Irak için dönüm noktası: Musul operasyonu

Uzun süredir beklenen Musul operasyonunun başlaması artık an meselesi. Bu operasyonun siyasal ve diplomatik kısmı askerî kısmından daha güç olduğu için operasyona hazırlık aşaması epey bir zaman aldı. Operasyonda kimlerin yer alacağı, hangi grupların şehir merkezine gireceği hangi gruplarınsa ancak şehrin çeperlerine kadar gelebilecekleri meseleleri uzun tartışmalara ve pazarlıklara konu oldu.

Bölgede konuştuğumuz bütün mezhebî ve etnik fay hatlarıyla jeopolitik rekabeti Musul operasyonuna hazırlık aşamasında yeniden konuştuk. Bu sürede yaptığımız tartışmalarla Irak’ın nasıl bir mezhep devletine ve Irak ordusunun nasıl mezhepçi milislere dönüştüğünü bir kez daha gördük. İran’ın Irak’ta paralel bir siyasal ve güvenlik mimarisi inşa ettiği artık herkesin malumudur. Haşdi Şaabiler’in İran’daki Besiç modeli üzerine inşa edildiği artık daha net görülüyor. Önümüzdeki dönem, inşa edilen bu paralel güvenlik ve siyasal mimarinin legal bir zemine kavuşacağı ve daha da kurumsallaştırılacağı bir dönem olacak. Bu resim, Musul operasyonuyla alakalı herkesi kaygılandırıyor veya kaygılandırması gerekiyor.

Merkezî hükûmet bu mezhebî dayanışmaya yatırım yapıp Türkiye’yi, Şii Irak’ın ortak ötekisi olarak konumlandırmak istiyor. Bu konumlamayla ise Şii Irak konsolidasyonunu sağlamaya çalışıyor. Buna karşın, Türkiye - Kürdistan Yönetimi - Sünni Araplar arasında da ortak kaygılar ve korkular üzerinden yeni bir ortaklık zemini oluşuyor. Zaten Türkiye, merkezî hükûmetin itirazlarını önemli ölçüde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin izni ve daveti kartıyla aşmaya çalışıyor. Burada Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Sünni Araplar arasındaki ortaklık zeminine fazla bir anlam yüklememek gerekir. Çünkü Irak’taki tartışmalı bölgeler meselesi çözülmediği sürece Sünni Araplar ile Kürtler arasında güçlü bir ortaklık zeminin oluşması olası değil.

Peki Musul operasyonunda neye dikkat etmeli, ne gözetilmeli?

IŞİD’i Musul’a getirip orada zemin bulmasını sağlayan temel gerekçe Sünni Arapların siyasal sistemin dışına itilmesi ve marjinalleştirilmesidir. Bu nedenle, Musul operasyonunun başarısı askerî kıstaslarla ölçülemez. Başarı ölçütü siyasaldır. Operasyondan sonraki temel mesele, Sünni Arapların kendilerini Irak’ın merkezî idaresine daha yakın mı yoksa daha uzak mı hissedecekleri olacaktır. Irak, kendisini Sünni Arap vatandaşlarının da devleti kılabilecek mi? Yoksa mezhepçilik bataklığına daha fazla mı saplanacak? Irak’ta Sünni Araplar arasında Kürdistan Bölgesel Yönetimi gibi bir otonom bölgeye sahip olma fikri gittikçe taraftar topluyor. Uzun bir süre kendisini devletin asli sahibi olarak gören Sünni Arap sosyolojinin Bağdat’tan her geçen gün daha fazla kopması, kendisine ait bir bölge arayışına girmesi Irak’ın siyasal ve coğrafi dokusunda büyük bir gedik açar ve Irak’taki merkezkaç süreç ciddi bir ivme kazanır.

Ama buradaki tehlike sadece bu ve tek boyutlu değil. Yani Şii-Sünni çatışmasının alevlenmesi, mezhepçi intikam tugaylarının faaliyet göstermesi yegane tehdidi oluşturmuyor. Süreç iyi yönetilemezse, son derece kanlı olabilecek bir Sünni-Araplar-arası çatışma da yaşanabilir. Musul’daki IŞİD’in varlığından göreceli olarak kârlı çıkanlar ile bundan mağdur olan gruplar arasında bir intikam savaşı yaşanabilir. Bu da travmatik sonuçlara yol açıp, nüfus hareketlerini tetikleyebilir.

Musul operasyonunun Irak için bir dönüm noktası olacağını ifade etmek herhangi bir siyasal okuma veya analitik sofistikasyon gerektirmiyor. Bu operasyonun sonucunda ya Irak’ın on yıllardır hırpalanan sosyal ve siyasal dokusu artık tamiratı güç bir evreye girecek ya da bu operasyon yeni bir başlangıca vesile olacak.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum