Gezi Davası kapsamında dört yıldan uzun süredir cezaevinde tutulan avukat Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu gündeminde yer alan "çerçeve yasa" teklifine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Atalay, Adalet Komisyonu'nda kabul edilen 12 maddelik yasa teklifinin "şiddetsiz siyaset" ortamının tesisi açısından taşıdığı öneme vurgu yaparak, 4 Mart 2025 tarihinde kaleme aldığı açıklamasını sosyal medya hesabı üzerinden yeniden paylaştı.
TBMM GÜNDEMİNDEKİ 12 MADDELİK TEKLİF VE "ŞİDDETSİZ SİYASET" VURGUSU
Gezi Davası yargılamaları sonucunda "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım" suçlamasıyla 18 yıl hapis cezasına mahkum edilen Can Atalay, iktidar tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan süreç çerçevesinde hazırlanan düzenlemeyi değerlendirdi. TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçerek Genel Kurul'a gelen 12 maddelik yasa teklifi hakkında konuşan Atalay, şiddetsiz bir siyasi iklimin oluşturulması adına atılan adımların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
ATALAY'IN YENİDEN PAYLAŞTIĞI 4 MART 2025 TARİHLİ AÇIKLAMANIN DETAYLARI
Sosyal medya hesabından yayımlanan metinde Atalay, şiddetsiz bir siyaset ortamının inşası için her yurttaşın ve her kurumun önemsemesi gereken güçlü bir çağrının yapıldığını belirtti. Kürt sorununun silahların ve şiddetin gölgesi olmadan tartışılabilmesinin önemine işaret eden Atalay, açıklamasında şu hususlara yer verdi:
"Bir an için Anayasa’nın askıda olduğunu, hukukun en dipte, keyfiliğin dorukta olduğunu ve her türlü demokratik talep gibi Kürt yurttaşlarımızın demokratik taleplerinin demokratik bir ortam olmadan serpilip gelişemeyeceğini, atılan adımların güvenceye kavuşamayacağını, kalıcı olamayacağını unutalım. Şimdi, Kürt Sorununun silahların gölgesi olmadan, şiddetsiz bir ortamda konuşulabilmesi için, 'önce barış' diyen, 'şiddetsiz bir siyaset ortamı' için yapılan çağrıya dikkat kesilelim."
"MECLİS ÇÖZÜM ODAĞI OLARAK İŞLEVLİ KILINMALI VE SÜREÇ ŞEFFAFLAŞTIRILMALI"
Sert siyaset fırtınalarına karşı barış ortamının korunması ve toplumsallaşması gerektiğini savunan Atalay, Kürt sorunu üzerinden şiddet gölgesinin kaldırılması çabalarının yeni toplumsal ve siyasal mutabakatlar yaratabileceğini vurguladı. Siyasetten gelen demokratik adımların şiddeti dışlaması gerektiğini belirten Atalay, sürecin kalıcı kurallara bağlanması gerektiğine dikkat çekti:
"Barışçı bir ortamda bütün görüşlerin özgürce kendini ifade edebilmesi, derinlemesine konuşulup tartışılması 'fiili durumlar'a, siyasetin hoşgörüsüne bırakılamaz. Önceki yılların 'fiili durumlar'ının sonuçlarını yaşamaktayız. Şiddetin siyasetten dışlanması adımları siyasetten gelen demokratik adımlarla karşılık bulmalıdır. Sorunun çözümü geniş bir toplumsal mutabakat gerektiriyor. Toplumsal ve siyasal desteği genişletmenin ilk adımı Meclis’i çözüm odağı olarak işlevli kılıp süreci şeffaflaştırmaktır."
KAYYUM UYGULAMALARINA SON VERİLMESİ VE YASAL GÜVENCE ÇAĞRISI
Açıklamasının son bölümünde geçmiş uygulamaların yarattığı mağduriyetlere değinen Atalay, önceki yıllarda yasal güvenceden yoksun adımların ceremesini çekenlerin özgürleştirilmesi ve Kürt yurttaşların seçme iradesini etkileyen kayyumluk vesayetine acilen son verilmesi gerektiğini ifade etti. Atalay, açıklamasını Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, hukukun ve kurallı işleyişin kazanılması, Kürt yurttaşların demokratik talepleri ile eşit ve özgür bir Türkiye hedefi doğrultusunda yürüyüşe devam edilmesi çağrısıyla tamamladı.
