Süleymancılara operasyon…

Her ne kadar üzerlerine gidilen örgüt ve kişilerin, ‘Süleymancılar’ diye anılan grup ve onun mensupları olmadıkları resmi ağızlarca ileri sürülse de, iktidarın takdirine mazhar medya bile, haberlerinde ‘Süleymancılar’ ismini kullanmaktalar…

Bu bir dini cemaat…

Tarihleri Cumhuriyet’in 1950 öncesi tek parti dönemine kadar uzanıyor. Tek parti döneminde dini öğretme işini üstlenmiş bir öncü insandı kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan…

O günlerde dönemin özelliği olarak gizlice başlayan Kur’an tedrisatını, şartlar değiştiğinde kısmen aleniye dönüştürerek günümüze kadar sürdürdüler…

Kur’an kursları açarak, yurtlar tesis ederek…

Ülkenin dört bir tarafına elleri uzandığı için, herhalde onları tanımış olanların sayısı hiç de azımsanmayacak kadardır…

Diğer başka cemaatler henüz cesaret edememişken, onlar lider düzeyinde siyasetle içli dışlı haldeydiler. Süleyman Efendi’nin damadı Kemal Kaçar yıllarca Adalet Partisi’nden milletvekilliği yapmıştı. Onun çocukları ve torunları da, daha yakın dönemlerde, değişik partilerden Meclis’e girdiler…

Yurtdışı ilgileri de yeni sayılmaz.

New York’un Türklerin kalabalık halde yaşadığı bir bölgesinde ‘Türk camii’ olarak bilinen dev külliye onların eseridir ve sanıyorum bugün bile yine onların yetiştirdiği bir hoca orada görev yapmaktadır.

ABD’ye gelen ve New York’ta birkaç gün geçiren değişik partilerden siyasiler yollarını o camiye mutlaka düşürür ve cemaate saygılarını sunarlar…

Bizzat ve birden fazla gözlemleme fırsatı bulduğum için New York örneğini verdim; ABD’nin başka eyaletlerinde ve özellikle Türklerin yoğun olduğu Avrupa ülkelerinde de varlıklarına rastlanır.

[Bir ara not: Geçmişte yaz tatillerini geçirdiğimiz bir köyün camisinin imamı ile New York’taki camiye iki kez farklı siyasi gruplarla uğradığımda tanıştığım oradaki hoca dışında Süleymancı denilen cemaat ile herhangi bir tanışıklığım olmadı.]

Mensuplarının, ortamlarda birbirlerini kolayca tanıyabilsinler diye, kendilerine ait bazı özellikleri bulunduğu bilinir: Belli renkte bir takke ve dua ederken ellerini birleştirmeleri gibi…

Kamuya ilgileri ve devlette temsil edilme merakları var mıdır? Hangi cemaatin yok ki?

YENİ Parti’nin bir milletvekili, son operasyona bakarak, bütün dini grupların üzerine gidilmesini talep etmiş…

Aslında bu grubun varlığından haberdar olunduğu ilk dönemden -1950 öncesinden- başlayarak benzer talepler dile getirilmiş, her iktidar döneminde üzerlerine gitmeye hazırlanıldığı duyulmuş, ancak hiçbir iktidar bunu gerçekleştirmeye kalkışmamıştı.

Siyasi maliyetini hesaplayarak onları kendi hallerine bıraktı siyasiler.

Dini hassasiyeti bulunan kitlelerle içli dışlı olan siyasilerin iktidarda bulundukları sırada üzerlerine gidilmesi oy hesabı açısından yanlış olduğu için, o tür faaliyetlere hoş gözle bakmayan iktidarlar da sağ muhalefetin karşı propagandalarından çekindikleri için dini grupların faaliyetlerine göz yummuşlardır.

Bu tarihi arka-planı bildiğim için, Köln’de dev bir külliye inşa ettiriyorlar ve bunun için topladıkları bağışları dışarıya yolluyorlar gerekçesiyle başlatıldığı anlaşılan gözaltına alma operasyonunu anlamakta zorlanıyorum.

Süleyman Hilmi Tunahan’ın aile bireyleri arasında çıkan ihtilaf düşmanlığa kadar varmış ve içlerinden bir grup şimdi cemaatin yönetiminde bulunanlara karşı ciddi ithamlarda bulunuyormuş…

Dışarıya yansıyan bir bilgi bu.

Bir söylenen de bu grubun iktidara karşı oluşu.

Operasyonu başlatan bakanlar, tek ağızdan, bunun bir dini cemaate karşı girişim olmadığını, tamamen MASAK soruşturmasının bulgularının gereğini yerine getirdiklerini kamuoyuyla paylaştılar…

İyi de, operasyon yapılanlar için ileri sürülen yanlışlıklar sadece onlara mahsus mu, yoksa neredeyse Cumhuriyet’le yaşıt bir ortamın ürünü olan alışkanlıklar yüzünden her dini cemaat için de söz konusu olabilir mi?

Onca yıl boyunca her an üzerlerine gelineceği endişesi taşıyan insanlar, faaliyetlerini kendilerinden beklenebilecek şeffaflıkta yerine getiremiyor, bazı uygulamalarda gizliliği tercih ediyor olabilir.

Bu anlamda gizlilik, FETÖ olayında darbe girişimine kadar vardığı üzre, yasalarla ters düşmeyi ve hatta darbeciliği getirmez.

Cemaatlerin hepsini şeffaf olmaya, faaliyetlerini anayasal düzen ve yasalara ters düşmeyecek biçimde yerine getirmeye davet etmeli ve bunları sağlayacak ortamı oluşturmanın yolları aranmalı…

Daha önceleri bu yola gidilseydi, devlet içerisinde örgütlenmeye kalkışamaz, siyasetin elinden kazandıkları gücü siyaseti yok etmek için kullanmayı akıllarından geçiremez, 15 Temmuz hain darbe girişimi gibi oldu-bittilere cesaret edemezlerdi.

İktidar bu operasyondan nasıl bir sonuç doğmasını bekliyor olabilir?

Kendi hesabıma, operasyonla ilgili haberleri iktidara yakın medyadan izlerken soruma olumlu bir cevap bulamadım.

Arı kovanına çomak sokuldu.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.