Ateşin ortasında adalet

Akın Gürlek’in yolculuğu sıkıntılı.

Bakan yardımcılığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına geliş, orada iken “İBB Dâvâsı” gibi siyasetin göbeğinde fırtınalar estirecek bir dâvânın fitilini ateşleme, sonra oradan Adalet Bakanlığı’na getirilme…

Siyasetle yargıyı iç içe geçiren ve siyasette derin bir hesaplaşmayı içinde barındıran bir süreç.

Başsavcı iken başlattığı “İBB operasyonu” zaten ana muhalefete ve onun Cumhurbaşkanı adayına yönelik savaş ilânı olarak okunmuştu, şimdi oradan getirildiği bakanlık koltuğu, yani siyasetin göbeği, bir yönüyle Yargı’nın tepe kuruluşu Hakimler Savcılar Kurulu Başkanlığı ile HSK’yı tartışma odağına çekerken, diğer yandan bakanlığın siyasi kimliği ile ilişkilerini en azından ana muhalefetle diyalog krizine sürükleme riskini barındırıyor.

Bunlar iyi gelişmeler mi?

Tabii işin içinde Cumhurbaşkanı’nın tasarrufu var. Yani bu geliş – gidişleri o tayin etti, ediyor.

Akın Gürlek’i, İstanbul’daki ateşli ortamdan alıp, Ankara’nın ateşli ortamına çekmek siyaseten iyi bir şey mi?

Dışardan nasıl görünürse görünsün, Beştepe’den bakıldığında bunun iyi bir şey olarak göründüğü söylenebilir. Demek ki Gürlek’e Ankara’da, Adalet Bakanlığında daha çok iş düşeceğini hesaplamıştır sayın Cumhurbaşkanı.

Bu arada Yılmaz Tunç gönderildiğine göre Ankara’da yapılacak işlerin Yılmaz Tunç ile yapılamayacak hale geldiğine, Akın Gürlek’in o işlerde daha başarılı olacağına inanılmıştır. Ya da en azından İstanbul’da işinin bittiğine, İstanbul’da fazla yıprandığına hükmedilmiştir.

Ama İstanbul’da yıprananın Ankara’da, çok daha nazik ilişkiler sürdürülmesi gereken zeminde başarılı olacağına nasıl hükmedilmiş olabilir, orası soru kısmı.

Akın Gürlek’in Ankara’ya, Adalet Bakanlığının başına getirilmesini bir de, nerede ise tüm bakanlık üst kadrosunun değiştirilmesi ile birlikte okumak gerekiyor. Bu kökten değişim de Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla gerçekleşti. Muhtemel ki Akın Gürlek gelirken, böyle bir değişimi de talep etmiştir sayın Cumhurbaşkanı’ndan. Bu değişimin gerekliliğine inandırmıştır da. Bu, siyaset dünyasında “Sanki başka bir parti iktidara gelmiş gibi…” yorumu ile okunur. Cumhurbaşkanı böyle bir operasyona hangi gerekçe ile inanmıştır, bunu Gürlek yönetiminin ilerdeki icraatlarında göreceğiz.

Gürlek’in, eski Ak Parti milletvekili Şamil Tayyar’a söylediğine göre “Cumhurbaşkanı kendisine ‘Polemiğe girme, Özgür Özel’i ciddiye alma’ diye talimat vermiş.” Demiş ki Tayyar’a: “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı olmasa, Özel ile çok sağlam bir siyasi mücadele veririm, suskunluğumuzun sebebi budur.”

Tam da bu arada Özgür Özel’e 1 milyon liralık manevi tazminat dâvâsı açmış. Yani kavga sürüyor.

Şimdi gel de bu davaya bakacak hakimin yerinde ol. Bir yanda hem HSK Başkanı ve hem Bakan olan kişinin açtığı 1 milyon liralık tazminat talebi, diğer yanda Yargı darbeleri ile yara bere içinde kalmış, Mumhittin Böcek üzerinden açılmış bir tünel ile liderliği bile tehlikede olan gariban bir Ana Muhalefet lideri…

Bilmiyorum Ak Parti içinde Akın Gürlek’in bakanlığa getirilişindeki “hikmet”i çözümleyen birisi var mı?

Bilmiyorum Ak Parti içinde, “Yargı”nın bu ölçüde siyasetin göbeğinde evrilip çevrilmesinin, ülkenin “Hukuk devleti” niteliğinde yol açtığı hasarı önemseyen var mı?

Ve Ak Parti içinde bu tür operasyonların problemli yapısına yönelik Beştepe’yi uyaracak birileri kaldı mı?

Zor.

Peki İttifak ortağının bir rezervi olabilir mi? Bahçeli’nin basın danışmanının Gürlek’in tapuları ile ilgili bir açıklama talebi oldu, “Tapu iddialarının, İBB davasına gölge düşürmemesi için, Akın Gürlek’in kapsamlı bir basın toplantısı düzenleyerek tapu kayıtları ve e-Devlet verileri üzerinden kamuoyunu ayrıntılı şekilde bilgilendirmesi gerekmektedir” diye yazdı, ama o da ardından “Ben öyle dememiştim”e giden bir düzeltmeye mecbur kaldı.

Uzun süredir MHP’nin hukukçu milletvekili Feti Yıldız, uzun ve peşin tutukluluk, masumiyet karinesi, delille suçlamak gibi problemli alanlara işaret ederek yargıdaki sıkıntıları dile getiriyor, ama o orada kalıyor.

Adalet’te Gürlek’li günler…

Özgür Özel bir yıldır meydanlara onun profilini taşıyarak keksin eleştirilerini sürdürüyordu. Gürlek bir yargı adamı idi, buna rağmen kitlelerin boy hedefi oldu. Herhalde bundan sonra Gürlek’in siyasetçi vasfı ile o mücadele çok daha çetin bir üslûpta meydanlara taşınacak.

Ona “polemikten kaçınma talimatı” verildi ama, siyaset meydanına giren için polemikten kaçınmak hiçbir canlıya nasip olmamıştır.

Türkiye’nin ateş hakkında bir adalet sınavını yaşayacağı kesin. Hay Allah, tam da iç cepheyi tahkim edecektik!

YORUMLAR (34)
34 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.