Back To Top
Kötü biniciyi önce atı sırtından atar

Kötü biniciyi önce atı sırtından atar

 - Son Güncelleme: 16.05.2019 Perşembe 09:03
- A +

Demokrasiden tedrici uzaklaşma, popülist kurumlaşma, adı konan ve konmayan krizlerle iç içe yaşam ve bunların ideolojik gömleği olan beka söylemi, ülkeye hakim kolektif depresyon halinin ana nedenleri. 

Türkiye buradan çıkabilir mi? 

Bundan en küçük şüphe bile duyulmamalı.  

Bu kara bulutlar semalarımıza nasıl geldilerse, bir gün yine öyle çekip gidecekler. Kuvvetli bir rüzgârla silinip süpürülecekler. Ne bu ülkenin tarihsel, siyasi ve sosyolojik dinamikleri ne ortak zihniyeti böyle iklimi uzun süre solumaya yatkındır. 

Türkiye’nin demokrasisi oldum olası “eksik”tir. Demokratik kopuşlar, toplumsal gerginlikler öykümüzde nitelik ve nicelik bakımından önemli bir yer tutarlar. Ancak bununla birlikte, bu ülkede farklı toplumsal kesimlerin ortak hülyası da görece istikrar ve adalet içeren bir toplumsal düzene sahip olmaktan hiç geri kalmamıştır. Bir imparatorluk mirası olarak, bu topraklara sığınma veya bu topraklarda “öteki”yle varoluş zorunluluğu ve buna rıza, aralarındaki tüm gerginliklere rağmen, kültürel kimliklere ait ortak zihniyet havuzunun önemli parçalarından birisidir. Cumhuriyet döneminde birçok aşırılık ve kutuplaşma bu ortak nokta üzerinden ve seçmen eliyle törpülenecektir. Toplumun dokusuna ve dengesine oranla, nitelik bakımından otoriter dönemlerin “istisna”, adalet, hakkaniyet, umut arayışlarının “kural” olduğu bir mirasın üzerine oturduğumuzu unutmamak gerekir. 

Velhasıl, beka söylemiyle uzun süre yönetilebilir bir toplum hiç olmadık. Kutuplaşmaya, öteki fikrine dayanan, kriz diline dayanan içe kapanmacı (sağ) popülizm de aslında bu ülkenin ruhuna uygun bir siyaset tarzı değildir.  

Daha yakından bakalım.  

Türkiye’de kimlikçi-otoriter siyasetin (dün olduğu gibi bugün de) uzun vadede sürdürülemez olduğunu düşündüren iki temel husus bulunuyor.  

Birincisi kimlikçi-otoriter siyasetin ölçüsü kaçınca, belki paradoksal görünebilir, ancak ülkenin cemaatçi dokusunun, kimliklere dayalı çok parçalı toplumsal yapısının bir panzehir gibi devreye girmesidir. Bu durum Türkiye’de toplulukçu yapı ile toplulukçu siyasetin bir aşamadan sonra, birbirlerini çekmesine değil itmesine işaret eder ve önemlidir. Zira toplulukçu siyaset, böyle bir yapıda, sonunda adına hareket ettiği kesim dahil olmak üzere tüm kesimlere zarar verir.   

Tetiklenme sistemi açıktır: Toplulukçu siyaset, hemen her zaman, hemen her yerde kutuplaşmanın, otoriter ve kimlik merkezli keyfi bir yönetimin kapısını açar. Bizim gibi toplumlarda, zihniyetin derinlerinde yatan, kişi, kişiselliğin hükümranlığını davet eder, gelenek adına gelenekleri, kurumların yapısını altüst eder.  

Bu kapıdan girmenin bedeli ise kültürel, ekonomik, siyasi alanların kendi kurallarından koparılması, keyfi ve tekelci yönetime maruz kalmasıdır. Bu ise, siyasi, ekonomik, ahlaki altüst oluşlar ve krizler serisiyle tanışmak demektir.  

Bu noktada zora düşen sadece karşı kimlikler olmaz, hakim kimlik dahil tüm topluluklar ahlaki, siyasi, ekonomik sarsıntılar yaşarlar. Supap işlevini gören ortak alanları ayakta tutan, “kişi ve kimlik faydası” arasında bağ kuran rasyonalite tahrip olur. Adım adım tüm toplumu kuşatan umutsuzluk, hukuksuzluk, hakkaniyet eksikliği, kişiye ve kibire olan tepkiyle beslenerek sonunda kuvvetli bir rüzgara döner, otoriter-kimlikçi siyaseti önüne katarak süpürür. 

Otoriter kimlikçi gidişin karşısına dikilecek ikinci husus, az önce altı çizilen fayda meselesinin iç dengeleriyle, ekonomi politiğiyle ilgilidir. Türkiye’de kimlik egemen toplumsal yapının denge unsurlarından birisi, aynı anda kişisel fayda, topluluk faydası, toplum faydası kefelerini içeren hassas terazidir. Sistemin rasyonelliği ya da rasyonellik tanımı bu kefelerin varlığı kadar, bunlar arasındaki geçişleri ve dengeyi varsayar. Her fayda kefesi diğer kefelerin varlığını koruyan bir işlev görür. Nitekim tarih, kemalizmin kısmi dönüşmesinde, 28 Şubat’ta muhafazakâr değer-çıkar ayrışmasında, hendek siyasetine yönelik bölge tepkisinde olduğu gibi İslami kesimden Kürtlere, seküler kesimden Alevilere değin her katmanda “rasyonellik-çıkar-kimlik” ilişkisini kanıtlayan onlarca tarihsel örnekle doludur.  

Türkiye bugün bu serüvenin tüm veçhelerini yaşıyor. 

Bir yandan iktidarın adına hareket ettiği kimliğin varlığına ve değerlerine ilişkin saha genişliyor. Diğer yandan bu genişleme kaotik, kuralsız, ötekinin ve ortak değerlerin aleyhine oldukça, “yargı ve adalet”, “seçim ve demokrasi”, “siyaset ve hakkaniyet”, “ekonomi ve rasyonellik” arasındaki bağlar gitgide kopuyor. Bunlar ise Türkiye’yi her geçen gün biraz daha boğuyor. Kutuplaştırıcı siyaset, adım adım, iktidarı destekleyen grupların temel değerlerinin aleyhine de sonuçlar üretiyor.  

31 Mart seçim sonuçları Türkiye genelinde bu duruma ve ona verilen tepkinin bir göstergesiydi.  

AK Parti, (2015 Haziran parantezi bir yana) ilk büyük simgesel ve siyasi ilk ciddi başarısızlığını yaşadı. Bunun bir birikimin sonucu olduğuna hiç şüphe yok. Karadeniz ve İç Anadolu’ya doğru coğrafi bir daralma, Ankara ve İstanbul belediyelerinin kaybedilmesi, iktidar partisinin oy oranının gerçek rakamlarla yüzde 37-38’e gerilemesi, Muhafazakâr seçmenin sandığa gitmekten kaçınmasıyla gelen katılım oranı düşüklüğü ilk göze çarpan açık veriler. Erdoğan İstanbul seçimlerini kazanarak görüntüyü tersine çevirmek isteyecek olsa da, bu veriler 23 Haziran seçimlerinin sonuçlarından bağımsızdır.  

Bu tablonun asıl faili AK Parti’dir. Diğer ifadeyle bu tablo (İmamoğlu’nun imajı ve bunun etkisi ve HDP seçmenin büyük kentlerdeki tutumu dışında) muhalefet partilerinin değil siyasi iktidarın karnesidir. Oy kaymaları, kaçışları temel olarak muhafazakâr kesim içinde olmaktadır ve seçim sonuçlarını bir açıdan AK Parti ile seçmenin ilişkisi çerçevesinde ele almak gerçekçi olur. 

Muhafazakâr seçmenin bir bölümünde başlayan AK Parti’ye mesafe alma hali, otoriter tahripkar siyasete verilen, “kişi, kimlik, toplum çıkarları” bütünlüğüne ilişkin bir refleksten doğan rasyonel bir tepkidir. Karaalioğlu’nun “Hata” yazısı bu duruma bir açıdan güzel bir örnek teşkil ediyor. 

Sonuç olarak, başta muhafazakâr ve Kürt seçmen olmak üzere kutuplaşma ve kutuplar karşısında merkezde yeni alan oluşturma, merkeze yer açma ciddiye alınması gereken, önümüzdeki yılları belirleyecek bir toplumsal tepkidir.   

28 Şubat sonrası, 2000’lerin başında Türkiye’nin siyasi denklemlerinden birisini kabaca şöyle tanımlıyorduk: Demokrasi istikametinde değişim, kendi içinde bir değişim yaşayabilirse çoğunluğu oluşturan muhafazakâr kitle ve ona dayanan siyaset tarafından gerçekleştirebilir. Bugüne uygun yeni denklemde muhafazakâr kesimin yeri hâlâ aynıdır. Gidişe dur deyişte belirleyici olan onların tavrı olacaktır. 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Ali Osman 17 Mayıs 2019 10:21
Karar sağduyudur kalitedir
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 22:35
2000 lerin başında Yenişafak ta sürece yaptığınız katkılar ile şimdiki arasında da sizin adınıza övünülecek bir duruş ve bizim için de iyi ki varsınız şeklinde saygı duyacağımız benzerlikler var. Teşekkürler Sayın Bayramoğlu. Iyi ki varsınız.
Hersoy 16 Mayıs 2019 14:58
Doğru değişim muhafazakar kesimin tepkisiyle olacak, ancak ülkede büyük bir kesim sosyal yardım alıyor ve bunu AKP/Erdoğan sayesinde alabildiklerine inanıyor; ekonomi sanki zurnanın zırt diyeceği yer gibi duruyor. Muktedirler gücü bırakmamak için her yolu da mübah sayıyorlar. Bunca laçkalıktan sonra ülkenin bekleme tahammülüde azalıyor; Allah yardımcımız olsun.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 13:59
Hayal aleminde temelsiz teoriler üretiyorsun. Bunlar gerçeğe değil senin gönlünden geçenlere dayanıyor. Ben sana acı da olsa gerçekleri söyleyeyim. Muhafazakar seçmen sonuna kadar Tayyip Erdoğan'ı destekleyecektir. Bunun sonu ülkenin bir çıkmaz yola girmesi ve herşeyin kaybedilmesi bile olsa. Zira Erdoğan onlara ihtiyaçları olan şeyi yani dini sonuna kadar verecektir. Dinin işe girdiği yerde başka herşey devreden çıkar.
adsız bircik 16 Mayıs 2019 15:30
3
''herseyn kaybedelimsei bile olsa '' derken
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 16:49
0
sen anladın onu.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 18:09
0
İnsanlar Erdoğan dan öncede din sahibiydiler. Sen de kendi inandığını gerçek zannediyor olmayasın.
musto 16 Mayıs 2019 12:42
Teessüf ederim sn yazar ikide bir attan düşme olayını hatırlatmanızı. o olayda bizim binicinin acemiliğinden değil At ürktü.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 12:06
Muhalefetteyken demokrat kesilip iktidara gelince güç sarhoşu olmak... TR siyasetinin temel hastalığı... Siyasetçi, bürokrat, iş adamı, esnaf, işçi ve tüm sosyal katmanlar hukuk devleti kavramını içselleştirmedikçe, ülkemiz hep eksik demokratik bir ülke olur. Halihazırda siyaseten büyük bir enkazın içindeyiz, bu enkazı kaldırmak hiç de kolay görünmüyor.
Muhafazakar kesim yönetime gelince umitlendik.Daha adil , herkese eşit mesafe, hırsızlık, haksız mevkii ve kazanç en asgari vs.vs.Ama ne oldu?ortama ayak uydurma..Hata da Özal ı solladılar..Kara bulutların gitmesi için çok ciddi değişiklikler yapılmalı.Devlet harcamaları en asgariye indirilerek başlanabilir.millet zaten hiç olmadığı kadar tasarrufta.Bir de yönetime gelenler keşke giderlerken geldikleri zamandaki kadar maddi güçle gitseler..parsayı toplamadan yanındakilere toplattirmadan..olabilirligi ???
Sabahattin 16 Mayıs 2019 14:49
15
Kara bulutların dağılması için Özal'a dönmeli: 1) Devlet küçülmeli. Başta savunma sanayi harcamalar kısılmalı. Devlet bankaları, devlet arazileri ve TRT özelleşmeli. Vergiler, başta KDV radikal düşmeli. 2) Batı ile stratejik ilişkiler kurulmalı. AB ve ABD ile ara düzeltilmeli 3) İhracata ve turizme abanmalı 4) Kürt meselesi kayıtsız koşulsuz, açık açık, dobra dobra tartışılmalı. Meclis'te bir çözüm bulunmalı. 5) Kuvvetler ayrılığı sağlanmalı: yani önseçim ve darbölge
Medeni Yusufoğlu 16 Mayıs 2019 10:43
Lafı içinden çıkılmaz hale getirmek için bu çaba niye, halk reelpolitik merkeze oturmayınca , akp kendi belirlediği sonucu alamayınca, demokratik olmayan teamüllerle çözüm arıyor, aynısı geçmişte 7 Haziran da yapılmadımı ,,, gelinen nokta 1930-40 lar Türkiyesi maalesef, hala bir twit yüzünden tutuklanan insanlar ülkesi Türkiye.. 80 milyon un sığınacağı bir hukuk şemsiyesi bile yol,,,,
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 09:14
Önemli olan, "sen dedin,o yaptı, başka zaman da o yapmıştı " gibi suçlamak ya da suçlu aramak değil hep birlikte çözüm bulmaktır. Mesele bu.
karar okuru ben 16 Mayıs 2019 09:07
son cümlemi iyi okuyun diyorsunuz..
RIZA CENGIZ Fransa 16 Mayıs 2019 09:03
Sizin gibi aydin birini okumak bir ayricalik. Daha sik yazilarinizi gormek isteriz. Bu arada Karar gazetesini yavas yavas artan cesaretinden dolayi kutluyorum.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 14:02
11
Çok komik. Bu mu aydın? Bugünkü durumun birinci dereceden sorumlularından biri. Şimdi günah çıkarmakla geçmişi ve söylediklerini unutturabileceğini zannediyor. Artık eski beğenmedikleri ve eksik buldukları demokrasiyi bile mumla arayacaklar ama olan oldu ve giden geri gelmez.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 14:42
3
Çok komik. Bu mu muhalefet? Erdoğan'ın gücünün birinci derecede sebebi. Şimdi İslamcılar çuvalladı diye kemalistlerin geçmişte uyguladıkları şiddeti, hukuksuzluğu, demokrasi düşmanlığını, ekonomik soygunları unutturabileceğini sanıyor. Artık eski yağmaladıkları ve sömürdükleri laik vesayeti mumla arayacaklar ama olan oldu ve giden geri gelmez.
Alparslan Tekin 16 Mayıs 2019 08:21
Yazara sormak lazım bahsettiği kara bulutları kim getirmiş acaba? Kendiliğinden mi gelmiş.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 18:19
2
Bu yazıyı okuyup da bu kadar sığ bir yorum yazmak için gerçekten yetenek lazım.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 06:47
Gözüm hep medyada Bayramoğlu ve Mahçupyan'ı arıyor.
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 05:10
Bu toplum kimi nereye taşıyıp taşımayacağını iyi bilir. Ümit verici...
KARAR OKURU 16 Mayıs 2019 03:47
Tesbit babında çok orijinal bir analiz olmuş. teşekkür ederim.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN