Mekke İttifakı bize ne anlatıyor olabilir?

Tarih yine tekerrür ediyor…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Pakistan başbakanı Şahbaz Şerif, Cuma günü, Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde, Veliaht Prens ve fiili yönetici Muhammed bin Selman ile birlikte bir savunma antlaşmasını imzaladılar.

Mekke Antlaşması’nı…

Geniş Ortadoğu bölgesinin üç önemli ülkesi bundan böyle aynı savunma ittifakı içerisinde bulunacaklar… Ülkelerden birine saldırı olursa, diğer iki ülke bunu kendilerine karşı yapılmış sayacaklar…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka ülkelerin de katılımına açık olduğu belirtilen bu antlaşmanın hiçbir ülkeye karşı olmadığını duyurdu…

NATO’nun ABD’den sonra en büyük askeri gücüne sahip ülkesi Türkiye ve İslam dünyasının tek nükleer gücü Pakistan, Arap dünyasının en büyük ekonomisi Suudi Arabistan’la savunma ortaklığı kuruyor…

Neden tarih tekerrür ediyor olsun?

Karşımda 25 Şubat 1955 tarihli Milliyet gazetesi duruyor. Gazete ‘Türk-Irak Paktı dün imzalandı’ manşetiyle çıkmış… Hemen altında şu bilgi var: ‘‘Anlaşma, Irak Veliahdı Emir Abdullah’ın huzurunda Adnan Menderes ve Nuri Sait Paşa ile hariciye vekilleri tarafından imzalandı.’’

Ana haberin hemen yanı başında Mısır’ın bu gelişmeden rahatsızlık duyduğunu ifade eden bir haber yer alıyor.

Hayli zaman önce, 1955 yılında, Irak ile Türkiye arasında imzalanan bir savunma işbirliği antlaşmasıydı bu. İmzalandığı yerin adıyla ‘Bağdat Paktı’ diye anılan birlikteliğe sonradan başka ülkeler de ilgi gösterdi.

Pakistan ve İran…

Onlardan önce de Birleşik Krallık (İngiltere)…

Hatta İngiltere 5 Nisan 1955’te ittifaka katıldığını açıklarken, Pakistan onu 23 Eylül’de, İran da 3 Kasım’da izlemişti.

Bölgenin önemli ülkelerinden Mısır, sonradan CENTO (Central Treaty Organization; Türkçesi: Merkezi Antlaşma Teşkilatı) adını alacak ittifaktan uzak durmuştu.

[Mekke Antlaşması sonrası bazı bölge ülkelerinin rahatsızlığına yer veren yabancı ajanslar, Mısır’ı da zikretmekte.]

İngiltere Türkiye’nin de aralarında bulunduğu diğer dört ülkeye hamilik iddiasındaydı.

Beş ülkeyi çatısı altında buluşturan CENTO, İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkmış ve gözünü sınırları dışına dikmiş Sovyetler Birliği ‘tehdidi’ karşısında kurulmuştu.

Acaba Mekke’de oluşan şimdilik üç üyeli ittifakın amacı ne olabilir?

‘‘İsrail’e karşı’’ diyen de var, ‘‘İran’a karşı’’ diyen de…

CENTO’daki gibi geniş bölge dışından bir ülke yok Mekke Antlaşması’nda; acaba ABD’ye rağmen bir oluşum mu bu?

Bu soruyu sormamın sebebi, Suudi Arabistan’ın son zamanlarda ABD ile girişmeye çalıştığı bir başka yakınlık; ABD ile nükleer alanında ortak proje geliştirmenin yollarını araması... 22 Temmuz’da ABD ile Suudi Arabistan arasında nükleer işbirliği anlaşması imzalandı.

İran’ın nükleer çalışmalarını savaş çıkarmayı hak edecek derecede tehlikeli gören Trump, anlaşmanın yürürlüğe girmesini, Riyad’ın ‘İbrahim Mutabakatı’ içerisine girmesi -yani İsrail’i tanıması- şartına bağladı.

Suudi Arabistan, İran savaşı öncesinde İsrail ile pek çok alanda ikili ilişkilerini geliştirme yolundaydı ve diğer Körfez ülkelerini ‘İbrahim Mutabakatı’ içerisinde yer almaya teşvik etmekteydi.

Tabloyu değiştiren İran’a açılan savaş oldu.

Mekke Antlaşması pek çok yönüyle bir sürpriz. Sürprizi daha şaşırtıcı kılan ise içerisinde Pakistan’ın varlığı…

İran’a yönelik saldırıları sona erdirmek amaçlı ateşkes ve barış arayışlarında arabuluculuğu üstlenmişti Pakistan; şimdi ise bazı gözlemcilerin ‘İran karşıtı oluştuğu’ iddiasını seslendirdiği ittifakın kurucu üyesi…

Şaşırtıcı gerçekten…

İttifakın açıklanan ilkelerinden en önemlisi olan ‘üyelerden birisine saldırıyı diğerlerinin kendilerine karşı yapılmış sayacakları’ ilkesi, günün savaş ortamında Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan tarafından İran’a karşı koruma altına alındığı anlamını taşıyabilir…

Öyle ya, ABD’nin ülkesine yönelik saldırılarına, İran, bölgedeki Amerikan üslerini hedef alarak cevap veriyor ve o Amerikan üslerinin bulunduğu ülkeler arasında Suudi Arabistan da var.

İran’dan gönderilen füzeler Suudi Arabistan’da kritik hedeflerin üzerine iniyor…

Bundan sonra İran, ABD’den gönderilen füzelere cevap vermesi gerektiğinde, Suudi Arabistan’ı hedef alamayacak mı?

Üç ülke yeni üyelere de açık olduğunu duyurduklarına göre, İran’ın aynı gerekçeyle füzelerle ABD üslerini dövdüğü diğer bölge ülkeleri de ittifakın kapısını çalarlarsa ne olacak?

Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Katar…

Ortadoğu’nun Bağdat Paktı-CENTO’ya (1955-1979) ait sayfaları, o dönemde bölgenin bölge dışı ülkelerin oyun sahasına dönüşmesi, bugünün okurunun bu yeni gelişmeden umutlu olmasını bayağı zorlaştırıyor.

Dikkatli olma zamanı.

YORUMLAR (14)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.