Back To Top
CHP’den Babacan’a: Muhalif alanda siyaset...

CHP’den Babacan’a: Muhalif alanda siyaset...

 - Son Güncelleme: 11.07.2019 Perşembe 18:28
- A +

Mart seçim sonuçlarının yarattığı hareketlilik iktidar kadar muhalefet alanını da  kaplamış durumda. Sorular şunlar: Muhalif alanda neler oluyor, olabilir? Bu alan kimlerden oluşuyor ve ayırtedici özelliği ne? 

Yeni bir muhalif alan oluşumu

Türkiye’de hem siyasi yelpaze, hem siyasi muhalefet, son yılların siyasi ve anayasal gelişmelerinin baskısıyla ve ana çatışma eksenlerinde yaşanan kaymalarla, her geçen gün ivmesi yükselen yapısal  bir değişiklik geçiriyor.

Nitekim Türkiye’de bugün muhalefet, artık dün olduğu gibi, sadece iktidar dışı ve karşıtı farklı siyasi aktörlerin kümelendiği bir siyasi katman olarak tanımlanamaz. Siyasi muhalefet, aynı zamanda, (hatta amorf bir küme olmaktan daha fazla), muhalif siyasi partiler arasındaki ortak paydalar etrafında oluşan, her bir siyasi aktörün tekil varlığını aşan ve kendi başına anlam taşıyan bir oluşumu, “siyasi bir alan oluşumunu” ifade etmektedir. CHP, İYİ Parti, SP, HDP ve diğer muhalif partiler, şu ya da bu noktada, şu ya da bu araçla, hep birlikte ve bireysel seçmen ittifaklarıyla bir blok oluşturmaktadır. Bu blok onu oluşturan parçalardan, yani her bir muhalif siyasi partinin tekil varlığından, en azından güç ve siyaset tarzı olarak daha farklı, belki de fazla anlam taşımaktadır.

Bu gelişmenin iki nedeni var. 

İlki, hakim siyasi parti modelinin getirdiği tekelleşme ve keyfileşme, demokrasiye yönelik tahribat ve bunun artma riski, adalet duygusunun uğradığı örselenme, hemen tüm muhalif grupların temel siyasi arayışını, bu hakim siyasi yapıyı, yenmek, geriletmek, ikame etmek haline getirmiştir. Nitekim son yerel seçimlerde İYİ Parti, SP, HDP gibi birbirinden farklı, biriyle çelişen siyasi partilerin temel stratejileri bu istikamette şekillenmiş, bu durum doğrudan ve dolaylı ittifaklar, ortak hedefler üretmiştir. 

İkincisi, yeni anayasal düzenin kutuplaşmayı teşvik eden düzenlemeleriyle ilgilidir. Yeni siyasi düzende belirleyici siyasi yarışma, yürütme gücünü elinde tutan, devletin diğer anayasal organlarıyla ilgili ciddi yetkilere sahip cumhurbaşkanlığına ilişkin iki turlu seçimleridir. Bu seçim sistemi, ilk turda en çok oy alan iki adayın ikinci turda yarışmasını veya çok güçlü bir aday karşısında birinci turda ortaya çıkacak ve siyasi güçleri iki cepheye ayıracak ittifaklar düzeni öngörmekte, tam anlamayla çoğunluk gücü ve fikri üzerine oturmaktadır.

23 Haziran seçimlerinin de gösterdiği gibi, bu iki unsur birlikte, gerek siyaset arenasını gerek toplum-siyaset ilişkilerini, “seçmen ittifaklarına” ve partiler düzeyinde “ittifaklar siyaseti”ne doğru itmektedir. Nitekim ülke son beş yıldır iktidardan muhalefet güçlerine siyasi ittifakların şekillendirdiği bir siyasi arena düzenine sahiptir. 

Genişleyen alan, değişen yelpaze

Ayrıca muhalif alan, özellikle 2013-2014’ten yana hem toplumsal düzeyde hem siyasi partiler bakımından sürekli bir genişleme yaşıyor. Bu alanın siyasi hacmi son beş yıl içinde, toplam seçmen üzerinden yüzde 40’lardan yaklaşık yüzde 50’lere ilerlemiş bulunuyor ve bu artış yükselen bir ivmeye sahip. 

Söz konusu genişleme, muhalif alanın iç niteliği ve siyasi yelpazenin yeni dokusuyla ilgili iki önemli noktaya işaret ediyor. 

Öncelikle bu genişleme, Türkiye’de yüzde 60-40’larda seyreden sağ-sol ve kültürel kimlik eksenli temel bir siyasi ayrışmanın yanına, siyaset yapma tarzıyla ilgili yeni bir siyasi bölünme üzerinden yaşanmaktadır. Diğer bir ifadeyle,  kültürel ayrışmanın yanına, “kimlik ve ideolojik eğilim bakımından kendi içinde heterojen dokulu” siyasi kutuplaşma eklenmekte ve muhalif alanı önemli ölçüde bu yeni girdi tanımlamaktadır. Bu durumun,  siyasi normalleşme ipuçlarını barındırdığı söylenebilir. 

Bu alana, CHP, İYİ Parti, HDP’ye, parlamentoda temsil edilmeyen diğer muhalif siyasi partilere, şimdi de Ali Babacan’ın kuracağı yeni muhafazakar-merkez siyasi partinin ekleneceği anlaşılıyor. Babacan’ın partisinden ayrılırken yaptığı açıklama, kuracağı partinin AK Parti’ye rakip ve alternatif olmak kadar, bu iddiasını çok muhalefet alanın muhafazakar büyük parçası olarak sürdüreceğini gösterdi. Kaldı ki, bu, gerek ittifaklar zorunlukları gerekse siyasi duruş bakımından kaçınılmaz durumdur. 

Muhalif alanının yaşadığı büyümenin ekonomik krize, istikrar arayışına, kutuplar karşısında merkezin yeniden oluşması talebine dayalı birçok farklı nedeni bulunuyor. Ancak asıl önemlisi, bu tablonun, hem niteliksel olarak Türkiye’nin kabarmakta olan ve her geçen büyüme eğilimi gösteren yeni sosyolojik dalgasına işaret etmesi, hem niceliksel olarak iktidar sahasından kopan ve bundan sonra da kopacak parçalarla kritik eşiği geçmek üzere olduğunu göstermesidir. 

Diğer yandan muhalif alan genişleme eğilimi gösterdiği oranda, daha heterojen ya da çok parçalı hale geliyor. Diğer bir ifadeyle siyaset arayışları ve siyasi iktidara itirazlar arttıkça, yeni kurulan siyasi partilerin, sahaya inen aktörlerin sayısı arttıkça bu nitelik yoğunlaşıyor. Aynı alanda, örneğin, İYİ Parti ile HDP, biri yüzde 7 diğeri yüzde 11 seçmen gücüne sahip ve siyasi tutum bakımından tam uzlaşmaz görünen iki siyasi parti buluyor. 

Yeni söylem ve siyaset imkanları

İlk bakışta parçalı ve karşıt kutuplardan oluşan bu yapı, muhalif alanın organize olması, bütünleşmesi açısından, şüphe yok ki, kimi sorunlar içeriyor. Ancak pratik gösteriyor ki, bunun yanında, aynı yapı, siyasi partiler arasındaki ilişkilere yeni girdiler sağlıyor, (Türk siyasetinin temel eksiği olan) müzakere, pazarlık, uzlaşma gibi imkanlar da sunuyor. Nitekim CHP-İYİ Parti-HDP arasındaki ilişkilerde olduğu gibi yakınlaşmalar dolaylı oluşabiliyor, antagonist aktörler dolaylı yollardan aynı adayda buluşabiliyor. Bunu destekleyen, tıkandığı anlarda önünü açan, siyasi partilerden bağımsız davranmalarını sağlayan bir diğer önemli unsur da (Türkiye için yeni bir siyasi girdi sayılabilecek) sandık başı, bireysel seçmen ittifaklarıdır. Nitekim 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinin bu bakımdan hem bir örnek hem siyasi partilerin hareket imkanlarına işaret eden bir model oluşturmaktadır. 

Muhalefet alanında oluşan örgütlü ya da kendiliğinden bu ittifakların, ortak seçmen hassasiyetlerini besleyerek, farklı muhalif siyasi partiler arasında köprü oluşturduğu da söylenebilir. Örneğin İmamoğlu’nun “ortak alanları, değerleri, çatışma yerine uzlaşma arayışını” öne çıkaran söylemiyle kendi siyasi partisinin bir adım önüne geçmesi, partiler ötesi bir ortak seçmen hassasiyetini harekete geçirmiş, siyasi partileri, örneğin CHP’yi bu dile davet eden bir çerçeve oluşturmuştur. Ali Babacan’ın kuracağı yeni siyasi parti de, siyasi pozisyon merkezli olmaktan çok, kuvvetli sorun çözüm projelerine dayalı, baskın liderlik yerine kolektif yönetimi öneren muhtemel siyaset tarzıyla böyle bir işlevi yerine getirebilir. 

Tüm gelişmeler ve ihtimaller, açıktır ki, muhalif alanın kuşatıcı bir siyaset üretim zemini olmasına işaret ederler.

Bunlar yanında muhalif alandaki siyasi partilerin aralarındaki ilişkiler ve yarışmalar kendi başına son derece önemlidir. 1970’lerden bu yana ilk kez bu denli kuvvetli çıkış yakalayan CHP, yüzde 10’luk seçmen kitlesi ve siyasi yapısıyla HDP, Babacan ve Davutoğlu’nun kuracağı muhafazakar-liberal siyasi partiler taşıyıcı bir rol oynayacakları muhakkaktır. 

CHP-HDP ilişkileri farklı bir biçim kazabilir mi? Yeni siyasi partiler, İmamoğlu söylemi, CHP arasındaki ilişkiler nasıl bir denklem oluşturur? Kim, ne, nasıl öne çıkar. 

Önümüzdeki dönem yanıt bekleyecek sorular bunlardır. 

İşin bu boyutunun başka yazılarda ele almak üzere...

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Merke Vaizoglu 12 Temmuz 2019 16:15
Burada iyi parti, uygun bir teklifle saf degistirmeye en acik partidir.
adgfsg hghkjhjl 12 Temmuz 2019 00:19
çoktan zil takıp oynamaya başlamışsınız!
Köroğlu 11 Temmuz 2019 13:15
Devletçiler ile piyasacıların son meydan savaşı Babacan üzerinden olacak gibi. Bu maç sayısı olacağı için sert geçecek diye düşünüyorum.
Cumhur Küçük 11 Temmuz 2019 10:15
Ne yazık ki ülkeyi daha iyi yönetme söyleminde kimse yok. Ak Partinin hatalarını sıralayarak siyaset yapanların bu ülkeyi nasıl yöneteceklerini merak ediyorum. Ak partini karşısında olanlar, Ak partinin içinde olmak isteyip olamayanlar, Ak parti döneminde herhangi bir yerde mağdur olanlar, Ak partiden kovulanlar ile Erdoğan düşmanlığı besleyenler vede klasik CHP den oluşuyor. Bunların kuracağı yönetim bu ülkeye ne verebilir.
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 11:13
5
Mevcuttan daha çok şey elbette.
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 09:44
Hepsi iyi güzel de, muhaletteki bu hilkat garibesi birliktelikten, kalıcı, güvenilir bir alternatif olabilir mi ? Tek ortak yönleri Erdoğan'a düşmanlık olan zıt uçlardaki CHP-SAADET, ve HDP- İYİ parti'den ülke ve toplum hayrına ne beklenebilir ? Bu acayip zımni koalisyonun kendisi, AK Parti'nin MHP ile hala en belirleyici güç olduğunu teyit etmiyor mu ?
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 15:15
4
Hilkat garibesi diyerek hakaret et, ardından hırsızları savun. Ak Trolden geçilmiyor memleket...
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 09:10
Helal olsun Babacan ve arkadaşlarına bütün dünya nimetlerine kavuştuktan sonra ülkenin geleceği refahı huzuru için gövdelerini taşın altına koyuyor
Musto 11 Temmuz 2019 09:07
Anlaşılan chp akp parçalanmasını izleyecek mevcut belediyelerde icraatını hızlandırıp babacanın kurmay kadrosuna gòre tavır alacak.
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 08:42
Ulke o kadar kotu yonetiliyor ki muhalif kanat farkliliklarini bir kenara koyma ihtiyaci hissedip onceligi ulkeyi mevcut iktidardan kurtarmaya verdi. Buna mevcut iktidarin benim disimdaki herkes dusman, hain, terorist soylemi de katki sagladi.
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 05:51
Bu yeni anayasa %50+1 le secilen Cumhurbaskani'na olaganustu yetkiler vermektedir. Bu cok sakincali bir durum. 82 milyon nufusun yarisinin oy vermedigi bir siyasetci tarafindan yonetilmesi ve hicbir sekilde denetim yapilamamasi buyuk sorun. Boyle bir ortamda elbet ittifaklar olacaktir. Eski AK Partili liderlerin yeni bir parti kurmasi ve bu partinin de "millet ittifaki"na katilmasi, 4 yil sonra yapilacak secimlerde belirleyici bir rol oynayabilir.
KARAR OKURU 11 Temmuz 2019 04:38
Gençlerin önünü açmazsan gençler yıkar geçer. İst. Ank. Adayların eski yenisi yok mu yok. Var da yok. Metal yorgunluğu diyorsun en yorgunlarla yarışıyorsun. At yarışında bile Gazi Koşusunda koşacak atlar en iyileri... Bir de bir süre dinlendiriliyor.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN