Siyasi riski düşürmek zorundayız

Risk yönetimi başlı başına bir bilim dalıdır.

Önce dış riske bakalım. Dış risk ölçümünü CDS ile görebiliyoruz. Dış ödemeleri yani döviz durumunu gösteren risk tablosu.

2022 yılında ‘Nass Ekonomi Politikası’ ile CDS riskimiz 830 puana kadar yükselmişti. Şimdi ise 230 seviyelerinde geziniyoruz. Ama ocak ayında 200-210 aralığına kadar gerilediğini de belirtelim.

CDS riski ne ifade ediyor? Mesela ABD yüzde 4,0 oranı ile borçlanırken bu oranın üzerine bizim riskimizi ekliyoruz. Eğer CDS riskimiz 830 olsaydı biz 12,30’dan borçlanacaktık. Oysa 230 CDS üzerinden 4,0+2,30= yüzde 6,30’dan borçlanıyor durumdayız.

Bölgemiz ateş hattına döndü.

Enerji fiyatlarındaki artıştan dolayı enerji faturamız kabaracak. Muhtemelen cari açıkta 20-30 milyar dolar arası bozulma oluşacak. Kısaca finansal açıdan en büyük sıkıntılarımızdan biri döviz ihtiyacı olacaktır.

İhracatta sıkıntı yaşarken bir de maliyet artışı yaşayacağımız için sorunlar üst üste gelecek. Bu aşikar bir durum.

İçeriye baktığımızda ise ağırlıklı olarak siyasi riskleri görüyoruz. Ekim 2024’de İstanbul’da savcılık değişimi ve sonrası yaşanan yargı süreçlerinde siyasi riskimizin yükseldiği görülüyor. Bu dönemde enflasyonun düşmesine ve Merkez Bankası’nın faiz indirmesine rağmen kredi faizleri beklenen derecede düşmemiştir. Böylece reel faiz oranı artmış ve yüzde 5,0 ortalama seviyesinden yüzde 20’lere kadar çıkmıştır.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi yakın tarihte bu derece yüksek reel faiz hiç olmamıştır. Bu reel faize normal ticarette kimse dayanamaz. Tefeci faizi anca bu kadar olur…

Yani bu yargı süreçleri ülkemizden döviz çıkışına ve risklerin artışına yol açtığı için istenen ekonomik düzeye bir türlü gelemiyoruz.

Sadece bu yılın ocak ayında 820 bin kişi işten atılmış durumda. Ağustos 2025 sonrası ise 640 bin Bağ-Kurlu işini kaybetmiştir.

Şimdi ikili riskle karşı karşıyayız. Ya riskleri düşüreceğiz ya da daha büyük bir fatura ödenecektir.

Bir hatırlatma daha yapalım: Maalesef ki enflasyonla mücadele programında maliyet gelir grupları arasında dengeli dağıtılmamıştır. Hatta nerede ise tüm maliyet orta-alt gelir gruplarının sırtına yüklenmiştir. O nedenle program sürecinde alt gelir grupları çok ağır yükler taşımaktadır.

En ağırı ise işsizlik olsa gerek.

Şimdi yeni riskler geliyor ve fatura daha da ağırlaşıyor. İş dünyası bu sefer daha acı çekecek gibi…

Hem reel maliyet hem de finansal maliyet artışı altında ezilecekler. Ve görüldüğü gibi daralma yolu ile işçi çıkartımı devam edecektir.

Bu dönemde en azından iç risklerin ki başında siyasi riskler gelmektedir azaltılması zaruri ihtiyaçtır. İşçi çıkartmanın daha az olması ve zor dönemde ayakta kalmanın tek çıkış yolu bu görülmektedir.

Bakınız Merkez Bankası bile risk artışı karşısında derhal faizleri 37,0 seviyesinden 40,0’a çıkartmıştır. Ülkeden döviz çıkışını kontrol altına almak için buna mecbur kalmıştır.

Eğer ülkemiz için bir şeyler yapmamız gerekiyorsa şu anda derhal ve acilen iç siyasi riskleri düşürmemiz gerekiyor. Aksi halde reel sektörün ve devamında işgücü piyasasının yaşayacağı riskleri kimse tahmin bile edemez.

Acil…

(İç siyasi risklerin neler olduğunu elbette söylemeye bile gerek yoktur.)

YORUMLAR (9)
9 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.