İran’ı Venezüella sanırsan fırıldaklık elde kâr kalır
ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının başladığı ilk günden bu yana özellikle Trump’ın sergilediği tavrın, kelimenin tam anlamıyla bir ‘fırıldaklık’ görüntüsü verdiği konusunda hemen herkes hemfikir.
İran’a yapılan haydutça saldırıyla işlenen cinayetlerin, insan gibi düşünmeyi başarabilenlerin vicdanlarında büyük acılar yarattığı muhakkak.
Bir de bu vahşi saldırıların, Trump özelinde ortaya çıkardığı bir görüntü var ki orası biraz trajikomik…
Her gün, her saat sayısız fırıldaklık örnekleriyle adeta bir tuluat gösterisi sunan Trump konusunda doğal olarak insanlar, “delidir ne yapsa yeridir” ifadeleriyle biraz olsun nefes almaya çalışıyorlar.
Ama savaşın yol açtığı vahşet görüntüleri ve bütün dünyada yarattığı dehşet hiç değişmiyor.
Muhtemelen ABD Başkanı Trump, Venezüella Devlet Başkanı Maduro’yu yatağından alarak kaçırdığı gibi, İran’ın dini lideri Hameney’i öldürerek işi bitireceğini ve ülkeyi teslim alacağını hesaplamıştı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı ve Trump Amerika’yı bütün dünyanın nezdinde madara etti. Şimdi bu çılgınlıktan nasıl döneceğinin hesabını yapıyor.
Bu yüzden de her saat başı, bir önceki açıklamasını yalanlayan tavırlarıyla eşi benzeri görülmemiş bir fırıldaklık örneği sergileyerek bütün inandırıcılığını yitirmiş bulunuyor.
Bir gün “İran’ı tümden yok ederek haritadan sileceğiz” şeklinde deli saçması açıklamalar yapıyor, bir başka gün “İran’a diz çöktürdük, üst düzey faydalı görüşmeler yapıyoruz, anlaşmaya yakınız” benzeri ifadeler kullanıyor.
Ancak Trump’ın açıklamalarının daha mürekkebi kurumadan İran, “Herhangi bir görüşme yok, manipülasyon yapıyorlar” diyerek Trump’ı yalanlıyor.
Açıkçası İran Trump’a güvenmemekte son derece haklı. Hatırlayalım, Amerikan-İran heyetleri önce Maskat’ta sonra Cenevre’de buluştular, Umman Dışişleri Bakanı Busaidi aralarını buluyordu, müzakerelerin yapıcı ve verimli geçtiğini söylediler, ilerleme kaydediyorlardı, anlaşmaya da yakındılar. Fakat iki gün sonra Trump, 28 Şubat’ta Tahran’ın beklemediği bir saldırı başlattı. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD başkanının sözlerine güvenilmeyeceğini şu sözlerle ifade ediyor: “Bize saldırı sözü vermeyerek bizi kandırdılar. Müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildikten sonra bile, ne olursa olsun bize saldırmaya karar verdiler. Tecrübemiz çok acı, güvenimiz tamamen yok oldu.”
Galiba, bu Trump-Netenyahu katliam ortakları, 12 gün savaşında İran’ı test ettiklerini sandılar. Öyle anlaşılıyor ki İran’ın o savaşta İsrail’e karşı gerçek gücünü göstermemesi, bu iki deliyi fazla heveslendirmiş… Baktılar ki İran’da bir numara yok, buna güvenerek, “Biz bu İran’ın işini havada karada bitiririz” umuduyla İran’a karşı vahşi bir saldırı başlattılar.
Ancak ABD-İsrail saldırılarına İran, kimsenin tahmin etmediği bir şekilde füzelerle karşılık verdi. Öyle ki İsrail ilk kez İran füzeleriyle kalbinden vuruldu, Körfez’deki Amerikan üsleri İran füzeleriyle tanıştı.
Daha da önemlisi, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak dünya ekonomisini sarsacak son derece stratejik bir hamle gerçekleştirdi.
Bu hamle karşısında özellikle Ortadoğu, Amerika ve Avrupa ekonomilerinde alarm zilleri çalınca, Trump’ın da boyası dökülmeye başladı. Ve alelacele bir “U dönüş” manevrası yaparak anlaşma sinyalleri vermeye başladı. Bu manevrayla, ABD ve Avrupa borsalarını biraz olsun sakinleştirmiş oldu.
Eğer Trump gibi bir çılgından söz ediyorsak, her an yeni bir fırıldaklık sergilemeyeceğinin bir garantisi yok. Nitekim Trump, Salı günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada İran’a karşı “muazzam bir başarı” elde ettiklerini öne sürerek, ülkenin donanmasının, hava kuvvetlerinin, radarlarının ve liderlerinin tamamen yok edildiğini iddia etti. Görüşmelerin perde arkasında sürdüğünü savunan Trump’ın en dikkat çekici iddiası ise, İran liderliğinden Hürmüz Boğazı ile bağlantılı “çok büyük miktarda para” değerinde “önemli bir hediye” aldıklarını söylemesi oldu.
Görüldüğü gibi Trump’ın tuluat gösterileri saat başı değişmeye devam ediyor. Bugüne kadar ortaya koyduğu yanar-döner tavır dikkate alındığında, aslında bu söylediklerini de her an yalanlayan bir açıklama yapabilir.
Doğrusu yarın çıkıp, “İran’a kara harekatı başlatıyoruz” derse, kimse şaşırmayacaktır. Bu çerçevede, ABD Savunma Bakanlığı’nın, doğrudan kara operasyonlarında kullanılan ve hızlı intikal yeteneğiyle bilinen 3 bin kişilik 82. Hava İndirme Birliği’ni Orta Doğu’ya sevk etme kararı aldığının altını özellikle çizmekte yarar var.
İşin özeti şu ki an itibariyle büyük itibar kaybına uğrayan Trump’ın, bir başarıya ihtiyacı var. Borsalar kapalıyken, ABD hafta sonu Hark Adası’na operasyon gerçekleştirirse hiç şaşırmamak lazım.
Eğer Trump böyle tehlikeli bir adım atarsa, bilinmeli ki canı yanan İran, daha önce açıkladığı gibi Körfez ülkelerinin elektrik ve su sistemlerini bombalayabilir ki işte o zaman bunun anlamı “cehenneme hoş geldiniz” demektir.
