Back To Top
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak

Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak

 - Son Güncelleme: 15.01.2019 Salı 09:14
- A +

Birinci Dünya Savaşı’nın resmî olarak sona eriş tarihi olarak Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros mütarekesi kabul edilebilir. Geçen sene 100. Yılı idi. Pek hatırlanmak istenmedi. Bizim için kara günlerin başlangıcı idi.

Mütareke’yi Osmanlı Devleti adına imzalayan Rauf Bey’e göre, çok fena halde idik, her halde bu mütarekeyi imzalamaktan başka çaremiz yoktu.  Genel Kurmay Başkanlığı’nın İstiklal Harbi kitabında, “müzakerelere başlandığı sıralarda Osmanlı orduları sanıldığı gibi büsbütün güçsüz değillerdi denilmektedir” (C.1, sf. 49). Vahidetdin daha sonra Mütareke’nin zarurî hâle gelmesini “M. Kemal Paşa’nın kumandası altında olan kuvvetlerle ‘Toros dağlarına zelilane sığınması”na bağlar.

Mütareke’den sonra İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin bazı bölgeleri işgal edilir. Tabiî buna karşı tepkiler de ortaya çıkar. 18 Ocak 1919’da Paris Konferansı’na İngiliz Hariciye Nazırı Lord Kurzon, şu çözümü teklif eder: Müstakil bir Arabistan ve Ermenistan’dan başka müstakil bir Türk Devleti kurulmalı. Bu devlet geçmişte olduğu gibi, Anadolu yarımadasının sınırları icinde kalmalı ve başkenti ya Bursa veya Ankara olmalı. Daha o zaman İstanbul’un başkent olmadığı bir çözüm teklifi ilgi çekici değil mi?

***

1919’da hem işgal acıları yaşanır hem ülkenin kurtuluşu için birtakım faaliyetler başlar, bunlar yer yer direnişe dönüşür. Bu yıl ideolojik resmi tarih fanatiklerinin bildik sloganlarla kamuoyunu yanıltma çabalarına şahid olacağız. Bu ideolojik kesimde olmamakla beraber bilgisiz geniş bir kesim bu efsaneleri baş tacı edecekler. Gerçekte bu seneyi yakın tarihimizi doğru kavrama yılı ilan etmeliyiz!

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin de yüzüncü yılındayız. 15 Mayıs’da Yunan kuvvetleri İzmir’e çıkmaya başlamıştır. İzmir’de Yunan işgali, İngilizlerin, Fransızların ve İtalyanlar’ın işgallerinden daha büyük bir tepkiye yol açmıştır.

Bu işgali İngilizler açısından taktik bir hamle olarak görebiliriz. Yoksa bu işgalin bir sonuç vermeyeceğini onlar da bilir. İşgalden bir ay önce İngiliz Hariciye Nazırı Lord Curzon İzmir’in Yunanistan’a verilmesi kararı hakkında muhtıra hazırlar: “Selânik kapılarının 5 mil dışında asayişi sağlayamayan Yunanistan’ın Aydın vilayetinde barış ve güvenlik sağlamakla nasıl görevlendirilebileceğini anlayamıyorum.”

Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya görevlendirilmesi meselesi yine hurafe halinde önümüze konulacaktır. Bu hurafeyi Paşa’nın Nutku’nun beslediğini hatırdan çıkarmayalım.

Padişahı kandırmak bir yana İngilizleri atlatarak Karadeniz’e açılma, Bandırma vapurunun takibi ve her nasılsa yakalanamama gibi efsaneler hala ders kitaplarında durmaktadır. Oysa Samsun mart ayında bir İngiliz birliği tarafından işgal edilmiştir! İngilizler Paşa’yı isteselerdi Samsun’da engelleyebilirlerdi. M. Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi’nin açılışından bir gün sonra, bu hadiseyi çok farklı şekilde ele almakta ve “Samsun’a çıkmak” yerine “Samsun’da işe başlamak” tabirini kullanmaktadır.

Erzurum Kongresi’nin Kemal Paşa tarafından toplanmadığını bu fanatiklere nasıl kabul ettireceğiz? Paşa’nın kongreye üye olması Erzurum’lu bir üye istifa ettirilerek sağlanmıştır. Daha önemlisi, Erzurum Kongresi Milli Mücadele’nin ilk kongresi değildir. 28 Haziran 1919’da Birinci Balıkesir Kongresi’nin toplanmıştır.

Balıkesir Kongresi, Erzurum Kongresi’nden yaklaşık bir ay önce, M. Kemal Paşa’nın düzenlenmesini planladığı Sivas Kongresi’nden ise iki ay önce toplanmış olmasına rağmen Nutuk’da sözü edilmemiş, inkılâp tarihlerinde üzerinde gerektiği şekilde durulmamıştır. Millî Mücadele’nin sivil anlatımı, oluşumun sırf Mustafa Kemal ekseninde ele alınması yüzünden ihmal edilmiştir.

***

Erzurum Kongresi ile ilgili Nutuk’ta yer almayan şu iki paragraf bilhassa önemlidir:

“Anadolu’daki memuriyetime, bilhassa İngilizler tarafından hazm ü tahammül olunmayacağı ve dahilden de birçok ifsadat ve tezviratın karışacağı, daha o zaman kestirilerek; alenen, gerek Sadrazam Paşa’ya ve gerekse ricali marufa-i devlete söylenmiş ve bilhassa, Zât-ı Akdes-i Hazret-i Padişahi’ye de bilmünasebe, maruzatta bulunmuş idim.”

“Bu konudaki sırların ve haberleşmelerin ve mukaddes padişahın şahsı ile geçen maruzat ve görüş alışverişlerinin, şimdilik yayılması uygun olmayıp, inşallahü teala, mübarek vatan ve milletin, bilfiil kurtuluşa erdiğini idrak edince, kitap halinde yayını ve o zaman bugünkü Kongre muhterem heyetini teşkil buyuran kıymetli kişilere de millî hatıra olarak takdimi düşünülmektedir.” (Fahreddin Kırzıoğlu, Erzurum Kongresi, sf. 21-22)

Birinci paragraf, Samsun’a çıktıktan sonra olup bitenler konusunda temsilcileri tatmin etmek maksadıyla konulmuşa benzemektedir. Yani, böyle şeylerin olabileceği hususunda yetkililer, sadrazam ve kutsal padişah haberdardır. Bu mevzu onlarla görüşülmüştür! Bu olup bitenlerin taraflarca bilinen senaryoya ters düşmediği şeklinde algılanabilir.

İkinci paragraf ise, işin bilhassa gizli–kapalı, esrarengiz kısmı ile ilgilidir. M. Kemal Paşa, Padişah’la arasındaki hususiyeti açıkca hissettirmekte, fakat bunun faş edilmesini şimdilik uygun bulmamaktadır. Bu ancak kurtuluştan sonra açıklanabilecek bir sırdır…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
xxx 15 Ocak 2019 17:54
Aslinda Almanlar yenildiği için biz yenik sayıldık dimi Sn. Yazar.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 17:51
18.yy da yaşasanız Osmanlı elestiriniz o dönemde nasil olurdu bu konuda sizden bir yazı bekliyoruz.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 16:39
Bir ülke düşünün ki bir kısmı Osmanlıya bir kısmı Cumhuriyete düşman. Sonuçta bir şekilde herkes atasına tarihine düşman. Düşmanı dışarıda aramaya ne gerek biz bize yeteriz. Yüzüncü yılda ideolojik gerçeklere teslim olmamak yazısını yazan yazarın yazısı ideolojik saplantılar ve devrin şartlarına uymayan bir sürü mantık hatasıyla dolu. Altı yıl önce balkan devletlerine karşı İstanbulu kaybetme noktasına gelmiş Osmanlı İmparatorluğunun tek başına itilaf devletleriyle savaşacak gücü olduğun ima etmesi gibi...
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 19:07
5
evet ama resmi tarih de az değil. altı yıl önce balkan ülkelerine istanbulu vermek üzereyken altı yıl sonra bir dünya savaşından harap çıkmış ordunun kalıntılarının yedi düvele karşı dahi komutan sayesinde zafer kazanması? bilemedim.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 21:05
0
Resmi tarihte 7 düvele karşı savaş kazanıldığı nerede yazıyor. Bizim okullarda okuduğumuz kitaplarda Yunanlılara karşı savaş yapıldığı yazılı. Diğerleriyle antlaşma.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 23:46
1
Yazarın yazısını peşin hükümlü okuduğun belli. Bu sistemin eğitiminden geçenlerin beyinleri ipoteklenmiştir. Bu ülkede 80 milyonda 800 kişi cumhuriyet düşmanı çıkmaz. Yazar ve yazar gibi düşünenlerin isteği yakın tarihimiz belgeler doğrultusunda doğru yazılmasıdır. Nutuk eksenli tarihçilik anlayışı doğru değildir. Milli Mücadele topyekun kazanılan bir mücadeledir. Mücadelenin ilk kahramanlarının üzerini örtüp bütün başarıyı tek kişiye ve onun yanına sonradan katılmış kişilere mal etmek doğru bir anlayış mıdır?
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 16:11
Yalan yazan tarih utansın insallah dogru tarihi ilerde öğreneceğiz
mustafatürkdoğan 15 Ocak 2019 14:00
Vahdettin'in Kurtuluş Savaşı Sürerken 6. eşini aldığını, hem de sarayın bahçıvanının kızıyla evlendiğini, Atatürk'ü ise Samsun'a Vatanı kurtarmak için değil, namluları Yıldız Sarayı'na çevrilmiş İngiliz donanması gemilerinden çekindiği ve bölgede İngilizler'e karşı yerli halkın ayaklanmalarını önlemek ve sükuneti sağlamak için gönderdiğini, asla vatanı kurtarmak için göndermediğini ve nihayetinde hainliğine karşı linçten korktuğu için İngiliz donanmasına ait gemiyle özvatınını terk ettiğini nasıl açıklayacaksınız. Resmi tarih d
Takipci 15 Ocak 2019 16:58
2
Cennetmekan Sultan Abdülhamit Han'in da 16(on alti) karisi varmis.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 13:03
Şimdi resmi tarih yalanlariyla bir eğitim hayatı beslenen nesil canhirasane bir şekilde kemali savunacak. Acaba olabilir mi diye düşünmeyecek bile. Böyle bir kör körüne cahillik var memlekette
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 13:02
Şimdi resmi tarih yalanlariyla
Bir yanda Erzurum Kongresini hazırlayan rahmetli K.Karabekir, diğer yanda vargücüyle desteklediği ve' yaveri şahane' ünvanıyla görevlendiren S.Vahdettin.Bu gerçek kabul olmazsa birlik bütünlük olur mu.M Kemal İngiliz adamı değil, ama İngilizlerle aynı idelojik dünya görüşüne sahip.Bu yüzden 1894de Avam kamamarısında sömürge bakanı mr Gıladiston'un hedefleri tam bir gözükaralıkla gerçekleştirdi.Hedef kültürel açıdan Endülüs olmaktı!
neee? 15 Ocak 2019 11:11
ülkenin sınırlarına britanyanın karar verdiği belli. suriye-ırak sınırı savaş kazanmış ordunun belirleyeceği sınırlar değil. kuvayi milliyeyi teşkilatı mahsusa organize etmiş. liderleri talat.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 11:10
Atatürk,Enver'in hayali ile girilen harbin her cephesinde Anadolu çocukları daha fazla kırılmasın, elde kalan son vatan toprağında yeni bir direniş için geri Toroslara çekilmiş.Mondros Anlaşması sonrası ordunun elindeki toplanacak silahları Jandarma kuvvetlerine intikali için hemen çalışmış,yerel milis güçleri ile irtibata geçmiş,Antep,Maraş, da gönderdiği askerler var.İngilizlerin haberi olmadan mı Vahdettin Atatürk'ü görevlendirmiş.İngilizler engellemedi ise demek ki işbirlikçi mi oluyor.Ya Vahdettin ne oluyor.
EMG 15 Ocak 2019 09:23
Yazara karşı olumsuz yorum yapan ama yaparken de çiğ ve saygı yoksunu arkadaşlara acıyorum. Öncelikle şunu bilmeleri gerekirki tarih bilgisi ve yorumu farklı şeylerdir ve muhakkak ikisi de ya gerçeklere dayanır ya da yalan veya çarpıtmaya. Tarih çarpıtılarak veya üstü örtülerek 'bilgi'si değiştirilir ki bu yeryüzündeki en adi işlerden biridir. Çarpıtılmış tarihin üzerinden bile bile yorum yapmak ise en aşağılık iştir. Ama kişi doğru aktarılmış tarihi yorumlarken bir tevil veya çarpıtma yapıyorsa bu anlaşılabilir bir tavırdır. Bari böyle yapın
musto 15 Ocak 2019 09:03
O kurtarılan ordu toroslardan indi görevini yaptı bir devlet kurdu senin aklın hala toroslarda kalmış in ordan bu güne gel bak bekaa sorunumuz var uzman görüşünle bizlere yol göster.
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 08:46
Kemalist bakış açısını "ideolojik" kavramıyla kötülerken, sizin yaptığınızın da açıkça ideolojik olduğunu görmek zor değil Mehmet bey. Her tarihsel olguya komplo teorisi mantığıyla yaklaşan, her olayın İngilizlerin yanılmaz planlarına göre gerçekleştiğini ima eden bir bakış açısı gerçeği buldurmaz; belli bir sabit fikrin parlatılmasını sağlar ancak. Örneğin Mustafa Kemal Paşa'nın, orduyu Toroslara çekmiş olmasını Mondros mütarekesindeki zilletin sebebi olarak saymak en hafif tabirle hüsnükuruntudan başka bir şey değildir; Almanya sosyoek
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 06:33
Ayıp be.Ne İngilizleri atlatması Atatürk herşeyden haberleri vardı der.Olayları öyle usturplu kelime oyunları ile çarpıtıyorsunki pes. Yani Atatürk olmasa idi zaten vatanı vahdettin kurtatcaktı. Osmalı ordusu maddi ve manevi olarak bitmemişti. Atatürk gelmiş bedavadan kahraman olmuş.İngiliz işbirlikçisi değil mi!Aslında Cumhuriyet aile saltanatı idaresinden kötü.Yunan galip gelse iyiydi!
Kasım Özdemir 15 Ocak 2019 01:21
Kişi sırrı nedir ki devlet sırrı yanında!
KARAR OKURU 22 Ocak 2019 10:35
0
Ağzına sağlık dostum. Cuk oturmuş "bedavadan kahraman!" ama ben söyleyeyim. Dahası da var zamanı gelince öğreniriz....
ufuk akdag 15 Ocak 2019 00:23
osmanli savaslari kaybetmis ama muterakeyi imzalanmasinin sucunu ataturke yukleyerek kurnazlik mi yapiyorsun?
KARAR OKURU 15 Ocak 2019 09:37
4
Atatürk Osmanlı subayı değil miydi?
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN