Bence ne NATO ne de CENTO...

Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilan edilen resmi programında olmayan sürpriz bir Mekke ziyareti gerçekleştirdi; orada Pakistan ve Suudi Arabistan yetkilileriyle bir güvenlik anlaşması imzaladı. Anlaşmanın metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Ortak bir deklarasyon Pakistan Dışişleri tarafından yayınlandı ancak taraflar, belli ki varılan mutabakatın farklı vechelerine vurgu yapmayı tercih etti.

Türkiye, yetkililerin ağzından iş birliği boyutunun altını çizip ortak savunma anlayışını BM Şartı’nın 51’inci maddesine dayandırırken, aynı zamanda kimseye karşı olmadığını ve herkese açık olduğunu belirtmeye bariz bir özen gösterdi. İlginç bir şekilde dünyadan da ciddi bir tepki gelmedi. Büyük başkentler sessiz kalmayı seçti. New York Times, The Guardian, Wall Street Journal, hatta Jerusalem Post gibi gazeteler haberi olumsuzlamadan geçti.

Türkiye basını doğal olarak gelişmeyi önemsedi ama saldırgan ya da buyurgan bir üslup benimsemedi. Hürriyet ve Milliyet “yeni güç merkezi” fikrini manşetlerine taşırken, Karar oluşumun CENTO’ya benzeyip benzemediğini sorguladı. Yeni Şafak olayı güçlü bir birlik anlatısı üstünden gördü. Cumhuriyet yeni bir ittifak olarak yorumladı. Sabah anlaşmayı Mekke’den dünyaya mesaj şeklinde duyurdu. Sözcü ise her nedense görmezden geldi.

İçeriğini bilmediğim bir anlaşma hakkında yorum yapmam zor. Ama görünen o ki bu bir uluslararası antlaşma değil bir anlaşma, belki de bir tür MoU (Mutabakat Muhtırası). Yani anayasal süreçlerden geçirilip üç tarafı da hukuken bağlayıcı bir metin olmayacak. Başka bir deyişle taraflardan hiçbirini diğerini savunmak amacıyla otomatik olarak savaşa sürüklemeyecek. İçinde barındırdığı siyasi muğlaklıkla bir yandan hasımları caydıracak, öte yandan da taraflara esneklik sağlayacak.

İkincisi; şu an ve muhtemelen gelecekte de İran’ı dengelemeyi, gerekirse çevrelemeyi hedeflediği kesin. Belki İran destekli gruplar üstünde de etkili olabilir. Muhtemelen İsrail ve Yunanistan’da da kaygı doğurabilir. Fakat sosyal medyada gördüğüm bazı yorumlarda olduğu gibi bu anlaşma ne İsrail’e ne de Yunanistan ya da Hindistan’a yönelik. Bence en çok bölgesel istikrarın bölge dışı aktörlere bağlı olmadan, hatta onlara rağmen sağlanması isteniyor.

Bunun dolaylı etkisinin İsrail’in manevra alanını daraltmak olacağına da şüphe yok. Hindistan’la zaten gergin olan ilişkilerin daha da gerginleşmesini beklememek de gerçekçi olmaz. Ama her stratejinin, dünya siyasetinde yapılan her hamlenin bir bedeli olur. Birisi mutlaka yapılanlardan rahatsızlık duyar; hasmının gücünün artmaması, yeni iş birlikleri ve ittifaklar kurmaması için elinden geleni yapar. Önemli olan yaptığınız hamlenin net kazancının önceden hesaplanması ve rasyonel hareket edilmesidir.

Mekke’de imzalanan metnin bende doğurduğu ilk intiba; Türkiye’ye yük olmaktan ziyade yardımcı olacağı, siyasi etkisini artırmak ve ekonomik kazancını pekiştirmek anlamında katkıda bulunacağı yönünde. Unutmayalım ki Türkiye bu denklemde tam bir güvenlik sağlayıcısı rolünde. Sahada kanıtlanmış askeri yetenekleri ve sürekli gelişen savunma sanayisiyle Suudi Arabistan’ın güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak, onunla asimetrik bir bağımlılık ilişkisi kuracak.

Yakında, kendine özgü olduğunu düşündüren bu iş birliği modeline Mısır, Katar ve BAE’nin katılması da olası. Belki onları diğer Körfez ülkeleri de takip eder. Ancak kalıcı ve istikrar sağlayıcı olabilir mi şimdiden kestirebilmek imkânsız. Ama denenmesi gereken bir model olduğundan, Türkiye’nin küresel siyasi ağırlığına katkıda bulunduğundan ve Afrika’daki varlığını daha da anlamlı kıldığından kuşkum yok. Yeter ki kontrol elimizde olsun, istemediğimiz çatışmalara sürüklenmeyelim…

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.