Aslan durdurulamıyor
Süper Lig’de şampiyonluk yarışı sadece saha içinde kazanılan puanlarla değil, rakiplerin psikolojik kırılma anlarıyla da şekillenir. Fenerbahçe’nin küme düşme hattındaki takımlara karşı peş peşe yaşadığı beklenmedik puan kayıpları, Şampiyonlar Ligi’nde tarihi bir Liverpool sınavına hazırlanan Galatasaray için adeta gökten düşen bir "büyük ikramiye" oldu. Ancak bu ikramiyeyi kasaya koymak için, Avrupa hedefinden kopmayan dişli bir Başakşehir engelini aşmak gerekiyordu.
Maçın ilk yarısı Galatasaray adına pek de "kolay bir 90 dakika" sinyali vermedi. Aksine, hücumda ritim bulmakta zorlanan bir sarı-kırmızılı ekip izledik. Bu bölümde sahneye çıkan isim ise Wilfried Singo oldu. Davinson Sanchez’in alışılmışın dışındaki savrukluğunu ve riskli hamlelerini, Singo muazzam bir enerjiyle süpürdü.
Ve Sallai. Fiziğini ve hızını kademeye girmek için o kadar efektif kullandı ki, Başakşehir’in kontra atak iştahını neredeyse tek başına kesti. Sadece savunmada değil, hücum setlerinde de modern bir bek profili çizdi.
Singo’nun ikinci yarıda kornerden gelen topa vurduğu o şık ve teknik şut, sadece bir savunmacı değil, aynı zamanda yüksek ayak kalitesine sahip bir oyun kurucu olduğunun da işaret etti.
Uzun bir aradan sonra sahaya kaptan olarak çıkan Yunus Akgün, liderlik sorumluluğunu hücum organizasyonlarıyla birleştirdi. Barış Alper ve Lang’ın kanat akınları ilk yarıda Başakşehir tarafından tıkanmıştı. Ancak ikinci yarıda oyun zekasını konuşturmaya başlayan Yunus, Nijeryalı yıldızı nerede topla buluşturacağını iyi ezberlediğini gösterdi.
Osimhen’in attığı gol, sadece bir santrafor bitiriciliği değil, aynı zamanda doğru pas trafiğinin doğal bir sonucuydu. Hem Singo’nun hem de Osimhen’in birer şutunun direkten dönmesi, Başakşehir için gecenin "ucuz atlatılan" anlarıydı. Rakibin 10 kişi kalmasıyla vites yükselten Galatasaray, vitesi bir kez artırınca Başakşehir’in direnci kağıt gibi dağıldı.
Okan Buruk’un cezası nedeniyle tribünde olduğu gecede, saha kenarındaki hamleler kulübenin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı. Hafta içindeki kritik Liverpool maçı düşünülerek Osimhen ve Torreira kenara alınırken, yerlerine Mauro Icardi ve İlkay Gündoğan gibi dünya yıldızlarının girmesi, ligdeki güç dengesinin ne kadar açıldığının en net göstergesiydi. Buruk’un maçın son bölümünde yaptığı Singo-Kaan Ayhan değişikliği bu kapsamdaydı.
Lang’ın pasında Yunus’un uzun koşusu vr Renato’ya attırdığı, farkı 3’e çıkaran gol ise takımın isimlerden bağımsız bir şekilde makina düzenine geçtiğinin de bir kanıtıydı.
Sonuç olarak; Galatasaray en yakın rakibiyle puan farkını yediye çıkararak şampiyonluk yolunda dev bir psikolojik üstünlük elde etti.
