Türkiye'de, şiddet sarmalının odaklarından biri haline gelen sağlık çalışanları, her geçen gün tedavilerini üstlendikleri hastalar ile hasta yakınları tarafından sözel ve fiziksel şiddete daha fazla maruz kalıyor. Bunun yanı sıra hukuki güvencelerinin de bulunmadığını söyleyen hekimler, seslerini duyurmak adına bir araya geldi.
SES, İstanbul Tabip Odası ve TABİP-SEN'in İstanbul’daki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında, görev başındaki hekimlerin hukuki güvenceden yoksun bırakılmasının sağlık hizmetlerini de tehdit eden bir noktaya vardığı savunulurken, üç yıl önce hasta refakatçisi olan bir hâkimin şikayeti üzerine görevi başındayken polis zoruyla emniyete götürüldüğü belirtilen beyin cerrahının dosyası da yeniden gündeme geldi.
GÖREVİNDEN ALIKONULARAK KARAKOLA GÖTÜRÜLDÜ
Olay, yaklaşık üç yıl önce İstanbul’daki bir eğitim ve araştırma hastanesinde yaşandı. Beyin cerrahı S. D., poliklinikte hasta muayene ettiği sırada, daha önce ameliyatını gerçekleştirdiği hastanın refakatçisi olan ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde görev yapan bir hâkimin şikayeti üzerine polis tarafından görev yerinden alındı. İfadesinin alınması gerekçesiyle kolluk güçleri tarafından karakola götürülen doktor, poliklinikteki görevine ara vermek zorunda kaldı.
Yaklaşık iki buçuk saat karakolda tutulan doktorun yokluğu nedeniyle poliklinik kapandı ve hastalar muayene edilemedi. Doktorun avukatı Aydan Yıldırım Akhan, sürecin hastane idaresinin bilgisi dışında gerçekleştiğini belirtti. Avukatın aktardığına göre kolluk tarafından hazırlanan belgelerde ise doktor S.D., hakkında herhangi bir yargısal karar bulunmamasına rağmen “fail” olarak tanımlandı.
MANEVİ TAZMİNAT DAVASI REDDEDİLDİ
Olayın ardından taraflar arasında aynı mahkemede iki ayrı tazminat davası görüldü. Karşı tarafın açtığı dava kabul edilirken, doktorun meslektaşlarının ve hastalarının önünde küçük düşürüldüğü ve mesleki itibarının zedelendiği gerekçesiyle açtığı manevi tazminat davası ise reddedildi.
Dosyadaki yargılama sürecine ilişkin bir başka dikkat çekici noktanın ise karşı tarafın tanığıyla ilgili olduğunu belirten avukat, tanığın duruşmaya katılamayacağı gerekçesiyle yazılı soru yöntemiyle dinlenmesine karar verildiğini aktardı. Ancak aynı kişinin aynı dönemde mahkeme kalemine bizzat dilekçe teslim ettiğinin taraflarınca tespit edildiğini söyledi.
"BU DOSYA MASUMİYET KARİNESİNİN BELGELİ BİR İHLALİ"
Olaya ilişkin KARAR’a konuşan avukat Aydan Yıldırım Akhan, görev başındaki hekimin ifade işlemi için hastaneden polis eşliğinde götürülmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu ve şikayetçinin hâkim olmasının sürecin işleyişine ilişkin soru işaretleri doğurduğunu savundu. “O gün devletin resmi kayıtlarına "fail yakalandı" diye geçen kişi, poliklinikte hastalarını muayene eden bir hekimdi.” İfadelerini kullanan Akhan, bu ibarenin Anayasa tarafından güvence altına alınan masumiyet karinesinin belgeli bir ihlali olduğunu söyledi.
Doktorun görev yerinden alınma biçiminin de hukuken tartışılması gerektiğini belirten avukat, suçüstü hali veya kaçma şüphesi bulunmayan kişilerin ifade için işyerinden alınarak götürülmesi yerine öncelikle yazılı çağrı yapılması gerektiğini savundu. Sürecin hastane idaresinin bilgisi dışında gerçekleşmesinin de dikkat çekici olduğunu belirten avukat, “Kurumun iç güvenceleri devreye giremeden bir hekim görev ortamından çıkarılabilmişse, karşımızdaki sorunun bireysel değil yapısal olduğu açıktır” ifadelerini kullandı.
“GÖREV BAŞINDAKİ HEKİMLERİN HUKUKİ GÜVENCELERİ GÜÇLENDİRİLMELİ”
İstinaf sürecinin devam ettiğini belirten Akhan, yaşananların bireysel bir mağduriyetin ötesinde, görev başındaki hekimlerin hukuki güvencesine ilişkin yapısal bir soruna işaret ettiğini savundu.
“Bugün burada dile getirilen kaygılar, bu davanın çok ötesine geçmektedir. Sağlık çalışanları, yalnızca fiziksel şiddete değil; hukuki belirsizliğe, mesleki güvencesizliğe ve sistematik bir yıpratmaya da maruz kalmaktadır. Görev başındaki bir hekimin hukuki süreçlerle muhatap edilme biçimi, tüm sağlık camiasında derin bir kaygı oluşturmaktadır.”
