Back To Top
Erdoğan ve bilanço

Erdoğan ve bilanço

 - Son Güncelleme: 06.06.2019 Perşembe 10:51
- A +

Son 5 yılın AK Parti’den çok Tayyip Erdoğan’ın hikayesiyle  iç içe geçtiği muhakkak. Hukuk düzeninde bozulma, siyasi alanda sertleşme, kuvvet temerküzü eksenli anayasal yapı, beka söylemi gibi son dönem Türkiye’sini tanımlayan tüm gelişmeler, İstanbul seçimlerinin iptali de dahil olmak üzere Erdoğan’ın şahsi tercihlerinin sonucudur.

Bugünden geriye bakıldığında, bu tercihlerin temelinde Erdoğan’ın sorun algısı ve sorunlara verdiği tepki, sorunları ele alma biçiminin bulunduğu bir kez daha açık biçimde görülmektedir.

2010’dan itibaren ülkenin masasına hızla yeni meseleler, kadim sorunlarını etkileyen yeni gelişmeler gelmeye başladı. Doğu-batı gerginliğinin aldığı yeni ve sert biçimler, Arap Baharı ve İslami hareketler, global ekonomik sarsıntılar, Ortadoğu’nun karışması, Kürt sorununun alan genişletmesi, iktidar içi/İslami kesim içi büyük bir çatışmanın devlet dokusuna sirayet eden keskin sonuçları bunlar arasında yer aldı.

Gelişmeler karşısında siyasi iktidarın benimseyebileceği kabaca iki yol vardı.

Birincisi yeni girdileri hukuk ve demokrasi ilkeleri etrafında ele almak, o güne kadar AK Parti’nin yaptığı gibi (Gülen krizi dışındaki hususları) yeni dinamikler ve kaçınılmaz durumlar olarak görmek ve bunları esnek siyasi yollarla yönetmekti. Bu, Kürt politikası gibi konularda yeni hamleler, kabuller ve stratejiler gerektiriyordu. 2011 Suriye iç savaşıyla doğan yeni dengeleri farklı ele almayı zorunlu kılıyordu. Ekonomi politikalarında kontrollü daralma gereğini, kamu harcamalarında tedbirli olmayı icap ettiriyordu.

İkinci yol ise daha gelenekçi ve devletçi bir yoldu. Yeni koşul ve girdilerin varlığını ve etkisini külliyen reddetmek, onlara meydan okumak, onlarla mücadeleye girmek üzerine kuruluydu. Bu yol, diplomasi yerine kuvvet siyasetini, farklı durum ve taleplerin, hatta çelişkilerin uyumlu bütününü ifade eden “demokratik siyaset” bakışı yerine, “asayiş mantığı”nı davet ediyordu.

Birinci yol ne denli etkileşime, yumuşak ve kurucu politikalara işaret ediyorsa, ikinci yol o denli içe kapanmacı ve devletçi duruşu ifade etmekteydi.

Erdoğan ikinci yolu tercih etti.

Evrensel değerleri ve hukuk ilkelerini, kendisine has bir millet irfanı ve yerlilik-millik tanımı, beka söylemi, kimlikçi siyaset, istikrar-otorite arasında kurulan sıkı bağ ile ikame etti.

Diğer ifadeyle, Erdoğan’ın bu tercihi koşulların ve konjonktürün getirdiği bir siyaset değişimi gereğinden kaynaklanmıyordu. Tersine bu yeni girdileri yönetme zaafına ve bu zafiyetin ürettiği siyasete işaret ediyordu.

Bu tercih AK Parti’nin açık topluma yönelik sentez politikalarını terk etmesini ifade etmiştir. 

Tercihlerin yeni bir yolun kilometre taşlarını oluşturmasında kimi gelişmeler kritik rol oynayacaktı. AK Parti liderinin evrensel değerlerle arasına mesafe koyduğu, hatta bu değerlere meydan okuyan Batı karşıtı bir söylemi inşa etmeye başladığı Arap Baharı bunlardan birisiydi. Sert tepkilerini, kimlikçi tutumunu, etkileşime kapalı siyasi anlayışını doruğa çıkaran, temelde kamusal alanın katılımcı düzenlemesi talebine ve bunun reddine dayanan Gezi Olayları bir diğeriydi. 17-25 Aralık darbe girişiminde silah olarak kullanılan, ama bir hakikate işaret etmekten de geri kalmayan yolsuzluklar karşısındaki tutum bir başkasıydı. Suriye 2011 krizi sonrası Kürt sorununun sınır ötesine taşması, bunun sonucu olan Kobani, Rojava, Hendek krizlerini de kritik gelişmelere eklemek gerekir.

Erdoğan’ın bu tercihleri o dönem kurmaylarına, kurucu ortaklarına, siyasi çevresine rağmen, hatta onlarla mücadele ederek yaptı. Bu, kendi başına önemli sonuçları olan bir durumdu. AK Parti açısından da bir kabuk değiştirme haliydi ve iki sürece yol açtı. 

Bir yandan Erdoğan bu süreçte ülke siyasetini ve karar mekanizmalarını önemli ölçüde tekeline aldı. AK Parti içinde kendisine itiraz eden siyasiler tek tek dışlandı. Karizmatik lider rolünün ötesine geçiliyor, bir anlamda bir şef düzeni oluşuyordu.

Diğer yandan Erdoğan faydacı ve sadakat sistemine bağlı, yakın çevreye dayalı yeni ilişkiler ve ittifaklar kurdu. Makul, edilgin, geleneksel kimliğe sahip vatandaşlardan kurulu “meşru toplum ile gayri meşru toplum” ayrımına, aracısız lider-millet ilişkisine, muhafazakar kitleyi kutuplaşmayla tahkim etmeye dayalı sağ popülizm bu yeni durumun hem taşıyıcısı hem sonucu işlevini gördü.

Erdoğan tercihlerini neden bu yönde yaptı?

İlk neden, şüphe yok ki, geçen hafta altını çizdiğimiz siyasi zihniyetidir.

İkinci neden ise bu zihniyetle yakından bağlantılı olan algılarıdır. Komplo teorileri, üst akıl tabiri, sürekli tehdit söyleminin gösterdiği gibi, Erdoğan bu gelişmeleri siyasetin gereği yeni durum ve aşamalar olarak değil, kendi varlığına, iktidarına ve onun ayrılmaz parçası olan değerlerine bir saldırı olarak görmesidir.

Nitekim bunlar karşısında tepkileri planlı ve stratejik bir otoriter nitelik taşımıyordu. Varoluşsal ve refleksif, sert ve kuralsız, dolayısıyla otoriter bir savunmayı içeriyordu. Tehdit olarak algıladığı her şeyi, meydan okumaya dayalı bir savunma stratejisiyle karşılamak, bir iktidar kavgasına dönüştürmek, ipleri germek, talepleri kriminalize etmek, hukuki ve demokratik gerekleri tehlike söylemiyle geçiştirmek Erdoğan’ın yolu olmaya başladı. Gülencilerin meydan okumaları, darbe hamleleri güvensizliği ve sadakat arayışını arttırdı.

Bugün temel sorulardan birisi şudur: Türkiye açıdan sarsıcı sonuçları olan bu ray değişikliğinin, bu yeni siyaset tarzının Erdoğan’ı izleyen, destekleyen kitle açısından anlamı var mı? Bu durum siyaset-toplum ilişkilerine yansır mı?

Yansıyacağına hiç bir şüphe yoktur.

AK Parti ve liderini muhafazakar kitle nezdinde yıllar yıllı önemli kılan, sürekli başarısını açıklayan temel unsur, dışlanan, kenarda tutulan kesimleri ve değerleri sistemin merkezine taşıyan, ayrıcalıklı gruplarla muhafazakar kesimler arasındaki dengeyi sosyolojik bir eşitlenme hamlesiyle kuran yenileyen politikalar oldu. AK Parti gücünü hala önemli ölçüde muhafazakar kesimin bu kazanımları koruma güdüsü üzerinden korumaktadır.

Ancak bu politikalar siyasi alanın genişletilmesiyle, hak ve özgürlük merkezli politikalarla, katılımcı teşkilat yapısıyla, kolektif karar süreçleriyle mümkün olmuştu. Bugün Erdoğan açısından en önemli paradoks, yeni tercihleriyle bu özelliklerin kaybolmasıdır. Genişleyen siyasi alan yeniden demokratik bir yapılanmaya tabi olmamış,  iş, kişi endişeleri ve düzeni üzerinden, siyasetin tahakkümüne dönmüş ve bu tahakküm ülke kadar muhafazakar kesim üzerinde de politik ve psikolojik sonuçlar vermeye yüz tutmuştur.

AK Parti’nin yeni düzeni , adalet, vicdan, liyakat gibi değerlerini örseleyerek bu “alan koruma işlevi”ni sınırlamaktadır. 31 Mart seçimlerinin gösterdiği gibi muhafazakar kitle için demokrasiyi “sosyolojik eşitlenme”yle özdeş görme hali, belki kefenin hala ağır tarafını oluşturmakta, ancak bu ağırlık her geçen gün azalmaktadır.

23 Haziran seçimleri ve sonuçlarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
M.can 12 Haziran 2019 16:37
insanoğlunda potansiyel benliğinde firavniyet damarı var.Eger bu terbiye edilmezse bu damar şişip güçlenir. Hatta rabbaniyet davasında bulunabilir.Bu her kes için geçerlidir...
Mahmut 11 Haziran 2019 06:17
Tankların altına yatabilen, yürekli insanlar kaybedildi, bu dönemde. Meydan, menfaatçi kişilere bırakıldı.
KARAR OKURU 09 Haziran 2019 18:31
Yazıya cevap olarak yazılacak çok şey var, ama diplomasi kurallarına uyulmadığını yazmissiniz.Simdiye kadar dünyada sozettiginiz diplomasi sonuçlarından memnunsunuz demek ki.Dunyada Adalet eksikliği de yok, açlıktan ölen milyonlarca Afrikalılar gözünüze görünmüyor.Onun için de mevcut dünya düzenine hakim olanlara itiraz da gereksiz.Yani 5 ülkenin dünyayı bu şekilde yonetmesini alkislayalim, diplomasinin dışına cikmayalim öyle mi?Siz alkislamaya devam edin.Buyuk güclerden aferin almak çok önemli sizler için çünkü.
Ferhat Demir..... 07 Haziran 2019 10:52
Sayın Bayramoğlu, yıllar önce zat-ı alinizi (13 - 14 yıl kadar) "Bu yapının, encamında bugünkü duruma geleceği, boşuna can-siperane destek vermemeniz, bundan pişmanlık duyacağınız..." konusunda -haddimiz olmayarak- olmayarak sizi uyarmıştık; nedir ki siz bu yapının dokusuna bigane olduğunuz için, onların "demokratik tebessüm"lerinin "köprüyü geçinceye kadar..." olduğunu söylemiştik; nedir ki siz koşulsuz olarak peşlerine takılarak var gücünüzle destek sundunuz. Belki de onlar bakımından " rüştünüzü ispatladığınız için" yine de en son siz havuzdan atıldınız....
KARAR OKURU 07 Haziran 2019 00:42
Hala CHP zihniyeti diyenleri görmek çok ilginç CHP zihniyetini şu anda CHP den çok akp devam ettiriyor ,tek değişen parti ve taraftarların farklı olması su dönemin İnönü döneminden gram farkı yok hatta fazlası var bunu biz bugün göremeyiz belki ama ileride su an İnönü dönemi nasıl hatirlaniyorsa bu dönem de onun gibi hatırlanacak ister inanın ister inanmayın gerçek bu
Nalıncı Keserleri 06 Haziran 2019 20:51
Kim kimi kullandı acaba?. Sırtınızda yumurta küfesi olmadığı için hayranı olduğunuz Batı kökenli tanımlarla bol bol ağdalı sosyolojik analizler yapıp akıl verirken her şey iyi idi değil mi ? Eleştirdiğiniz insan, giydiği ateşten gömlekle can havliyle ülkesi için mücadele ederken, "naif" ve hiç yük sırtlanmamış kişiler olarak yardımcı mı oldunuz. İlk satışı sizler ve bu mecrada toplananlar yaptı. Ülkesini gerçekten sevenler , güç sahibi her Lider'e musallat olan muhterislerden kurtulması için ona destek olur.
Ali Osman 06 Haziran 2019 20:20
Erdoğan demokrasi hikayesine sahip çıkmalı hem ahlakken hem de vicdanen islam dünyasının ve Türkiye’nin ihtiyacı
Olaylara farklı pencerelerden bakabilmek güzel. Politize olmadığımdan emin olarak soruyorum bunu. Erdoğan olamadan ödeyeceğimiz bilanço ne olurdu acaba?
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 18:30
3
Bu kadar olmazdı arkadaşım. Kimseyi dinlemiyor artık. Gerek mali gerekse de hukuki denetim ortadan kalktı. Yürütme herşeye hakim ama bu şekilde yürümez.
FATİH 08 Haziran 2019 14:50
16
Ne olurdu biliyor musun? Erdoğanı ve muhafazakarların bir kaşık suda bogarlardı bu sırtında bir şey taşımadan acımasızca eleştirenler.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 12:19
Muhafazakarlar da herkes kadar adaletsiz olabiliyor.Ne eksik ne fazla.Sekuler kesim de böyle.Birbirimize layıkız
KARAR OKURU 13 Haziran 2019 11:28
0
Sanki muhafazar kesim(benim olduğum) daha acımasız.Bir imam hatipli olarak torpilden nefret ederim.Bu kadar şiddetli torpil dönemi yaşanmadı sanki.Maliye Bakanlığında çalışan dürüst İmam Hatip kökenli kişilerin Ecevit döneminde hakları yenmedi ve yükseldiler.Bu bir yaşanmış gerçektir.
E.K 06 Haziran 2019 12:06
Akp'nin son 5 yilinin en guzel ozetlerinden biri..Maalesef gercek bu..Mesvered/danisma terkedildi...Sef duzenine gecildi.. Faydaci sadik insanlarla yol almaya calisilan bir duzen geldi...Kenarin merkeze cekilmesi olumlu bir gelismeydi..Demokratik kurallar cercevesinde bu gelisme olgunlasmadi. Ham kaldi..Toplumun karpuz gibi ikiye yarilmasina ve iki tarafin gittikce sertlesen celisme ve cekismesine donustu...Bu lider kadrosuyla yola devam etmke ulkeye daha iyi yarinlar getiremeyecek gibi duruyor..Sn Bayramoglu'ndan yine harika bir yazi. Tesekur ederiz.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 11:39
Siz yazın ,arada sırada muhalif yazı okumak guzel oluyor. Masal okumak insanı rahatlatıyor çünkü
Bir Not: 06 Haziran 2019 15:45
7
Belliki sen ya yaziyi hic okumamissin yada hic anlamamissin....
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 11:23
Hadi canım sende kurdugunuz düşünce sadece erdogan düşmanlığı üzerine halkı okuyamıyorsunuz her secimde bunu göreceksiniz
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 13:06
8
23 Haziran akşamı çok keyifli olacak.Siz "halkı okuyanlar" bazı gerçekleri fark edersiniz inşallah.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 18:34
2
Erdoğan Beyoğlu belediye başkan adayı oldu kazanamadı, milletvekili adayı oldu kazanamadı, partisi Meclis çoğunluğunu kaybetti. Kazandığı seçimler için kendisi takdir edilmelidir, ancak diğerleri kazanınca kabullenmek te bir erdemdir.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 21:09
7
13:16, 17 yıldır aynı rüyayı görmekten bıkmadınız, her seferinde yaşadığınız hayal kırıklığından da öyle . Bayağı şizofren bir durum velhasıl bu sizinki...
KARAR OKURU 11 Haziran 2019 18:29
2
Kimsenin kimseye bir düşmanlığı yok , memleketimizin ve halkimizin selahiyeti refahi guveni var sadece. Fanatikçe bir
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:42
Sayın yazar zamanında, sizin ve sizin gibi yazarların RTE verdiği destek için bu duruma gelmemizde sizinde payınız olduğunu düşünmüyor musunuz. toplumumuzun en azından yarısının gördüğü tehlikeyi siz neden görmediniz. oysaki ülkemizin eski büyükleri zamanında bağıra bağıra bu tür siyasi anlayışın takiye yaparak iktidar olacaklarını sonrada asıl amaçlarını uygulayacaklarını söylememiş miydi .
ati 06 Haziran 2019 14:28
1
keşke niyet okuyabilme yeteneğimiz olsaydı! biz ''beyana güvenerek'', icraatı takip ederek, fikir ve tercihlerimizi şekillendirmeyi seçiyoruz, sizler köktenciliği...
Köroğlu 06 Haziran 2019 14:36
2
Niye düşünsün? Erdoğan'a itirazı ilkeler bazında bir itiraz. Hukuk ve demokrasiye sırt çevirdiği için itiraz ediyor. Erdoğan'dan önce de hukuk ve demokrasi yoktu ülkede. Yargıçların Erdoğan karşısında el pençe durması ile orgeneraller karşısında el pençe durması arasında ne fark var?
Köroğlu 06 Haziran 2019 14:47
1
Türkiye'de siyaset sadece devletin içindeki klikler tarafından yapılıyor. Bize siyaset diye gösterilen bir tiyatro oyunu. CHP'nin ilkesel bazda AKP'den bir farkı yok. İkisi de bürokrasinin çıkarını koruyor, ikisi de milliyetçi, ikisi de demokratik ülkelere mesafeli/içe kapanmacı. İkisi için de hukuk kullanışlı bir aletten öte bir şey değil. İkisi de demokrasiye inanmıyor, sadece işine geldiğinde propaganda malzemesi olarak kullanıyor. Farkları devlet yağmasından aslan payını almak isteyen iki ayrı kabile olmaları, o kadar.
KARAR OKURU 09 Haziran 2019 10:36
1
Beyana güvenen arkadaşlara sorum şudur: Jet Fadıl veya ciftlikbank tosunu gelip size "ben artık dürüst çalışıyorum, hadi bana para verin ortak yatırım yapalım" dese, yine beyana güvenir misiniz? Sultan Süleyman diyor ki oğluna "bigünahım deme bari Tevbe kıl canım oğul"
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:13
her sistem ve sistem değişikliği hatalar yapılmadan olmaz...kızılderili atasözündeki gibi: yapmak için bozmak lazım!...Ancak liberal görünümlü vesayet uzantılarının "hukuk düzeninde bozulma vs" eleştirisi yaparken önceki düzenin adil, demokratik, hakkaniyetli, evrensel liberal standartlara uygun olduğunu ancak bunun bozulduğu şeklindeki bilinçaltını ele vermesi tarjedisini Sn.Bayramoğlundan önce Sn.Mahçupyanda görmüştük;)
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 11:02
6
Bu ülkede, hukuka ve demokrasiye en yakın günlerin yaşandığı 2003-2011 arasında, Bayramoğlu da, Mahçupyan da Erdoğan'ın arkasında idi. Değişen onlar değil, o.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 18:35
6
Laf kalabalığı.
Fuzuli 06 Haziran 2019 09:08
Yani ülkeyi kendi ikbali açısından kutuplaştıran ve en ufak bşr eleştiriyi hainlik, teröristlik olarak yaftalayan erdoğan gittikten sonra bugün onun politikalarını ve söylemlerini alkışlayanlar aynı ithamlara maruz kalabilirler ve 1930, 1940 lı yılların Türkiyesindeki duruma düşebilirler. Bunun için fazla birşeye de gerek yok. Erdoğanın kullandığı yetki ve söylemleri kullanmak yeter de artar bile
Fuat Ortatepe 06 Haziran 2019 09:06
Türk aydın ve yazarlarında "entelektüel naifliği" olarak isimlendirebilecek bir hastalık var. (Buna naiflik yerine saftiriklik de denebilir.)Kitabi olanla cari olanı, gerçekte olanla idealde olması gerekeni bir türlü ortak bir noktada buluşturamaz ve sürekli bir hayal dünyasında yaşarlar.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:16
4
bu, iktidarlarının bitmesinden ölesiye korkan, türkiyeyi gaspetmiş bürokratik kliğin uydurduğu bir palavra.
Karar Okuru 06 Haziran 2019 09:03
Bilancio cok agir ama gercekler zor sindiriliyor. Turkiye bu iktidardan yoruldu.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 08:49
Olup bittikten sonra yazmak kolay Ali bey. RTE sizleri nasıl kandırdı ama. Oysa yetiştiği şartlar, ortam, sahip olduğu eğitim ve zihniyet nasıl bir kişi olduğunu ve neler yapabileceğini görmemize yeterdi.Ama göremediniz çünkü anlayamadınız. Siz entel o size takıldı.Şimdi marşın güftesinden yapılacak çoçuk adedine karışma hakkını sahip gördü kendini.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:25
10
Evet suanki durumda AKP Kadar CHP zihniyetide sucludur. Suanki olan seyleri bundan 20 yil önce CHP yapiyordu. Kisacasi okumamis ve kendini gelistirmemis toplumlarda böyle durumlar hep olacaktir. Bir box musabakasi gibi :) Önce cehaletimizi Kabul edip üzerine egilmekte fayda var. Saygilar
Köroğlu 06 Haziran 2019 15:01
2
Şunu kavrayamıyorsun: Erdoğan'a muhalefetin sebebi devleti yağmalama imkanını senin laik dininin laik ruhban sınıfının elinden alması değil, senin laik ruhban sınıfının elinden gücü aldıktan sonra demokrasi ve hukuk düzeni kuracağına mitolojiyi değiştirip aynı sisteme devam etmesi.
Özkan 06 Haziran 2019 07:58
Sayın yazar entellektüel kelimesini hak eden nadir insanlardansınız ...
abdullah 06 Haziran 2019 05:21
Ali Bey yazilarinizi bir çok açıdan çok mantıklı buluyorum ancak Turkiye de dillendirmenin tehlikeli olduğu bazı doğruları yumuşak ve dolambaçlı yanlarıyla söylüyorsunuz gibi hissediyorum.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 03:16
“17-25 Aralık darbe girişiminde silah olarak kullanılan, ama bir hakikate işaret etmekten de geri kalmayan yolsuzluklar” en can alıcı nokta bu yazınızda. Erdoğan’ı otoriterliğe iten sebep o hakikatler. Tehlikeli bir çizgideyiz. Bakın Mısır’daki Sisi gibi bir bakanın darbe yapmayacağını kim söyleyebilir. Bazı bakanlar çok güçleniyor.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:10
1
Bu ulkede darbe olmaz. Darbe girisimi olursa bile basarili olamaz. Hicbir ordu 15 milyonluk Istanbul'u kontrol edemez. Halk da eskisi gibi ordudan korkmuyor. Asil tehlike baskanlik sisteminin uzun sure kalici olmasi. Erdogan'dan sonra Cumhurbaskani olan da tek adam rejimini devam ettirmek isteyecektir.
Sabahattin 06 Haziran 2019 10:26
5
Sorun başkanlık sisteminde değil. 1)kuvvetler ayrılığının ve 2) parti içi demokrasinin olmayışında. Bu ikisi düzelmeden başkanlık veya parlamenter sistem fark etmez. Hukuk ve demokrasi yerleşmez. Bürokratik vesayet bitmez. Tek çare var: dar bölge ve ön seçim.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 14:20
5
Bakan Soylu’ya dikkat edelim.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 21:35
0
03:16, Türkiye'de artık kimse darbe yapamaz ! Geçti o. Mısır'da tanktan asker alan, panzerin önünde duran olmadığı için Mursi düşürülebildi. Nişantaşı'nda ve Bağdat caddesinde darbeci tankları alkışlayanlar anlayamaz bunu. O yüzden de hep ofsayta düşüyorlar.
Mehmet 06 Haziran 2019 03:04
Ak parti gücünü dindarım diyen ve kazanımlarını kaybetmek istemeyen kitleden alıyor diyorsunuz.Dogru ama kazanımlar adaletsizlik,liyakatsizlik,torpil ve yakın ilişkiye göre kuruluyor.Zengin bir burjuva yakın çevrede ve torpille beslenen fakir kesimi aynı ipe bağlayarak makamlar korunuyor.Hak etmeyenler mevki sahibi olduğu zaman hak hukukta tanımıyor.Dinimiz adalet ve liyakatle haraket edin derken bir ilişkilerimize göre devleti sekillendiriyoru-z.Dusunun yanlışları dile getiren siyasetçiler makamı gördüğünde milleti hemen satıyor.Nasilsaniz öyle yonetilirsiniz
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 02:25
Zihnimi acan bir analiz. AK Parti ve Erdogan'in bu kadar uzun sure iktidarda kalmasinin onemli bir sebebi de Turkiye'de demokrasiye ve insan haklarina saygili bir hukuk devleti kurmak isteyen bir siyasi partinin mevcut olmamasidir. Halkin 2 secenegi var: Erdogan'in baskanlik rejimi veya CHPnin temsil ettigi Kemalist vesayet rejimi.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:45
0
Tespitine aynen katılıyorum. Bir demokrat olarak hangisi tercih edilmeli. Can alıcı soru bu. Aslında ikisininde özü istibdat. Sadece isim ve dine bakış farkı var. Biri dindar istibdat digeri seküler ötesi laikçi istibdat. Biri kurumsal biri şimdilik kişisel istibdat. Aslında kurumsal istibdatta bir eşitlenme ve istikrar var. Fakat kurtulma şansı çok az. Çünkü müstekar olmuş. Kisisel istibdat geçici olabilir ve müstekar olmamıştır. Ama kurumsal olmadığı için keyfilik her alanda ve her olayda değişkenlik gösterir ve yönetimde istikrarı sağlamaz. Tercih halkın. Dilediğini seçmekte özgür.
Şahin 06 Haziran 2019 12:12
5
Hayır böyle bir parti var, adı HDP! Ama bunları "terörist ve hain" diye yaftalayan bir iktidar var.
KARAR OKURU 10 Haziran 2019 17:07
0
hdp iktidar olsun hele onu da görürüz.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 01:55
erdoğan yönetme ve değişimi bilmiyor, algılayamıyor. çok eski
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 01:35
Çok merak ediyorum,Türk siyasi tarihinde, itibarı ile kapasitesi arasındaki ters orantının bu kadar büyük olduğu bir siyasi daha var mıdır ?
Şeref Yılmaz 06 Haziran 2019 09:34
15
Müdür sen ne yiyip içiyorsun?
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:38
1
40 yildir hep ayni aslinda degisen birsey olmadi sadece aktörler degisti. Bir millet bu kadar mi yerinde sayar, bu kadar malzemeye ( Tv- internet..etc ) ragmen hala anlamis degilim. Saygilar
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN