Türkiye’nin en büyük kozu hâlâ ordumuzsa

Z kuşağı bilmez, AK Parti’nin iktidara geleceği 2002 başlarıydı. Ünlü para sihirbazı Soros, “Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü ordusudur” demiş ve sert tepkilerle tartışmalara yol açmıştı.

Soros, Sabancı Üniversitesinde konuşurken Arjantin’le bizi kıyaslamasını isteyen bir soruya şu cevabı vermişti:

“Türkiye’nin Arjantin’den tek farkı, stratejik pozisyonudur. Bu stratejik pozisyonuna bağlı olarak, Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü de ordusudur.”

AK Parti, işte bunu değiştirecekti.

AB’nin, ABD’nin, Batı İttifakı’nın gözündeki değerimizi coğrafi konumumuzla ordumuzun gücünden almamız kabul edilemezdi.

Cumhurbaşkanı De Gaulle, Brigitte Bardot filmlerinin Fransa’ya kattığı değer için “BB, Renault kadar önemli bir Fransız ihracat kalemidir” dedikten 50 yıl sonra durumumuz buydu.

Üstünden bir 20 küsur yıl daha geçti.

‘Dön baba dönelim, hacılara gidelim’ misâli dönüp dolaşıp aynı yere geldik yine.

Ankara’da toplanacak NATO Zirvesi öncesinde ordumuza ve savunma sanayimize yağan övgüler ne söylüyor bize?

Anlaşılıyor ki en büyük başarımız, gururumuz, kazancımız ve ihraç kalemimiz hâlâ savunma sanayimizle ordumuz.

SAVUNMA ÜRÜNLERİMİZLE ORDUMUZ YİNE İŞTAH KABARTIYOR

Trump, NATO ve dünyanın en güçlü ordusuna sahip olduğumuzu tekrarlayıp duruyor.

NATO Genel Sekreteri Rutte’nin zirve öncesi mesajlarına da aynı vurgu hâkim. ASELSAN’ı ne kadar etkileyici bulduğunu anlatıyor, dünya çapında örnek gösteriyor.

Ve diyor ki Rutte:

“Türkiye son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, iyi eğitimli. Devasa savunma sanayii (AB ve NATO için de) büyük avantaj.”

Az bile söylüyor.

Defense News Top 100, dünyanın en prestijli savunma sanayii listesi kabul ediliyor. O listeye 5 kamu şirketimiz giriyor artık.

ASELSAN ile TUSAŞ ilk 50’deyken Roketsan, ASFAT ve MKE ise ilk 100’de yer alıyordu.

TUSAŞ, 1980’lerde yüzde 80’i yerli ve milli F 16 savaş uçağı üretip satar duruma gelmişti.

Bugün Türkiye’nin en büyük savunma şirketi, bir dünya devi olan ASELSAN da TUSAŞ gibi 1970’lerde kurulmuştu.

İkisinin temellerinde Demirel’le Özal’ın liderliği, vizyonu vardı.

Hakkı inkâr edilemez, Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayimizin önünü daha da açtı. AK Parti iktidarında başarılarına başarı kattılar.

Bu başarılar belki bizi dünya lideri, oyun değiştirici yapmaya yetmez. Gerçekçi olalım. Ama savunma sanayiinde dünya sıralamalarına girip orada kalmak, hiç de küçümsenecek, azımsanacak bir sıçrama değil.

Hepsine bravo, hepsi bu ülkenin göz bebeği kurumlar. Türkiye’ye güç ve para kazandırıyor, hem maddi hem manevi olarak göğsümüzü kabartıyorlar.

BU JESTLER NE KARŞILIĞINDA?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne hazırlanırken “savunma ihracatında şu an dünyanın en büyük 11. ülkesi” olduğumuzu hatırlattı.

Elhak öyleyiz, o hâle geldik, Erdoğan’ın hissesine de bu sonuçtan hatırı sayılır bir övünç payesi düşer.

Yalnız, ihracat başarılarımızı çeşitlendirsek AB ve ABD’ye karşı ekonomimizi ve elimizi bugün daha kuvvetlendirmez miydi?

Trump belli ki takas beklentisi içinde. Ordumuza övgülerinin yanı sıra Ankara’ya eli dolu geleceğini duyuruyor. Hediye çantasında TUSAŞ’ın KAAN’ına jet motoru satışı var. Bu jest paketiyle Erdoğan’ı çok mutlu edeceğini umuyor.

NATO Genel Sekreteri ise Avrupalılar ve Kanada’nın, savunmaya önümüzdeki 2 yıl için 250 milyar dolar ayırdığını yola çıkmadan kulağımıza kaçırdı.

Fakat Rutte müjdeli haberin arasına şöyle bir mesaj da sıkıştırıyor:

“Savunma harcamalarını artırabileceğimiz üst sınıra yaklaşmış bulunmaktayız. Ancak mesele yalnızca daha fazla kaynak ayırmak değil, silahlı kuvvetlerde görev yapacak kadın ve erkek personeli temin etmemiz gerek... Türkiye de bu açıdan önemli bir ülke...”

Bunların ne satıp ne almak istediğine bakılırsa alışveriş portföyümüzde değişen fazla bir şey yok yani.

AK Parti başladığında değerimiz jeostratejik konumumuzdan, gücümüz ordumuzdan geliyordu.

Batı’ya en belirleyici, en câzip ihraç kalemimiz hâlâ askerlik ve savunma hizmeti olarak görülüyorsa aynı yerde sayıyoruz demektir.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.