Sorumsuzluk!

Ömrümüz ‘özgürlük’ kavramı ile geçti. İyi ama sorumlu olmayan bir özgürlük ne işe yarıyor?

Sorumsuz kurumlar, sorumsuz siyaset, sorumsuz Meclisler... Görünüşte sorumlu ama içerikte oldukça lakayt.

Bakın İtalya’ya.

İspanya’ya veya Fransa’ya... Ne kadar sorumluluk üstleniliyor? Ciddi bir sorumluluk gösterilseydi bu ülkeler Çin’den daha beter hale mi gelirlerdi.

Para insanlığın önüne geçtiği için önlemlerde geç kaldılar. Yok turist para getirir, yok işletmeler kesintiye uğrar...

Vergi konusunda gayet katı ve titizler. Milletin parası ile ahkam kesebiliyorlar, meydan okuyabiliyorlar. Ama durum millete hizmete gelince iki adım geride kalıyorlar.

Geçen haftadan beri bu konuyu ısrarla işliyorum. Neo-liberalizm çok ama çok ciddi sorgulanacaktır.

Sorumsuz, köşe bucak kaçan, geç kalan, ciddiye almayan, kendini düşünen vs liderlikler kesinlikle bu kriz ve virüs sonrası sorgulanacaktır.

Bu insanlık şu soruyu da soracaktır: Merkez Bankaları sermayenin kurtarılması için trilyonlarca dolarları harcarken, neden insanlığın kurtarılması için 10-20 milyar dolarlardan bahsediliyor?

***

Para kanunlarının çok sert uygulandığı bir sistemde yaşıyoruz.

Ama insanlık kanunları çok esnek. Hatta insanlık kanunları para kanunlarının altında ezilebiliyor.

İyi de nasıl sürecek bu yaşam...

Bakın kendi ülkemize. 3-5 kat büyütülmüş bir ülke refleksi mi veriyoruz.

Gece yarısı öğrenciler apar-topar çıkartılarak mı umreden gelenler karantinaya alınıyor.

Belli ki, Sağlık Bakanlığı ve Bakanı dışında bu işe öyle kafa yoran fazla olmamış. Belli ki, bize dokunmasın, bize zarar vermesin gözü ile yaklaşmış paracı kurumlar ve kuruluşlar.

Tıpkı ABD’de rastladığımız şekilde. Ya da İtalya, Fransa, İspanya örnekleri gibi...

O zaman asıl soruyu soralım: Nasıl oluyor da Çin bu mücadelede öne çıkabiliyor? Ya da Güney Kore nasıl bir anda salgını terse çevirebiliyor?

Burada para ve hizmet bakışı açısından bir toplumsal farklılık var. Bu fark ülke yönetimine de yansıyor elbette. Kamusal kurumlardan, özel kuruluşlara kadar..

***

Dün Yıldıray Oğur yazdı aslında. Bu işin kilit noktası test diye (ben buna teşhis de diyorum). Ve örnek verdiği ülke de Güney Kore.

Ölüm oranı düşük, iyileşme oranı yüksek, yayılma sınırlı... Bence bir okuyun.

Kilit nokta basit sorulara bedava cevap verilmesi. Test olabiliyorsunuz ve bedava.. Bizde veya zengin kaç ülkede test olunabiliyor ve bu iş bedava?

Neden bu kadar hasar alıyor Batının zengin ülkeleri? Çünkü kapitalizmi vahşi uyguluyorlar diye mi sadece. Ya da sermayenin çıkarlarını Vatandaşlarının çıkarlarının üzerinde gördüklerinden mi?

Her ne olursa olsun, bugün kendi kendini yiyip bitiren bir sistem var karşımızda. Avrupa borsaları yüzde 8-10 kayıp yaşarken, Çin ve Güney Kore’de kayıp oranları yüzde 3,-4’lerde kalıyor.

Batı yakasındaki panik izaha muhtaç durumda. Korku endeksi 2008’e gelmiş. İyi ama neden panik ve korku yüksek?

Asıl soru bu olsa gerek.

Panik ve korkunun yükselmesi yönetimlerden beklenen kaliteye bağlı. Uzakdoğu da başarılan şey Batı yakasında gerçekleşmiyor.

Şimdi tekrar makarayı geriye saralım ve şu eski tespitle işi noktalayalım: Bir toplumun yapısını bozan en önemli olaylardan biri de gelir dağılımıdır. Gelir dağılımı bozulunca gerisi çorap söküğü gibi geliyor.

Trump bile bu sayede iktidara gelmedi mi?

Daha ne olsun!

YORUMLAR (16)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
16 Yorum