Ey Trump!

Rizeli bir vatandaşımızın zekice yaptığı hiciv, bu dönemin ruhunu yansıtan önemli bir simgeydi: “Ümmetin lideri Sanchez!”

Sadece bu dönemin mi? Müslümanların dört asırlık geri kalmışlığının, güçsüzlüğünün de simgesi olan bir hiciv.

Müslüman toplumların tamamında hamasetin, “fetihler çağı” özleminin aşırı derecede güçlü olmasının birçok sebeplerinden biri, bu duyguların psikolojik “telafi mekanizması” gibi işlemesi olsa gerek.

Yaşanmakta olan ızdıraplar karşısında, artık, geleceğe bilim, teknoloji, hukuk devleti gibi toplumları güçlendiren temel faktörler açısından bakmak gerektiğini hatırlatmak isterim.

EKONOMİ FAKTÖRÜ

Şubat 2015’te, Chapel Hill’de üç Müslüman öğrenci, Stephen Hicks adlı İslamofobik biri tarafından öldürülmüş, Obama ve ekibi bir açıklama yapmamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey Obama” diye sesleniyor, şöyle konuşuyordu:

'Açıklama yapmamaları manidar... Neredesin Başkan diyorum. Dışişleri Bakanına, Biden'a sesleniyorum 'Neredesiniz' diyorum. Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız…” (13 Şubat 2015)

Katil Hicks üç defa müebbed hapse mahkûm edilecek ama siyasi bir değerlendirme yapılmayacaktı.

Gazze’de 14 bini çocuk olmak üzere İsrail faşizmi tarafından katledilen Müslüman sayısı 75 bini buldu… Erdoğan elbette Netanyahu faşizmini kararlılıkla eleştiriyor fakat bir defa olsun “Ey Trump” demedi. Arap ülkeleriyle birlikte yayınlanan “12’ler Bildirisi”nde de İran’ı suçladılar, ABD’ye “savaş dursun” bile diyemediler.

Erdoğan Trump’tan korkuyor” şeklinde yapılan basit siyasi polemiğin ötesinde, sorunu bütün önemiyle görmek gerekir.

EY! DEDİĞİMİZ ZAMANLAR

Ecevit hükümeti zamanında 1999 Helsinki Zirvesi, 2001 Kemal Derviş reformları, Erdoğan hükümeti zamanında 2004 Brüksel Zirvesi, ekonominin başında Ali Babacan’ın bulunması, ülkeye yabancı yatırım akışı…

Moody’s de Şubat 2013 raporunda, “reformların Türk ekonomisindeki kırılganlığı azalttığını” anlatıyor, Türkiye’nin puanını “Yatırım Yapılabilir Ülke” seviyesine çıkarıyordu.

Fitch ve S&P de 2012-2013 raporlarında Türkiye’nin puanını en yüksek seviyelere çıkarıyordı.

Erdoğan uzun süre bu yüksek özgüvenle politikalar izledi. 2013’ten itibaren İhvan’ı destekleyerek Mısır’la siyasi kavgasının arkasında bu özgüven vardı. AB’ye yönelteceği suçlamalar ve bütün “Ey…” konuşmaları da bu özgüvenin eseriydi.

Eylül 2017’de imzası atılan S-400 macerası da Batı’ya bir meydan okuma tavrıydı. Araplara “topunuz bir Türkiye etmezsiniz” derken de aynı özgüvenle konuşmuştu. (13 Eki 2019)

CB sisteminde tek karar verici haline gelmesi onun özgüvenini daha da artırdı. Bütün uluslararası raporlarda belirtildiği gibi “kurumların güçlülüğü” hayli aşındı. “Faiz sebeptir” gibi heterodoks politikalar ve “kurumların zayıflaması” ekonomiyi çok olumsuz etkiledi. Derecelendirmelerde “yatırım yapılabilir ülke” seviyesinden en alt sıralara indik. Son sekiz yılda geldiğimiz durum ortada.

Bugün, Erdoğan veya yerinde kim olsa, Araplara karşı, Avrupa’ya karşı ve hele de ABD’ye karşı o üslupla konuşamaz, Sanchez gibi tavır alamaz. Erdoğan öyle bir konuşma fırsatını kaçırır mıydı? Göze alamadı.

TARİHİN DERSİ

Erdoğan, “fetihler medeniyeti” gibi konuşmalar ve hele de “Ey…” yahut “Osmanlı tokadı” gibi hamasi söylemler yerine bugün “teenni ve itidal” kavramlarını vurguluyor. Araplarla birlikte hareket ediyor, Trump’a toz kondurmuyor…

Çünkü ekonominin hali ortada… Türkiye 2010’lardaki ekonomik performansı 2020’lerde kaybetti. O yüzden “2023 Hedefleri” yarısı civarında kaldı.

Dahası, bugünkü sorunlar da 2010’lardaki gibi değildir. 21. Yüzyılın en büyük savaşı ve enerji koridorları sebebiyle en büyük ekonomik tehlikesi yaşanıyor.

Erdoğan’ın eleştirilmesi gereken tarafı, CB sistemidir, heterodoks politikalarıdır, iç politika için hamaset ve popülizm yapmış olmasıdır. Bugünkü “teenni ve itidal” siyaseti değildir.
Bugün Türkiye’nin sağlıklı büyüme yoluna girmesi için tek kişilik hükümetten kuvvetler ayrılığına geçmesi şattır. “Bizden” değil liyakatçe güçlü kamu kurumlarına, bağımsız yargıya, evrensel hukuk değerlerine geçmesi şarttır.

Tarihin dört asırlık dersi yine karşımızda: Müslümanların bilim ve teknoloji üretebilecek bir zihniyete, sağlam kurumlar tesis edebilecek bir hukuk sistemine geçmeleri olmazsa olmazdır.

YORUMLAR (23)
23 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.