geleceği belirsizken, ev geçindirip nasıl bakacağını bilemezken gençleri evlenmeye, evlileri de çok çocuk sahibi olmaya niye özendiremiyoruz peki?
Bazı okurlar soruyor...
Çok çocuklu aileler neden düşük gelirli öyleyse? Niye fakirlerin çocukları genelde daha çok?
Zengin sınıfların yaşadığı Beşiktaş-Kadıköy halkı neden çocuk yapmıyor Akif Bey?
Elcevap:
Ailelerin eğitim ve gelir seviyesi yükseldikçe çocuk sayısının düştüğü bilinen bir gerçek. Sebeplerini uzmanları irdeliyor, açıklıyor.
Sorun şu ki, gelir seviyesi artmayanlarımızda da çocuk sayısı azalıyor.
Yoksulluk arttıkça, fakirler daha da fakirleştikçe çocuklarımız çoğalmadı. Haklı olsanız şimdi nüfus patlamasını konuşmamız gerekirdi.
Ayrıca kötü ekonomiyle, halkın yoksullaşmasıyla bir ilgisi yoksa... Evlenip çoğalmayı evlilik kredisi, doğum yardımı, çocuk yardımı, hamilelikte ücretli izin ve benzeri desteklerle teşvik edebileceğini iktidar nereden çıkarıyor ki?
