Enflasyonun yeni günah keçisi: Zenginler

Türkiye’de enflasyon yüksek düzeyde kalmaya devam ediyor.

Pek çok iktisatçı ve finansçı bu yüksek enflasyonu gerekçelendirecek açıklamalar bulmakta zorlanıyorlar.

Bu iktisatçı ve finansçı zümre ‘faizler artmalı’ dediler, artırıldı; şu anda TCMB gecelik faizleri %40, tüketici kredileri faiz oranı %65 ve ticari krediler faiz oranı %53 civarında seyrediyor.

İthal ürünlerin fiyatının enflasyona olumsuz etki etmemesi için döviz fiyatlarının bastırılması gerekir dediler, TL değerlenmeye devam ediyor; TL, 2024 yılında %20’nin ve bu yıl da yaklaşık %8’in üzerinde değerlendi.

Makro ihtiyati tedbirlerle krediler kısıtlanmalı dediler, kredi artış hızı baskılandı; kredi muslukları kısıldı ve nakitsizlikten bazı firmalar zora girdi; işsizlik arttı.

Yatırım harcamaları da kısılsın dediler, kredilerin kısıldığı bir dönemde yatırımların azalması doğal sonuç; kısıldı.

Bütçe açığı %3’ün altına insin dediler; bütçe açığı biraz daha daralarak %3’ün altına indi.

Bütçedeki, “faiz dışı denge”de (yani faiz hariç, bütçe gelirleri, eksi, bütçe giderleri) fazla oluşsun dediler; faiz dışı fazla, son zamanların en yüksek rakamına yükseldi.

Yukarıda belirtilen para ve maliye politikası tedbirlerinin etkisini pekiştirmek için ilaveten çok sayıda “makro ihtiyati tedbirler” de alındı.

Bu tedbirlerin hepsinin enflasyonla mücadelede, alınması gereken asgari zorunlu tedbirler olduğu doğrudur.

Uzatmayalım, önerilen bütün bu tedbirler bileşimi enflasyonu, öngörüldüğü kadar düşüremedi, düşüremiyor ve düşüremeyecek gibi görünüyor.

“Niçin düşüremiyor?” sorusuna verilen cevaplar da ikna edici derecede açıklayıcı olmayınca; adeta bir günah keçisi bulundu: “zenginler çok harcadığı için enflasyon düşmüyor” oldu.

Doğrusu bu cevap hızla kabul gördü ve adeta bir “şehir hurafesi” gibi yayıldıkça yayıldı.

Temel Soru: Acaba her daim çok harcayanlar mı yoksa harcamalarını düzenli olarak artıranlar mı enflasyonu artırıyor?

Yani harcamanın düzeyi mi yoksa artış hızı mı enflasyonu yükseltiyor?

Türkiye’de gelir dağılımı bozuk olduğu için zenginlerin harcama seviyeleri gerçekten de yüksek, bu biliniyor; peki, en zengin %20’nin harcama artış hızı diğer bütün gelir düzeylerinden daha mı yüksek?

Muhtemelen bazı dönemlerde evet fakat reel faizlerin bu kadar yüksek olduğu son üç yılda şüpheli.

DÜŞÜNCE DENEYİ

Zenginlerin geliri artınca tüketimleri mi yoksa yatırımları mı artar?

Hem yatırım hem de tüketim artabilir; teoriye göre yüksek gelir sahiplerinin gelirlerindeki artışlar marjinal tüketim eğilimini düşürür ve tasarruf/yatırım eğilimini artırır.

Zenginler, sürekli artan gelirlerinin tamamını harcamazlar.

Değerleneceğini düşündükleri varlıklara (hisse senedi, gayrimenkul, vadeli hesaplar vs, gibi) yatırırlar.

Bir düşünce deneyi:

Varsayalım ki Türkiye’de en zengin iki milyon aile her yıl ortalama 200.000 dolar para harcıyor.

Soru: Geçen yıl 200.000 dolar harcayan bir aile, her yıl 200.000 dolar harcama rakamını hiç artırmazsa, yine de bu harcamalar enflasyonun yükselmesine sebep olur mu?

Teoriye göre aynı fiyata, aynı mal ve hizmetler için yapılan harcamalar enflasyonun yükselmesine yol açmaz; nitekim enflasyonun çok düşük olduğu ülkelerde, çok büyük zenginler de var fakat zenginlerin harcamaları tek başına yüksek enflasyona yol açmıyor.

.

Belki de Türkiye’nin zenginleri her yıl bir önceki yıldan daha fazla harcıyorlar, olamaz mı?

Cevap Denemesi:

Varsayalım ki yukarıdaki iki milyon aile 2022 yılında ortalama 200.000 dolar harcama yapmış olsun; sonraki her yıl da harcamalarını %25 artırmış olsun.

Bu durumda bu ailelerin yıllara göre harcamaları:

2023 yılında 250 bin dolara

2024 yılında 312,5 bin dolara

2025 yılında 390,6 bin dolara

2026 yılında 488,3 bin dolara ve

2030 yılında da bir milyon 192 bin dolara yükselir.

Sanırım hiç kimse 2022 yılında ortalama olarak 200.000 dolar harcayan zengin ailelerin 2030 yılında, ‘ortalama’ olarak bir milyon 192 bin dolar harcayacağını iddia etmiyordur.

Düşünce deneyini TÜİK’in “harcama sepetindeki ürünler” mesela TÜİK’in enflasyon sepetindeki “gıda, konut ve ulaştırma” bağlamında ele aldığımızda, zenginlerin harcamaları ile enflasyon arasındaki ilişki biraz daha muğlaklaşıyor.

Soru: Peki zenginler, hiç mi enflasyonu artıracak ölçüde harcamalarını arttırmıyorlar?

Artırdıkları dönemler var.

Bilhassa fiyatlara zam beklendiği, talebin erkene alındığı, ucuz ve bol kredi imkanlarının arttığı veya bankaların negatif reel faiz verdikleri ve aldıkları dönemlerde, zenginlerin harcamaları da enflasyonun artmasına yol açabilir.

Bugün bu olguların neredeyse hiçbiri geçerli değil.

Yine de Türkiye’de, gelir dağılımının bozuk olması bazı dönemlerde, para politikası aktarım mekanizmasını zayıflatıyor olabilir.

Keza yüksek reel faiz gelirleriyle, altın ve gümüşteki değer artışlarlarının servet etkisi oluşturduğu dönemlerde de beklenmedik şekilde harcamalar tetiklenebilir.

Bu ve benzeri olgular, sonuçta para politikalarının aktarım mekanizmalarının etkisini azaltabilir.

Herkesin hoşuna gidebilecek “zenginler çok harcıyor; bu yüzden enflasyon düşmüyor” iddiası güçlü bir açıklama değil adeta bir günah keçisi icat edip bir kaçış alanı oluşturmaktır.

Enflasyonun niçin düşmediğinin sebepleri konusundaki görüşlerimi defalarca açıkladığım için tamamını tekrar etmeyeceğim.

Evet, bütçe açığının düşük olması gerektiği doğrudur fakat yeterli değildir.

Faiz dışı fazla çok değerli bir ‘performans kriteri’dir fakat bu da yeterli değildir.

Hükümet harcamalarının azaltılması” şimdiye kadar saydığım bütün tedbirler kadar önemlidir hatta benim görüşüme göre alınması gereken en önemli tedbirdir.

Bir ekonomi yönetimi, 2025 yılında 100 birime aldığı malların aynısını 2026 yılında 129,5 TL’ye alacağım diyorsa ve bu varsayıma uygun bir bütçe hazırlıyorsa, enflasyonun yüksek oranlarda düşmesini beklemek gerçekçi değil.

Çünkü bu tercih, hükümeti gelir arayışlarına sürükler ve sonunda; yönetilen ve yönlendirilen kamusal malların fiyatlarının artırılması ile sonuçlanır.

Ekonomi yönetimi, beklentileri yöneterek enflasyonu düşürebilir fakat görüyoruz ki hükümet politikalarının ruhu yanlış beklentiler inşa ediyor.

Yönetilen ve yönlendirilen ürün fiyatlarına endeksleme mantığıyla zam yapıldığı sürece enflasyonla ilgili beklentiler düzelmez.

,

Yönetilen ve yönlendirilen kamusal ürünlere hedeflenen enflasyon oranından daha düşük oranda zam yapılması, enflasyonla mücadelede doğru bir başlangıç noktasıdır.






YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.