Back To Top
Eğitimin bilişseli!

Eğitimin bilişseli!

 - Son Güncelleme: 08.07.2019 Pazartesi 08:41
- A +

Yolculuk sırasında yanıma bir genç oturdu. Sordum, “eğitimci” imiş. Görünüşüne bakılırsa, “pehlivan” demek daha uygun (bizde pehlivanlar ille de ağır sıklet olarak görüldüğü için “atletik” denilebilir). Bakışlarımdan anladı. Meğer “köpek eğiticisi” imiş!

Kelimeler bizi yanıltabilir. Açıklayıcı sandığımız bir kelime tamamen zıddı bir anlamda olabilir. Daha fenası, bizim bildiğimiz, kendi aramızda kullandığımız kelimeler sınırlı bir çevre dışında bilinmeyebilir veya yanlış anlaşılabilir.

Kelimelerle mutabakatımızı koparalı çok oldu. Dil devriminin üçüncü ve en öldürücü safhasındayız. 1. Safha 1930’ların başında idi. Kelimeler yasaklandı, yerine kullanılacak uydurma kelimeler küçük bir kılavuz olarak yayınlandı. Gazetelere bu kelimelerin kullanılması yönünde talimat verildi. Gazetecilerin “başüstüne” demekten başka çaresi yoktu.

1.Safha Cumhuriyet öncesi edebiyattan kopuşla sonuçlandı.

2. Safha 1940’larda, Milli Şef İnönü’nün talimatıyla yapılan işlerdir. Semereleri 1950’lerde, bilhassa 1960’dan sonra görülmeye başlandı. Çünkü öğretim sistemi bu yeni kelimler üzerinden yürütüldü. Sonuç, ilk dönem Cumhuriyet edebiyatı gençler için anlaşılması güç bir alan haline geldi. Necip Fazıl’ı, Nazım’ı, Peyami Safa’yı, Tanpınar’ı kolaylıkla anlayamayan bir nesil yetişmeye başladı.

Şimdi dil devriminin. 3. Safhasındayız. Cumhuriyetin ikinci nesil edebiyatçıları da anlaşılmaz hâle geliyor.

Bu bir iddia değil, müşahededir! “Akademik” makalelere bakıyorum, dilde hiç bir ölçü yok. İstediğin kelimeyi istediğin gibi kullanabilirsin. Uydurulanlardan herhangi birini anlamını fazla bilmeden kullanabilirsin, hatta kendin istediğin gibi uydurabilirsin. Buradan bakınca türkçenin hiç bir kuralının olmadığını, belirsiz, tamaman keyifi bir dil olduğunu düşünmemek için bir sebep yok.

“Türkçe değil mi, uydur uydur söyle!” İlk ve ortaöğretimde kullanılan kitaplara bakıyorum, aynı minval üzere.

Türkçede mutabakat olmayınca, bilgide de mutabakat olmaz; fikirde ve işte de birlik olmaz. Zihnî karmaşa devam eder. Bir dil doksan yılda bu kadar büyük değişikliğe maruz bırakılamaz. Tam da Cemil Meriç’in dediği gibi: Dil perişan, mefhumlar kaypak, kelimeler köksüz

Diline sahip çıkmayan, kurumlarına sahip çıkamaz.

İşin temelinde maarif var! Tabii şimdi “maarif” yok, eğitim var! En başta eğitim kaypak bir kelime! Bana bir yetkili “eğitim”in mânasını net olarak açıklayabilir mi?

Bu kelime “terbiye”ye karşı uyduruldu, 1935’te. Çünkü terbiye (Rab’la aynı kökten) dinle ve ahlâkla ilgili görüldü. Fakat hiçbir zaman eğitim terbiyeyi karşılayan bir kelime olamadı. Şimdi bakanlığın adındaki eğitim “terbiye” anlamına mı kullanılıyor? Peki nedir eğitim? Maarif alanındaki bütün kelimeleri karşılayan muğlak bir kelime!

Yetiştirme-eğitim, terbiye-eğitim, tahsil-eğitim, tedris-tedrisat eğitim, talim eğitim! Maarif zaten eğitim, çünkü bakanlığın adından o çıkarıldı, bu konuldu!

Türkiye öğretim sistemini dilini düzeltmeden düzeltemez!

Bir takım anlam alanı belirsiz, yerleşmemiş kelimelerle nereye varılabilir. Bir “yetkili”nin konuşmasından aktarıyorum:

“İnsanı insan yapan özelliklerden biri de bilişsel gücüdür. Bu gücüyle diğer canlılardan üstün hâle gelerek, onları egemenliği altın alır…”

Okuyucularımızın kaçı bu kelimeden haberdar ve anlamını biliyor?

Biliş, sözlüklerde bilme, iyi kavrama vâkıf olma, vukuf, âgâhlık olarak açıklanıyor. Buradan “bilişsel”in mânası çıkarılabilir mi? “Bilişsel”in TDK sözlüğündeki “bilişle ilgili, zekânın işleyişiyle ilgili” açıklaması sizce yeterince açıklayıcı mı?

Açıklayıcı olmamali ki, tarife “kognitif” kelimesi eklenmiş.

Kognitif, batı dillerinde yüzyıllardır durduğu yerde duruyor. Kimse değiştirmeye, kafasına göre kelime uydurmaya kalkışmıyor. Peki cognitive nedir?

Eski sözlükçülerimiz, felsefecilerimiz bu kelimeyi “idrak”le bağlantılandırmışlar. “İdrakle ilgili, idrak edilebilir” iyi bir açıklama olabilir.

Burada duralım: Mezkur konuşmada “İnsanı insan yapan özelliklerden biri de idrak etme gücüdür” denilmek istenmiş olabilir mi?

“Bilişsel” bir sıfat. Bu kelimenin isim şekli kognisyon. Peki cognition ne olabilir? “İdrak kabiliyeti” olarak açıklanabilir bu kelime. Fakat tam tekabül ettiği kelime nedir? “Marifet”.

Maarifi attık, marifeti yok saydık. Şimdi anlamları belirsiz kelimelerle konuşmaya, yazmaya ve düşünmeye çalışıyoruz. Hatta maarif sistemi kurmaya yürüyoruz!

“Ârif olan anlar” diyeceğiz de, ârif de sizler ömür?

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Candaroglu 09 Temmuz 2019 23:08
Bazi yorumlari okuyunca hakikaten de lisan hususunda büyük problemlerimiz oldugunu anliyoruz. Yazar sanki bu yazisinda yeni kelime üretilmesin demis te bu arkadaslar bunlari yazmislar. Halbuki yeni kelime üretilmesine karsi cikan yok. Yazari bildigim icin söylüyorum. Yazar, yeni kelimelerin üretilmesine muhalif degildir. Söyledigi sudur: Yeni kelime üretilsin ama bu kelimeler yine lisanimizin kural ve kaidelerine göre üretilsin.
Biz devrimciler 08 Temmuz 2019 14:21
Kız: Ay Türkçemizi manyak manyak kullaniliooorla Erkek: Ya bırak beybii , sinir falan oldum ya Kız: birileri stop falan desin. Oha oldum yaa Erkek: öyle şekerim öyle, birileri çüş demeli ya Maalesef eldeki gençlik böyle, Ama başka bir gençlik daha var. Onlar "" Beni burada arama Anne "" diyen , börtlüceli ile bedrettinin "" bu işler duyulurda ,durmak olurmu "" diyen, ""muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda ki asil kandadiır ""' diyen bir gençlik daha var.
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 14:02
1719 meşhur Robinson Kruso romanı yazılmış. tam 300 yaşında. Orijinalini okuyunca %95 anlıyorum. Dil çok değişmemiş. Ama 19. yy Osmanlıcası bile ayrı bil dil gibi, kelimeler terkipler öğrenmekle bitmiyor, tam bir zaman israfı. Onunla uğraşacağıma bir dil daha öğrenirim. Bunun yanında 20. yy başında dil nispeten sadeleşmiş, yerleşik kelimeler kalmış terkipler atılmış. Yani bir Ömer Seyfettin'i de aslından okuyabilelim artık.
Çerkez Ethem 08 Temmuz 2019 13:52
..."Türkçe değil mi, uydur uydur söyle!” İlk ve ortaöğretimde kullanılan kitaplara bakıyorum, aynı minval üzere"...Bu gerçi büyük başarı sadece 90 yıl sürdü ama ataputun istediği yere geldik, geçmişiyle alakası olmayan bir dil ! Sadece Sömürülmüş ülkelerde olan durumdayız ! 90 yılı geçelim, 70 yıl öncesi yazılanı anlamıyoz ! Her konuda batıyı örnek veren ataputçular, batının bütün ülkelerinde insanların rahat birşekilde 90 yıl öncesini okuyabilir/anlıyabilir olmasını bize bilimsel olarak izah etselerde bizler niye geri kaldık anlasak? t.c. nin resmi dili ingilizce olsa acaba çağ atlarmıyız?
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 18:56
2
Şu yazdıklarınızdaki yazım yanlışlarına, pardon imlâ hatalarına bakarsak bırakın 70 yıl önce yazılanları anlamayı günümüzde yazılanları da anlamıyor gibisiniz Çerkes Ethem Bey...
mehmet 08 Temmuz 2019 11:36
Günümüzün en önemli Türkçe Sözlüğünü yazan biri olarak, dil hassasiyetinizi takdirle karşılıyorum. Siyaset; kültürün, sanatın, edebiyatın, dilin önüne geçti. Birileri bu değerlerimizin korunması ve geliştirilmesi için çaba göstermeli, yazmalı, konuşmalı. Hassasiyetiniz için teşekkür ederim
Karar Okuru 08 Temmuz 2019 11:02
Neyse yorumlara bakınca bu takıntılı anlayışa pek prim verende olmuyor galiba. Neyseki bu olumsuzlukların içinde hiç değilse çoğunluk bu boş hikyeleri önemsemiyor
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 10:56
Abi tamam da Allah’ını seversen araştırıcı sorgulayıcı bir eserimiz mi var edebiyatımızda. Ya saç tene ya da mihraba yalvarıp durmuşuz kaç eserimiz var Ufuk açıcı
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 09:49
Osmanlı asırlar boyu Arapça Farsçadan kelime doldururken kendisi Türkçe kaç kelime türetti? Üstelik gelen kelimelerin çoğunun eski Anadolu Türkçesinde karşılığı vardı ki bazıları hâlâ kırsal kesimde kullanılır. Sözlüğünüzde uçak için uydurma demişsiniz. Tayyareden çok daha Türkçe. Buzdolabı bilgisayar gibi birkaç yerli kelimemiz oldu ama şimdi o da geçti. Artık kelime türetilmiyor, İngilizceden olduğu gibi alınıyor. Türkçede var olan sözcüklerin yerine İngilizcesi kullanılıyor. 2. Osmanlıca devrine girdik yani.
Üç kere okudum malesef Kuğulu parkın ünlü siması Salak Aptinin sloganı aklıma geldi Ben salağım bana anlatma
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 08:55
O eğiticiyse sizde köşecisiniz. Bunu unutmayın. Roman yazanlara yazar denir. Gazetelerde gün aşırı serzenişte bulunmakla yazar olunmuyor. Saydığınız Türk yazarlar da bir Dostoyeski, bir Hemingway değildir. Murat 124 ile Mercedes’i kıyaslamak gibi bir durum.
Takipci 08 Temmuz 2019 08:42
Osmanlida saraylilar(devsirmeler diyebiliriz) halkin dilini anlamazdi, halk da onlarin dilini. Dil devrimi bir zorunluluktu Halk ile Devleti ortak bir dilde bulusturmak icin. Cennetmekan Sultan Abdulhamit Han egitim dilini Turkce'ye cevirmisti, dil devrimini sessizce baslatmisti, Cumhuriyet de tamamladı.
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 05:49
Kendi alaninda cok basarili ( dunyaca unlu ) tarihciler. , matematikciler , fizikciler var ulkemizde. Daha hic birinin dilimizden sikayet ettigini gormedim , duymadim. Nerde bir geri kalmis kafa var, agliyor arap alfabesi kaldirildi cahil kaldik diye. Cahilligine en guzel bahaneyi bulmus adm , okudugumu anlamiyorum diyor.
Cidden mühim şahsiyet 08 Temmuz 2019 09:14
1
Lütfen daha dikkatli okuyuz
Karar Okuru 08 Temmuz 2019 05:39
İdrak bir şeyi anlamak, derinliğine vakıf olmak gibi. Bilişsel de bilgi üretme anlamıda var gibi tam karşılıklar değil. Ama idrak bu coğrafya kültürünün kadim bir sorunudur. 21. Yüzyılda bu anlayışlala varılacak yer medeniyet çöplüğünden başka bir yer olur mu?
Karar Okuru 08 Temmuz 2019 05:29
Güya dindar kafanın yönettiği memlekette basit matematik işlem yapamayan, okuduğunu anlamayan nesiller ortaya çıkıyor. Uluslarası ve yerli eğitim ölçme çalışmaları nerede olduğumuzu gösteriyor. Ancak hala cumhuriyet takıntısı. Anlattığınız anlayışla bir yere varmış bir ülke olsa idi alemi islam bu günki halinden daha iyi olurdu.
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 05:24
Bir kere şunu anlayalım. Osmanlı'dan kalan büyük bir yazılı kaynaklar yok. Osmanlıca'ya bu kadar meraklı olanlsr, sorması ayıp ne okumayı düşünüyorlar acaba? Bir kaç şair ve mezar taşından başka ne var? Devletin resmi kayıtlarını mı okuyacaksınız? Son yıllarda yazılanların büyük kısmı zaten anlaşılıyor, anlaşılmayanlarda çevriliyor.
İbrahim DİRİ 08 Temmuz 2019 01:41
Pir sultanın veya 16 yy da toroslardaki dedemin dili ile osmanlı saray ve konaklarının dili aynımıydı,1985 den berisini bilirim osmanlıca dergi, kitap,osmanlıca günleri/sohbeti tutmadı!niye? bu millete ait olmayan bürakrasi dilini bizim dilimiz olduğunu varsayıyorsunuz.CUMHURİYET devrimlerini sürekli tartıştırarak enerjimizi tüketiyorsunuz,aynısı din tartışmasındada vuku buldu hal ortada.
KARAR OKURU10 08 Temmuz 2019 01:31
Tespitlerinize katılıyorum. Dil konusundaki hassasiyetiniz takdir ediyorum.
Dr. 08 Temmuz 2019 01:12
95 yıllık Cumhuriyetin son 20 yılını sizin zihniyet yönetiyor. Maarif adina neyi daha güzel yaptınız. Hangi konuda ilerledik. Sanatta ne durumdayız, bilimde neler yaptık. Kocaman bir HİÇ. Eğitim desek ne olur maarif desek ne olur. Cahil, biat eden toplum isteyen, beceriksiz bir zihniyete yıllardır destek veriyorsunuz, baş tacı ediyorsunuz. Sonra da bu zihniyetin oluşturduğu yozlaşmadan şekva ediyorsunuz. Ayıp olmuyor mu Mehmet bey.
KARAR OKURUTamam of y 08 Temmuz 2019 01:08
Sayin yazar yine sonucu sebep zannediyor. Halbuki aciklamasi basit bir konu, biz zaten turkce konusuyorduk. 1960 lara kadar konusulan dile bakin iste Osmanlica denilen sey onun arap alfabesiyle yazilmasi. bilisseli yaz arap alfabesiyle o da osmanlica . Saman kelimesi oz turkcedir. Yaz arap alfabesyle saman al sana osmanlica ne gusel degil mi? Kulturel ve bilimsel olarak geri kaldik o yuzden uyduruk kelimeler uretiyoruz. Alfabe degisti diye degil. ama anlayamiyor bunu sayin yazar.
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 00:32
İslamcı ezberlere devam diyor sayın yazar. Yazarın maarifi, terbiyesi, ârifi bütün İslâm ülkelerinde, hatta sıradan İslamcı örgütlenmelerde yerli yerinde duruyor. Hangisi bizim bilişsel gelişimimiz kadar gelişmiş söylese de bilsek.
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 00:25
Eğitimin bilişseli sizin gibi içinde yaşadığı çağla sorunlu, içinde yaşadığı toplumu kadim üzre olduğu gibi imtiyazlı azınlık ve dinî terbiyeden bihaber çoğunluk arasında bölünmesini isteyen tuhaf bir İslamcı yaratmış. Gerçekten yanlış bilinç. Eğitimin bilişsel olmadığı dönemlerde çarpık bile olsa herhangi bir fikriniz olabilir miydi acaba?
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 00:24
Cumhuriyetten önce o dil sayesinde uçuyorduk değil mi? Tabi ya her alanda mükemmel gidiyorduk. Hukuk, bilim, sanayi alanında dünyayı şaşırtıyorduk. Dill devrimi oldu bu hallere düştük değil mi? Dilimiz gayet zengin ve kullanışlı. 90 yılda yeterince kaynak da oluşmuş durumda. Bu saatten sonra kalkıp dil devrimini eleştirmek art niyetlilik olsa gerek.
KARAR OKURU 08 Temmuz 2019 00:00
Bir eğitim sözcüğü bu kadar farklı anlamda kullanılıyorsa bu dilin zenginliğini gösterir. Hangi anlamda kullanıldığını anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Ayrıca bu şekilde olan kelime sayısı da azdır. Yine art niyetle eleştiriler var. Geri kalmışlığın sebebi dil değil, bilimi ihmal etmek. Bu eleştirileriniz sıktı artık.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN