Ekonomide 4 büyük felaket

Başınıza bir sıkıntı geldiğinde bir başka sıkıntının gelmemesi güzel haberlerden biridir. Ya da sıkıntılar üst üste binince ne olur?

Ekonomide öyle sıkıntılar yaşıyoruz ki, adeta yığınak şeklinde sıkıntılar geliyor.

Mesela;

1-) TL çok değerli

Piyasada fiyatlar dolar bazında son 4 yılda yüzde 150’ye yakın artmış durumda. Daha 4 yıl önce 300 dolar olan aylık gıda ihtiyaç harcaması (Açlık Sınırı) şimdi 773,0 $. Ya da 12 aylık ortalama üzerinden söylersek: 330 dolar olan Açlık Sınırı fiyatları şimdi 700 dolar.

Sanayici, ihracatçı, TL’nin bu değerini kaldıracak düzeyde teknolojik üretim yapamıyor. İflaslar ve işten çıkarmalar hızla gelirken sanayiciliği kaybediyoruz. Özellikle emek yoğun sektörlerde.

2-) Reel faiz çok yüksek

Mayıs ayında ticari kredi faizi %54,36

TÜİK enflasyonu %32,37 iken İTO fiyat artışı (1995 geçinme endeksi) %40,63. Haksızlık etmeyelim diye reel faizi de iki fiyat endeksine göre hesaplıyoruz.

TÜİK fiyatlarına göre %16,61 reel faiz oluşurken İTO fiyatlarına göre %9,77 reel faiz veriyoruz.

Burada bir ayrıntı daha var: Mesela birkaç aylık reel faiz sorun oluşturmaz. O nedenle reel faize 12 aylık ortalama üzerinden bakalım:

TÜİK %16,59

İTO: %10,01

Bu yıllık reel faiz düzeyleri son 20 yılın en yükseği. (Daha öncesini hesaplayamıyoruz çünkü veri yok)

Bakınız, TL değeri konusunda bir örnek vereyim:

Bir X şirketi düşünün. Yurt içinde mal alıyor ve işleyip ihraç ediyor. (Bu örneği daha önce de vermiştim)

X şirketi yurt içinden işçi dahil malzeme alarak 1000 dolara mal ettiği ürünü 1600 dolara ihraç ediyordu. Yurt içinde fiyatlar dolar bazında ortalama %130 arttı. Böylece 1000 dolarlık maliyet dolar bazında çıktı mı 2300 dolara… Şirketin ihracat fiyatı ise sadece %25 artabildi ve 1600 dolara sattığı ürünü şimdi 2000 dolara satabiliyor.

X şirketi 3-4 yıl önce yüzde 60 faaliyet kârı ile ihracat yaparken şimdi yüzde 15 zararına ihracat eder duruma geliyor.

Ama yetmedi…

Bu firma bir de TL kredisi kullanıyorsa… Yani yüzde 55 TL faizine yüzde 10-16 reel faiz ödüyorsa…

İflas kaçınılmaz bir son olarak sizi bekliyordur. İflas zamanını belirleyen tek şey, eski sermaye birikimidir. Sonuç bellidir.

2 FELAKET BİRLEŞTİ

TL’nin çok değerlenişine daha önce de şahit olduk. Mesela 2008 ve 2012-13 yılları. Lakin şimdi bir fark var.

Eskiden TL çok değerli iken reel faiz makul seviyelerdeydi. Sanayici veya tacirler kendilerini faiz üzerinden koruyabilmişti.

Şimdi hem TL çok değerli

Hem de reel faiz çok yüksek.

Tam iflas etme ortamı.

FAİZ VE SERMAYE KAÇIŞI

İkinci gruptaki 2 büyük felaket ise, yükselen faiz ödemesi ile sermaye kaçışı.

Bir önceki yazımda verdiğim grafikleri yeniden inceleyebilirsiniz. Ülkemizin faiz ödemesi 12 milyar dolardan 56 milyar dolara yükselmiş durumda. Toplamda kamu borçlanma maliyeti ise yüzde 6,0 seviyelerinden yüzde 17,1’e çıkmış oldu.

Hem yüksek faiz ödüyoruz hem borçlanma maliyetinde 2004 yılı verilerine geri dönmüş durumdayız.

Oysa 2004 yılında kamu borç oranı yüzde 40’lardayken şimdi yüzde 24’ler seviyesinde. Borç oranı değil faiz maliyeti bizi kısır döngüye sokmuş durumda.

“Peki, ikinci temel sorun nedir?” derseniz, o da sermaye kaçışıdır.

Resmi verilere göre; İstanbul’da savcı değişimi yaşanıp Akın Gürlek geldikten sonra Türkiye’nin resmi rezervleri 64 milyar 246 milyon dolar eksilmiş durumda.

Bu rezerv kaybının 40 milyar 213 milyon dolar gibi devasa kısmı ise kaynağı belirsiz sermaye kaçışını ifade ediyor.

Şimdi iki sorunu üst üste koyalım:

1-) Faiz ödemesi çılgın seviyelere ulaştı.

2-) Ülkeden deli gibi sermaye kaçışı yaşanıyor.

Çözüm ne olacak? Ya da bu durum neye yol açıyor?

2004 yılına geri döndüğümüz faiz ödemesinin yüksekliği kaynakların halk yararına kullanımını engelliyor. Mesela, tarıma 160 milyar lira ayırırken faize 2,7 trilyon ayırıyoruz.

Sermaye kaçışı ise ülkede refahın olmayacağına işaret ediyor. Yani yabancıya vergi indirimi dahil ne verirseniz verin mülkiyet güvencesinin olmadığı yere sermaye gelmediği gibi olan da kaçıyor.

Aslında bugün ülkede sadece muhalifleri hapse atmadık. Asıl büyük mahkumiyet kararını milleti fakirliğe mahkum etmekle vermiş olduk. “Milletin fakirlik mahkumiyeti ne zaman biter?” derseniz; işte orası daha zor.

Çözüm olarak iktidar şu anda ne yapıyor dersiniz: CHP’yi örnek göstererek onların bazı yanlışlarını topluma sunuyor. Yani Uşak Belediye Başkanının yanlışlarını lanetleyeceksiniz.

İyi ama toplumu fakirlik mahkumiyetinden ne kurtaracak?

Cevap: Aç kalın ve sabredin ya da daha da kötüsüne hazırlanın.

cari-denge2.jpg

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.