Back To Top
AK Partili olmak...

AK Partili olmak...

- A +

Bir süre önce malum gazetelerden birinde yayınlanan tezviratı görünce, AK Partili arkadaşlar bile hala bu hareketi desteklememi yadırgayabiliyor. Gerçekten de şu sıralarda AK Parti’nin ‘gurur’ vesilesi olma dönemi bitmiş gözüküyor. İnsanlar yıprandılar… Kendi partilerini savunma gücünü ve enerjisini yitirdiler. Bunda OHAL’in yetki kullanımını genişletmek üzere kullanılması, dokunulmazlıkla ilgili sözlerin ihlal edilmesi, ekonomideki akıl dışı ısrar etkili oldu. Demokrasi açısından sorunlu bir anayasa değişikliğinin önerilmesi ve partinin giderek ideolojik olarak MHP’ye yakınlaşması da hevesleri kırdı. Belki de en ağırı partinin kurumsal niteliğinin ikinci plana düşmesi, keyfiliğin öne çıkması ve oportünizmin siyasete damga vurmasıydı. Bu durum yanlış işlerin yapılması yanında, bazılarının ahlaken sorgulanmayı davet eden tutumlar sergilemesine yol açtı. 

***

Böyle bir atmosferde malum güruhun bel altı siyasetine maruz kalan benim gibi insanların, kendilerini hala AK Parti’ye yakın hissetmeleri haliyle kolay anlaşılır bir durum değil. Çünkü Türkiye’de siyaset güç, nüfuz ve yaptırım üzerinden algılanıyor. Diğer bir deyişle bu imkanları üreten yollara siyaset deniyor ve ‘siyaset’ yapmaya soyunanların da söz konusu imkanları elde etmeye hevesli oldukları varsayılıyor. Oysa birçokları için cazibenin ta kendisi olan o imkanlar başka bazı insanlar için sadece külfet…

Son yıllarda milletvekili olmaya çırpınan, bir sonraki listede yine yer almak için cansiperane kendini lidere kanıtlama uğraşına giren insanların halini gördükçe, bu ülkede ‘demokrasinin’ henüz ne olduğunun bile anlaşılması için uygun koşullara sahip olmadığımızı düşünebilirsiniz. Türkiye’de siyaset partiler üzerinden yürüyor gibi gözükse de aslında küçük klikler ve liderler çevresinde somutlaşıyor.

***

AK Parti bu geleneğin dışında, bir başka kültür yaratabilme potansiyeline sahipti ama bunu kullanamadı ve sonuçta maalesef diğerlerine benzedi. Bunun nedeni parti ile toplum arasındaki bağın sosyolojik temelinden ürkülmesi ve bağın liderle toplum arasında ideolojik zeminde oluşmasının tercih edilmesidir. Ekonomik ve sosyal orta sınıfın, gerçek anlamda çoğulcu bir yerliliğin üremesini sağlayan AK Parti, bugün komplo teorileri, ideolojik karşıtlıklar, güdük milliyetçilik ve kimlik ayrışması siyasetine mahkum ediliyor…

Peki, bu değerlendirmeyi yapan biri olarak, kendimi hala AK Partili görmem nasıl mümkün olabiliyor? Çünkü ben çok daha öncesinden, yani 90’ların başında Refah Partisi ile birlikte, muhafazakar İslami hareketin destekçiliğini ‘siyaset’ görenlerden biri oldum. Türkiye’nin ancak muhafazakarların demokrat olabildikleri ölçüde demokrasiye ulaşabileceğini ve o kesimde bu yönde güçlü bir iç ivme olduğunu düşündüm. Yıllar içinde bu düşüncem, dünyaya adapte olmuş zihni açık yeni kuşakların ortaya çıkmasıyla doğrulandı. Benim için AK Parti, kendi modern sentezini yapan ve bunu modern-ötesi bir ahlaki duyarlılıkla kuşatabilen Anadolu insanının dışa açılma enerjisiydi. Hala da kıymetli olan budur… Ne partinin organları ne de lideri, söz konusu dinamikle mukayese edildiklerinde tarihsel bir önem taşıyor.

***

Yıllar önce bu yaklaşımla Refah Partisi’ni destekledim ve şimdi de aynı nedenle AK Parti’nin başarılı olmasını istiyorum. Tabi ki bütün yanlışlarını söyleyerek ve bu yanlışlarla mücadele ederek... Çünkü toplum şu an bizlere sunulan yönetim anlayışını hak etmiyor ve başka bir AK Parti de yok.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
sabır 09 Şubat 2017 10:59
AK Parti´den ister gurur duyun, ister hayal kırıklığına uğramış olun, ister ümit besleyin, ister beslemeyin, hayatın gerçekleri kendini sonunda dayatıyor. Bence referandumda önümüzdeki somut duruma bakarak karar vermek gerek. Örneğin Varlık Fonu meselesi. Durum açık: devesa bir dış borç yükü var Türkiye´nin; yabancı sermaye Türkiye´ye yatırım yapılamaz notu verdi; döviz kuru çok yükseldi, yani döviz üzerinden ödenecek borçlar katlandı, üretim teklemeye başladı, cari açık büyük ve büyüyecek görünüyor. Bu ister AKP´li olun, ister CHP´li, ister HDP´li, ister başka bir partiye yakın, tüm vergi veren, hizmet bekleyen vatandaş için endişe verici bir durum. Simdi anlaşılan Varlık Fonu ile kaynak yaratılacak. Ziraat Bankası gibi Cumhuriyet´ten eski kurumların mal varlıkları, gelirleri, Çaykur´dan tut THY´den çık, Varlık Fonu´na devrediliyor. Bu kaynaklar, geliri hazineye giden, tüm vatandaşların yararlanabileceği kaynaklar, şimdi yabancı sermayeye varlık olarak gösterilerek döviz üzerinden kredi alınmaya çalışılacak. İşler iyi giderse, o gelirlerden borçlar ödenecek. Ama dünyada ekonomik krizin olduğu bir dönemde, hele bizim ekonomik kırılgan olduğumuz bir dönemde, ödeyememe ihtimali de büyük doğrusu. Dile kolay ülkenin döviz cinsinden borçları ve 352 milyar dolar borcu var. Eğer bu yap-işlet-devret usulü ile yeni büyük projeler yapılırsa, büyük bir ihtimal borçları ödemekte zorlanacağız. Hele bir de savaşlar nedeniyle büyük bir silah ithalatçısı haline geldiğimiz düşünülürse, savaşların da sürdüğü, durum daha da zor. Borçlar ödenemeyince, yabancı sermayenin bu krediler için teminat olarak gösterilen varlıklar el koyma hakkı var. Lafın kısası, Ziraat Bankası, Çaykur, THY pekala artık milli varlık olmaktan çıkıp yabancıların mülkiyetine geçebilir. Bu hayali değil, gerçekten bize ekonomik veri ve gelişmelerin gösterdiği çok büyük bir ihtimal. Böyle bir tehlike söz konusuyken, ben vatandaş olarak bu Varlık Fonu´nun meclis tarafından denetlenmesini isterim. Örneğin geliri bizden çok Rusya´ya yarayacak Nükleer santral yapılsın mı yapılmasın mı, vatandaş sivil toplu örgütleri, milletvekilleri aracılığıyla da sesini duyurabilsin, sesi duyulsun, milletvekilleri de „AKP evet diyorsa iyidir“, ya da „CHP iyi diyorsa iyidir „ diye değil de, gerçekten ekonomik durum nedir, nükleer santral mı ülkeye daha hayırlıdır, güneş enerjisi mi diye incelesinler, düşünsünler, akıllarını ve vicdanlarını kullanarak karar versinler isterim. Hele radyoaktivitenin ne CHP´li, ne HDP´li, ne AKP´li, ne çocuk,ne büyük dinlemediği düşünülürse. Yok böyle bir denetim, Sayıştay da denetleyemiyor. Sanırım Başbakanın, ilerde "evet " çıkarsa referandumda muhtamelen Cumhurbaşkanı´nın denetiminde, yani keyfiyetinde. Ayrıca, gelirlerden vergi ödenmiyor, şimdiye kadar olduğu gibi hazineye hayrı yok bu büyük işletmelerin. Buna karar veren, şimdiki iktidar. Referandumda „evet“ denirse, bu kalıcı bir düzen olacak- kim başa gelse, tek bir kişi seçilmemiş yardımcılarıyla birlikte karar verecek. Meclis desen, artık göstermelik. Milletvekilleri adaylarını parti başkanı olarak Cumhurbaşkanı seçecek, hani milletvekilleri yine de parti başkanı ve Cumhurbaşkanı´na hesap sormaya yeltencecek olurlarsa, Cumhurbaşkanı meclisi feshedebilecek. Kendi payıma ben bunu Cumhurbaşkanı babam olsa istemem, istemiyorum. Nihayet Allahtan başka kimse herşeyi görüp bilmiyor. Bir kişi, bir zümre koca ülkenin tüm sorunları üzerine bir başına karar vermemeli, denetimden azade olmamalı. Simdi durum parlak olmasa da, yine de milletvekilinin bir ölçüde bağımsızlığı, hükümeti kontrol yetkisi var, bütçeyi kontrol yetkisi var. Kavga gürültü içinde de olsa, hiç değilse onlar kavga ederken vatandaş da meselenin ne olduğunu biraz daha öğrenebiliyor. Bu da giderse elimizden, vatandaş, milli iradenin öznesi vatandaş olarak, başımıza gelenleri seyredeceğiz ancak. Bana kalsa bu referandum OHAL koşullarında hiç yapılmamalı Ama bunu da bize soran yok, önümüze bu anayasa mı, şu anayasa mı diye seçenek de koyan yok. Ya evet, ya hayır diyeceksin diyorlar; üstüne de kıt bilgi veriyorlar; kendileri "kim daha güzel, kim daha iyi, kim daha akıllı" yarışındalar, kendilerini övüp ötekini batirma yarışında. Biz de OHAL koşullarında evet ya da hayır ne getirir, ne götürür yeterli bilgi edinmek için paralanıyoruz, alamayınca da alakasız konularda birbirimize düşüyoruz. Bence şu AKP ve CHP ikilemi, muhafazakar modern ikilemi, geçmişi falan bırakalım da önümüze bakalım, bugün burada önümüze konan somut olarak ne anlamaya çalışalım. Yöneticilerin aklı değil, kendi aklımızı kullanarak evet mi hayır mı karar verelim.
Bir okurunuz 08 Şubat 2017 21:38
Sayın Mahçupyan, gördüğüm kadarıyla Ak partiye ve ona yakın duranına sürekli muhalifsiniz. Sanki başka önemli konular yokmuş gibi. Fikirlerinizi paylaşmasamda bir mantık yürütüyor gibi yazılarınız karşıma çıkıyo. Ak partini politikasını beğenmiyorsanız kalkın parti kurun, nasıl olsa tecrübeniz var artık. CHPnin tranza geçmiş paranoyak seçmenlerine isabetli bir alternatif olabilir diye düşünüyorum. Bu memleket adına çok iyi olur. Saygılar.
Sezgin Aktu 08 Şubat 2017 15:47
Partiyi ve halkı bu kadar öne çıkarmak biraz saçma bence. Parti dediğimiz bir operasyon örgütü. Denileni yapar. Halk ise kendisine 40 defa söyleneni bir noktada kabul eder. Bu nedenle onların sağduyusu gibi birşey söylemek doğru değil. Sağ duyu en yukarıda , tepede. Bizim genlerimizde bu var . Kabul edip takip etmeliyiz. Demokrasi, siyaset , halkın tepkisi , parti sevgisi vs biraz havada şeyler benim neznimde. Hayır ve kararsızım diyene hoşgörü ile bakmam mümkün değil. Bugun de ilerde de bu iş böyle olacak
KARAR OKURU 13 Şubat 2017 05:46
0
Siz demokrasiyi sindirememissiniz demekki.ne demek söyleneni kabul eder.Düşünme karar verme yetiniz yokmu .
Mustafa Soylutürk 08 Şubat 2017 15:08
sayın ,yazar Akparti H:d:p ile veya anayasal olarak kuruluşlarını tamamlamış diğer partilerle her türlü yakınlaşmayı iş birliğine gidebilir lakin konu M.H.P. olunca sizi rahatsız eden nedir? herkesin yıllar önce dışlamaya çalıştığı Refah patisine gösterdiğiniz hoş görüyü neden M.H.P. ye gösteremiyorsunuz?M.H.P. nin kapsama alanı mı sizi rahatsız ediyor?M.H.P.Geçmişten bugüne kadar ülkenin tüm sorunlarının çözümünde hiç sandık hesabı yapmamıştır .Bunu dost düşman bilir.Ülkücüler ve M.H.P.liler.Türk Milletinin ve Devletinin sağduyusu olmuşlardır.Ülkücüler her zaman aklı-selimi temsil ederler.Yiğiti öldür lakin hakkını teslim et.
ALINTI 08 Şubat 2017 11:27
“PKK, PYD, HDP, DAEŞ, FETÖ, vs. hayır diyor diye biz evet diyeceğiz” yaklaşımı temelden yanlıştır... Eskaza, onlar “evet” deseydi ne yapacaktık peki? Böyle gerekçe olmaz...
izleyici 08 Şubat 2017 15:22
3
olur oluuuuuur bal gibi olur
Sabır 09 Şubat 2017 12:25
1
"Sayın „Alıntı“, bence de öyle. Sayın „izleyici“, PKK, PYD, HDP, DAEŞ, FETÖ neden bir arada sayılıyor, mantığı nedir? Bu listeye bir de CHP eklendi son günlerde. Tekrarlaya tekrarlaya da, ne belge, ne somut delil göstermeden, kanaat gerçek gibi algılanıp sunuluyor. FETO, PKK referanduma katılmıyor, bu bir. Ne düşündüklerinden bize ne? Yok, CHP, HDP bunlarla bir, ikisi de FETO ya da PKK´nın –ya da her ikisinin de- gözünün içine bakıyor, onlardan talimat alıyor, ona göre oy verecek diyorsanız, bunu demokratik hukuk devletinde tarafsız ve bağımsız mahkeme kararı olmadan, öyle belgesiz, kanıtsız öne süremezsiniz, en azından ağır hakaret suçu olur, her halükarda nefret ve düşmanlığa teşvik eder. HDP meclisten çekildiğinde, HDP milletvekillerine sorumlu davranıp görevlerinin başına dönmeleri uyarısı yapılmıştı. Herhalde hepsi terörist olaydı, TBMM Başkanı teröristleri mecliste görev başına çağıracak değildi! Sayın Başbakan da CHP lideri ile çaylar içmezdi CHP terörist bir örgüt olaydı. Yok, „hayır“ diyen her vatandaş terörle işbirliği yapıyor deniyorsa, ya da hayır demek teröre hizmet ediyor deniyorsa, böyle bir kanaat var ise, o zaman referandum yapılmasın. Göz göre göre istemeden de olsa teröre destek teşvik edilmesin . Nihayet referandum önerisi CHP ya da HDP´den gelmedi, karar verecek olanlar da onlar değil. Aklımızı başımıza toplayalım, başımızda zaten yeterli sorun var – Türk parasının değer kaybından, cari açıktan, yatırım puanının düşmesinden tut, gerçek , ateşli silahla yapılan, can alan, can yakan terör saldırılarından çık. Bir de üstüne, tüm CHP´lilere, tüm HDP´lilere, ne CHP´li ne HDP´li ama hayır demesi muhtamel milyonlarca vatandaşa terörist damgası vurulursa, bu ülke ortasından çat diye bölünür; bir nebze olsun milli birlik ve beraberlik kalmaz. Bu ise dışardan gelen terörden daha da büyük bir tehlike, millet olarak böylesine bölünürsek kendimizi koruyacak halimiz kalmaz sonunda.
KARAR OKURU 08 Şubat 2017 01:52
Vicdani olan bir insan ve müslüman olarak, bu devirde ak parti ile arama mümkün oldugunca mesafe koymak boynumun borcudur.
ALINTI 08 Şubat 2017 00:34
"...Bir sorum daha var.. Kandil’den henüz açıklama gelmedi.. Biz de evet diyoruz derlerse ne olacak? İktidar partisi evet demekten vaz mı geçecek? ..."
KARAR OKURU 08 Şubat 2017 13:24
3
Kandil HAYIR dediklerini açıkladı!.. PKK nın varlık sebebi olanABD/ CIA nın türkiye üzerindeki kontrolünün kaybolacağı ve 35 yıldır beslendiği bürokratik vesayeti savunmak istemesi DOĞAL. Güçlü hükümet, güçlü ve bağımsız türkiye istememeleri de çok doğal değil mi?
KARAR OKURU 08 Şubat 2017 13:58
0
Peki israille iliskiler düzeliyor. Zionistlerle kanka olanlara da evet mi diyecegiz?
Ali osman 07 Şubat 2017 23:27
Herkesin kendi asrinda binlerce sikintisi olur ve yaşar ve ölür benim düşüncem bizden sonrakileri düşünmek ve iyi bir gelecek dilemek hala kararsızım çünkü akpnin içinde. Cok ama çok zübükzadeler var erbakan hoca ne dedi " iyi bakın onlarin yuzlerine çok çark ediyorlar" zübükzadeler bitmez ama bu asır bitecek,,, hatiralarda kalcak,,,kim ak kim kara torunum ogrenir,,,
Sihirbaz... 07 Şubat 2017 21:57
Abi Kimse adam akıllı çıkıp ta maddeler üzerinden açıklayarak neden evet dememiz gerektiğinden bahsetmiyor. Maddeler üzerinden aciklarmisiniz evet dersek ne kazanacağız yada neden evet demeliyiz? Lütfen sizde çıkıp chp Hdp Hayır diyorsa siz evet deyin demeyin... ne yani HDP Müslümanım derse biz yok biz fakiriz mi diyelim Allah korusun...Ben kararsizim neden evet demeliyim anlatirmisiniz?
Cansu 07 Şubat 2017 20:54
Etyen bey sizi tanımayan hep İstiklal Caddwsinin nabzını alıyor zanneder.Bieaz Anadoluya doğru gelseniz.Halkın ne kadar ferasetli olduğunu görürdünüz.Siz menfaat gruplarının içinde bizler Yüce Davamızın peşindeğiz.Tek farkumız bu olsa gerek.Mesele ülkenin dört kat büyümesi ise gerisi teferruattır.Halk kralın çıplaklığını ondört yıldır görerek Reisine sahip çıkıyor.By
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 23:22
0
Etyen Bey menfaat gruplarinin icindeymis :)))) Menfaat grubu gormek istiyorsaniz havuz medyasina, trollere bakin. Senelerdir iktidarin hatalarini gorup mevki ve para sahibi olmak icin tek bir elestiri bile yazmayan, yalan konusmayi meslek edinmis sahte AKPlilere alici gozuyle bir bakin. Gunun birinde AK Parti iktidari kaybederse, gemiyi ilk terkeden onlar olacak. Etyen Bey kimseden bir menfaat beklemedi. Propaganda yazarak ekmegini kazanmadi. Destekledigi partiyi dogru isler yapinca savundu, yanlislari gorunce elestiriyor. Hem de elestirenlerin baski altinda oldugu, hapse atildigi bir donemde gorusunu sakinmadan, korkmadan yaziyor. Neden en cok okunan kose yazari Etyen Mahcupyan sizce? Anadolu insanini da Etyen Bey'den daha iyi tanidiginizi saniyorsaniz, yaniliyorsunuz.
KARAR OKURU 09 Şubat 2017 06:20
2
Madem menfaat mesele değil, danışmanlığı kaybedince bu hırçınlaşmak neden? Tayyip beye kişisel bir nefret bu.
ulaş uzun 07 Şubat 2017 20:48
yahu on numara bir chp li olarak söylüyorum umarım bu düşünceniz bir gün tamamen vucüt bulur sayın mahçupyan benim sokakta gördüğümü yazmışsınız sessiz bir yürüyüş bu umarım sizinde benimde beklentilerimiz doğru çıkar ve gerçekleşir
adnanfa 07 Şubat 2017 20:41
bir çocuk doğdu ve bu çocuk çok ağır sancılı ağır ağrılı bir dönemden geçti ilk önce ayaklarına yamalı eskimiş çoraplar giydirildi ama zamanla kendi kendini yeniledi en modern ismi ile ismi AK parti oldu
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 20:30
meseleyi son nokta koyar gibi evet-hayır şeklinde düşünürsek,sığ bir zemine otururuz.siyasi iktidarı her şeye hakim kadir-i mutlak gibi görmek anlamsız bir anakronik durum.toptancı yaklaşımlar her zaman sıkıntı vermiştir.eksiklikler var,niye düzeltmediniz deniyor.şu geçen 15 yıl (hadi evvelini saymayalım) zihinlerden ne de çabuk kayboldu.geçtim bir partinin zahirini,milletin toptan ne gibi vartalardan atlayıp.hangi badirelerle muhatap olduğunu ne çabuk unuttuk.onu bunu kolayından eleştirmek ...oh ne ala....bakın ben siyasi parti propagandası yapmıyorum....mevcut olan bitene mümkün olduğunca tarafsız gözle bakmaya çalışıyorum.atasözü ne diyor.."dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım" sade vatandaş hep bu gözle bakmıştır.garibim ne yapsın,önüne hangi yemekler itilmişse ehven i şer diyerek birisini tercih etmiştir.demirelin dediği gibi" petrol vaadıda biz mi içtik..." eldeki materyal malzeme bu işte...zamanla düzelmesini ( tabi halk olarak en başta bizler) katkı sunmalıyız.yargı bağımsızlığı yok oalacak endişesi tamamen ama tamamen paranoya....bundan öncekileri gördük.maşallah.daha kötü ne gibi şeyler olabilir.düşünemiyorum.7 şubat Mit krizini planlayanlar o zamanki yargı üyeleri değil miydi.peki bu yargı üyeleri mevcut kanunlar dahilinde iş gördüler.başka bir kanun mu uyguladılar.hükümet ne yaptı.yani meşru ,sivil,halkın iradesi....kanunlarda değişiklik yaparak bu krizden çıkmayı başardı.yani asıl gereken sağlam ve istikrarlı bir siyasi yapıdır.bu istikrar ve metanet olamasaydı.zayıf bir hükümet,zayıf bir liderlikle Türkiye o günleri yaşasaydı...neler olacaktı herhalde kafası çalışan insan bundan bir ders alır.ortalık toz duman olunca ne AKP li Ne CHP lisi kalacaktı.yahu ben basit bir analizle bunlara görüp istikrar arıyorsam ne günahı var.herşey yolundaydı da sonradan mı bozulduk.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 19:52
Üstad'ım inanın ki her yazınızı dikkatle, satırları sindire sindire okuyorum. Sizin gibi özgür, objektif ve değerli bir bakışa sahip olan insanların sayısı Ak Parti çerçevesinde bir elin parmağını geçmeyecek kadar az kaldı çünkü zaten Parti bünyesindekiler alçak iftiralar ile uzaklaştırıldı. Birinin düşmanlık, kin, nefret yahut intikam duyguları gütmeden ve bayat yiyecek tadı vermiş ucuz muhabbetleri muhattap almaksızın bu cümleleri dile getirmesi gerekliydi. Sizin gibi bir değeri her daim kalben ve fiilen desteklemeye devam edeceğiz inşallah.
X 07 Şubat 2017 19:10
siz akpartilisiniz, ben akpartiliyim, o akpartili diğeri de akpartili ve biz şu horlanan, çıkar peşinde, makam, mevki peşinde koşmayan akpartililer geziden beri sürekli saldırı altındayız. sürekli üzerimize birileri tarafından parti parti, posta posta, dalga dalga, gönderilenleri savuşturmaktan başımızı kaldıramıyoruz.güvercin tedirginliği içinde bir sonraki saldırının nereden ve nasıl geleceğini tahmin etmeye gardımızı almaya çalışıyoruz. nitelikli bir akparti yönetimi istemekte ise elbette ki haklısınız. çünkü dünya barışını o dediğiniz akparti ancak tesis edebilir. ama insaf edin, bu şartlarda böyle bir nitelikte politika nasıl oluşturulabilir ki..
Ayşe 07 Şubat 2017 18:46
Son derece mantıklı ve insaf çerçevesinde bir yazı. Sizin yazılarınızı hep takip ediyorum
Ged 07 Şubat 2017 18:40
Bu arada Doğu Perinçek, VP ya da AKP farketmez, aynı şeyleri savunuyoruz da dedi. Bence buna ekonomi de dahil.
mert 07 Şubat 2017 18:27
Hangi AK Partili ki ben de sonuna kadar AK Partiliyim bu satırların altına imza atmaz ki... Etyen Bey'in çoğu yaklaşımına katılmam. Ama kendinizi tanımanız için bazen karşı taraftakine de bakmanız gerekiyor. o yüzden bu satırlar değerli: Bir süre önce malum gazetelerden birinde yayınlanan tezviratı görünce, AK Partili arkadaşlar bile hala bu hareketi desteklememi yadırgayabiliyor. Gerçekten de şu sıralarda AK Parti’nin ‘gurur’ vesilesi olma dönemi bitmiş gözüküyor. İnsanlar yıprandılar… Kendi partilerini savunma gücünü ve enerjisini yitirdiler. Bunda OHAL’in yetki kullanımını genişletmek üzere kullanılması, dokunulmazlıkla ilgili sözlerin ihlal edilmesi, ekonomideki akıl dışı ısrar etkili oldu. Demokrasi açısından sorunlu bir anayasa değişikliğinin önerilmesi ve partinin giderek ideolojik olarak MHP’ye yakınlaşması da hevesleri kırdı. Belki de en ağırı partinin kurumsal niteliğinin ikinci plana düşmesi, keyfiliğin öne çıkması ve oportünizmin siyasete damga vurmasıydı. Bu durum yanlış işlerin yapılması yanında, bazılarının ahlaken sorgulanmayı davet eden tutumlar sergilemesine yol açtı.
izleyici 08 Şubat 2017 12:09
2
akp liyim de sonra da aynı CHP li gibi konuş. yemezler palvra palavra
izleyici 07 Şubat 2017 13:56
Galiba burada bir algı operasyonu var.etyen bey haricinde herkes aslında muhalif(etyen beyin eski bir ak pli olduğu tabiî ki doğru fakat şu anda değil) ve akp kuruldu kurulalı akp ye oy vermemiş insanlar fakat burada biz akp yi önceden destekledik fakat referandumda desteklemeyeceğiz, yani ak pli insanlar arasında referanduma hayır diyecek çok insan var gel sende bize katıl eyyy ak pli kardeş . bak taa refah partisinden beri muhafazakarlarla aynı safta yürümüş etyen bey bile hayır diyecek ve akp nin şu anki politikalarını topyekün reddetmekte, dolayısıyle etyen bey bile akp ye karşı ise sende akpye karşı olki akıllı ol. Akp seçmeni bu numaraları yemez . dini cemaatlerde(özellikle Adnan hocacılar) bir kişiyi murid yapabilmek için atadıkları imam/kişi de söze ‘’ bak bende senin gibi 30 lu yaşlarıma kadar bir atesit olarak yaşadım ve dindarlara salak gözü ile baktım ‘’ la söze başlar ve ‘’sonradan gerçekleri gördüm ‘’ le lafi bitirir. Yani sen haklısın salaklık etmedin senin geçtiğin yollardan geçen çok insan var önemli olan şimdi geç olmadan doğruyu yakalaman numaraları.
KARAR OKURU 09 Şubat 2017 06:13
0
Bu olay daha güzel anlatılamazdı. Ben eskiden akpliydim, yerseniz. Dürüst olun, ben Erdoğan'ın karşısındayım hala Davutoğlu'nun gidişini sindiremedim deyin.
İşte böyle 07 Şubat 2017 13:22
Tek kelimeyle elestirmek için eleştirilerek yazmak için yazılmış bir yazı. Hiç bir karşılığı yok bulamadım.
ali 07 Şubat 2017 13:17
Mahcupyan,eskiden daha tutarlı ve derinlikli analizler yapabilen her kesimden insanın dinleyebileceği bir çizgiye sahipti.O seviyeyi koruyamadığını ve gittikçe tutarlılığını kaybettiğini görüyoruz.Parti ve oy konusu ayrı bir konu.
Erhan 07 Şubat 2017 14:09
Çok haklı bir yazı. Ak Parti karar alırken danışmaya açık, niteliğe önem veren bir parti olarak ortaya çıktı. İlk başta danışmayı, ardından da niteliğini kaybetti. Bunun 1. sebebi Erdoğan'ın Ak Parti'yle "eşit", hatta ondan daha büyük hale gelmesi oldu. Kurulan yalakalık düzeninde Ak Parti'yi Ak Parti yapanlar adım adım harcanırken, "en büyük sensin reis" diyen niteliksiz ve daha kötüsü ahlaksız insanlar baş tacı edildi. Hala inanamıyorum ve böyle olduğu için çok da üzgünüm. Ak Parti kurulduğundan beri ilk defa Ak Parti'nin önerdiğinin tersine oy kullanacağım referandumda. Bu kötü anayasaya onay verirsem, Erdoğan'ı bundan daha iyisini yapmaya zorlamamış olurum. Bir kısım Ak Partili seçmende ciddi rahatsızlıklar var, böyle giderse (ki referandum geçerse böyle gitmemesi için bir sebep yok, medyadaki ve siyasi sahadaki ahlaksız yöntemler başarılı olmuş demektir bu) Ak Parti daha büyük savrulmalar ve dolayısıyla başarısızlıklar görecek. Haksız da olmayarak "Anayasa kötü ama Ak Parti'ye halel gelmesin" diyen seçmenimiz partiyi kısa vadede kurtarıp, uzun vadede daha büyük yıkıma götürür. Ak Parti'nin kaçıp giden bir fırsat olarak anılmasına üzüldüğüm günlerin gelmesini istemiyorum.
Fer 07 Şubat 2017 11:39
Ak Parti diye bir parti olduğunu iddia etmek fazla optimist bir durum değil mi? Ortada parti gören var mı?
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 11:31
AK PARTİLİ OLMANIN EN ZOR OLDUĞU GÜNLERİ YAŞIYORUZ MAALESEF.
Hülagü 07 Şubat 2017 19:35
0
Tam olarak neresi zor? Gerçekten merak ettim. AKP'liler işten mi atılıyor, aylarca suçlarını bilmeden tutuklu mu kalıyor, ne oluyor mesela?
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 11:19
Maalesef Ak parti dışında başka bir seçeneğimiz yok.Ben kendimi demokrat muhafazakar bir insan olarak tanımlıyorum.Ak parti muhafazakar demokrasiyi koruyamadı.Yol,köprü,hava limanı yaptı.Bu alanlarda bir dönüşüme imza attı.Fakat insani boyutta bir dönüşüm sağlayamadı.Ak partinin tabanına bakıyorum, nerede rüşvetçi nerede sahtekar varsa partide söz hakkına sahip olmuş.Geçmişe bakıyorum artık Ak parti samimiyet görmüyorum.Eskiden Ak partiye gönül vermiş biri olarak bu referandumda sandığa gitmeyeceğim.Varsın %70 evet çıksın, artık benim için bir anlam ifade etmiyor.Sadece eski günleri özlüyorum.O samimiyet artık gerçekten yok.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 11:51
2
sizin bu tespitlerinize aynen katılıyorum. Fakat sandığa gitmez isek, AKP sirkelenmez ise, bu söylediğiniz olumsuzlukar nasıl düzelecek, hakem pozisyonun da olan biz halk, sarı kart göstermez isek, bunlar nasıl kendilerine çeki düzen verip, fabrika ayarlarına dönecekler.?
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 13:08
3
Lutfen sandiga gidin ve hayir deyin, cunku evet cikarsa Turkiye dengesiz, denetimsiz, frensiz bir yonetimin elinde daha kotuye gidecek...Herkesin siyasi gorusu farkli olabilir ama demokrasi hepimizin ortak paydasi olmali. dengeleme mekanizmalari olmayan, denetimsiz bir demokrasi de olmaz.
Ged 07 Şubat 2017 11:15
Benim gördüğüm sorun şu: Türkiye köylü/tarım ekonomisinden kentli/sanayi/bilgi ekonomisine geçiyor (bu bir tercih değil, olaylar böyle akıyor. Tarihi, coğrafi, kültürel sebeplerle Britanya'da başlayan süreç, doğası gereği, dalga dalga küreye yayılıyor. Dalga şimdi buraya geldi.) Bu geçişi köylü/tarım toplumunun değerleri ve zihniyet dünyası ile yapmak mümkün değil. Şuna tamam: İTC/CHP çizgisi böyle bir geçişin taşıyıcısı olmadı/olamazdı hiç bir zaman. Kendilerine laikliği kalkan yapan ve 10 generale biat eden bir azınlık, hiç hizmet üretmeden, eğitime yatırım yapmadan, üretim kanallarını açmadan, ekonomiyi büyütmeden, geliri yaymadan, topluma nerede ise hiç bir katkıda bulunmadan asalak bir biçimde yaşadı durdu. Bir de hiç sıkılmadan, utanmadan neredeyse hiç bir hizmet götürmedikleri (80lere kadar elektrik bile yoktu yahu köylerde) , yalnızca sömürdükleri kesimleri aşağıladılar (hala daha yapanları var). Eyvallah. Ama bunun cevabı tarım/köylü kültürüne kurtarıcı olarak asılmak değildir. Türkiye'yi zorlayan değişim dinamikleri çoğunluk üzerinden yürüyecek, o da tamam. Ancak çoğunluğun ait olduğu kültür bu değişimi taşıyamaz. O kültürün de değişmesi gerek, değişmez ise iç/dış ilişkilerde büyük çatlaklar ve kırıklar oluşur. Dolayısı ile makul olan bu değişime destek vermek. "Muhafaza"ya değil. "Türkiye’nin ancak muhafazakarların demokrat olabildikleri ölçüde demokrasiye ulaşabileceğini ve o kesimde bu yönde güçlü bir iç ivme olduğunu düşündüm. " argümanının ikinci yarısı su götürür. Nitekim gelinen nokta da "Yıllar içinde bu düşüncem, dünyaya adapte olmuş zihni açık yeni kuşakların ortaya çıkmasıyla doğrulandı. " tesbitini doğrulamıyor. Gördüğümüz şey dünya ve kendisi ile kavgalı izolasyonist bir milliyetçi muhafazakarlık. Pragmatik hamleler bitince, zihniyetin özündeki uyuşmazlık ortaya çıktı.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 10:35
İnsana insan olduğu için değer veren, saygı duyan samimi inanç yapısına sahip toplum nüfusunun doğruyu tekrar bulma ve demokrasiye en uygun yapıda olması; bu kesimin, insanlararasında "devletin ideolojik dayatmasıyla" yapılan ayrımcılık, magduriyet, inandığı gibi yaşayamama ve kendini özgürce ifade edememe... gibi kendi ülkesinde parya muamelesine maruz kalmış kişilerden oluşması, ülke yönetiminde etkin resmi ideolojinin kemikleşmiş önyargılar ve imtiyazlarını kaybetmemek için değişim-dönüşüme ihtiyaç duymaması ve direnmesi... husundaki erken tespitlerinizin haklı çıkması bir toplum/siyaset bilimci için olumlu. Özellikle kendi içinde yaşadığı ülke koşullarının da olumluya evrilmesi anlamına geldiği için de motive edici. Bunları kesinlikle ülkemizdeki klasik-fanatik bir parti yandaşlığı olmadığını söylemeye dahi gerek görmüyorum. Çünkü aynı duygu ve düşünceleri, ülkesi-toplum barışı-istikbal-istiklal-demokrasi.. kaygısı ve hayali olan pekçok insanımız gibi şahsen de paylaşıyorum. Sosyal olaylar malumunuz gibi birçok değişkenin aynı anda etkisine açık, dinamik ve uzun bir süreç olup kolay olmayan devamlılık isteyen olaylardır. Bu nedenle hak bildiğimiz yolda ısrarla devam ederek elimizdeki "yegane imkan ve umudumuzu" kıymetini bilerek, olumluya motive ederek, olumsuzluk halinde yapıcı eleştirerek bu süreci takip etmenin; tek başına bu tarihi yükü sırtlamasının ve tarihi süreçte yalnız bırakılmasının haksızlık olduğuna inanıyorum. Ancak, "müslümanlar birbirini temizleyen iki el gibidir". Demokrasilerde de "muhalefet kurumu" bu ikinci el olarak işlev görür. Mevcut siyasi iktidarı değiştirebilme ve mevcut iktidara alternatif siyasetler geliştirebilme, yetki aldıkları millet adına iktidarı başka bakış açıları geliştirerek etkileyebilme görevi yapan bir siyasi muhalefetin varlığı rejimin demokrasi olarak adlandırılabilmesi için önşarttır. Bu kapsamda, "bürokratik oligarşi aracılığı ile seçilmeden iktidar yetkisini kullanmaya alışmış" , bu özelliği nedeniyle uzun süredir dış etkenlerin yönlendirmesine maruz ve muhtaç hale gelmiş, milletin-ülkenin sorunlarına odaklanmak ve çözmek yerine sahip olduğu vesayetin devamına ve tahkimine odaklanmış,... BU NEDENLE DEĞİŞİME-DÖNÜŞÜME-DEMOKRASİYE DİRENEN SAĞLIKSIZ BİR YAPININ MUHALEFET GÖREVİNİ DE YERİNE GETİREMEDİĞİ GERÇEĞİ DE TOPLUMUN MALUMUDUR. Şu anda herhalde bu dönemin de sonuna yaklaşıldığı bir dönem olduğunu düşünüyorum. Yani muhalefet olmadan sadece Akparti den DEMOKRASİ getirmesini beklemek haksızlık olduğu kadar, abestir. Bu nedenle sizin SAĞLIKLI BİR MUHALEFET İNŞAASI için değil de "sadece" elde mevcut ve yegane umut durumundaki eleştirilerin yoğunluğu, bu kesimde haksızlık yapıldığını düşündürtmektedir. Muhalefet taraftarlarının da fanatizmi ve hertürlü kendi parti dayatmasını sorgusuz-sualsiz kabulü(tıpış tıpış Ekmelettin vs) de konunun vehametini göstermektedir. Bu tavır nedeniyledir ki, Akpartinin eleştirilecek yönleri olduğu halde, bu eleştiri yapma hakkımızın elimizden alındığına inanıyorum. Bunun sebebi de sağlıklı muhalefet olmaması, abuk-sabuk saldırılar, iktidarın siyah dediğine beyaz deme, boş konuşma ve çarpıtma vs ile inandırıcılığını yitirmesi pahasına yerli-yersiz saldırıları nedeniyle Akpartinin mağdur durumda bırakılmasıdır. Bu ülke hepimizin, sorunları ve başarısı dhepimizi ilgilendiriyor. Bu tarihi süreçte SAĞLIKLI MUHALEFET YOKLUĞU MİLLETE, DEMOKRASİ SÜRECİNE ve AKPARTİYE yapılabilecek en büyük fenalıktır. Bu konu zannediyorum ki referandumdan sonra daha açık görünür ve hissedilir hale gelecek ve yeni bir muhalefetin inşaası ile açığın kapatılması, gerekli zihniyet değişimi-dönüşümü ve normalleşmemiz için bir başlangıç olacaktır. Bir Hitit Duasında denildiği gibi: "...Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim. Ve hepsinden önemlisi... Tanrım bana, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için anlayış, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver...
hamza akyol 07 Şubat 2017 16:11
1
kardeş merhaba. niye kafanız akp-chp çemberinin dışına çıkamıyor anlamıyorum. etyen de, sen de, kafanızda akpyi olumlu, chpyi olumsuz bir kalıba sokuyorsunuz. sonra etyen, "akp çok iyi ama bazı hataları var" diyor, sen de "akp çok iyi bazı hataları olsa da chp çok kötü onun için akp'yi eleştirmeyelim" diyorsun. İkinizin söylediğinin de gerçeklik ile bağlantısını bulmaya çalışıyorum da, inan o kadar az ki bu bağlantı, ülke gerçekliği bağlamında bunların lafı bile olmaz. Etyenin de senin de anlamadığınız birkaç nokta var. veya anlamak istemediğiniz. 1. türkiye akp ve chpden oluşmuyor. 2. chpyi, özellikle askeriyenin ideolojik sınırları içinde görmek ve göstermek doğrusu hoş bir durum. çünkü chpyi iyice sevimsizleştirmenin iyi bir yöntemi. fakat, etyenin de senin de anlaman gereken ufak bir nokta var, hem chp hem de akp sürekli değişim ve dönüşüm içinde. mesela tek parti iktidarı dönemindeki chp ile, bülent ecevitin chpsi' sonra 12 eylül sonrasının chpsi ile baykal chp'si arasında ve sonrasında kılıçdaroğlu chpsi arasında büyük farklılıklar var. Herşeyden önce kılıçdaroğlu önseçimi daha yaygın olarak uyguladı. bu anlamıyla chp, demokratik geleneklerin oluşmasına biraz daha teşne bir parti oldu. Şu büyük lafları biraz açıklayın da, en azından az biraz altını doldurmaya çalışın. "BU NEDENLE DEĞİŞİME-DÖNÜŞÜME-DEMOKRASİYE DİRENEN SAĞLIKSIZ BİR YAPININ MUHALEFET GÖREVİNİ DE YERİNE GETİREMEDİĞİ GERÇEĞİ DE TOPLUMUN MALUMUDUR". Büyük lafları büyük harflerle söylemek kimseyi ne haklı, ne doğru, ne de akıllı yapıyor. Sadece civcivlerin yiyeceği yemler olmanın ötesinde bir anlamı olmayan büyük fakat anlamsız laflar. Tabi ki chpnin daha çok yolu var. Ancak etyenin yolu daha da uzun. Sizin de öyle.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 18:34
6
Hamza Akyol, benim fikirlerimin ve tespitlerimin muhatabı yazı içeriği ve Sn.yazardır. Faydasız, kısır diyaloglara girmemeye çalışırım.Daha önce sizi buralarda bir yerde uyardığım gibi ideolojik korlük ve saplantı içinde olmak bahsettiğim imtiyazlı zihniyetin tipik sonucudur Bunu eski mahallem olduğu için kompleksiz ve çok rahat ifade edebilirim. Daha somut örneklerle "parti" kavramını, "iktidar amacı taşımayan ve sadece bürokrasinin siyasi temsilcisi" olan muhalefet partisinin olup olmayacağı, egemenliğin milletten gaspedilip anayasal kurum ve kuruluşlar/bürokrasi eliyle kullanılmasından hormonlu gücü alan bir partinin milletin/halkın temsilcisi olup olamayacağı, faşizme yakın ideoloji ile demokrasinin yanyana gelemeyeceği gerçeği, bugünkü gelinen noktada hangi şer cephesi ve kimlerle nasıl bir red ortak cephesinde buluşulduğu... vs bahsederek menfi bir yorum yapmak istemedim ama şu anda bunları size özel yazmış olayım. Kaset ahlaksızlığı, başdanışmanın fetocu çıkması, adana mitinginde feto tutuklularının alkışlatılması, tıpış tıpış Ekmelettin.... konuları üzerinde yalnız başınıza kaldığınızda iyice düşünmenizi ve bunların cevabını kendinize verdikten sonra fikir beyan etmenizi öneririm. Faşizme yakın ideolojik zihniyetiniz, sizin gibi düşünmeyen ve katılmak zorunda olmadığınız Sn.yazar ve şahsımın fikirlerine tahammülsüz/olumsuz ifadelerinizi cevap vermeye değer bulmuyorum.... Karadenizli Temel'in birinin otobanda ters yola girmesi ve sadece kendisini doğru zannetmesi gibi durumunuz:) Yukarıdaki Hitit Duasının son bölümünü size ithaf ediyorum..
hamza akyol 07 Şubat 2017 21:08
0
siz bir görüş ileri sürüyorsunuz. burası kamuya açık bir alan. etyen mahçupyana özel mektup yazmıyorsunuz. dolayısı ile görüşlerinizin eleştirilmesi gayet normal. Aradaki ayrımı biliyorsunuzdur herhalde.
Sayın yazar ayakları yere basmayan bir yönetimi ve partiyi desteklemenin manasını anlamaya çalışıyorum bulduğum cevap Enver Paşa vari kazanmak hayali ile eldekini kaybetme sendromuna kaçınılmaz bir şekilde yuvarlanırken kendine gerçek bir muhalefet çıkmasını engellemek için gazı almak adına senaryo gereği muhalefet cephesi oluşturuluyor boşa salvolar ile millet uyutuluyor alternatif olabilecek oluşumlar Ak Partiye yamatılıyor has parti Süleyman soylu gibi sizlerinde umutsuzluk yayarak başka Ak Parti yok tezinizi manidar buluyorum sizce boyunduruğu kabul etmeden Ak Parti de siyaset yapılabilirmi tiyatro değilse sizin durumunuz ortada şuna inanıyorum ki ilkeli şeffaf lider sultası olmayan gerçek manada halkın katılımı olan bir oluşum toplumda azımsanmayacak kadar karşılık bulur yeterki riyakarlık olmadan halka açık ve net olarak yaklaşılsın
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 12:24
2
Evet Başka AKP yok. Ama bu AKP'ye millet referandumda sarı kart göstermez ise Bu AKP kendi başını da Milletin başını da yiyecek. Başkanlı olmuş, parlementer sistem olmuş fark etmez. Hepsi birer yönetim sistemi. AKP'nin eski sevilen sayılan AKP olması için öncelikle samimi AKP'lilerin bir sarı kart göstermesi gerekir. Referandumda istediği oyu alamayan AKP bir muhasebe yapacak, nerede yanlış yaptık, bu duruma nasıl geldik diyeceklerdir. Eğer Refarandumda evet çıkarsa, şimdiki gibi yollarına devam ederler, bizim de şikayet ettiğimiz hiç bir konuda da öz eleştiri yapmazlar.
bir başka okur 07 Şubat 2017 10:26
size gerçekten inanmak isterim fakat AKP zor duruma düştüğü durumlarda sevinçten göbek atabileceğinizden şüphelenmektende kendimi alıkoyamıyorum.tamam tabiiki eleştirin akp yi fakat darbe girişimi sonrasında uygulanan OHAL i de makul karşılamanızı beklerdim. ekonomik eleştirilerinize katılmasamda saygı duyarım fakat halen daha darbe ihtimalinin devam ettiği bir durumda OHAL e karşı olmayı anlamam mümkünd değil. OHAL le hükümeti eleştirmek tayyipten nefret eden(sözcü vs ve feto cüler) medyanın kullandığı bir instruman. fransa bir teror saldırısı sonucu OHAL ilan ediyorken biz darbe girişiminde neden OHAL ilan etmeyelim. nitekim OHAL darbenin 1ci günü olmuş olsa idi birçok FETO cü elebaş kaçamamış olacaktı. not sizin e beğendiğiniz abd basımı(washington post) türkiyeyi 2017 de darbe olabilecek ülkeler arasında 5 inci sırada gösterdi???
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 13:31
1
Fransa'daki OHAL bizdekinden çok farklı.
Mustafa 07 Şubat 2017 15:56
2
Peki bu darbenin sebebi neydi? Hukuk sisteminin bir terör örgütünün eline teslim edilmesi değil miydi? Hukuku kullanarak ordu içinde kendinden olmayanları tasfiye eden bu örgüt orduda o kadar kadrolaştı ki darbe yapacak cesareti bulabildi. Bu olaylardan ders alındı mı? Yeni anayasa teklifinde hukukun bağımsızlığı var mı? Eğer yoksa benzer bir hadisenin tekrarlanması nasıl önlenecek? Siyasetin güdümündeki hukuk adil olabilir mi? Elbette adil hakimler ve savcılar var. Peki görev yeri her ay değiştirilen bir hakim kaç ay devam edebilir siyasete karşın adil kararlar vermeye? Hakim güvencesi, liyakat ve hesap verilebilirlik. Bence HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyeleri doğrudan halk tarafından seçilmeli. Madem milletin iradesine güveniyorsunuz neden böyle bir öneri getirmiyorsunuz?
bir başka okur 08 Şubat 2017 09:34
6
sn mustafa:bana gıcıklık yapmak ısteyenler seni beğenmıiş. sorun değil. darbe den en son suçlanabilecek kurum hükümet ve akp dir çünkü kendisine karşı yapılmıştır. kaldıki her 10 yılda bir darbe yada muhtıra olan bir ülkede yaşıyorsun. saçmalamayalım lütfen. darbe sadece FETO ürünüdeğildir . darbede FETO payı/katılımı %25 civarıdır. kalanlar kemalist ve secular askerlerdir. FETO cü kesim önden gidip kontrolu ele aldıktan sonra kemalist ve secular kesimde onlara katılacaktı fakat halk izin vermedi. darbenin birde CHP ve HDP gibi siyasi ayakları var fakat bunlar ın ortaya çıkması daha zaman alacak(biraz zeki insanlar bunu çok rahatlıkla görebiliyor)yargı hukumetten bağımsız olacakmı bilemem fakat yargınn artık askerden bagımsız olduğundan emin olabilirsin. hakimlerin tayini konusunda haklı olabilirsin fakat akp ye özgü bir uygulama değil bu. fakat HSYK vs nin halk tarafından seçilmesi fikri saçmalık ve bir fikir bile değil
Mustafa 08 Şubat 2017 22:40
0
Hiç AKP'nin yanlışı olur mu efendim. Kusura bakmayın. Tüm kabahat diğerlerinde elbette. AKP'ye oy vermeyenler bu vatanı seviyor olamazlar zaten. Benim darbe gecesi gördüğüm Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı'nın açıklamasından 15 dakika kadar önce darbeye karşı olduğunu açıklamış. Yani AKP dışında herkes darbeci safsatasını bırakın. Bu darbenin sorumlusu açık ve net FETÖ'dür. Darbeleri engellemenin de tek yolu var. Hukukun üstünlüğü.
Bülent K. 07 Şubat 2017 09:55
Doğru söze ne denir...Aynı kalbi duyguları taşıyan, temenni eden biri olarak maalesef o kadar ümitvar değilim. "Reis" bu durumdan hiç rahatsızmış gibi görünmüyor. Ya da biz göremiyor olalalım, öyleyse kimden icazet alarak operasyon çekiyor bu müptezeller! Ben bir müslüman olarak utanıyorum, haktan adaletten, şefkatten merhametten kısacası dinimin özü olan ahlaktan konuşamıyorum, uyarı vazifemi yapamıyorum, yaptırmıyorlar zira Ak Parti eleştirilemez bir statüye sahip/la yusel!
Sema 07 Şubat 2017 09:01
Ben, eşim ve çocuklarım Ak partili olarak tutuklanıp cezaevine gönderilmeyi, vatan haini ilan edilmeyi, işten atılmayı hiç hak etmedik. Peki bunu benim aileme kim ve niçin yaptı? Nasıl mücadele edeceksiniz bilmiyorum ama biz kandırılmış... Bizi Allah kurtarsın.
Nuray 07 Şubat 2017 08:56
Bu gazetede yazılanlar en çok hayır i savunanlara yarıyor.keske şöyle kendilerine bir de milletin gözüyle bakabilseler.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 12:03
2
gerçekler yazıldıkça, doğrular anlatıldıkça evetler kaybediyor, hayırlar kazanıyor...
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 14:35
2
Nasıl yani? Hayırı savunanlar milletten değil mi?
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 18:47
0
"Millet" kelimesi bugunlerde evet oyu verecekler icin kullaniliyor. Hayir oyu verecekler bu millet kelimesinin kapsamina girmiyor. Yakin bir gelecekte hayircilar "insan" da sayilmayabilir bu gidisle.
Can 07 Şubat 2017 08:52
Siz akpartiliyseniz ben de Fatih Sultan mehmedim.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 12:10
2
Akp'nin başarılı olmasını istiyorum diyor sayın yazar.akp'liyim demiy bea! Mehmet'in m sini küçük yazacak kadar dikkatsiz olunca bi kişi bunu farketmeyebiliyor ... Serde fanatiklik var ne de olsa...
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 08:51
Yazinin son cumlesi haric diger tum cumleriniz yerinde. Baska akp yok denilerek yanlis telefasi zor kararlarin arkasindan gitmekte bence sacmalik olur.
O k u r 07 Şubat 2017 08:47
Refah Partisini, Ak Parti olma ihtimali yüzünden desteklemişsiniz. Şimdi ise Ak Partiden şikayet ediyorsunuz. Nedenleri sizden farklı olsa bile FETÖ de aynı durumdadır. Bunu size bir şey yakıştırmak için söylemiyorum. Ancak Refah Partisini Erbakan'ı anlayarak desteklemiş olsaydınız, ne Ak Partinin kuruluşu sizi ümitlendirirdi, ne de FETÖ'den arınmış halinden endişelenirdiniz. Ak Parti FETÖ ile iç içe iken şu an sizi tedirgin eden işler kat be kat daha fazla idi. Ama bunların hiç birini göremediniz ve bunun hala fafkında değilsiniz. Her zaman okurlar, yazara kulak verir ama şimdi siz bu okurunuza kulak veriniz. Şu an sizi Ak Partiye karşı gönülsüz yapan "yandaş" çığırtkankanlardan, Ak Partinin kuruluşundaki FETÖ'ye denk şarlatanlıkları yüzünden, şahsen biz de fazla hazzetmeyiz. Ama böyle bir kitleye, doğru ile yanlışı tespit etme kabiliyetmizi de esir etmeyiz. Görüyorum ki bu gruba olan tepkiniz ferasetinize mani oluyor. FETÖ ihanet şebekesinden arınmış Ak Partiden, Muhafazakar İslam kokusu geliyor. Yandaş çığırtkanlar ve Ak Parti iradesi dışında hızla değişen şartlar yüzünden bu kokuyu ıskalamayınız. Allah, samimi olanların ferasetini artıracaktır.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 23:56
0
Bu kisa yazida 5 kez "FETO" remizi kullanilmis. Bu makaleyle uzaktan yakindan ilgisi yok ama bugunlerde cok kullanilisli bir taktik. Sorun sadece cikar icin AK Partiyi destekleyen ve bunu da ahlak kurallarini hice sayarak yapan sarlatanlar degil. Sorun onlarin varligini gerekli goren Cumhurbaskanindan kaynaklaniyor. "AK Partiden muhafazakar islam kokusu geliyor" cumlesi de evlere senlik. Muhafazakar islam'da ahlaksizlik, adaletsizlik yolsuzluk, baski, haksizlik gunahtir diye biliyorum ben.
Elif 07 Şubat 2017 08:35
Yine duygularımıza öyle güzel tercüman olmuşsunuz ki:(
Tuna 07 Şubat 2017 07:48
Akp'yi demokrasiden ayrılmaya başladığı 2010'a kadar destekledim. Fakat artik parti birakin kurulduğu zamanki durumunu üç dört yıl öncesini bile aratir hale geldi. Bir yanda devletleşti demokrasi ve insan haklarından uzaklaştı diğer yandan tek adam partisi haline geldi. Yazık oldu :/
Erhan Ercevik 07 Şubat 2017 06:29
Umarım bir gün gerçek düşüncelerini yazarsin, bizde senden birşeyler öğreniriz Selamlar.
celalettin Saskin 07 Şubat 2017 13:48
1
Mahçupyan Türkiyede siyasal dinamikler ve siyaset üretme pratiği ile ideal olan arasındaki kopukluğu ve değişimin parçalanmadan yapıyı esneterek zamana bağlı statükoya teslim olmayan ama ütopik bir hayelde üretmeyen fikirleri ile bizim için zor olanı yapıyor.Direk saldırmak yerine yerinde analizleri ile ezberlerimizi bozması oldukça sinir bozucu.Ama iyi ki Mahçupyan var,düşünce konforumuzu tarumar etse bile.
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 05:30
Seçime gidiyoruz. Bütün Ak Partiye gönül verenler çalışmalar yapıyor. Siz karşı propaganda yapıyorsunuz. Seçimlerde Ak Parti'yi desteklemeyecekseniz nerde destekleyeceksiniz?
Tekin 07 Şubat 2017 11:28
1
Bu bir seçim değil, bir referandum, yönetim değişmeyecek bunun sonucunda. Anayasamızın, yönetim sisitemimizin nasıl olacağını oyluyoruz. Hangi partinin ne dediğinin önemi yok, değişecek maddelere bakılır, uygun geliyorsa desteklenir, gelmiyorsa desteklenmez. Bir sürü AK Parti'li de değişikliği uygun görmediği için desteklemiyor. Referandum sonucunda Hayır çıkarsa ne hükümet değişecek ne AK Parti gidecek, 15 yıldır nasıl yönetiyorsa yine yönetmeye devam edecek.
Bond 07 Şubat 2017 11:40
1
Bu AKP secimi degil, cocuklarimiz nasil bir yonetime sahip bir ulkede yasamalidir onun secimi.
07 Şubat 2017 12:28
1
BUNUN BİR REFERANDUM OLDUĞUNU UNUTMAYIN! Bugune kadar ne istendi de yapılamadı da Güçlü Yönetim için Evet telaşına ve aceleciliğine düşüldü ? Tartışılmayan, anlaşılmayan ve anlatıl(a)mayan ve de geri dönülmeyecek yanlışlar için: Evet erken, Hayır için en önemli sebeb: konuyu iyice düşünmek... %50+1 ile Toplumsal barışın daha da kötüye gitmemesi için HAYIR!.. %50+1 (salt çoğunluk) hukuken geçerli bir sonuçsa da, toplumsal barışı sağlayacak nitelikli çoğunluktur. (Teklifi veren partilerin oyunu %5-10 geçmeli ki kutuplaşma giderilsin... bunun içinde teklifin geri çekilip , yanlışların düzeltilmesi için yeniden görüşülmesi/tartışılması gerekir...)
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 21:15
2
Sayin Tekin, nerde o hayir diyecek yurekli ak partililer? Kendilerini gostermiyorlarsa yok sayarim. Hayir diyen MHP'liler gibi ortaya ciksinlar ben bu ise karsiyim desinler. Hatta HDP'yle ortak propaganda yapsinlar. Madem bir fikrin arkasindasiniz, acikca karsi cikin. Ben Ak Partidre tek bir isim gormedim. Hani nerdeler?
KARAR OKURU 07 Şubat 2017 21:17
1
Unutmayin bu bir secim ve kaybedilen her secim akp adina bir eksi olarak yazilacaktir. Guc kaybettirecektir. Kazanilan her secim guclendirdigi gibi. Kimse oraya buraya hoplamasin.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN