İyi mi ettik kötü mü ettik?

Bilinen bir hikâye ama yer geldi anlatayım.

Adamın birini herhalde parası çok olduğu için futbol kulübüne başkan yapmışlar.

Adam futbol hakkında hiçbir bilgiye sahip değil.

Fakat kulübün başkanı, maçlara gitmesi gerekiyor. O da gidiyor. Kendisine ayrılan bölümde yardımcılarıyla birlikte oturuyor. Maçın gidişatına göre seyirciler gürültüler çıkarıyorlar. Off! Puff! Hakem! Makem! Başkanımız bu gürültülere anlam veremiyor.

Bir ara daha büyük bir gürültü çıkıyor. Herkes ayakta, herkes bağırıyor. Başkan yanındakilere endişeyle soruyor:

“Ulan ne oldu, herkes ayaklandı?”

“Başkanım” diyorlar, “Gol attık!”

“Tamam attık da” diyor başkan, “Eyi mi ettik, kötü mü ettik?”

Geçen cumartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed b. Selman tarafından Mekke ‘de imzalanan ortak savunma anlaşmasına yönelik tepkiler muhtelifti.

Bazılarına göre üç büyük Müslüman ülke önemli bir savunma anlaşması yapmıştı.

Anlaşmanın İsrail’e karşı bir anlaşma olduğu bile düşünülebilirdi.

İslam NATO’su kuruluyordu. Büyük bir iş başarılmıştı. Ümmet birleşiyordu, artık önüne gelen Müslümanlara yan bakamayacaktı.

(Halbuki İslam İşbirliği Teşkilatı sıfıra yakın aktivitesiyle bu konudaki zaten olmayan beklentileri yok etti.)

Bazılarına göre ‘bizimkiler’ yaptığına göre mutlaka doğru bir şey yapmışlardı, önünü arkasını sormadan hemen alkışlamalıydık.

Tabii ABD ile İran birbirleriyle savaş halindeyken yapılmış bir savunma anlaşmasının tehlikeli olabileceğini düşünenler de vardı.

“İyi mi ettik, kötü mü ettik?” sorusunun cevabı konusunda bir ittifak oluşmadı.

İmzaları atanlar ne yaptıklarına en azından imzayı niçin attıklarını biliyorlardır.

ABD Başkanı Trump onları bir araya getirmiş olabilir mi?

Bunu dahi bilmiyoruz.

Fakat devletin gökten inmediğine, zaman zaman yanlış yaptığına dair teorik ve pratik bilgimiz var.

O halde bazı sorular sorabiliriz.

Taraflar böyle bir savunma anlaşmasını ABD’nin bilgisi olmaksızın yapmış olabilirler mi?

(Bilgisi olmanın aynı zamanda müsaadesi olmak anlamına geldiğini de dikkate almamız gerekiyor.)

Şu savaş mevsiminde şu gerilimin ortasında buna evet demek, ABD’den habersiz toplandıklarını düşünmek imkânsız.

Taraflar anlaşmanın üçüncü ülkelere karşı olmadığını vurgulamaya özen gösteriyorlar.

‘Üçüncü ülkeler’ hangi ülkeler olabilir?

Bütün ülkeler olabilir. Ama herkesin aklına ilk gelen ülke, ABD ile savaş halinde olan İran’dır.

ABD Körfez’deki üslerinden attığı füzelerle İran’ı vuruyor.

İran da Körfez’deki ABD üslerine misilleme yapıyor.

Bazen petrol tesislerini, bazen havalimanlarını, radarlarını vuruyor.

Şu anda İran, Suudi Arabistan’daki ABD üslerine bir füze gönderse yaptığımız mutabakata göre saldırı bize yapılmış gibi İran’a mukabele etmemiz mi gerekiyor?

İran’la dört yüz senedir kavga etmedik.

En kritik zamanlarda bile, İran-Irak savaşında ve bugünkü savaşlar sırasında denge politikası izledik, dostluğumuzu sürdürdük. Can ciğer kuzu sarması olmadık ama birbirimizi idare ettik.

Kasr-ı Şirin’den beri sulh halinde olduğumuz İran’la 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz şu günlerde bozuşacak mıyız?

Anlaşmanın İran’la aramızdaki ilişkiyi daha nazik bir hale getirdiği bir gerçek.

Ama yetkililerimizin böyle bir krize yani İran’la çatışmaya istekli olacağını düşünmek haksızlık olur.

Başka birisinin, ABD’nin veya İsrail’in Türkiye’yi tehlikeli bir maceraya sürüklemek istemeyeceklerinden emin olabilir miyiz?

Ben emin olmam.

Mamafih her şey o kadar kötü olmayabilir.

Mutlaka biriyle savaşa tutuşmamız gerekmeyebilir.

Suudilerin parası var, bizim de silah sanayiimiz var.

İkisi bir araya gelince iki ülkeye de yarayacak işler yapılabilir.

Pakistan’ın nesi var?

Nükleer silahı var.

Nükleer silah az bir şey değil. Caydırıcıdır.

Sonuç?

Şu anda ‘iyi mi ettik, kötü mü ettik?’ tam bilmiyoruz.

Alkışlayanların ihtiyatlı olmasında fayda var.

“Ne ihtiyatı? Bulduğun zaman alkışla, büyüklerimiz alkışın sesini işitsin” diyorsanız siz bilirsiniz.

YORUMLAR (13)
13 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.