Back To Top
‘Cumhurbaşkanlığı Sistemini’ nasıl savunalım?

‘Cumhurbaşkanlığı Sistemini’ nasıl savunalım?

- A +

AK Parti üst yönetimi anayasa değişikliği teklifinin kamuoyu karşısında ‘devrimci bir dönüşüm’ olarak savunulmasını istiyor. Ama tartışmalar ilerledikçe bu isteğin yerine gelme ihtimali azalıyor. Önerilen değişikliği ‘demokratik’ bir adım olarak savunmak gerçekten çok güç, çünkü durum pek tartışmaya izin verir türden değil… 

***

1) Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçiminin aynı gün olması cumhurbaşkanı ile parlamento çoğunluğunun aynı partiden olma ihtimalini artırıyor. Cumhurbaşkanı istediği an Meclis’i feshederek seçime gidebilirken, Meclis bunu ancak beşte üç oyla yapabiliyor. Buna cumhurbaşkanının aynı zamanda kendi partisinin başkanı olması, KHK çıkarma yetkisi ve Meclis’in bütçeyi denetleyememesi eklenmekte. Yani Meclis cumhurbaşkanının sözünden çıkamayacağı gibi, onun iradesine uygun kanun çıkarmakta da tereddüt etmeyebilir. Ayrıca eğer böyle bir durum olursa zaten cumhurbaşkanının veto yetkisi bulunuyor. Böylece yasama cumhurbaşkanı karşısında tümüyle edilgen kılınıyor.

2) Adalet Bakanı ve Müsteşarı’nın doğal üyesi olduğu, cumhurbaşkanının ya doğrudan ya Meclis yoluyla çoğunluğunu seçeceği ve bu tercihleri denetleyecek hiçbir mercinin olmadığı bir HSYK ve zaman içinde cumhurbaşkanının seçtiği bir Anayasa Mahkemesi oluşturuluyor. Yani yargı cumhurbaşkanına bağımlı hale geliyor.

3) Cumhurbaşkanının tüm üst düzey bürokratları atama yetkisi kimse tarafından denetlenemiyor ve bürokrasi cumhurbaşkanının emrine veriliyor.

4) Cumhurbaşkanı OHAL ilan edebiliyor ve Meclis’in onaylama süresi üç ay. Eğer partisi Meclis’te çoğunluğu elde tutuyorsa, pratikte süresiz hale gelen bir OHAL düzeni üretilebiliyor ve cumhurbaşkanı kendi kanaatine dayanarak özgürlükleri ve siyasi faaliyeti kısıtlayabilen KHK çıkartabiliyor. Öte yandan cumhurbaşkanının kendisinin yanında, seçimle gelmemiş yardımcıları ve bakanlar da Meclis kararı olmadan siyasi tasarruflarından ötürü yargılanamıyorlar. Bu da Meclis çoğunluğuna sahip bir cumhurbaşkanı söz konusu olduğunda, yürütmenin tümüyle ve ömür boyu yargı dışı kalacağını ima ediyor.   

***

Pratikte şöyle bir cumhurbaşkanından söz ediyoruz: Kendi partisinin de başkanı olan, yasamanın kendisine engel çıkarması ihtimalini ortadan kaldıran, ayrıca yargıyı ve üst bürokrasiyi doğrudan kendi elinde tutan, KHK’larla ülkeyi yöneten, istediği zaman OHAL ilan edebilen, isterse siyasi alanı ve özgürlükleri daraltabilen, istediği zaman seçime gidebilen ve iradesiyle kendi görev süresini uzatabilme imkanı olan biri…

Bu öneriyi ‘demokratik’ bir adım olarak savunmak gerçekten zor. Onun yerine şu muhakemeyi öne sürebiliriz:

1) Öneri antidemokratik olabilir ama her antidemokratik yönetime aynı şansı veriyor. Başkası da yeterli oyu aldığında aynı güçte bir antidemokratik yönetim kurma şansı elde edebiliyor.

2) Tarih toplumsal çeşitliliğin karmaşa ürettiğini, toplumu edilgen kılan ‘milli’ çözümlerin tercih edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu ise ancak tek şef yönetiminde ve halkla ‘organik’ bütünleşme sayesinde olabiliyor.

3) Bilindiği üzere bitmeyecek bir savaş halindeyiz… Böyle bir ortamda demokratik yollar beka sorunu yaratacak ve tarihten silinmemize yol açabilecektir. Dolayısıyla milli bir şef zaruri ihtiyaç haline gelmiştir.

4) Milletimiz uzun bir zamandan sonra ilk kez kendi kaderini tayin hakkı elde etmiştir… Bunu kendi fıtratına göre kullanmasından daha doğal ne olabilir?

Eğer karşımızdaki kişi hala demokrasiden falan söz ediyorsa artık ne yapılabilir bilemiyorum. Ama bunlara aniden FETÖ ile ilişkilerini sorarak konuyu çarpıcı bir mecraya sokabilir ve üstünlüğü yeniden elimize alabiliriz. Şunun şurasında birkaç ay kaldı zaten...

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 29 Ocak 2017 11:05
"pislik yapma niyetinde isen, felsefe okuduk ama varoşta yetiştik manasına da geliyor..." diye lafa giren birisiyle değil kısa ve net evet/hayır diyenlerle yazışmayı/tartışmayı yeğler insanlar.. değilmi sayın ramazan gün !
ramazan gün'e 28 Ocak 2017 21:41
AKP'liler ve ak troller her hafta paylaştıkları "Hayırlı cumalar" mesajlarını "Cumanız mübarek olsun"a çevirerek Rasyonel Davranmışlar.. İyi mi!
ramazan gün 29 Ocak 2017 00:40
0
akp li olmadığımı söylemiştim; olsam ne farkeder ayrı dava... bu ne demek anlamadım... kısa olmasına rağmen!.. hani bana bir kinaye manasına mı?.. bu gibi durumlarda 'ne diyeceğimi bilmiyorum' demeyi tercih ediyorum... buradaki bilmiyorum diğer bir çok anlamı içerebileceği gibi, eğer pislik yapma niyetinde isen, felsefe okuduk ama varoşta yetiştik manasına da geliyor... (bu arada bu ak troll ve chp li troll tartışmalarını anlamışda değilim mesela bu ak trol ne demek -gerçekten- bilmiyorum; duydum ama merak edip bakmadım hiç)
KARAR OKURU 29 Ocak 2017 13:47
0
BU YORUM GENELE YAZILMIŞTIR. SEHVEN BİR HATA OLMUŞ.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 21:39
Halk Yoklamalarındaki gerçek şu: Sonuna kadar Sayın Cumhurbaşkanını destekliyorum. Ama verilen yetkiler çok fazla. Anayasa mahkemesinin 15 üyesinden 12 sini aynı kişi seçmemeli. Ohal ilanı tek kişide olmamalı. Kararname çıkaramamalı. Bunlar değiştirilmeli ve teklif yenilenmeli. Erdoğana güveniyorum peki ya rüzgar tersine dönerse. Allah korusun... vb.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 21:07
sayın ramazan gür, sizin bu kadar tutarsızlıklarınızdan sonra evetçiler tercihlerini gözden geçirecek, hayırcılarda rasyonel davranacaktır umarım... kısa, öz ve net cevaplarınız olmadığı müddetçede yorumlarınızı her iki tarafında okuyacağını...
ramazan gün 29 Ocak 2017 00:34
0
hayatın 'kısayolu' olmaması ne kötü değil mi?... kitapta okumamak gerek uzun ve sıkıcı : 144 karakter beklentisi bana uymuyor demekki?... ben bir tutarsızlık görmüyorum hala... lakin sen öyle diyorsan...
KARAR OKURU 29 Ocak 2017 11:11
0
sayın gür, uzun yazmanız sizin tercihiniz olabilir fakat muhatabınızın ve de konunun cevapları yok yazdıklarınızda...yazarın 4 sorusuna 4 cevap isteniyor sizden. ve bu cevaplar olmadığı müddetçe de tartışmanın devamı da mümkün değil."hayır"lı günler.
Bakıyorum da, pek çok okuyucu anayasa tartışırken, bunun bizzat kendi günlük yaşamını belirleyen, kendisini en yakından ilgilendiren konularda karar verilirken söz hakkını, haksızlığa uğradığında şikayet hakkını; iftiraya maruz kaldığın da savunma hakkını vs. belirleyen bir kurallar ve ilkeler bütünü olduğunu göremiyor. Pek sık „Kim evet diyecek, kim hayır diyecek; evet diyenleri mi sevip beğeniyorum yoksa hayır diyenleri mi“ gibi çocukça, duygusal bir yaklaşım sergiliyor. Oysa mesele KIM yönetiyor değil, NASIL yönetilecek . „Bu madde olursa, ne olur; şu madde olursa, ne olur „ diye mantık silselesi içinde düşünüp, ondan sonra karar vermek gerek. Etyen Bey de işte kendi aklımızı kullanarak düşünüp değerlendirebilmemize yardımcı olmak üzere bilgi vermiş. Yararlanmakta, daha da bilgilenmekte yarar var. Geminin rotasını tayin ederken, yandaki yolcunun kaşı gözü, kılığı kıyafeti, gelmişi geçmişini tartışmanın hiçbir anlamı yok, haritaya bakmak gerek. Ve, icabında hiç hazetmediğimiz yolcuların da haritayı daha iyi okuyabileceklerini hesaba katıp, somut bilgi veren herkesi dinlemek, sonra yön belirlemek gerek. Bu memlekette huzur ve refah içinde yaşanacaksa, referandum öncesi bu futbol maçı oynar gibi, ya da futbol takımı tutar gibi çekişmelere, karalamalara son verip, harita ne gösteriyor, onu anlamaya çalışmak gerek. Durum ortada, maddeler ortada, „bu olursa, sonucu ne olur, ister miyim“ diye sorarak karar vermeli – bence bu badireyi ülke için sağlıklı atlatmanın tek yolu bu. Bir de, genel geçer, “evet/hayır denirse tüm sorunlarımız çözülür” gibilerinden olmayacak dualara amin dememeli. Sorunların hiçbiri ne “evet”, ne de “hayır”la çözülmeyecek, yalnızca sorunlarla cebelleşirken hangi yöntem daha uygun, ona karar vereceğiz .
ramazan gün 28 Ocak 2017 21:25
0
dimi ama...şimdi biraz oluyor işte... meseleye yaklaşımda usul ve şuur... kimsenin kralı yok; olan bütün krallarda çıplak; bir tek siz varsınız ve aklınız... hayır da olur evet de...
İngiltere Başbakanı Theresa May, resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere Başbakanı May'i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti. Erdoğan ve May, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 22:08
0
şu dış güçlerin yaptığına bak!!!
Bir yorumunuzda “mahçupyan baştan beri başkanlığa karşı idi; maddeler belli değilken de karşı olduğunu yazdığını hatırlıyorum...” diğerinde ise “iyi bir etyen takipçisi sayılırım... türkiye şartlarında ve bana göre' diye başlayan cümlelerde parlementer sistemin hataları var ama revize edilerek devam edilmesi en uygundur fikrinde karar kılmıştı..” demekle tenakuza düşmüyormusunuz? Her neyse, köşe yazarı değiliz iyi niyetiyle soruyu sizin “etyen hayır diyor ben evet bu konu net..” cümlenize göre soralım:Sayın yazarın 4 maddesine ve hayırcıların gerekçelerine Neden HAYIR? Tercihiniz neden EVET? Gerekçelerini de kısa ve net alalım ltf.
ramazan gün 28 Ocak 2017 21:20
0
etyen böyle söyledi... aklımda kaldığı biçimiyle yazdım... bir tenakuz da görmüyorum.. zira birincide 'etyen başkanlığa karşıydı' diyorum.. ikinci de 'parlementer rejimi hataları var ama burada kalmalıyız' dediğini yazıyorum ki; ikisi de başkanlığa karşı olduğuna dair ortak paydada buluşuyor... maddeler meselesi... herkes bunu soruyor 'maddelere gel'... onun da sebeplerini yazdım iki yorumda ama henüz yayınlanmadı... burada söyleyeceğim ise, mesele maddelerden önce bir usul meselesidir; felsefede işler böyle yürüyor... diğeri ise mesela etyen de maddelerden önce de fikrini beyan etmişti, chp de (chp zıvanadan çıkıp ihanet de demişti ama siyasiikbal kaygısı ve bol keseden atma temayülü her partide var normaldir) demek ki maddelrden önce meseleye yaklaşmaya dair bir usul inşa etmek gerekiyormuş ve her ikisi de bunu kendince yapıyor; ben de!... güçler ayrılığı şu sıralar en popüler konu anlaşılan, özellikle hayırcılar açısından.. bu mesele demokrasinin aşil topuğudur biliyor musunuz desem... konunun ne türkiye, ne akp, ne referandumla alakası olmadan durum budur desem... hani yorumlarda bir yerlerde 'demokrasi en iyi yönetim biçimidir' mottosunu da reddettiğimi söylediğimde bunu kastediyordum... galiba buradan girmek gerektiği için ve ben için 'diktatör yanlıları' veya 'küntürsüz koyun ama aziz millet' muvazaacılığından direkt giriş yapabilen bir zihne sahip olmadığım için giremiyor da olabilirim... hasılı evet...
KARAR OKURU 29 Ocak 2017 11:23
0
" 'demokrasi (daha iyisi bulunana kadar) en iyi yönetim biçimidir' bunun içinde hak ve özgürlüklerin olması gerek...hasılı "hayır" sn.ramazan gün.
güven 28 Ocak 2017 17:20
Bana bırakırsanız meclisi, partileri, seçimi, cumhurbaşkanını hepsini kaldırırım. Direk üniversitelerden her konuda 5-10 kişilik heyetler seçerim. Ekonomi için iktisat fakültesi, dışişleri bakanlığı için uluslararası ilişkiler, eğitim için eğitim fakültesi, savunma bakanlığı için emekli generaller, enerji bakanlığı için itü veya odtü den prof veya doçentleri v.s. bir binada toplayıp her heyetin kendi konusunda Türkiye için ne yapılması gerekiyorsa vereceği kararlarla ülkeyi yönetirdim. İnsanlar yine sandık başına gider ancak bu sefer mühür basmazlar. İhtiyaçlarını, sorunlarını zarflara koyup atarlar. Bu zarflar birtakım memurlar aracılığı ile yukarıdaki heyetlere iletilir. Bunlarda problemleri çözecek tedbir ve işleri bilgi ve becerileriyle en iyi şekilde yaparlardı.
ramazan gün 28 Ocak 2017 21:05
0
mesela!...
ramazan gün 28 Ocak 2017 15:53
bi de şu açıdan bakalım mesela; gerçi konunun kendisi ile doğrudan ilgili değil ama konuya muhatap sosyoloji ile alakalı... insan ne yaparsa yapar, iyi yada kötü; sonuçta kiminle yanyana düştüğüne bakar-bakmalı... şimdi ben uzunca izaha gerek duymadığım şu veya bu sebeplerden dolayı chp ile, pkk ile, fetö ile, tüsiad ile veya daha benzer bilmem kimlerle yanyana düşmek istemiyorum... bir karar veriyorum ve -mesela- evet diyorum... neticede birilerince 'cahil, modern olmayan, demokrasi düşmanı, cumhuriyet haini, sınıf bilinci gelişmemiş, koyun, bilinçsiz filan ve falan!' bir grupla yanyana düşüyorum... o birilerine bakıyorum chp, pkk, tüsiad filan... ben zaten bunlarla yanyana düşmek istemiyordum; isabet olmuş oluyor... bir çok insanın kürtlere dışkı yedirildiği ve medya manupülasyonları ile düşman ilan edildiği ayran kabartıcı kemalist milliyetçilik propagandasının mide bulandırıcı hal aldığı 90 larda (o zamanlar hadepti galiba adı) oy vermiş biri olarak söylüyorum bunu... üstelik 'demokrasi en iyi yönetim şeklidir' mottosunu kabul de etmeyen; batıda devlet ve siyaset felsefesi çevresinde bu mesele ile ilgili bin türlü tenkidinde olduğunu görmüş biri olarak ilave ediyorum; demokrasinin bir yönetim teşebbüsü olarak kendi sorunlarını, ak partinin veya anayasa değişikliğinin sorunları imiş gibi indirgemek de hatalı... ak partinin, partililerin ve anayasa değişikliğinin bin türlü kabahati vardır bu ayrı bahis...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 16:23
0
Rasyonel düşünen insan bir meselede karar verirken, o meselenin doğru olup olmadığına, hakkaniyetli, ahlaki ve (özellikle bu meselede bencil değilse) toplumun yararına olup olmadığına bakar. Sizin mantığınızla yola çıkarsak, teröristin biri "Allah birdir" dediğinde, bizim onunla yan yana görünmemek için tersini söylememiz gerekiyor. Politikacılara güvenmiyorum. Ak Parti'ye az da olsa güveniyordum, ama dört bakanını yolsuzluk soruşturmasında yargıdan kaçırdıktan sonra bitmiştir benim için. Şehircilik Bakanı Bayraktar bile sıkışınca, "yaptığımız her şeyin altında Erdoğan'ın da imzası var" demedi mi? Bu bakanların istifaları alelacele alınmadı mı? Ak Parti tabanının bile bir kısmı yolsuzluk olduğuna inanıyordu. Ne oldu milli iradeye? Hadi o zaman FETÖcü yargıçlar vardı diyelim, şimdi neden yargılanmıyorlar? Ya da bir gün yargılanacaklarına gerçekten inanıyor muyuz? O bakanlar belki de masumdu, ama o lekeyle yaşayacaklar sanırım.
ramazan gün 28 Ocak 2017 17:57
0
şu 'allah birdir' meselesi... aynıyla devam edersek; bir yahudi 'allah birdir' dediği zamanda sırf bunu dediği için onu topyekün tasdik mi etmemiz gerekiyor?... buna 'kategorik hata' diyorlardı galiba... ben yukarıda buna düşmemiştim; izah etmeye gerek duymadığım sebeplerden filan diye açıklamışım; hani rasyonel meselesi... ve misal de vermişim kendi geçmişimden, hadepe oy vermiş biriyim diye(bir manada teröristle yanyana düşmüşüm)... ben pkk nın kürtlere ettiğini tasdik için değil; devletin kürtlere ettiğini red için vermişim... bugün evet diyeceğim, yarın hayır diyebilirim başka birşeye; her ne kadar sen beni rasyonel olmamakla itham etsen de, benim bu tavrım eskiden etyenin yazılarında sıkça geçirdiği ve methettiği 'rasyonel seçmen' tavrına denk geliyor... amiyanesi; işime gelince veriyorum işime gelmezse vermiyorum... bir politikacıya, partiye filan bir göbek bağı olmayan rasyonel seçmen... ak parti yolsuzluk, politik hamleler filan... hiç karıştırma, zira bu konuda son derece netim; insanın olduğu yerde herşey mümkün; yapmamıştır diyemem ve kimseye garanti vermem-ama kimseye-, yapmıştır da diyemem... ona yolsuzluk yaptı diyen de yolsuz oluncaveya ilk fırsatta ona meyledeceği aşikar bir tabiat sergiliyorsa... ne bileyim buraları iğrenç; hepimiz biliyoruz ve mesele bu değil... doğrusu bu gibi konularda, hele akçeli işlerde ben kendime bile güvenmiyorum. tek güvencem 'yeterince yüksek bir meblağ olmazsa kılımı kıpırdatmayacağıma dair nefs emniyetim'.... bizler ki (hadi seni katmayayım da bu manada bana kızma) en küçük çaplarımızda dahi bu gibi yollara tevessül ederbilirken; iktidarı, parayı filan dibiyle görmüş adamdan bu yüce gönüllü tok gözlü tavrı nasıl bekleriz... ideal olarak böyle birini tasdik etsek de; ehveni şerler dünyasına hapsolmuşuz... hakkaniyet, toplum yararı... ben evet de olduğunu düşünüyorum; belki sen hayır da; eminim benim kadar rasyonel sebeplerin vardır ve bu tartışma uzayıp gidebilir...
ramazan gün'e 28 Ocak 2017 18:17
0
hem chp de getirse teklifi evet diyecem diyen hemde geçmişten bahisle vuran bi ramazan gün var yorumlarda. en makul yorumla parlementerizme hayır başkanlığa evet diyor sonucu çıkabilir... sorun kuvvetler ayrılığı denge/fren mekanizmalarının olmamasından kaynaklanıyor sayın ramazan gün.bunların olması sistem ve anayasalar da olmazsa olmaz kuraldır.olması gereken bunların olmasının sağlanması değil mi? eski noksan ve yanlışsa yenide yanlış ta israr niye! sulandırmayın kesin ve net fikrinizi belirtin.evet demenizin gerekçelerini yazın ltf.
ramazan gün 28 Ocak 2017 20:58
0
bu söylediğine tüm yazdıklarımla cevap verdiğimi sanıyorum... son bir yorum daha eklemiştim yayınlanırsa beni chp veya akp ne olursa olsun bir tarafta görme arzuna dair de cevabımı almış olacaksın... bunu sen bunları yazmadan önce yazmıştım, lakin henüz yayınlanmadı bakalım senin kısmetin artık... maddeler meselesini diyorsun ısrarla ve herkes gibi; (ya doğrudan üstüne alınma ama açık söyleyeyim de konu kapansın) maddeler yani muhteva meselesine girmiyor olmam edebimdendir diyeceğim; girenler edepsizdir anlamına gelmiyor tümüyle ama... şöyle ki; iki anayasa hukukçusu, aynı müfredattan mezun olmalarına rağmen maddeler üzerinde, aynı metin üzerinden iki farklı yorumla birbirine saldırıyor, biri diğerine diktatörlük yanlısı, diğeri bilmem ne diyor... (bu meydanında böyle bir yanı yok değil)... kuvvetle muhtemel maddeler, maddeler diye çığırıp duran kimselerden en az bir tık daha vakıfımdır maddelere, zira maddeler diye tutturan yorumcuların yarısından fazlası bir tane dahi madde yazmayıp, bağlı bulndukları ve taraftar oldukları hizibin maddelerden yola çıkarak kurguladıklarını getirip buraya dayıyorlar... yani ben aslında maddeleri -hakikaten- okudum biliyor musun?.. valla kışkırtmaya çalışmıyorum, soruyorum içinizden kaçı maddeleri hakikaten okudu?.. okumadan da taraf olunabilir; bu kendi başına bir sorun değil. zira şöyle bir hissiyata dayanır ki; güvendiğim insanlar, taraf parti, artık her ne ise böyle böyle diyor ve ben de buna katılıyorum; tevatüre itimat yani... yada güvenmediğim adamın teklifine karşı şöyle diyorlar ben de katılıyorum... özetle ben evet diyorum ve sen beni hayırcı olarak reddediyorsun, reddedebiliyorsun demekki sulandırmıyor ve ele gelebiliyorum... zaten sulandırmayı bu manada kullanmadığını ve kelime kıtlığından 'yerine' kullandığını da görebiliyorum... kuvvetler ayrılığı check/balans işleri; bir yerlerde yazmıştım yapılan şekil değişikliğidir ve adalet muhtevaya dairdir... ben şimdikinden farklı bir şey olacağını düşünmüyorum değişecek olan tek şeyin değişemezler tasavvuru olacağı için evet diyorum... ayrıca hayırcıların endişelerini paylaşmadığım için üzgünüm... herkes anayasa hukukçusu olunca... ha aslında 'ne ayaksın sen' demek istiyor ve kıvranıyorsan bence tüm yazdıklarımı okuman gerek ama özetle büyük doğucuyum ki bunu söylediğim andan itibaren birbiriyle çeliştiği düşünülen bazı notlarımında görünen çeişkilerini ortadan kaldırmış oluyorum... çünkü bu fikir altında hepsi yerine oturuyor...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 15:50
Başkanlık sistemi olarak sunulan sistem: barajın %10 dan 99 a çıkartılması gibi bir şey.
O k u r 28 Ocak 2017 17:01
0
Güzel bir tespit. Oran için 99 yerine 51 diyebiliriz. Bundan sonra Ak Parti de artık yüzde otuz beş ile iktidar olamayacak. Milletin yarısından fazlasının desteğini alan beş yıl boyunca kendi üslubuyla memleketi yönetecek, yerim dardı oynayamadım deme lüksü olmayacaktır. Beş yıl sonra da milletten boyunun ölçüsünü alacaktır. Ben Erdoğan'ın seçim kaybetmesi halinde zorla iktidarda kalmayı düşüneceğini sanmıyorum. Bunu kendisi de istemez, böyle bir şeye gücü de yetmez. Ama her beş yılda bir millet tarafından başarılıdır diye onaylanırsa, muhalefetin bunu hazmetmekten başak bir çaresi yoktur. İktidarı seçime bağlı ve her şartta seçime razı birine diktatör demek beyhude bir iştir. Millet nezdinde itibar görmüyor...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 19:47
0
%10 barajına takılmayarak seçilen milletvekillerinin ve oluşan meclisin yetkisi olmayınca: bu mantık doğru gibi
ALINTI 28 Ocak 2017 21:52
0
"...Neyi temenni ediyorum biliyor musunuz? Sayın Erdoğan’ın ‘Ben fifti fifti başkanlığı hazmedemiyorum, %80’in altı kabulüm değil, acelesi yok bu işin’ deyip ‘ülkenin sosyo-ekonomik ve hukuki sorunlarına enerjimi vereceğim, fabrika ayarlarıma dönüyorum’ demesini!.. Nee? biraz ‘ütopik’ mi buldunuz..."
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 15:08
Hepimiz biliyoruz ki anketlerde başkanlık sistemine destek %40’ları zor bela aşabiliyordu ve o yüzden Ak Parti milli iradeye başvurmuyor ve meseleyi sürekli erteliyordu. Öncelikle milletin “ikna olmasını” beklemek gerekiyordu çünkü. MHP’nin zıpçıktı desteği olmasaydı, başkanlık sistemine destek o seviyelerde kalmaya devam ettiği sürece, Ak Parti ağzından hiç düşürmediği milli iradeye başvurmayacaktı. Çünkü milli iradenin çoğunluğu Ak Parti’den farklı düşünüyordu. Milli iradenin zamanı değildi. Peki, bütün bu değişiklikler, içinde bulunduğumuz ağır koşullara rağmen millet istediği için mi gelecek? Millet yıllardır meydanlarda “başkanlık isteriz, isteriz de isteriz!” diye bağırıyordu da biz mi duymuyorduk? Ak Parti neden yıllarca bu başkanlık önerisini rafta tuttu da, bugün ülkede işler yolunda gitmiyorken bile büyük bir iştahla sarıldı bu işe? Daha önce niye milli iradeye başvurmadı? Çünkü şimdi MHP sayesinde kazanma olasılığı arttı. Çünkü şimdi “milli irade” diye bağırabilirler artık. Velhasıl, milli irade yalnızca politikacının işine gelince vardır. Gerisi laf-ı güzaftır.
evet/hayır gerekçelerl tartışılsın.. Evetçiler teklif maddelerinin tartışılması yerine: "Neden Hayır diyorlar ?" diyerek başlıyor veee " Öncelikle “Hayır” diyen guruhun ittifak’ına bir göz atmak gerek, Pkk’nın uzantısı HDP ile Son zamanlarda aynı yolda yürüyen CHP hayır diyor... Hadi Şeriat Gelirse ? Hadi Osmanlı geri dönerse ? Hadi bu millet uyanırsa ? Hayat tarzımıza müdahil olunursa ozaman biz ne yaparız.. Gavur gibi yaşama hürriyetini kaybederiz korkusu içindeler. Aman Avrupanın Kafirine benzeyelim , ama müslümana benzemeyelim kafası olduğu için bu insanlar “Hayır” diyorlar..." vb. diyerek bitiriyorlar... Teklifte bunların hangisi leyh/aleyhinde bir şey var! Sulandır..suçla taktiği...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 13:30
bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların vicdanlarına şu soruyu soruyorum gelen teklif sizin muhalif olduğunuz bir parti veya görüş tarafından getirilmiş olsaydı sizin kararınız ne olurdu cevaplanması gereken en kritik sorunun bu olduğunu düşünüyorum
ramazan gün 28 Ocak 2017 14:26
0
hah... eyvallah... bu aklımda idi yazmamıştım... ben aşağıda yazdıklarımda dahil olarak son derece samimi bir biçimde chp den de gelse idi değişime evet diyeceğimi söylemek isterim... maddeleri kendine göre yontacaktı, üstelik tabiatlarına güvenmediğim için şimdikinden bin beter kayırmacılık olacaktı filan falan... değişime evet diyecektim... değişebilir olduğunu görmek, göstermek; mahkum olmadığımızı idrak edebilmek adına... yapyanlış dahi olsa değişilebildiğini görmek doğrusuna da açılan bir kapı ve ufuk yaratacaktı belki... hem belki chpkendisinden asla beklemediğim bir başarı ile kaliteli bir öneri bile getirirdi:)... ama etyenin dediği üzre statükonun partisi chp asla böyle bir şeyi yapmaz; tamda söylediğim sebepten; değişilebilir olduğunu göstermemek için... zaten (kutsal) 'rejim değişiyor' tantanası ilk ve tek temel argümanıdır... maddeler meselesi perdeleme işi...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 14:31
0
Heh he! Ne diyecekler, "vesayet sistemi geri getiriliyor" diye feryat figan ederlerdi.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 15:48
0
sayın yazarın özetlediği 4 madde ışiğinda, denge/fren mekanızmalarının olmadığı bu tip başkanlığa her halükarda hayır.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 17:04
0
"... son derece samimi bir biçimde chp den de gelse idi değişime evet diyeceğimi söylemek isterim..." isterim yerine nedenleriyle, gerekçeleriyle yazın tercihinizi bilelim.. sulandırmayın! hayırcıların itirazları ve gerekçeleriyle sayın yazarın 4 maddesini bir kez daha okuyun ve tercihinizi yazın.Bu arada % 60 evet/hayır tercihin de büyük sıkıntı olduğunu da unutmayın sayın ramazan gün
O k u r 28 Ocak 2017 20:09
0
Muhalefetteki partimin, yapılacak ilk seçimde birinci parti olma ihtimali var ise evet derdim. Yok ise hayır dedim. Muhalefet de bu gün onun için hayır diyor. Bu siyaseten anlaşılabilir, doğru bir tavırdır. Ama muhalefet bu gerçeği söyleyemediğinden, diktatörlük vs. gibi aslı astarı olmayan gülünç sebepler üretmeye çalışıyorlar.
ramazan gün 28 Ocak 2017 12:47
birazda şöyle bakmak gerekiyor... herhangi bir sistemin uygulamadaki yanlışlarına, uygulamadan kaynaklanan hatalara, istismar vb hususlara bakarak o sistem mahkum edilemez... mesela sosyalizm, rusyada veya diğer ülkelerde sözkonusu olan uygulamalara bakarak değerlendirilirse, yanlış uygulamacıların hataları ile haksız mahkum edilmiş olur... diğer yandan sosyalizm teori ve sistem planında fikri altyapısı olarak da yanlıştı, yanlışlığı yıllar önce ortaya koyulmuş fakat uygulamalar yıllarca devam etmişti... en temel yanlış ise 'sosyalizmin çok iyi propaganda edilebilir fakat uygulanamaz olması' idi... her sistem, kanun neticede döner dolaşır insan faktörüne dayanır... uygulayıcı iyi niyetli yanlış yapar, art niyetli istismar eder filan... parlementer sistem; herhalde batı dünyası yıllarca birbirini boğazlamanın neticesi olarak kurmaya çalıştığı sistemin, türkiyedeki iğrenç bir hal almasını göz önünde tutarak üretmedi bunu... meclis olsun, temsil olsun çatışma yerine tartışma ile çözülsün, barış kardeşlik sevgi filan gibi düşüncelerle getirdi... lakin bizdeki trajedi bir yana kendi içinde de umduğu gibi olmadı... başkanlık sistemi... erdoğan'da art niyet arayanları geçelim; herhalde mevcut parlementer vaziyetin sefilliğine bir takım çözümler üretme gayretinin ürünüdür... uygulamada hatalar, istismarlar yanlışlar olacak mıdır? elbette; burası türkiye!... farkına varılması gereken, parlementer başkanlık veya daha başkası, bunlar yönetim şekillerine dairdir; bir cam bardak.. içine ne doldurursan ona göre kıymetlenir; idrar koyarsan insanların bakışı başka, şerbet koyarsan başka... bir tek şu kalıyor; elbette içeriği doğru şekille de birleştirmek lazımdır. yani bir lazımlık içinde şerbet sunmak da abes; muhtevanın gerektirdiği form meselesi... başkanlığın şurası hatalı, burası yanlış; iyi bir başkanlık olsa tamam ama... bu cümleleri kuranların art niyetlileri bir tarafa diğerleri için söylenebilecek husus, mükemmeli bulamadığımız için sefaleti değiştirmemek gibi bir beklenti ne kadar doğrudur? sorusuna kendilerince cevap bulmalarıdır... şimdi cevap deyince, ama şu madde güçler ayrılığını ortadan kaldırıyor filan değil; şimdi çok mu var?.. bu memleket yıllarca oligarşinin, ardından bürokrasinin, peşinden tüsiad gibilerin eliyle idare edildi ve hala da öyle gidiyor. terzinin diktiği elbisenin patronaja uygun olup olmadığından başka kontrol edeceği bir yetkisi ve meselesi olmaması gereken anayasa mahkemesi, çıkartılan yasaların içeriğine kadar müdahildir. bugün ibrahim kahvecinin yazısına bakın; bilmediğimiz yeni bir örnek daha vermiş; adamlar özel sektör, kamu sektörü arasındaki haklara bile müdahale etmiş... iğrenç... şimdi kendimi doğrulayayım: bu admların istismarcı ve oligarşi-tüsiad güdümlü tavırları elbette anayasa mahkemesi kurumunu reddetmeyi gerekli kılmaz... ama bazen köhnemiş istismar edilmiş bir evi revize etmektense, yıkıp yenisini inşa etmek daha makuldür... yenisinin nasıl olacağı ise ayrı bir bahis konusu...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 13:40
0
Konu yürütme organının hızlı karar alması ve uygulaması.Bugüne kadar hangi karar alınmadı, ne istediler de yapamadılar vb. Şimdi, parlementer sistemde mükemmeli bulamadığımız için sefaleti kabul niye... ama şu madde güçler ayrılığını ortadan kaldırıyor filan değil; şimdi çok mu var?.. denileceğine bu eksik ve yanlışları doğrulmak gerek değil mi? Bununda yolu başkanlıktan önce parlementer sistemin revizesi olmalı.. Bu haliyle başkanlık sistemi: yürütme organının hızlı karar alması ve uygulamasını aşan bir değil mi?
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 13:58
0
sayın ramazan gür. bir yorumunuzda "iyi bir etyen takipçisi sayılırım...parlementer sistemin hataları var ama revize edilerek devam edilmesi en uygunudur fikrinde karar kılmıştı.." vb. dedikten sonra başkanlık için evet abes olmuyor mu? sulandırmayın! eşit şartlar sağlansın evet/hayır gerekçelerl tartışılsın..
ramazan gün 28 Ocak 2017 14:33
0
sulandırmadım... yanlış anlaşılmış belliki... zira tırnak içindekiler etyenin eski yazılarında geçen fikirlerinin temsili ifadeleri idi... benim fikirlerim değil... benden de kaynaklanabilir düşük cümle yanlış imla filan; neticede boş bulundukça dikkat gözetmeden yazıyoruz, zira köşe yazarı değiliz... hani virgülü yanlış yere koymak ve adamın babasına eşek demiş olmak gibi... veya şimdi baktım, sen yanlış anlamışsın... tekrar düşündüm; zihnimdeki cümle akışını ben tanıyabildiğim için bana sorun yokmuş gibi geliyor hala ama, başka bir zihin için başka biçimde anlaşılması da normal... neticede bir nizamsız cümle meselesi... yoksa etyen hayır diyor ben evet bu konu net...
ramazan gün 28 Ocak 2017 14:52
0
ak partinin iddiası bu yönde; yapmam gereken şeylerde önüme engel çıkıyor... revize etmek gerekmez mi?. sorunuza gelirsek; bu memlekette 60 senedir revizyon sürüyor ve akp özelinde 15 senedir büyük çaplı revizyonlar oldu..neticede adam 'bu şekilde buraya kadar, bana hala itimadınız varsa artık evolution değil revolutiona(tabi kendince) ihtiyacım var' diyor... uzlaşma?.. kimse kimseyi kandırmasın chp hiçbir zaman samimi değildi; anayasa değişikliği 10 senedir geçmediği çember kalmamış mesele, chp vakit kazanıcı ve akp iktidarının ekonomi veya herhangi bir alanda tökezleme ihtimalini kollayan böylece mevcut konjüktürün devamına yatan bir yapıdır... sonra... mhp ile bir uzlaşı sağlandı; bu da uzlaşıdır; uzlaşmanın illa chp ile olması gerektiğine dair fikir nereden geliyor?.. ben parlementer biçime karşı değilim; başkanlık biçimine de taraftar değilim!... ikisi içinde görüşlerimi söyledim... önüme bir mesele kondu, senin gibi bir oyum ve iyi-kötü bir fikrim var; evet diyeceğim... dahası, değişikliği chp getirse idi yine evet diyecektim...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 16:24
1
ramazan gün her söylediğin diğeri ile çelişiyor sende bizim siyasetçiler gibi dediğini unutma hastalığı var
ramazan gün 28 Ocak 2017 17:30
0
ihtimal ki çelişen yönler vardır... kusursuz değiliz... ve ben de o siyasetçilerin varolduğu demografinin bir üyesiyim... bu konularda bildiğim tek yol:' her söylediğin birbiriyle çelişiyor' diye spot bir çıkışa 'ne diyeceğimi bilmiyorum' demekten ibarettir...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 22:47
1
Cok konusan cok hata yapar, celiskiye duser. Sonunda da ne dedigi belli olmaz.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 12:35
sayın ramazan gün maddelerle ilgilelenmediğin bellli zaten ben bu ülkesinin insanlarını kültürlü kültürsüz diye ayırmadım getirilen sistemin iyi araştırılıp öyle karar verilmesi gerektiğini belirttim ama senin öyle bir ezberin varki olayı dağdaki çobanın oyu ile benim oyum bir mi meselesine getirip benim görüşlerimi itibarsızlaştırmaya çalışıyorsun ben o tufaya düşmeş
Milli birliğin ancak tek başına karar veren milli bir şef ile sağlanabileceği bir inanç, dolayısıyla tartışılmıyor. Oysa bu görüşü tarih desteklemiyor; Büyük devlet adamları hep danışarak , tartışarak görüş oluşturur, halkın rızasını kazanırken, mutlak tahakküm eninde sonunda isyana, kargaşaya yol açıyor; bazen de geri dönülmez yıkıma. Ayrıca, kula kulluk etmek Müslümanlık´ta da yok. Onun için özellikle dindarlar nasıl olup da vatandaş olarak, yani bizzat milli iradenin öznesi olarak, iradelerini tek bir kişiye devretmek istiyorlar anlayamıyorum. Nihayet herşeyi gören bilen bir Allah diye inananlar, nasıl olur da akıllı, bilgili, iyi niyetli olsa da nihayet görüp bildiği sınırlı, hata yapabilecek bir faniye koca ülkenin iğneden ipliğe sorumluluğunu hiç bir etkin denetime tabi olmadan teslim etmek isterler, gerçekten anlayamıyorum. Üstelik, o iradelerini teslim ettikleri tek kişi yorulur, hastalanır, görev süresini doldurmadan vefat ederse, hiç seçilmemiş bir yardımcı tüm yetkileri devralıyor; isterse, ömür boyu başta kalma yolunu da açıyor ona bu anayasa değişikliği. O seçilmeden yönetirken, vatandaşa söz düşmüyor, vatandaş kul oluyor.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 10:00
Ramazan gün yazdığın yorumla beni yaptığım tüm tespitleri haklı çıkardığın için sana sonsuz teşekkür ediyorum şimdi neden tespitleri mi haklı çıkardığımı açıklayım istersen bir ben bu sistemin yanlışlığını anlatanlarını hemen yaftalıyorsunuz dedim sene beni ukalalıkla ve millete koyun demekle söylediğim hiç bir şeye vakıf olmamakla itham ettin ben bu aziz millete hiç bir zaman koyun demem yazımın bütününü dikkate olarak okusaydın getirilen değişikliğin savunulacak bir tarafı olmadığından konunun sistem değişikliği üzerinden değil başka mecralar üzerinden yorumlandığını görürdün örnek yazdığın milletin taemülü kelimesi gibi bunu bütün evetçilerin yorumlarında görürsün peki 15 yıllık mevcut iktidar dönemi milletin teamülü değildi demek istemiyorsun herhalde Milletin iradesini gerçekten önemseyen bir lider veya siyasi hareket bu ülkenin güzel insanlarına öyle bir sistem getirmeliydi ki hakimler savcılar kendi iradeleri üzerlerinde baskı hissetemeden karar verebilsinler(hsyk'dan bakan ve müşteşarın çıkarılması hsyk üyelerinin yüzde kırkınının hakim ve savcıların yüzde kırkının meclisinin nitelikli çoğunluğunun yüzde yirmisini cbşk. seçtiği bir yapı aynı yapı yüksek yargı organlarını seçseydi) millet vekillerininin kendi ve halkın iradesi ortaya çıkaracak bir seçim sistemi( her partinin ön seçim yapmasının zorunlu hale getirilmesi ve bu seçimlerin YSK tarafından yapılması) Cumhur başkanının meclisi kapatma yetkisinin olmaması, (Milli iradeye bu kadar değer veren birileri meclisi tekbir kişinin kapatma yetkisini almasına karşı çıkmaz mı) Cumhur başkanı olacak kişinin parti başkanlı olmaması (sözde de olsa cumhur başkanının tarafsız olması ve kendine oy vermeyen partilerinde seçmenlerini temsil etmesi) KHK çıkarma yetkisi çok geniş tutulmuş bunun sınırlandırılması olağan üstü hal ilan etme yetkisi meclisin olmalı işte bu şartların olduğu sistemde denge ve fren mekanizması olur ve ben böyle bir arabaya binerim bu söylediklerimin neresi yanlış ve hatalı
ramazan gün 28 Ocak 2017 11:04
0
'örnek yazdığın milletin taemülü kelimesi gibi bunu bütün evetçilerin yorumlarında görürsün'... demek istediğim tam olarak bu cümlede mündemiç; sallıyorsun... milletin teamülü terkibini nerede gördün başka... maddeleri sıralayarak söylediklerini (tuhaf ama) 'bütün hayırcıların yorumlarında görürsün'... 15 yıl iktidarı bunlara verende milletin teamülü idi, geçerse anayasa değişikliğini onaylayan el de milletin temamülüne dair olacak... maddeler hatalı, içerik sorunu var filan falan bunlarla ilgilenmiyorum... özetle 'biraz küntürlü olun' minvalli çıkışınla ilgiliyim'...
Fer 28 Ocak 2017 04:25
Yöneticilerin halk tarafından seçilmesi bu kadar önemliyse biz neden 'seçilmemiş', atanmış bir başbakan tarafından yönetiliyoruz. Ben çok gülüyorum atanmış başbakanın her fırsatta 'seçilmiş cumhurbaşkanı' demesine, bir tek ben mi gülüyorum buna bu ülkede?
Başbakan'ı ve vekilleri kim seçiyor! Ya CBnını atayacağı bakanlardan hangisini halk seçecek...
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 13:06
0
benim araba örneği verdiğim yazının diğer hayır yazılarını benzemediğini sende bal gibi biliyorsun bunun içinde itibarsızlaştırmak her türlü yaftalamayı yapmakta bir beis görmüyorsun
"...HSYK, artık milletin iradesi çerçevesinde parlamento ve Cumhurbaşkanı tarafından şekillenecek. Yani dolaylı olarak halk tarafından seçilmiş olacak. Siyasetin halka karşı sorumlu olduğu ve sürekli her seçimde millete hesap verdiği bir düzende, seçim ya da hesap verme kaygısı olmaksızın siyasi balans derdinde olanlar artık halkın iradesi doğrultusunda belirlenecek. Ama buradan parlamento ya da Cumhurbaşkanı her uygun gördüğünde bu kuruma müdahale edebilir algısı çıkmasın..."
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 13:45
0
Hem "...HSYK, artık milletin iradesi çerçevesinde parlamento ve Cumhurbaşkanı tarafından şekillenecek..." vb. Hem de Tek Adam/Başkanın seçiminden "Cumhurbaşkanı her uygun gördüğünde bu kuruma müdahale edebilir algısı çıkmasın..." mantığı yürütülecek !!!
mem 27 Ocak 2017 23:23
ne yani eski tiyatroya devam mı sen halk olarak seçeceksin son ra seçilenler toplanacak bir başbakan ve bakanları seçecek başbakan adayıda bu listeyi seçilen cumhurbaşkanına onaylatacak ada ya evet yada hayır diyecek vay efendim falan falan falan .... ben (halk) seçeceğim oda yönetecek yönetemezse kendi düşünsün.
milli irade mensubu 28 Ocak 2017 20:49
1
Yönetemezse neden kendi düşünsün; yönetemezse, kabak halkın başına patlayacak. Üstelik de, halk „başıma kabak patladı, istemem“ bile diyemeyecek!
güven 27 Ocak 2017 22:13
Bir ülkenin yönetimi bir kişiye bırakılamaz. Doğru. Bence de öyle. Hatta bu kişi belediyecilikten başka bir şey yani sadece altyapı ve inşaattan başka birşeyden anlamıyorsa oda bir mühendis seviyesinde bile değilse bencede bırakılmaması gerekir. Bir ülke yönetimine talip kişi enerjiden, askeri stratejilerden, uluslararası ilişkilerden, eğitimden, sanayiden, istihbarat teşkilatından hasılı herşeyden bir profösör seviyesinde anlaması gerekir. Böyle bir kişi varmı peki,bence yok. O halde mecburen evet diyeceğiz. Bizi yöneten ve seçimle gelen kişilerinde bu konuları öğreninceye kadar sabredeceğiz ve hata yapmamaları kandırılmamaları için dua edeceğiz.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 23:39
0
Güzel özetlemişsiniz, fakat evet demeye mecbur değiliz. Bir kişi her konuda ehil olamaz. Bu insan fıtratına aykırı. Fakat yönetime talip olanlar her şeyi ben nasıl istersem öyle yaparım. En iyisini ben bilirim derse ve her seferinde de kandırılıp halkım beni affetsin beni kandırdılar derse, bu bizim aklımızla alay etmektir. FETO kandırdı, PKK kandırdı, HADEP kandırdı, Esat kandırdı, ABD kandırdı. E bu kadar kanayanlar şimdide her şeyi benim tekelime verin ki kanmayayım diyor. Yok artık sabrımız kalmadı. Bu sefer ne biz kanacağız ne de sizin kanmanıza, ülkemizin yeni felaketlere sürüklenmesine izin vereceğiz. Halkın feraseti ve vicdanı her zaman doğruyu görür. Ben buna yürekten inanıyorum. Dün darbecilere dur diyen halk yarın, Ülkeyi uçuruma sürükleyenlere de dur diyecektir.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 21:40
Etyen bey..Bizle kafa bulma ya..heç ele şey olurmu..Bizim başkan en büyük başkan.Ben şuna bozuluyorum..600 adama ne diye maaş ödeyelim.. Parti üyelerinden kura ile belirlesinler.Kanun çıkarmak gerksiz.
A. Kar 27 Ocak 2017 20:54
18 yaşında hiç sorumluluk almamış çocuk muamelesi yapılmışların Milletvekili adayı yapılması YANLIŞ. Cumhurbaşkanı yardımcıları da seçılmeli ve acil durumda seçime ihtiyaç kalmadan görevi teslim alabilmeli. Bu sistem düzeltilip, tüm derneklerde ve diğer durumlarda kullanılmalı ki bir kültür oluşsun. Okuldaki sınıflarda bile sınıf başkanları böyle bir sistemle seçilmeli. Çocuklar okullardan bile bu sistemi öğrenmeli. Bu referandum maddelerinin yeniden düzenlenmesi gerekir. 100 yıl sonrası düşünülerek hazırlanmış değil.
ramazan gün 27 Ocak 2017 20:34
mahçupyan baştan beri başkanlığa karşı idi; maddeler belli değilken de karşı olduğunu yazdığını hatırlıyorum... maddeler açıklandıktan sonra maddeler üzerinden karşı olması onun şu medyada geçen 'bilinçsiz evetçiler, bilinçli hayırcılar' lafı güzaflarının bir masal olduğuna delildir... yani peşin bir fikri vardı şimdi giderek tahkim ediyor; bunda bir yanlış yok sadece diğer tarafın 'halk neye evet dediğini bilmiyor' tantanasının 'etyende neye hayır dediğini bilmeden hayır diyordu' duvarına tosladığını görmemiz için söyledim... yani geçelim... şimdi etyen bu memlekette geçmişten beri 'köşe yazarı' olmaktan fazla 'muharrir' olarak isimlendirdiğim nadir isimlerden (otorite değilim bendeki yeri başka hepsi o:) ben evetçiyim o hayırcı!.. hala bendeki yeri başka... ve elbette söylediklerinin uyarılarının dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum... yani anayasayı yapanlar tarafından... lakin anlaşamadığımız nokta maddeler değil; tıpkı onun gibi bende maddelerden bağımsız anayasa-sistem-rejim değişimine taraftardım neredeyse 20 yıldır... mesele bir zamanların etyeninin 'değişimi gören dinamizmi yaşatan millet ile statükoda direnen ve gizlenen sinsi bürokrasi, chp vb unsurlar' olarak anlattığı noktayı, bu meselede gözardı etmesi, benimse hala değişimi gören ve risk alabilen halktan bir ferd olarak aynı yerde durma gayretim arasındaki uyuşmazlık... demokrasi kelimesine sığınmak sağlıklı değil; inanıyorum ki bizden çok etyen biliyor ki demokrasi tarih boyunca içine ne koysan uyar esnek-boş bir kap olmuştur; evren demokrasi için darbe yapmış, amerika ıraka 1,5 tonluk bombalarla demokrasi getirmiş, kılıçdaroğluna sorarsan atatürk memlekete demokrasi getirmiş böyle uzar gider... demokrasi için bir tarif de benden: demokrasi tuzu kuru batılı ülkeler için bir 'gözyumuculuk teamülüdür' sağlamasını yapmaya başladık; avrupada ekonomi kötüye gidince bütün faşizmler, birbirlerine diş bilemeler başladı bile... ve neticede bu mesele halk önüne çıkacaksa evet veya hayır çıksın kabul buyurmak gerek... etyen benim için hala medya maymunu yandaş veya medya ayısı candaş 'köşe yazarları'ndan başka bir yerdedir... kalın sağlıcakla... (etyen demem kötülük kasdı ile değildir kolayıma geliyor,erdoğan demek gibi)
Ahmet Tıynet 28 Ocak 2017 10:39
0
yanılıyorsunuz. başkanlık sistemi gündemdeyken mahçupyan'ın iyi bir başkanlık sisteminin lehine yazdığı yazılar mevcuttur.
ramazan gün 28 Ocak 2017 11:19
0
iyi bir etyen takipçisi sayılırım... (hatta karar diye bir internet gazetesi olduğunu nereye gitti bu etyen diye ararken öğrenmiştim) mücerred bir başkanlık sistemini tasdik ettiği yazıları varken (ki daha bu meseleler ortada yokkende yazardı) nihai hükmü olarak 'bu memlekette, türkiye şartlarında ve bana göre' diye başlayan cümlelerde parlementer sistemin hataları var ama revize edilerek devam edilmesi en uygunudur fikrinde karar kılmıştı... şu 'iyi bir başkanlık sistemi' dediğin; kaf dağından kar manasınadır... topu taca atmaktır; soyut üzerinden sallamaktır... bu kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı sürece mesele de olmayabilir. ancak mesela bu tavrın marazi-hastalıklı hali kılıçdaroğlu taifesinin sırf iktidara uyuzluk olsun diye her dediğine bir kulp takıp olmaz demesi ve birde bunu izah etme gayretine girmesidir. adam pislik olsun diye ve muhalefet öyle yapılır zannettiği için olmaz diyor, sonra da gayretkeş içini doldurmaya çalışıyor... etyen de bu yok; iyi niyetli mi, süper maslahatgüzar mı, ince sızmacı mı bilmem: ben okumaya devam edeceğim...
Son Osmanlı Cansu 27 Ocak 2017 20:15
Ne yani parlamenter rejiminiz çok mu demokratikti.Sizce milletvekillerimi yoksa akademisyenler mi daha güçlüydü.Yada milletvekiller mi yoksa gazete yazarları mı daha yrtkiliydi.Geçiniz bunları halk hepinizin çıplak olduğunu çoktan gördü.Hadi aslanım başka kapıya.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 23:27
0
"Ne yani parlamenter rejiminiz çok mu demokratikti" diyerek bir yanlışı vurgulamaktaysanız bu yanlışın düzeltilmesi gerektiğini de vurgulamalısınız.Yanlış yerine yanlış getirmek hesaplaşmaktır... Değişikliklerin hedefi demokrasi olmalı demenizi beklerdik...
ali demir 27 Ocak 2017 19:29
Etyen Mahçupyan'ı destekliyorum. Ben de HAYIR diyorum...
ali 27 Ocak 2017 19:19
Bohem bir yazar olan Hemingway bir romanında cephede savaşan cumhuriyetçileri konuşturur.Sonuç cümlesi şudur..Anlaşılan bu kafayla hiçbir zaman Cumhuriyetimiz olmayacak.Aslında özgürlük ,insanın kendi kaderini belirlemesi ise bu kavramın da mutlak anlamda insanla bir ilişkisi yoktur.Sistem tartışmalarına gelince,devlet ve millete yönelik ağır saldırılara karşı doğal ve derinden gelen bir refleks var.Bu yolda kıytırık muhalefet yapanlar Müslüman halkımızın hayati ve etkili iradesi karşısında yenileceklerdir.
downtotheground 27 Ocak 2017 16:12
Demokrasi tabanda ve ailede başlar; bireysellik artık ön planda; halk nasılsı cumhurbaşkanı ve sistem de öyle olacak; belki ilerde terör ve darbeler biterse; cumhurbaşkanı ve sistem de hoşgörülü olacak. Herşey hızlanacak, çirkinlik de güzellik de.
Hep bir vsrsayım uzerinden gidiyoruz.Bende bir varsayim yapayim o zaman.Mecliste C.B partisi cogunlugu elde edemesse ne olacak.O zaman Meclis tam anlamiyla denetleme isini yapacak,yargi bagimsiz olacak.o zamanda diyeceksinki C.B meclisi fes edip secime gidebilir.O zaman halk secime goturen kisiye cezayi kesmeyecekmi?.Turk siyasal hayati bu tip orneklerle doludur.Siyasal partiler kanunu ve secim yasinda degistirilecek bir kac kanun ile kuvvetler ayriliginin daha da guclu oldugu bir sisten gorebiliriz
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 20:42
0
Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçiminin aynı gün olması nedeniyle cumhurbaşkanı ile parlamento çoğunluğunun aynı partiden olmaması neredeyse imkansız ve ihtimal hesabınız da.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 14:57
bence meclisin yetkisi daha çok olmalı.
Seçtiğimiz vekiller kendi iradeleri ile, hiç bir baskı altında kalmadan oylarını kullanabiliyorlar mı? Şimdiki sistem de getirilmeye çalışılan sistem de Demokrasi değildir. 150 yıldır Cumhuriyetle yönetiliyoruz. Çare mi: Bütün vekil olacaklar genel seçimden önce ön seçimle belirlenir, hiç birini parti lideri aday yapmaz. Bir vekilin en fazla iki dönem seçilme hakkı olur. Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyeleri kendi kurumları içinden seçilerek atanırlar. Her kurum sıkı bir denetime tabi olur...
Tekin 27 Ocak 2017 13:52
Haklısınız savunulacak bir tarafı yok çünkü. Başkanlık sisteminin iyi işlediği tek ülke ABD ama bizde ABD'de olan bir çok mekanizma yok. Her şeyi tek bir insanın eline denetimsiz bir şekilde veriyoruz. Bu doğru değil, otoriter değil çoğulcu bir yönetim anlayışıyla ülkede iç huzur sağlanır.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 13:18
Getirilmek istenen sistemi en iyi anlatan asagida iki ayri karar.com takipcisinin verdigi ARABA ornegi ve FUTBOL ornegi. Evetci arkadaslara okumalarini oneririm.
Karar Takipci isimli yorumcu harika bir yorum yapmis en az Etyen bey in yazisi kadar guzel
Etyen Abicigim hukumetle ve ikdidarla dalga gecmissiniz Baskada ne denebilirdiki
karar takipçisi 27 Ocak 2017 12:44
Şimdi evetçilere soruyorum bir araba yapmışsın üstüne 7500 motor koymuşsun freni yok rotlar bozuk lastikler kabak ama şoför çok iyi kesin bir şey olmaz diyorsun çoluğu çocuğunu al bu arabaya bin bu yolun sonu sana mutluluk saadet bunun yanlışlığını anlatan insanlara da hemen yaftayı yapıştırıyorsun önce sen bir eleştireceksen kınayacaksan sana diktatör soslu padişah rejimi getiren ve bu millete iyi bir şeymiş gibi anlatanları eleştir ve yerden yere vur gerçekten kendine böyle bir sistemi layık görüyor musun önce bu bir sorgula dünya tarihini oku hangi ülke ve devirde adaletsiz baskıcı ve özgürlüklerin sınırlandığı bir zamanda ülkelerin bilimde kültürde sanatta toplumsal alanda geliştiği görülmüş bu gelen sistem yerine kuvvetler ayrımının kesin hatlarla ayrıldığı bir sistem getirselerdi bu hem senin hemde senin gibi düşünmeyenlerin her devirde hakkını korumaz mıydı biz avrupa stantdarlarının üstünde bir demokrasi ve güçlü bir türkiye hayal ederken geldiğimiz noktaya bak bir de evetçi arkadaşlar yorum yaparken zahmet etmesinler kopi yapıştır yapsınlar çünkü hepsinin yorumları bir iki kelime sonra aynı klişe ve ezberletilmiş cümlelerlerden ibaret
ramazan gün 27 Ocak 2017 22:01
5
motor 7500 diyorsun yani... geri kalanı biraz ukalalık kokuyor; önce dünya tarihini oku, sorgula, sanat, toplum, kuvvetler ayrılığı... kopi paste, ezberletilmiş... koyun diyorsun yani... bu söylediklerinden birine layıkı ile vakıf olsa idin meselenin anayasa maddeleri değil millet teamülü olduğunu görürdün... bahsettiğin kadar kötü durumda bir arabaya binecek kadar bu millete ne yapılmış olabilir?... tamam ukala değilsin; şimdi ordan bi dünya atarlanacaksın...
güven 27 Ocak 2017 23:16
4
Bilgi eksikliğiniz var. Baskıcı,adaletsiz ve özgürlüklerin sınırlandığı Nazi Almanya''sında ilk jet motorlu savaş uçağı, ilk uzun menzilli füze, en gelişmiş otoban ağı yapılmıştır.Hemen karşı çıkmayıp araştırın.
milli irade mensubu 28 Ocak 2017 11:59
0
Okuyucu, baskıcı yönetim sistemlerinde (rejimlerde) bilim, sanat, toplumsal alanda gelişilemediğine işaret etmiş, doğru. Bir diğer okuyucu („güven“) Nazi lerin jet motoru, füze ve otobanlarını öne sürerek karşı çıkmış buna. Yalnız „güven“in unuttuğu, toplumsal gelişme için motor yol silah vs. yapmak yetmiyor; çağdaş eğitim, özgürce tartışma ortamı olmadan, vatandaşın siyasi katılım imkanı olmadan bilim ve sanat dünyası kuruyor, insanlar siniyor susuyor, ya da tam tersine huzursuzluk oluyor; daha beteri, bir adamın yalnışı tüm toplumu felakete sürüklüyebiliyor. Nazi rejimi çöktüğünde Almanya´da taş üstünde taş kalmamıştı. Toplumun bilincindeki yaralar ile de– nasıl olduk da böylesine insanlıktan çıktık diye duyulan utanç, acı ile – hala cebelleşiyorlar…
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 12:44
Demokrasi kaygısı ve kemalizm asimetrisini Sn.Lütfü Oflas çok güzel ve somut açıklamış: “... Demokrasi, fikir özgürlüğü elden gidiyor” diye en son şikayet edecek olanlar Kemalistler değil midir? Bu ülke darbeci Kemalistlerin eline geçtiğinde demokrasi, özgürlükler elden gitmiştir... Hayır, olamaz, Kemalizm en hafifçe bile eleştirilemez! Kemalistler, Kemalizm’i en hafifçe eleştiren Cumhuriyet gazetesi yazarı da olsa onu affetmez. Nitekim Cumhuriyet gazetesinin yazarı Nuray Mert, Kemalizm’i en hafifinden eleştirince, kendi gazetesinin Kemalist yazarları ayaklandı. Başta Orhan Bursalı, Mine Kırıkkanat gibi Kemalist yazarlar, “Nuray Mert derhal bu gazeteden kovulsun” diye gazete yönetimine çağrı yaptı. Böylelikle Kemalistlerin faşizme ne kadar yakın, demokrasiye ne kadar uzak oldukları yine ortaya çıktı.Kemalistlerin tarihi, kendileri dışındaki hiçbir fikre hayat hakkı tanımamanın tarihidir! Zaten Kemalizm deyince bu milletin aklına, kendi dışındaki fikirlere hayat hakkı tanımayan tek fikir, tek parti, tek adam rejimi gelir! "... Faşist İtalyaya selam gönderen bu tahammülsüz zihniyet EVRİM GEÇİRMEDİKÇE demokrasi tartışmalarının tarafı olabilir mi? Bir yandan 1996 tarihinde CHP milletvekili olan Sn.Zülfü Livaneli gibi sanatı ve yazarlığıyla çok sevilen bir ismin başkanlık sistemine övgüler dizmesi; bugün HDP İLE İŞBİRLİĞİ YAPAN VE "kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz" diyen bir CHP siyasi aklı! varken çok anlamlı. Livaneli bir "makul ses" idi ve ilgi gören o yazısında:"Bunun yerine iki turlu bir başkanlık sistemine geçtiğimizi düşünün. Devlet başkanını, parlamento değil biz geçiyoruz...Üç ya da dört yılda bir sandık başına gidiyor ve istediğimiz, güvendiğimiz kişiyi büyük sorumluluklar yükleyerek işbaşına getiriyoruz. Bu seçim iki turlu olacağı için yanlış yapma ihtimalimiz azalıyor. Şimdiki parti oyları gibi onlara, yirmilere bölünmüyoruz..." diyordu. Sn.Livaneli, meclis dışından atanacak bakan, denge ve denetim gibi önemli özelliklere de dikkat çekiyor ve "Ne dersiniz?" diye yazısını bitiriyor. Bugün bu ifadeleri birisi söylese veya Sn.Livaneli aynen tekrarlasa linç edilmeyeceğini kim söyleyebilir. Demokrasi bir ahlak, eğitim ve kültür sorunu olduğu kadar "sağlık" sorunudur aynı zamanda! Sn.Yazar nerelere kadar savruldunuz neyi savunuyor neye karşı çıkıyorsunuz böyle? Biz mi sizi iyi tanıyamadık hep böyle miydiniz; yoksa siz mi tanınmaz oldunuz bugün çok merak ediyorum..
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 14:16
0
sayın yazarın değiştiği yok.her zaman reformları yapacak kapasite ak partide var demekte.sadece ak partinin düşünce değişikliğiyle bu kez olmaz demekte.yanıldık demesini istememekte.siz tanıyamamışsınız hem yazarı hem de akpartiyi...
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 17:18
0
ortada kemalistler-akp ayrımı yok. kemalizm ve kemalistlerin ülkenin gelişmesinde engel olduğu dönem 15 sene önceydi. Sen bugün, 15 sene öncesiyle kavga ediyorsun. tabi boş zamanın varsa ve canın kavga etmek istiyorsa kemalizmle kavga edersin. ama şimdi, gittikçe de hızlanarak, uçuruma doğru gidiyoruz. Eğer kavgada, roundlar arasında bir mola varsa bir ara ülkenin bugünkü sorunları hakkında da görüş beyan ediver.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 14:11
0
teşekkür ederim benim düşüncelerim benden daha güzel ifade ettiğiniz için
hasan mollaoğlu 27 Ocak 2017 12:25
Egemenlik milletin ve demokrasinin olmazsa olmazı ise temsilcinin yürütmede hakimiyeti antidemokratik mi illa bağımsız kurullar mı demokrasin Yoksa meşruluğu kendinden menkul aym Danıştay MGK hsyk YÖK gibi bağımsız kuruluşlar mı Nedir demokratik olan darbelere zemin hazırlayan istikrarsız dayanıksız hükümetler mi
Z. Yardım 27 Ocak 2017 11:39
Nasrettin hoca misali göle mayalanan yoğurdu Nasıl tutturabiliriz kılıfı içinde bir yazı. Bu maya tutmaz halkın sağduyusu maceradan bıkmış milletten dönecektir. Sigortasız,kaçak akım sistemi olmayan elektrik tesisatı olamayacaksa bu başkanlık sistemi de olmayacaktır.mesele T. Erdoğan meselesi değil sistem meselesidir. Kurulmak istenen istihbarat ve güvenliğe dayalı anti demokratik BAAS sistemidir. Oralarda iflas etmiş sistemi Türkiye'ye dayatanlar sükutu hayale uğrayacaklardır.
Hamza Bayraktar 27 Ocak 2017 11:37
"Pkk hayır dedi" videosuna Bak demokrasi savaşçısı hayır demiş,kesin bu yazıyı okumuştur.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 14:22
0
21 Mart 2013 tarihindeki mektubunda 1921 anayasası için olur diyen, övgüler dizen imralı ne diyor... hiç sesi çıkmıyor bu ara... nedenkine!
milli irade mensubu 28 Ocak 2017 11:37
0
Reina’da 39 kişiyi katleden terörist de Konya´dan İstanbul´a gitmiş. Simdi sizce Konya´dan İstanbul´a giden herkes şüpheli mi? Ne garip mantık sizinki! Bir nokta daha: PKK referanduma katılma hakkına haiz değil; dediğinin de kıymeti yok
hamza bayraktar 28 Ocak 2017 20:44
0
chp hdp hayır diyor kampanya yapıyor daha nasıl taraf olmaları gerekiyor,anlamamak için kendinizi zorlamayın
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 11:36
sosyal medyada bir örnek vardı: kabul edelim ki aziz yıldırım fenerbahçe kulübünün başkanı (örenğimizde x partisinin lideri) aynı zamanda futbol federasyonu başkanı (cumhurbaşkanı) aynı zamanda futbol federasyonu delege ve yönetim kurulu üyelerini belirleyebiliyor (kimlerin milletvekili ve bakan olacağına karar veriyor) aynı zamanda merkez hakem komitesinin üyelerini seçebiliyor (anayasa mahkemesi üyelerini seçebiliyor) aynı zamanda tahkim kurulunun üyelerini seçebiliyor (yüksek yargıçları atıyor) ligin sonunda çıkan sonucu beğenmezse ligi iptal edebiliyor (meclisi iptal edip seçime gidebiliyor) atalarımız teşbihte hata olmaz demişler. böyle bir anayasayı oylayacağız.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 22:36
0
Çok güzel ve takım tutar gibi parti tutanlara yerinde bir örnek. Mesele Tayip Erdoğan karşıtı veya taraftarı olmak değil. Mesele Yargı-Yasama-Yürütmede dengesinin olduğu bir sistemin tesisidir. Bu anayasa taslağında tüm yetkilere bir kişide toplanıyor. Bu kabul edilebilir sistem değil. Evde babanın bile tüm yetkileri eline almasına izin vermeyen aile fertleri bir gerçek iken; koskoca 80 milyonluk farklı düşüncede, farklı yaşam tarzına sahip bir toplumun, geleceğinin ve yaşam tarzının, özgürlüğünü tek bir kişiye teslim etmesini düşünemiyorum. Her halükarda halkın kararına saygı duymak gerek.
dolex 27 Ocak 2017 11:34
Almanlarda bizi çok sevdiği için Türkiyeye bu sistem gelecek diye çok kaygılanıyorlar.Bir düşünün niye acaba bizi çok sevdikleri için mi?yoksa eski sistemi çıkarları için çok sevdiklerimi.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 17:19
0
Bu nasıl bir akıl yürütmedir yahu! Allahım neydi günahımız!
Gereksiz biri 27 Ocak 2017 11:07
Etyen bey Fetö cü damgası yemezseniz bende birşey bilmiyorum
27 Ocak 2017 10:29
Evetçiler gerekçelerini sıralayarak Hayır diyen kesime, 'Niye Evet ve gerekçeleri de şu' yerine israrla Hayırcıların 'Erdoğan Düşmanlığı' yaptığını vurguluyor, Feto,pkk,hdp vb destekçileri edebiyatı yapıyor.Yapılan anketlerde evet oy oranının %55-60 olduğunu da beyan ediyor evetçiler. Referandum için yeter de uzlaşma ve uzlaşma kültürü için yetermi dersiniz bu kutuplaşmayı iyice artıracak bu oran.
HYB 27 Ocak 2017 10:28
Etyen'in dünkü yazısına cevap vermiş görüşünü çürütmüştüm.Bu yazı yayımlanmadı! Etyen fikir zikir özgürlüğünü sever.Demokratiktir.Etyen'e bunu yapmanız onu çok üzer.İnsan kendinden başlamalı, SOS veriyorsunuz.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 11:37
0
Bir kez daha deneyip bu gün yineleseydiniz çürüttüğünüz tezlerinizi.Bekleriz...
Kral 27 Ocak 2017 10:27
Size göre Demokrasi nedir? Kemalistler yapınca demokrasi akp -mhp yapınca demokratik değil. Sizlere kalsa ülkeyi bölüp yunan,pyd ve diğerlerine toprak vermekte demokratik değilmi? Askere gitmemeyi seçmekte demokrasi değilmi? bu sol zihniyet başa hiçbir zaman gecemez çünkü bu ülkede vatanını sevmeyeni halk secmez!!
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 13:30
0
Beğenmediğiniz o sol zihniyet, hiçbir şeffaflığı olmayan ve kaynağı belirsiz milyarlarca Dolara hükmeden bir cemaate (FETÖ) devletin temel mekanizmalarını teslim etmenin ne kadar yanlış olduğunu da bağırdı durdu yıllarca ama kimse dinlemedi. Ne oldu sonunda? 250'ye yakın insan o vurdumduymazlığın neticesinde hayatını kaybetti. Sonuç: "Allah affetsin bizi." Vatanseverlik devleti bir cemaate teslim etmekse, sonra da "pardon" demekse, biz almayalım!
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 10:20
Bu sistemi veya degisiligi bu kadar isteyenin belli ki yanlislari olmus belli ki korkulari var.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 14:34
0
Yürütmede zorlukla karşılaşıyoruz diyen iktidar ne istedi de yapamadı bu güne kadar? Başbakan değişiklikleri de dahil ... o zaman değişiklik gerekçesi yönetimde istikrarı aşan bi şey olmalı. da nedir? bilen yazsın.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 01:51
0
"....bilen yazsın."..... Dinci damardan kılcal damarlara geçiş için.
"....bilen yazsın." 28 Ocak 2017 16:27
0
"... Yargılanmayı imkansız hale getirmek istiyor. Çünkü büyük tartışmalı süreçlerden geçtik. 17-25 Aralık hala tartışılıyor. Böyle bir manzara içinde bu paketin altında yargılanma korkusu olduğu net olarak görülüyor..." Der Deniz Baykal
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 10:04
şimdiye kadar yargının ya da meclisin gerçek anlamda denetlediği bir duruma örnek verebilecek misiniz.zaten periyodik şekilde darbe ve müdahalele yapılmakta iken neyin denetiminden ya da subjektif demokrasiden bahsediyoruz.herşey doğruydu da şimdi mi yanlışa batıyoruz.Türkiye , henüz kafa karışıklığı doğuran sistemlerle istediği verimi alamadı.belki bu yolla daha rahat yol alabiliriz.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 17:26
0
Haklısınız. Şu ana kadar bu sistemle birçok sorunlar yaşandı. Bir şeylerin degismesi gerektiği açık. Ancak değişikliğin nasıl olması gerektiği tartışmasını malesef yapamıyoruz. Türkiye'nin yıllardır en büyük problemi aşırı merkezilesmesinden kaynaklanmaktadır. Örnek aramak istersek dünyada bunun örneği ve nelere yol açtığı çoktur. Gelişmiş ülkelerde ise merkezden yerele gücün nasıl dağıtıldığı, halkın sürekli olarak yönetime katıldığı açıktır. Sorunların teşhisi çok onemli. Dogru teşhis etmezsek ve çözümü buna göre sunmazsak bir 30 yıl daha kaybetmemiz kaçınılmazdır
ALINTI 27 Ocak 2017 09:59
"...NURSULTAN Nazarbayev. Kazakistan’ın Başkanı... 18 yıldır ülkenin yönetimini elinde bulunduruyor. Mutlak lider. Bütün ipler elinde. Nazarbayev şöyle demiş: Yetkilerimin bir bölümünü parlamento ve hükümete devrediyorum. Daha demokratik bir idari yapıya doğru ilerlememiz lazım. Elbette işsiz kalmayacağım, parlamento ile hükümet arasında hakem olacağım. Bir örnek olarak bile Kazakistan’dan söz edeceğimi rüyamda görsem inanamazdım..."
ramazan gün 27 Ocak 2017 22:35
2
nazarbayev, kitabını okumuş ve şaşırmıştım bir zamanlar; kendinden beklenmeyecek uslubu ve meselelere bakışı ile neredeyse 'bilge kral 2' diyecektim... lakin neredeyse de kaldım... onun dışında mukayesen yersiz...
ramazan gün'e 28 Ocak 2017 09:59
0
"Daha demokratik bir idari yapıya doğru ilerlememiz lazım" her ülke için geçerli... Dikkatinizi çekerim: mukayese değil tespit yapılıyor.
anlamadıgım ilk gün cumhurbaşkanı adaylarından hiç biri /50oy alamazsa ne olacak.eski sistemde oldugu gibi 2.tur seçimi yapılıp en fazla oy alanmı olacak.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 09:29
Demokrasilerde ülkeyi yönetecek olanlar halkın yarısından fazlasının desteğini almak zorunda zaten... Ülkeyi yönetecek olanların uyacakları kurallarda anayasa ve yasalarda belli... Ülkeyi yönetirken denge/fren mekanizmaları çalışması da ülkeyi yönetecek olanlar için şart. Şimdi sayın yazarın özetlediği 4 maddenin geçerli olduğu bir ülkede tüm vatandaşların değil kendi siyasi görüşüne uygun bir siyasi anlayış hakim olmaz mı sayın Okur? Uygulamaların Mazlumdan yana olacağının delilleri neler ... sıralarmısınız!
Tora Bora 27 Ocak 2017 09:27
Yok şeriat gelecek, yok sivil darbe yapıldı, bu adam diktatör oldu. Islami Faşizm. Şimdi de tek adam yönetimine gidiyoruz vesvesesi. Sırada daha ne var? Bu topraklar için ne yaptınız ve ne öneriyorsunuz?
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 10:33
2
Sayın yazarın 4 maddesine ve "Hayır"cıların gerekçelerine hakaret yerine cevap ...
Bakış açısı 27 Ocak 2017 11:38
0
Rejim tartışmaları bağlamında, 70'li ve 80'li yıllar boyunca sosyalist sol (ve Aleviler ve Kürtlerde) "teorik" tartışmalarının merkezine açık faşizm, gizli faşizm analizlerini oturtarak geçirdi. CHP ise o yıllara "Bozuk Düzen" diyordu. 12 Eylül oldu; askeri diktatörlük mü, Faşizm mi diye tartıştık. Sonra ne darbe ne şeriat! Bu topraklar da ne zaman demokrasi yaşandı?
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 21:33
2
Sırada "başkanlık gelmezse terör devam eder" korkusu var. Nasıl, beğendiniz mi?
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 08:42
incilde anlatilan bir olay geldi aklima. Zengin bir adam Hz. isaya "Havarilerinden biri olmak istiyorum, ne yapmam lazim?" diye sormus. "Herseyini satip paraya cevir, kurusuna kadar bana ver. O zaman havarim olabilir, cennete gidebilirsin" demis Hz. isa. Adam biraz dusundukten sonra vaz gecmis. Cumhurbaskani da "yasama-yurutme-yargiyi bana verin, sizi kurtarayim" diyor. istedigini de alacak gibi gorunuyor. Bence tek engel AK Partiyi destekleyenlerin %20sinin kararsiz olmasi. Onlarin buyuk cogunlugunu da ikna edecek imkanlari var. Medyanin %90i iktidarin elinde.
İbrahim erol 27 Ocak 2017 08:33
Yazıyı okuyunca kesinlikle evet demem gerektiğine iman ettim. Ve sana hayatımız boyunca hiç inanmadık inanmayacağız Mahçupyan.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 12:11
1
Bu aslında inanmaktan çok , ''anlamakla'' ilgili bir meseledir.Ve belkide biraz daha fazla ''düşünme'' alışkanlığı gerektiriyordur.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 08:32
Birakin liberallik maskesini; sadece Hrant'in aziz ruhunu incittiginiz icin "...ustunlugu elinize alip!..." milli iradeye karsi burokratik oligarsiyi savunmanizi kiniyorum...
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 21:20
0
Hrantla ne ilgisi var, anlamadim.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 08:23
Nihayet acikca "CHP-HDP Burokratik Yandas Cephesi" de yerinizi ikrar ettiniz! Batinin "ciftestandartci, sahte, ikiyuzlu ve sadece kendinedemokrat" zihniyetini guzel ifade etmissiniz... ulke-millet-demokrasi-hukuk adina samimi kaygi tasiyan kisiler ustakil yoktur/teror bizden kaynaklaniyor/ekonomiden ve sitasetten anlayan yok... seviyesinde yazmak yerine konunun ozunu ve "CHP-HDP-FETO BUROKRATIK YANDAS CEPHEYI VE ABD ILISKILERINI" SORGULARDI!!... Bu kadari onyargidan fazla bence. Acaba diyorum "bu ulkeye demokrasi muhafazakar yeni nesil uzerinden gelecektir" tespitini yaptiginiz sirada Zaman'da mi yaziyordunuz ve "belli bir cemaati!?/grubu mu kastediyordunuz?
D 27 Ocak 2017 21:28
2
Yazılarından belli olmuyor mu?
Akif 27 Ocak 2017 07:20
Şimdi biz yıllardır birinci Meclis'i kutsamadık mı? Gazi Meclis, İstiklal savaşını kazandı, orası milletti, demedik mi? Şimdi çıkmış 2. Meclis ve o düzeni geri getiriyoruz. Bir de bu dönemi CHPye örnek gösterip öykünüyoruz. Meclis'i güçlendireceğimize, şurayı güçlendireceğimize, şahısları güçlendiriyoruz.
O k u r 27 Ocak 2017 04:10
Kendi fikirimiz dahilindeki işlere demokrasi, dışındaki her şeye antidemokrat demek moda oldu. Demokrasi üzerinde, çağdaş Batılı aydınların bile bir çok ihtilaf yaşadığı günümüzde, kendimizi demokrasinin kitabını yazma makamında sanıyoruz. Her söylediğimizi demokratik bir kural gibi dayatma üslubu, sadece sözlerimizin değerini kaybettirir. Anaysa değişikliklerini demokrasi kantarına çıkartacak isek, mevcuda göre menfi hiç bir tarafı yoktur. Bariz yegane değişiklik bundan sonra ülkeyi yönetecek olanlar halkın yarısından fazlasının desteğini almak zorunda kalacak. Bunun neresi antidemokratlık. Not: Değişiklilkler kişiye özel değildir ve Cumhurbaşkanlığı babadan oğula geçecek diye bir madde yoktur. Bu memlekette ve bütün gelişmiş ülkelerde kuvvetler ayrılığı sadece egemenlerin birliği için vardır. Mazlumdan yana bir kuvvetler ayrılığı görülmemiştir.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 08:10
2
Yok, top çıkmamış.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 09:15
3
Suyu bulandirmaya calisarak bir yere varamazsiniz. Bu sayfada yorum yazanlarin cogu demokrasinin de, kuvvetler ayriliginin da, hukuk devletinin de ne oldugunu biliyor. Cumhurbaskanligi babadan ogula gececek diye bir madde yok demissiniz. Babadan ogula veya damada gecmeyecek diye bir madde de yok. Buyuk ihtimalle suresi doldugunda damadina devredecektir koltugu. "Mazlumdan yana kuvvetler ayriligi gorulmemistir" cumleniz de yenilir yutulur lokma degil. Anladik, bu anayasa degisikligini savunmak zor bir is. Tek adam rejimini mesrulastirmak icin yazildigi acik secik belli cunku. Ama demokrasiyi, kuvvetler ayriligini kotuleyerek inandirici olamazsiniz.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 11:31
1
Değişikliklerin mevcuda göre menfi hiç bir tarafı yokmuş. Televizyonlara çıkan ve partizanlıktan neyi savunduğunu bile bilmeyen prof.lar da aynısını söylüyor. Mesela "Cumhurbaşkanı kendi partisinin milletvekillerini belirleyecek ve böylece yürütmenin yanı sıra Meclisi de kontrol edebilecek" dendiğinde, "e şimdi de öyle zaten" diyorlar. Yahu o zaman iyi olan nedir? Niye bütün bu harala gürele? Milyonlarca Lira harcanacak referanduma. Yazık değil mi milletin parasına? Amacın demokrasi falan olmadığı da açık zaten. Dikensiz gül bahçesi istiyor Cumhurbaşkanı, akşam karar alacak, sabah uygulayacak. O yüzden de başbakanlık kurumunu aradan çıkarıyor. Kendi bakkalınızı yönetiyorsanız olur da, ortada bir devlet var, 80 milyon insan var. Bir kişinin kendince doğru olduğunu düşündüğü denetimsiz politikalara teslim edilmez bunlar. Saçma bir şekilde "halk seçti" derseniz kızarım, çünkü halkın diğer yarısı başka birisini tercih ediyor.
sayın Okur? 27 Ocak 2017 14:37
1
Demokrasilerde ülkeyi yönetecek olanlar halkın yarısından fazlasının desteğini almak zorunda zaten... Ülkeyi yönetecek olanların uyacakları kurallarda anayasa ve yasalarda belli... Ülkeyi yönetirken denge/fren mekanizmaları çalışması da ülkeyi yönetecek olanlar için şart. Şimdi sayın yazarın özetlediği 4 maddenin geçerli olduğu bir ülkede tüm vatandaşların değil kendi siyasi görüşüne uygun bir siyasi anlayış hakim olmaz mı sayın Okur? Uygulamaların Mazlumdan yana olacağının delilleri neler ... sıralarmısınız!
O k u r 27 Ocak 2017 17:40
1
"Kuvvetler ayrılığı" kavaramı sözlük manası itibari ile mükemmel bir şeydir. Ama aynı rakı gibi, şişede durduğu gibi durmuyor. Eninde sonunda güçlü olanın düdüğünü çalıyor. Günümüzde, Batılı gerçek aydınlar, bu müşkülat karşısında beyinlerini çatlatırcasına çözüm ararken, biz tek başına "kuvvetler ayrılığını" kutsayarak meseleyi çözmüş olamayız... Özde ülkemizde, genelde bütün dünyada güçlü olan ahlaklı olmadığı müddetçe kuvvetleri değil, neyi ayırırsan ayır, o sadece kağıt üstünde kalıyor... 82 Anayasasının müellifi, Prof. Orhan Aldıkaçtı için hain bir insandı, o yüzden yazdığı anayasa da hainlik içeriyor hangimiz diyebiliriz. Orhan Aldıkaçtı da mevcut anayasayı kendi doğruları çerçevesinde insanlar huzurlu olsun diye kaleme aldı. Ama tatbik edenler zulümden başka bir şey yapmadılar... Kanunları insanalar uygular. Hepimiz, kanun koyucu olarak Tanrının emirlerinde ittifak etsek, ama onları tatbikte hileye kaçsak yine aynısı olur. Uzlaşmak kozmopolit toplumlar için şarttır. Bir asırdır, orantısız güç kullanarak dayatılan Batı kültürü, İslam ülkelerini kozmopolit hale getirmiştir. Çok değil daha bir asır önce, vatan için şehit düşen insanların torunları, düşmanın kültürü tarafından istimlak edilmiştir. Bu durum hoş olmasa bile hakikattir. Onun için bizler her şeyden önce uzlaşmak zorundayız. Uzlaşmak ise, herkesin doğru kabul edeceği ortak bir metnin adı değildir. Böyle bir şey herkesin benliği yok eder. Uzlaşmak; bir arada yaşamak adına doğrularımızdan verebildiğimiz tavizin adıdır. Mevcut anayasa değişikliği genel manası itibari ile bir seçim sistemi değişikliğidir. Eskisinden ne çok mükemmeldir, ne çok kötüdür. Ben seçim sisteminde yapılan bu değişikliği makul görenlerdenim. Başka nedenlerle uygun görmediğini söyleyenlere de sagılıyım. Meseleyi başka mecralara çekip kan davası haline getirmek kimsenin faydasına değildir.
KARAR OKURU 28 Ocak 2017 10:06
0
Barış B 'nin altındaki "Karar.com takipçisi 27 Ocak 2017 20:56" yorum sayın Okur'a cevap
O k u r 29 Ocak 2017 13:00
0
Bir yorumcu "Demokrasilerde ülkeyi yönetecek olanlar halkın yarısından fazlasının desteğini almak zorunda zaten..." diyor. Ak Parti 15 yıldır tek başına iktidar. Hiç bir zaman % 51 almış değil. Batıda tek başına hükumet olmak için % 35 oy almak yetiyor.
O k u r 29 Ocak 2017 13:12
0
"Barış B 'nin altındaki "Karar.com takipçisi 27 Ocak 2017 20:56" yorum sayın Okur'a cevap" Farkında olmadan, makale yorumlarından bir forum sitesi icat etmişiz. Çok hoş bir iletişim olmuş. :) İçeriğine gelince; bu makale altında yaptığım değişik yorumlarla meramımı anlattım sanırım. Bir arkadaş, partiniz muhalefette olsaydı referandumda oyunuz ne olurdu diye müthiş bir soru sordu? Orada da cevaplamıştım. Seçim kazanma ihtimali zayıf olan muhalefetin bu değişikliğe hayır demesi gayet makul bir şeydir. Benim oy vereceğim partinin de seçimde % 51 oy alma ihtimali olmasa ben de hayır verirdim. Bu siyaseten anlaşılabilir bir duruştur. Ama yegane sebep bu iken, seçimle gelip seçimle gitmeye razı birine diktatör diyerek "hayır" kampanyası yürütmek hoş olmuyor.
Barış B 27 Ocak 2017 03:58
Umarım RTE’den sonra kripto FETÖ’cü (veya katı görüşlü bir Kemalist) başkan seçilir ve millete zulmeder. Belki bu sayede referanduma evet diyeceklerin aklı başına gelir.
Zor 27 Ocak 2017 08:16
7
O biraz zor uzaylıların istilasına ugramazsak tabi. Cunku onları ancak uzaylılar iktidara taşır artık.
M.S 27 Ocak 2017 09:59
2
Ettiğin duaya bak.
KARAR OKURU 27 Ocak 2017 20:56
1
Bir sürü laf etmişsiniz de ceheltinizi örtmeye yetmeyen zırvalar...bir defa işin özünü yanlış anlamışsınız.Karar tümcesi olarak;(ben seçim sisteminde yapılan bu değişikliği makul görenlerdenim) demişsiniz.Kardeşim siz neden bahsediyorsunuz?Ne seçimi ?ne seçim değişikliği?İnsan bu kadar lafı söylerken düşünmeden nasıl böyle sözler edbilir?.Burda seçim yapılmıyor.Yapılmak istenen ülkenin bütün yönetme erkinin tam yetki ile tek başına bir kişiye devredilmesi için yapılma istenen anayasa değişikliğ yapma isteğidir.Senin zannetiğin gibi ortada bir seçim yok.Onun için iyi düşün.seçim günü gelince sen gene istediğn partiye oy ver de ;bu anayasa değişikliği isteğine lütfen HAYIR DE.
Bahadır 28 Ocak 2017 01:25
1
fetöcü seçilemez çünkü millet çok bilinçlendi. hele katı görüşlü bir kemalist başkan hiç seçilemez. çünkü chp.nin oy oranı SPOT mağaza fiyatı gibi standarttır artmaz ama azalır....
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN